1. Ceza Dairesi 2009/234 E. , 2010/415 K. ...'ı kasten öldürmekten sanık ... , işbu suça yardımdan sanıklar ... ile ...'in yapılan yargılanmaları sonunda: Hükümlülüklerine ilişkin (KOCAELİ) İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.04.2008 gün ve 76/142 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafii ile müdahil vekili taraflarından istenilmiş, sanıklar müdafii duruşma da talep etmiş ve hüküm kısmen resen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığın…
**1. Ceza Dairesi 2009/234 E. , 2010/415 K.** **"İçtihat Metni"** ...'ı kasten öldürmekten sanık ... , işbu suça yardımdan sanıklar ... ile ...'in yapılan yargılanmaları sonunda: Hükümlülüklerine ilişkin (KOCAELİ) İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.04.2008 gün ve 76/142 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafii ile müdahil vekili taraflarından istenilmiş, sanıklar müdafii duruşma da talep etmiş ve hüküm kısmen resen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: sanık ... hakkında duruşmalı, diğer sanıkların temyizleri hakkında kararda açıklanan nedenle duruşmasız ve müdahilin temyizi veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi. TÜRK MİLLETİ ADINA 1- Sanıklar ... ve ... hakkında hükmolunan cezaların miktarlarına göre, müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMUK.nun 318 maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. 2-a) İddianamenin kabulü kararı okunmadan duruşmanın başladığı açıklanmış ise de; CMK.nun 191/3-b maddesi uyarınca iddianame ve eklerinin okunduğu ve bunun iddianamenin kabulü kararının okunmasını da kapsadığının kabulü gerektiği ve bu husus sonuca etkili görülmediğinden, b) Oluşa, dosya içeriğine ve gösterilen gerekçeye göre; maktulün olaydan yaklaşık iki hafta önce sanık ...'ın kardeşi ...'u bıçakla basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralaması eyleminin, ...'un amcasının oğlu sanık ... ve teyzesinin oğlu sanık ... yönünden tahrik nedeni kabul edilerek adı geçen sanıklar hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanmasında isabetsizlik görülmediğinden; Tebliğnamedeki bu hususlara yönelen bozma düşüncesi benimsenmemiştir. 3- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde takdire ve tahrike ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ve duruşmalı incelemede eksik incelemeye, sanıklar ... ve ... yönünden sübuta, sanıklar yönünden meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılmasına dair hükümlerin uygulanması gerektiğine, suç vasfına, tahrikin düzeyine, teşdiden ceza tayininin yersizliğine, lehe yasa hükümlerin uygulanmadığına vesaireye; katılan vekilinin suç vasfına, haksız tahrik hükmünün uygulanmasının yersizliğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; Ancak; Oluşa, dosya içeriğine ve buna uygun tanık...'in özde değişmeyen anlatımlarına göre; olay tarihinden yaklaşık iki hafta önce sanık ...'ın kardeşi ...'u bıçakla basit tıbbi müdahale ile giderilecek nitelikte yaralayan ve bu nedenle sanık ...'la aralarında husumet bulunan 18.06.1989 doğumlu olup suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış olan maktulü olay günü gören sanıklar ..., ... ve ...'in, maktulün yanına giderek ve ona sataşarak 3 metre yükseklikten merdivenden aşağıya attıkları ve arkasından aşağıya inerek sanık ...'ın elindeki bıçakla, sanık ...'in ise elindeki plastik boru ile saldırdıkları, düşmenin etkisi ile yerden kalkıp can havli ile cebinden çıkardığı bıçağı rastgele sallayarak kendisini savunmaya çalışan maktule sanık ...'