T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1608 Esas KARAR NO: 2026/261 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 07/05/2024 NUMARASI: 2023/172 Esas, 2024/130 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli) KARAR TARİHİ: 12/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gere…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1608 Esas KARAR NO: 2026/261 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 07/05/2024 NUMARASI: 2023/172 Esas, 2024/130 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli) KARAR TARİHİ: 12/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1971 yılında kurulan müvekkilinin ....üretim ve satış işi ile iştigal eden, her yıl büyüyerek ..... marka ürün yaratmış, Türkiye'nin en tanınmış gıda kuruluşlarından biri olduğunu, müvekkili şirket tarafından üretilen klasik... (...) .piyasanın en iyi ..... olarak bilindiğini ve bu ürünlerin büyük marketler ile lüks şarküterilerde satıldığını, müvekkili şirketin "..." markası adı altında çeşitli ... ve süt ürünleri üretip satışını gerçekleştirdiğini, "..." ana markası dışında "... ... ...", "... ... ...", "... ...", "... ...", "... ...", "... ...", "... ...", "... ...", "... ...", "... ...", "... ... ...", "... ... ...", "... ...", "... ...", "... ...", "... ...", "... ...", "... ... ... ..." gibi çeşitli isim ve şekiller altında toplam 98 tescilli markalı ürünü olduğunu, şirket unvanını markasal olarak da kullandığını, markalarının tanınmış marka statüsünde olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin ticari merkezinin bulunduğu ve Gıda Toptancılarının bulunduğu İstanbul, ... adresinde kurulduğunu, davalı şirketin esas itibariyle ... alım, satımı ve ticareti yapmakta olduğunu, davalı şirketin kötü niyetli kurulduğunu ve kötü niyetle ticaret unvanını tescil ettirdiğini, taraflar arasında geçmişte ... ürünleri ticareti yapıldığını, bu ticari ilişkinin 20..... yılının Eylül ayına kadar devam ettiğini, hemen sonrasında davalı şirketin kurulmasının tesadüf olmadığını, davalının müvekkilinin piyasadaki ticari itibarını bilerek, bundan kötü niyetle haksız olarak menfaat sağlamak amacıyla hareket ettiğini, davalı şirketin bu haksız eylemine son vermesi için noter kanalıyla müvekkili tarafından ihtarname gönderildiğini, ancak davalının bu konuda hiçbir harekette bulunmadığını, aksine tecavüz teşkil eden eylemlerini arttırdığını, davalı şirketin ticaret unvanındaki "kurumsal" ibaresinin ayırt edici olmadığını, doğrudan müvekkili şirket ile bağlantılı olduğu algısını uyandırdığını iddia ederek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, müvekkili şirket unvan ve markasına yapılan tecavüzün tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, kaldırılmasına, müvekkiline ait tescilli markaların kullanıldığı basılı ürünlerin toplatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kullandığı ... ... Şirketi adının bir ticari unvan olup marka olmadığını, davacı yanın ticari unvanlarının müvekkilinin unvanından tamamen farklı olup tek ortak yanın "..." kelimesi olduğunu, bu kelimenin herkes tarafından kullanıldığını, yaptıkları araştırmaya göre sadece İstanbul'da ticari unvanlarında "..." kelimesini kullanan .... adet firma olduğunun tespit edildiğini, bunların birçoğunun da gıda alanında faaliyet gösterdiğini, bir kelime dışındaki tüm unsurların farklı olmasına rağmen bunun marka hakkına tecavüz oluşturduğu iddiasının ancak bir kötü niyetin olduğunu gösterdiğini, davacının bu talebiyle "..." kelimesinin gerek ticari unvan gerekse herhangi bir ticari marka olarak kullanılmasını yasaklamak istediğini, davacının ... kelimesini tekeline almak istediğini, davacının markalarının arasında bile ayırt edici herhangi bir özelliği olmadığını, markanın üçüncü kişilere karşı korunmasını talep etmekte hukuki bir yararının bulunmadığını, müvekkilinin ... kelimesini sadece ticari unvanında kullandığını, müvekkilinin iş yerinde tabelası olmadığını ve ambalajlama da yapmadığını, dava konusu kelimenin sadece ticari unvanda geçtiğini ve başkaca herhangi bir yerde kullanılmadığını, sadece kesilen faturalarda geçtiğini, faturaların tüketici tarafından bilinmesi veya ticari faaliyette bulunduğu müşterileri tarafından fatura kesilmeden önce bilinmesinin mümkün olmadığını, müvekkili firmanın davacının iddia ettiği gibi sadece ... alım satımı ile değil tüm gıda malzemeleri alanında ticari faaliyette bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI: "...