T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1243 KARAR NO : 2025/1621 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/07/2025 NUMARASI : 2025/600 Esas DAVANIN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 19/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/11/2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/07/2025 tarih 2025/600 Esas sayılı ara kararın Dairemizce ince…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1243 KARAR NO : 2025/1621 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/07/2025 NUMARASI : 2025/600 Esas DAVANIN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 19/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/11/2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/07/2025 tarih 2025/600 Esas sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir talep eden davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP : İhtiyati tedbir isteyen vekili, müvekkilinin davacı ile birlikte % 50 oranında ortak olduklarını, davacı karşı davalının eşi ... ile birlikte müvekkilinden habersiz işlem yapması, müvekkilin bilgisi ve onayı olmaksızın beyannameler tescil edilmesi, farklı firmalara yanlış mevzuat bilgisi sunması, müvekkilin bilgisi dışında staj başvurusu için resmi belgede imzasını kullanarak usulsüz işlemler gerçekleştirilmesi, baldızı olan ve şirketin SMM'si olarak görev yapan dava dışı ... isimli kişiye şirket karar defteri verilerek, bu defter üzerinde müvekkilin bilgisi ve izni olmaksızın imzasının taklit edilmesi, 2023 yılı içerisinde müşterileri yönlendirerek şirketin portföyüne zarar vermesi, müvekkil hakkında yanıltıcı ve itibarı zedeleyici açıklamalarda bulunması, davacı ve eşinin, şirket müşterisi olan bir takım firmaları bu baskı ile kendi anlaşmış oldukları ... isimli firmaya müşterileri yönlendirmesi şeklindeki eylemleri nedeniyle davacı-karşı davalının, ....şti.'ni temsil yetkisinin dava süresince tedbiren kaldırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davacı ... ..., eşi ... ve baldızı ... hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/110177 ve 2025/110262 Soruşturma sayılı dosyalarında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma fiillerinden dolayı suç duyurusunda bulunduğunu belirtmiş ise de, mevcut durumda bu soruşturmaların devam ettiği, daval dilekçesine ekli olarak bu soruşturmalara ait belge ve bilgi sunmadığı, dolayısıyla davalının bu iddialarının belirlenemediği gerekçesiyle davacının iddiasını ispatlayacak delil sunulmadığından ve davacının temsil yetkisinin kaldırılmasını gerektirecek yaklaşık ispat kuralları sağlanmadığından talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı İhtiyati tedbir isteyen davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbir isteyen davalı ... vekili, davacının dava konusu fiillerine ilişkin olarak suç duyurusunda bulunulduğu belirtilerek söz konusu dosyaların incelenmek üzere celbi talep edilmesine karşın, mahkemece, ilgili soruşturma dosyaları celp edilmeksizin tedbir talebinin değerlendirildiğini, HMK'nun 390/3. maddesi uyarınca yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştiğini, mahkemece cevap dilekçesi ekinde sadece banka dökümlerinin bulunduğu ve başkaca iddiaları somutlaştırıcak başka bir delilin bulunmadığı belirtilmiş ise de, cevap ve karşı dava dilekçesinin ekinde, tarafların ortak olduğu ... şirketine ait müşterilerin, sonrasında haricen davalı ve dava dışı eşine vekaletname verdiğini gösterir vekaletname örneklerinin sunulduğunu, bu durumun, davacı ve eşinin şirket müşterisi olan birtakım firmaları baskı ile anlaşmış oldukları ... isimli firmaya müşterileri yönlendirdiklerinin kanıtı olduğunu, izah edildiği üzere ihtiyati tedbir talebine ilişkin olarak yaklaşık ispat şartı sağlanmış olmasına karşın, deliller yeterince incelenip değerlendirilmeden ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. GEREKÇE: Talep, davacı-karşı davalının, dava dışı ....şti.'ni temsil yetkisinin dava süresince tedbiren kaldırılması talebinin reddinin istinafı istemine ilişkindir. Dava, şirket ortağı olan tarafların, TTK madde 630/2 gereğince haklı sebeple temsil yetkisinin kaldırılması istemine ilişkin olup, davalı-karşı davacı, davacının dava konusu olan .... Şti'ndeki temsil yetkisinin dava süresince tedbiren kaldırılmasını talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalının iddiasını ispatlayamadığı, yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Dairemizce HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle ve kamu düzenine ilişkin nedenlerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsüdür. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için yaklaşık ispatın varlığı şarttır. Esas olan şirketlerin yetkili organları aracılığı ile yönetilmesi olup hakimin şirket yönetimine müdahalesi haklı bir nedene dayalı ve istisnai bir yetkidir. Gerek esas dava gerekse geçici hukuki koruma tedbirlerinden olan ihtiyati tedbir yolu ile ancak haklı sebeplerin varlığı ve uyşmazlığın konusunu oluşturması halinde şirket yöneticilerin yönetim hakkı ve temsil yetkileri sınırlandırılabilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. Somut olayda, TTK'nun 235 ve 630/2. maddesi gereğince yöneticinin, özen ve bağlılık yükümlülüğü ile kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybettiği hususunun yaklaşık olarak ispat edilmesi gerektiği, yargılamanın ilerleyen aşamalarında durum ve koşulların değişmesi veya yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmesi halinde, mahkemece her zaman belirtilen hususlarda ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, dolayısıyla mahkemece tedbir talebinin bu aşamada reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu durumda istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.013,90 TL'den peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 398,50 TL'nin ihtiyati tedbir isteyen davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir isteyenin yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 19/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.