4. Hukuk Dairesi 2023/2164 E. , 2025/5146 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/196 E., 2022/311 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; m…
**4. Hukuk Dairesi 2023/2164 E. , 2025/5146 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/196 E., 2022/311 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yaptığını, CHP Genel Başkanı olan davalı tarafından 13.12.2010 tarihinde TBMM Genel Kurulunda 2011 yılı bütçe görüşmeleri esnasında ve devamında 14.12.2010 tarihli basın açıklamasında yapılan açıklamalar ile müvekkili hakkında suç isnat edildiğini, müvekkili hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/24740 Esas sayılı dosyasında 12.03.2008 tarihinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiğini, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili talep edilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/24740 Esas sayılı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmekle beraber müvekkilinin genel başkanı olduğu partinin Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı ihbar neticesinde başlatılan ceza soruşturmasının devam ettiğini, konuşmaların tamamının görünür gerçeğe uygun olup özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığını, konuşmada davacının adının geçmediğini, kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.09.2012 tarihli ve 2010/1329 Esas 2012/472 sayılı kararı ile; davalı tarafından TBMM bütçe görüşmelerinde ve devamında ele alınan iddialarla ilgili davacı hakkında delil olmadığı gerekçesi ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın konuşma öncesinde kesinleştiği, buna rağmen bu hususun dile getirilmesinin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu, eleştiri sınırlarının aşıldığı, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın 13.10.2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 02.07.2013 tarihli ve 2012/18215 Esas, 2013/12709 Karar sayılı ilamıyla; dava konusu fiilin oluş tarihi ve gelişim şekli göz önüne alındığında, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğu, daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın davalı yararına bozulmasına; davacının temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile 12.000,00 TL manevi tazminatın 13.10.2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmiştir. C. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 10.11.2014 tarihli ve 2014/8862 Esas, 2014/14890 Karar sayılı ilamıyla; Daire bozma ilamına uyularak bu defa 12.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine yönelik karar verilmekle beraber; olay tarihi, olayın oluş şekli ve gelişimi göz önüne alındığında, hükmedilen manevi tazminat miktarı fazla olup daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2015 tarihli ve 2015/186 Esas, 2015/290 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. E. Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2018 tarih ve 2017/4-1472 Esas 2018/1715 Karar sayılı ilamıyla; eldeki davada davalı tarafından davacı hakkında kullanılan ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında kalmadığı, kamunun bilgilendirilmesi sınırlarını aştığı ve davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eden bir nitelik taşıdığı hususunda yerel mahkeme ile Özel Daire arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı; öte yandan davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarına bakıldığında olay tarihi, taraflar arasındaki olayların gelişim şekli, konuşmanın bütünü içerisinde kullanılan ifadeler, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile taraflar arasında görülen ve davalının 27.12.2010 tarihli Star TV Arena Programında söylediği aynı sözler nedeniyle mahkemenin 2011/31 E., 2012/475 K. sayılı kararı ile hükmedilen 12.000,00 TL manevi tazminatın Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından onandığı ve kararın bu şekli ile kesinleştiği dikkate alındığında, farklı miktarda bir manevi tazminata hükmedilmesi durumunda birbirine çok yakın tarihlerde gerçekleşen aynı eylemler nedeniyle hükmedilen tazminat miktarları arasında çelişkinin ortaya çıkacağı anlaşılmakla somut olayda hükmedilen 12.000,00 TL manevi tazminat miktarının fazla olmadığı gerekçesi ile direnme kararının onanmasına karar verilmiştir. F. Anayasa Mahkemesi kararı Anayasa Mahkemesinin 31.03.2022 tarihli ve 2019/4676 başvuru numaralı kararıyla; başvurucunun (davalının) konuşmalarında kullandığı bazı ifadelerin incitici ve rahatsız edici olduğu kabul edilse bile siyaset adamlarının kullandıkları bazı sözlerin açıkça polemik çıkarmaya, şiddetli tepkiler yaratmaya ve taraftarlarını konsolide etmeye yönelik siyaset üsluplarının bir parçası olarak kabul edilmesi gerektiği, başvurucunun ifadelerinin davacı açısından negatif bir anlam içermesi kamusal yararı yüksek bir meselenin ele alındığı olgusunu ortadan kaldırmayacağı (... (3), § 70), nihayetinde mahkemeler tarafından başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ve dolayısıyla demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğunu ikna edici bir şekilde, ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya konulamadığı, başvuru konusu tazminat kararı nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 26 ncı maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiştir. G.İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından sarf edilen söz ve ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında olduğu, davacının kişilik haklarına saldırı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tüm yasal yollar kapanıp hüküm kesinleştikten sonra verilen Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin kişilik haklarına ağır müdahale bulunduğunu, sert eleştiri sınırlarının aşıldığını, müvekkili hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiğini, masumiyeti ispatlanmasına rağmen davalı tarafından suç isnat edildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; CHP Genel Başkanı olan davalı tarafından 13.12.2010 tarihinde TBMM Genel Kurulunda 2011 yılı bütçe görüşmeleri esnasında ve devamında 14.12.2010 tarihli basın açıklamasında yapılan açıklamalar nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,27.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.