-Davanın KABULÜ ile, davalı kullanımlarının davacıya ait tescilli markaya tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda "..." ibaresini içeren davalı kullanımlarının önlenmesine, bu ibareyi içeren ve markasal nitelikte kullanım teşkil eden basılı ambalajların sökülmesine, aksi takdirde tümden imhasına," karar verilmiştir. İSTİNAF KARARI: Dairemizin 2021/1668 E., 2023/1117 K. Sayılı kararında; "...Somut olayda davacı netice-i talebinde ve dava dilekçesi içeriğinde hem markaya tecavüz hem de ticaret unvanına tecavüz iddiasında bulunarak tecavüzün tespiti, menini talep etmiş ise de; ilk derece mahkemesince sadece markaya tecavüz iddiası yönünden karar verildiği, unvana tecavüz talebi hakkında olumlu olumsuz karar verilmediği, dosyaya taraf şirketlerin ticaret sicil kayıtlarının da celp edilmediği anlaşılmakla hükmün öncelikle bu yönden re'sen kaldırılması gerekmektedir. Bununla birlikte taraflar arasında İstanbul 1.ATM'nin 2019/744 Esas sayılı dosyasının olduğu, mahkemenin son duruşmada "davalının ticaret unvanında yer alan ... ibaresini kullanmaktan menine, "..." unvanı belge fatura şeklindeki basılı evraklardan kaldırılmasına, haksız rekabetin tespitine, unvanda yer alan ... ibaresinin terkinine... " şeklinde karar verdiği, 03.07.2020 Tarihli tutanak suretinden anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece ilgili dosyanın iş bu dosya yönünden derdestlik oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerekirken bu hususun dikkate alınmaması yerinde olmadığı gibi kabule göre de; hükümde "davalının markasal nitelikte kullanım teşkil eden basılı ambalajların sökülmesine" karar verilmiş ise de dosyada ürün ambalajlarında markasal kullanım olduğuna dair delile rastlanmadığından bu yöndeki çelişkinin de giderilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenlerle kaldırılması gerekmiştir" şeklindeki gerekçe ile davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2023/172, 2024/130 Karar sayılı, 07/05/2024 tarihli ilamında; "...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; davacı adına TPMK nezdinde "..." ibaresini taşıyan markaların bulunduğu, istinaf ilamı öncesinde mahkememizce verilen kararda belirtildiği üzere davalının "..." ibaresini taşıyan kullanımlarının İstanbul 1. ATM 'nin 2019/744 E. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, bu tespit sonucunda davacı adına tescilli markalar ile davalının kullanımlarının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunun, ayrıca davalının ticaret unvanında "..." ibaresini kapsar şekilde ticaret unvanı belirmesinin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu anlaşılmakla davacı tarafça davalı aleyhine açılan tecavüz davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ticaret unvanına tecavüz davası bakımından yapılan yargılama bakımından ise; İstanbul 1. ATM'nin 2019/744 E. Sayılı dosyasında ticaret unvanına tecavüze ilişkin dava açıldığı, bu mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek onandığı anlaşılmakla tarafları ve konusu aynı olan eldeki ticaret unvanına tecavüz davası ile İstanbul 1. ATM 'nin 2019/744 E. Sayılı dosyası arasında derdestlik bulunduğu anlaşılmakla; -Davanın kısmen kabul- kısmen reddine, - Davacının markaya tecavüz iddiası yönünden açmış olduğu davanın kabulü ile davalının kullanımlarının davacı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan markaya tecavüz niteliğinde olduğunun tespitine, tecavüz eylemlerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, -Davacının ticaret unvanına tecavüz yönünden açmış olduğu davanın derdestlik nedeni ile reddine, " şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı ...Şirketi ...