4. Hukuk Dairesi 2014/6148 E. , 2015/1107 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/12/2013 NUMARASI : 2012/778-2013/510 Davacı S.. Ç.. vekili Avukat Esat tarafından, davalılar D. Gazetecilik A.Ş. vd aleyhine 07/05/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/12/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde i…
**4. Hukuk Dairesi 2014/6148 E. , 2015/1107 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/12/2013 NUMARASI : 2012/778-2013/510 Davacı S.. Ç.. vekili Avukat Esat tarafından, davalılar D. Gazetecilik A.Ş. vd aleyhine 07/05/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/12/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, P. Gazetesi'nin 15/12/2011 tarihli nüshasıyla, davacının resmi ve ismi de verilmek suretiyle yapılan haber ve köşe yazısında, yapımcıların reyting ölçümlerinde usulsüzlük yaptıkları iddiasıyla, “reyting skandalı”, “reyting hilesi” gibi ibarelerle, davacının reyting hilesi yaptığı imajının verilmeye çalışıldığı ve bu suretle davacının kişilik haklarının ihlal edildiğini belirterek manevi tazminat talep etmiştir. Davalılar ise, haberin gerçek ve güncel olduğunu, haber yapılan hususun soruşturma konusu yapıldığını, iddianamede davacının da şüpheli olarak yer aldığını, haberde kamu yararı olduğunu, görünür gerçeğe uygun olduğunu, manevi tazminatın şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, haber verme hürriyetinin dışına çıkıldığı ve davacının kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasası'nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.