ın bıçakla, diğer sanık ...'in ise plastik boruyla vurduğu, çevredeki üçüncü kişilerin müdahalesi sonucu sanıkların birlikte oradan uzaklaştıkları, maktulün çene, sol göğüs, sol kalça alt dış ve sol uyluk arka kısımlarından olmak üzere dört ayrı yerinden aldığı bıçak darbelerinden sol göğüs bölgesindeki yaranın göğse nafiz olup kalp delinmesine yol açtığı ve buna bağlı iç kanama sonucu ölümün meydana geldiği olayda; a) Sanıklar ... ve ...'in, diğer sanık ... ile birlikte irade birliği içerisinde ve fiil üzerinde ortak hakimiyet kurarak suça müşterek fail olarak katıldıkları anlaşıldığı halde, haklarında 5237 sayılı TCK.nun 37/1 maddesi yerine suça yardım eden olarak katıldıklarının kabulü ile aynı yasanın 39. Maddesinin tatbiki ile yazılı şekilde karar verilmesi; b) 18.06.1989 doğumlu olup, suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış olan maktulün öldürülmesi eyleminin 5237 sayılı Yasanın 82/1-e maddesi kapsamında çocuğu öldürme suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK.nun 81/1 maddesi uyarınca kasten insan öldürme suçundan, sanıklar ... ve ... hakkında ise bu suça yardım eden olarak katılmaktan yazılı şekilde hüküm kurulması; Yasaya aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, kısmen resen de temyize tabi bulunan hükümlerin kısmen değişik gerekçe ile tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), sanıklar hakkında hükmolunan ceza miktarına ve tutuklulukta geçirdikleri süreye göre, sanıklar müdafiinin tahliye isteminin reddine, Üye ...'in, sanıklar ... ve ... yönünden haksız tahrik hükmünün uygulanmasının yersizliği yönündeki karşı oyu ve oy çokluğu, Üye ...'ın sanıklar ... ve ...'in 5237 sayılı TCK.nun 39. Maddesi kapsamında yardım eden olarak olaya katıldıkları ve mahkemenin uygulamasında isabetsizlik görülmediği yönündeki karşı oyu ve oyçokluğu, diğer konularda oybirliği ile 27.01.2010 gününde karar verildi. KARŞI OY: Haksız tahrik ceza sorumluluğunu azaltan kişisel ve yasal bir nedendir. 5237 sayılı TCK.nun "Ceza Sorumluluğunu Kaldıran ve ya Azaltan Nedenler" genel başlığı altında yapılan düzenlemede: "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir"(TCK. M. 29), denilmiştir. Bu yasal düzenlemenin içeriğinden, haksız tahrikin koşulları ana başlıklar altında şöyle sıralanabilir: Tahrik edici haksız bir davranışın bulunması, bu davranışın öfke ve üzüntü yaratması, tahrik edene karşı tepkide gösterilmesi, haksız davranış ile tepki arasında bir oran bulunması ve eylemle tahrik arasında nedensellik bağının varlığı gerekir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Maktulün olaydan yaklaşık iki hafta önce sanık ...'ın kardeşi ...'u bıçakla basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte kişiye karşı suç oluşturan yaralama eylemi, ...'un kardeşi sanık ... yönünden tahrik nedeni ise de, uzak akrabalarından olan amcasının oğlu sanık ... ve teyzesinin oğlu sanık ... yönünden tahrik nedeni olarak kabul edilemeyeceği ve dolayısıyla sanıklar ... ve ... hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirmeyeceği kanısında olduğumdan, bu yönden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. KARŞI OY: Sanıkların savunmalarına, tanıkların anlatımlarına, olayın oluş şekline, dosya kapsamına ve gösterilen gerekçeye göre; olay günü tesadüfen karşılaşan sanıklarla maktul arasında çıkan tartışma sırasında sanık ...'ın bıçakla, sanık ...'in ise plastik boru ile maktule vurmaları ile gelişen olayda, sanık ...'ın bıçakla öldürücü darbeyi vurması sonucu maktulün hayatını kaybettiği, sanık ...'in plastik boru ile vurarak diğer sanık ...'in ise olay yerinde bulunarak ve diğer sanıkların eylemlerine engel olmayarak sanık ...'ın öldürme eylemine 5237 sayılı TCK.nun 39. Maddesi kapsamında yardım eden olarak katıldıkları anlaşıldığından, adı geçen sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK.nun 39. Maddesinin tatbiki ile hüküm kuran mahkemenin uygulamasında isabetsizlik görmediğinden, bu iki sanık hakkında 37. Maddenin uygulanması gerektiği yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 27.01.2010 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Bülent Savtok'un huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafii Avukatlar ... ile....’ın yokluklarında 28.01.2010 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.