-... vekili istinaf isteminde; Mahkemenin "davacının ticaret unvanına tecavüz yönünden açmış olduğu davanın derdestlik yönünden reddine" dair kararına gerekçe oluşturan kısmın hukuka aykırı olduğunu, Uyuşmazlığa konu davanın dava dilekçesinin Sonuç ve İstem kısmında; "müvekkil şirket unvan ve markasına yapılan tecavüzün tespiti ile önlenmesi, tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulması ve maddi manevi tazminat taleplerimiz saklı kalmak kaydıyla tecavüzün kaldırılmasına, varsa müvekkile ait tescilli markanın kullanıldığı basılı ürünlerin toplatılmasına" karar verilmesi talep edildiğini, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2019/744 E. Sayısı ile açılan davada Sonuç ve İstem kısmında; "müvekkil şirket unvan ve markasına yapılan tecavüzün tespiti ile men ve ref'ine, davalı şirket unvanında yer alan "..." ibaresinin terkinine, haksız rekabetin tespitine" karar verilmesi talep edildiğini, davanın kabul edildiğini, İstanbul BAM 43.Hd'nce istinaf başvurusunun esastan reddine karar verdiğini, kararın kesinleştiğini,davaların konusu ve hukuki sebepleri farklı olduğunu, Sınai Mülkiyet Kanununda esasen tescilli markaların korunması amaçlandığını ve SMK m. 7-3/e hükmüne göre, marka hakkı sahibi, " İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasını" da yasaklayabileceğini, davanın tescilli Marka hakkından doğan tecavüzün tespit ve önlenmesi ne ilişkin olup esasen davalının SMK aykırı eylem ve işlemlerde bulunmasının dava konusu olduğunu, Davalının eylemleri markasal kullanım yönünden müvekkillerinin tescilli marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gibi müvekkilinin ticaret unvanı yönünden de TTK m. 55/4 hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini, Davalı şirketin iştigal alanının her türlü ......ürünlerinin alımı, satımı toptan ve perakende pazarlaması, ihracatı ve ithalatı, ambalajlanması olduğu dikkate alındığında; müvekkilinin şirketin markaları davalı şirketin ticaret evrakı, reklamları, panoları ve hatta "... ..." logosu ile birçok basılı evrakta kullanılması nedeniyle , davalı şirketin sadece müvekkil şirketin ticaret unvanını değil, doğrudan müvekkili şirketin markasını da hukuka aykırı bir şekilde kullanımı da söz konusu olduğunu, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi sunulan ve İstanbul .... Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine kararına da dayanak teşkil eden ....07.2020 tarihli bilirkişi raporunun 9. Bendinde davalı şirkete ait basılı fatura ve evrakların incelendiği, "davacının ticaret unvanındaki kılavuz unsurunun ... ve davalının ticaret unvanındaki kılavuz unsurun ... olması, her iki tarafın ticaret unvanlarını FATURALAR üzerinde markasal olarak kullanmaları, davacı şirketin kullanımlarının davalı şirketten daha önceki tarihte başlamış olması da dikkate alınarak, davalı şirketin eylemleri de TTK'nun 54/2 ve 55/1-a-1.,2.,4. Ve 5. Maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak davalı ticaret unvanında, davacı tarafın ticaret unvanındaki ile aynı şekilde ... kelimesi ayırt edici unsur olarak kullanılmasının TTK 54 vd uyarınca haksız rekabet oluşturduğu, bu sebeple davacı şirketin davalı şirketin unvanında yer alan "..." ibaresinin terkini yönündeki talebinin yerinde olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığını, Mahkemesinin ilk kararında davalının seçmiş ve kullanmakta olduğu ticaret unvanının SMK 7/3-e kapsamında markaya tecavüz teşkil ettiğini açıkça belirtildiğini ancak gerekçede belirtilen bu kararın sehven hüküm fıkrasına geçirilmediğini, "unvana tecavüz talebi hakkında olumlu olumsuz karar verilmediği" tespitin yerinde olmadığını, davalı kullanımlarının davacıya ait tescilli markaya tecavüz teşkil ettiğinin tespiti", davalının ticaret unvanı dahil tüm kullanımlarını da kapsadığının anlaşıldığını,Her iki davanın tarafları aynı olmadığını, İstanbul .... Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ndeki davada davacı taraf ...Şirketi ...-... iken diğer davada davacı tarafın ... A.Ş. İle ...Şirketi ...-... olduğunu, davacıların farklı olduğunu, davanın hukuki sebepleri farklı olduğunu, bu davada SMK 7/3-e'ye dayanıldığını, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davada ise TTK'nun 54/2 ve 55/1-a-1.,2.,4. Ve 5. Maddeleri uyarınca haksız rekabete dayandığını belirterek kararın kaldırılmasını, ticaret unvanı yönünden de talebe uygun olarak karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;müvekkilinin kullandığı "... ......... Şt" nin davacı tarafla tek ortak noktasının ‘’...’’ kelimesi olduğunu, ... kelimesi Türkçemizde son derece güzel ve kullanışlı bir kelime olup herkes tarafından kullanılmakta olduğunu, İTO kayıtlarına göre sadece İstanbul’da ticari unvanlarında ‘’...’’ kelimesini kullanan 73 adet firma olduğunu, birçoğunun gıda alanında olduğunu,Müvekkilinin ticari unvanının toplamda 11 kelimeden oluştuğunu, bir kelime dışındaki diğer tüm unsurlar farklı olmasına rağmen bunun ticari unvan tecavüz olduğunu iddia etmenin ancak bir kötü niyet olduğunu göstereceğini, Davacı yanın ‘’...’’ kelimesinin gerek ticari unvan gerekse herhangi bir ticari marka olarak kullanılmasını yasaklamak istediğini, Davacı yanın ... kelimesi ile ilgili 98 adet marka tescil ettirerek ‘’...’’ kelimesini tekeline almak istediğini, herhangi bir ayırıcı özelliği olmayan ismi, soy ismi, köyünün adı vs. gibi bir kelime olmayan, Türkçede son derece yaygın olan bir kelimeyi adeta başkalarının kullanmasını yasaklayacak şekilde tekeline almak isteyen bu adımın kötü niyet taşıdığını ve hukuk tarafından korunmayacağını, Davacı tarafın sunduğu evraklardaki markalara bakıldığında hepsi birbirinden farklı olduğu görüleceğini, müvekkilinin işyerinde tabelası olmayıp, ambalajlama da yapmadığını, dava konusu kelimenini sadece ticari unvanda geçmekte ve başkaca herhangi bir yerde kullanılmadı ğını, Yapılacak olan keşif sonrası bu durum açık bir şekilde açıklığa kavuşacağını, Dava konusu unvandaki kelimenin sadece müvekkili tarafından kesilen faturalarda geçtiğini, faturaların tüketici tarafından bilinmesi veya ticari faaliyette bulunduğu müşterileri tarafından fatura kesilmeden önce bilinmesi mümkün olmadığını,müşterinin faturayı görmeden önce söz konusu ticari alışverişi yaptığını, yararlanma söz konusu olmadığını, Müvekkili firmanın, davacı tarafın iddia ettiği gibi sadece ... alım satımı ile değil tüm gıda malzemeleri alanında ticari faaliyette bulunduğunu, davacı tarafın sunduğu evrakların dava ile hiçbir ilgisi olmadığı gibi müvekkil firma ile de hiçbir alakası bulunmadığını, ... ’in müvekkili firmanın yetkilisinin eşi olması dışında iki firma arasında herhangi bir bağ bulunmadığını, ... firması da halen açık olup ticari faaliyetlerine devam ettiğini,müvekkilinin sadece ..., hatta ağırlıklı olarak ... ticareti dahi yapmadığını, tüm gıda malzemeleri satan bir firma olduğunu, ‘"...’ markasını kullandıklarını kabul etmemekle beraber, davacı tarafın belirttiği gibi dava konusu marka ülke çapında duyulan bir marka olmadığını, ayırt edici özelliği olmayan sadece son derece yaygın olarak kullanılan bir kelimenin ortak olması marka hakkı ihlali olmayacağını, kararın kaldırılması gerektiğini belirtmiştir. GEREKÇE Dava, markaya ve ticaret unvanına tecavüzün tespiti, meni, refi istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.SMK 7/3-e maddesine göre işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması markaya tecavüz olarak kabul edilmiş ise de; anılan maddenin uygulanabilmesi için işaretin markasal kullanılması gerekir. Somut olayda; davacının ... esas unsurlu pek çok seri markası olduğu, dosyada mevcut fatura suretleri, İstanbul 1 ATM'nin 2019/744 esas sayılı dosyasındaki 03/04/2020 tarihli bilirkişi heyet raporuna yansıyan fatura görünümüne göre davalının ... ibareli kullanımlarının markasal kullanım niteliğinde olduğu ve kullanımın davacının markalarının tescil sınıfında olduğu sabit olmakla markaya tecavüzün koşulları oluştuğundan mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmüş davalı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Davacı netice-i talebinde hem markaya tecavüz hem de ticaret unvanına tecavüz iddiasında bulunarak "..müvekkili şirket unvan ve markasına yapılan tecavüzün tespiti, önlenmesini ....." talep ettiği, dava dilekçesinin 3.sayfasında da SMK 7/3-e ve TTK 55/4 maddesine yer vererek, "...bu durum gerek müvekkilin ticaret unvanı yönünden TTK 55/4 hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil etmekte gerekse markasal kullanım yönünden müvekkilin tescilli marka hakkına tecavüz teşkil etmektedir...." şeklinde açıklamanın da yer aldığı dikkate alındığında davacı vekilinin iş bu davanın sadece markasal haklara dayalı olarak SMK 7/3-e maddesine dayalı olarak açıldığına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiş, mahkemece ticaret unvanına tecavüz iddiası yönünden davanın derdestlik nedeni ile reddi yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf isteminin ayrı ayrı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, -Alınması gereken 732,00TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/02/2026