Başvuru, temyiz talebinin süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, temyiz talebinin süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 19/3/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Kooperatif ile Y.E. ve diğer arsa sahipleri arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Y.E., inşaatın sözleşmede belirtilen tarihte bitirilmediği ve sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmediği gerekçesiyle başvurucu Kooperatif aleyhine Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) E.2004/518 numarası üzerinden 27/5/2004 tarihinde dava açmıştır. Söz konusu davada başvurucu Kooperatifi, vekil olarak avukat G.T. temsil etmeye başlamıştır. Mahkeme 19/6/2008 tarihli kararıyla E.2004/518 numaralı davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Başvurucu Kooperatif E.2004/518 numaralı dosya kapsamında avukat G.T.yi 10/9/2008 tarihli azilname ile vekâletten azletmiştir. Avukat G.T., Mahkemeye hitaben yazdığı 12/9/2008 tarihli dilekçe ile E.2004/518 sayılı dosya kapsamında başvurucu Kooperatif tarafından azledilmesi sebebiyle anılan dosyadan istifa ettiğini bildirmiştir. Başvurucu Kooperatifin temyiz başvurusu üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi tarafından verilen 29/12/2009 tarihli bozma kararı başvurucu Kooperatifin vekili olarak avukat İ.B.Ö.ye tebliğ edilmiştir. Bozma kararı üzerine yargılamaya E.2010/445 numarası üzerinden devam edilmiştir. Y.E. Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesinde E.2013/74 sayılı dosyasıyla 27/5/2004 tarihinden dava tarihine kadar olan kira tazminatının talebiyle başvurucu Kooperatif aleyhine dava açmıştır. Anılan dosyada başvurucu Kooperatif, avukat İ.B.Ö. tarafından temsil edilmiştir. 25/4/2013 tarihli karar ile dava dosyasının E.2010/445 sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Y.E. Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2012/133 sayılı dosyası ile son dava tarihinden bu dava tarihine kadar kira tazminatı ve meskenlerin kullanılabilir hâle getirilmesi için yapılması gereken eksik ve kusurlu işler, tamir ve bakım giderinin tahsili talebiyle başvurucu Kooperatif aleyhine dava açmıştır. Anılan dosyada 27/3/2013 tarihli karar ile davanın E.2010/445 sayılı dosya ile birleştirilmesine ilişkin gerekçeli kararda ve dosya kapsamında başvurucu Kooperatifin herhangi bir avukatla temsil edilmediği görülmüştür. Başvurucu Kooperatif ise taşınmazdaki kendisine ait meskenlerin bir oran dâhilinde tespiti ve kendisi adına pay olarak tesciline karar verilmesi talebiyle Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesinde E.2005/307 numarası ile Y.E. ve diğer arsa sahiplerine karşı dava açmıştır. 15/5/2013 tarihli karar ile davanın E.2010/445 sayılı dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Gerekçeli kararda başvurucu vekili olarak avukat G.T. gösterilmiştir. İlgili tebligatların avukat G.T.ye çıkarıldığı tespit edilmiştir. Mahkeme asıl dava dosyası olan E.2010/445 sayılı dosya üzerinden yaptığı yargılama sonunda 9/12/2014 tarihli kararıyla E.2013/74, E.2012/133 ve E.2010/445 sayılı davaların kısmen kabulüne, birleşen E.2005/307 sayılı dava yönünden ise henüz tekemmül etmemiş olması nedeniyle daha sağlıklı karar verilebilmesi için E.2010/445 sayılı dosyadan ayrılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararda yargılamaya konu tüm dava dosyalarında başvurucu Kooperatifin vekilleri olarak avukat G.T. ile avukat İ.B.Ö. gösterilmiştir. Tebligat evrakından edinilen bilgiye göre gerekçeli kararın avukat G.T.ye 28/1/2015 tarihinde, avukatİ.B.Ö.ye ise 9/2/2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Başvurucu Kooperatif vekili avukat İ.B.Ö. mahkeme kararına karşı 20/2/2015 tarihinde Yargıtay Hukuk Dairesine (Daire) temyiz başvurusunda bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde, mahkeme kararının 10/2/2015 tarihinde tebliğ edildiğini belirtmiş; temyize konu dava dosyalarının E.2010/445, E.2012/133 ve E.2013/74 sayılı dosyalar olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme kararı Y.E. tarafından da temyiz edilmiştir. Dilekçede, temyize konu kararların E.2010/445, E.2012/133 ve E.2013/74 sayılı dosyalar olduğu belirtilmiştir. Daire 23/2/2017 tarihli kararıyla davacı Y.E.nin temyiz itirazlarının bir kısmının kabulüyle mahkeme kararının bozulmasına, başvurucu Kooperatifin temyiz başvurusunun ise süresinde olmadığı gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinin başvurucu Kooperatifin temyiz başvurusu ile ilgili kısmı şöyledir:"Asıl ve birleşen 2012/133 E., 2013/74 E. sayılı dosyalarda davalı-birleşen 2005/307 E. sayılı dosyada davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; Mahkeme kararı temyiz eden kooperatif vekiline 2015 günü tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi yasal 15 günlük süreden sonra, 2015 tarihinde verilmiştir." E.2005/307 sayılı dosyada başvurucu Kooperatif vekili avukat G.T. tarafından 12/12/2017 tarihli dilekçe ile Mahkemeden gerekçeli karardaki maddi hatanın düzeltilmesi ve tefrik edilen dosyanın kesinleştirilerek mahkemesine gönderilmesi talep edilmiştir. Söz konusu dilekçede, avukat G.T.nin sadece E.2005/307 sayılı dosyada başvurucu Kooperatifin avukatı olduğu ve E.2005/307 sayılı dosya hakkında verilen tefrik kararı hakkında temyiz taleplerinin bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu vekili İ.B.Ö. karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Dilekçede; gerekçeli kararı 10/2/2015 tarihinde tebliğ aldığını, 20/2/2015 tarihinde temyiz dilekçesi sunduğunu, bu nedenle temyiz talebinin süresinde yapıldığını ifade etmiştir. Başvurucu vekili davalar birleşmeden önce diğer dosyada Kooperatifin vekilliğini yapan avukatla hiçbir şekilde bağı ve ilgisinin olmadığını, söz konusu avukatın bürosunun Kuşadası'nda, kendi bürosunun ise İzmir'de olduğunu vurgulamıştır. Daire 20/11/2017 tarihli kararıyla başvurucunun karar düzeltme talebinin reddine karar vermiştir. Karar düzeltme kararı başvurucuya 19/2/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 19/3/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Dairenin bozma kararı sonrası yargılamaya Mahkemenin E.2017/653 sayılı dosyası üzerinden davam edilmiştir. A. İlgili Mevzuat 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.... (3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır." 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir:“Temyiz süresi on beş gündür. Temyiz süreleri, ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar.”..." 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır...." 6100 sayılı Kanun'un "Birden fazla vekil görevlendirilmesi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Dava için birden fazla vekil görevlendirilmiş ise vekillerden her biri, vekâletten kaynaklanan yetkileri, diğerinden bağımsız olarak kullanabilir..." 6100 sayılı Kanun'un "Vekâletnamenin ibrazı" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorundadır...." 6100 sayılı Kanun'un "Vekâletnamesiz dava açılması ve işlem yapılması" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Vekâletnamesinin aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukat, dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamaz...." 6100 sayılı Kanun'un "Davaların birleştirilmesi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir...." 6100 sayılı Kanun'un "Davaların ayrılması" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder."B. Yargıtay İçtihadı Yargıtay Hukuk Dairesinin 23/9/2019 tarihli ve E.2016/9394, K.2019/16511 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Vekilin umumî vekâletname ile yetkilendirilmiş olması, müvekkilin talimatı olmadan tüm davaları takip etme yetki ve zorunluluğunu ona yüklemez. Örneğin, hakkında icra takibi yapılan borçlu, vekili aracılığıyla takibe itiraz etmiş olsa dahi, alacaklının açtığı “itirazın iptali davası” bakımından, borçlunun takibe itiraz aşamasında tayin ettiği vekilin, bu davada da yetkili bulunup bulunmadığı davanın açılması sırasında belirli olmadığından, dava dilekçesinin vekil yerine asile tebliği gerekir. Aksi takdirde usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmış olmaz. Bu itibarla bir davada vekilin temsil yetkisinin olup olmadığı mahkemece kendiliğinden araştırılmalıdır (Yargıtay Hukuk Dairesinin 2004 tarih ve 2004/2041-5550 sayılı kararı)...." Yargıtay Hukuk Dairesinin 28/6/2018 tarihli ve E.2017/4624, K.2018/5735 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Somut olayda, Mahkemenin 2011/594 Esas sayılı asıl davasının davalısı olan [Y. A.]'yı bu davada temsil eden avukatların Av. [H.A.B.] ile Av. [E.A.] oldukları, mahkemenin gerekçeli kararının bu vekiller adına tebliğe çıkartılarak tebliğ edildiği, bu dava ile birleştirilmesine karar verilen Ankara İş Mahkemesinin 2012/1164 Esas sayılı davasında ise asıl davanın davalısı [Y. A.]'nın davacı konumunda bulunduğu ve birleşen davada [Y.A.]'nın Av.[A. E.]'nin temsil ettiği, bu nedenle birleşen davada [Y. A]'nın vekili olan Av. [A. E.] adına da gerekçeli kararın tebliğ edilmesi gerektiği ve [Y.A.] vekili Av. [A. E.]'nin durumu öğrenmesinden sonra süresinde kararı temyiz ettiği anlaşıldığından mahkemenin adı geçen vekilin temyiz talebinin reddine ilişkin EK KARARIN KALDIRILMASINA, ..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 16/6/2017 tarihli ve E.2015/299, K.2017/3580sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Hukuk Muhakemeleri Kanununun maddesi hükmü gereğince, davaların aralarında bağlantı bulunması, biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek durumda olması halinde davaların birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Öte yandan, birleştirilen davaların ayrı dava olma özelliğini koruduğu, her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm oluşturmak gerektiği de açıktır...." Yargıtay Hukuk Dairesinin 13/5/2014 tarihli ve E.2013/6953, K.2014/3300 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Kabule göre de; ayrı ayrı açılıp birleştirilen davalar, ayrı dava olma özelliğini koruduğundan, her bir dava için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, tek bir dava varmış gibi hükme varılması da usul ve yasaya aykırıdır...."