8. Hukuk Dairesi 2018/15018 E. , 2021/1614 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Dava dilekçelerinde; ... İli ... İlçesi, ... Mahallesi 3020 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 170 m2'lik kısmının davalının işgalinde oldu…
**8. Hukuk Dairesi 2018/15018 E. , 2021/1614 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Dava dilekçelerinde; ... İli ... İlçesi, ... Mahallesi 3020 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 170 m2'lik kısmının davalının işgalinde olduğu ileri sürülerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 01.01.2008-28.02.2011 tarihleri arasına isabet eden 3.974,00 TL işgal tazminatının işgal tarihinden itibaren işleyecek kademeli kanuni faizi ile davalıdan tahsili istenmiştir. Mahkemece, 2.600 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir. 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklama görevi taraflara, ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tespit etme ve uygulama görevi ise hakime aittir. Yargılamada taraf teşkilinin sağlanması, Anayasa'nın 90/son maddesi delaletiyle AİHS’nin 6. maddesi hükmü uyarınca adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Bu nedenle öncelikle görülmekte olan davada usulüne uygun taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığı üzerinde durulmalıdır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereği tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligatın yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı; "tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" kenar başlıklı 21/1. maddesinde ise; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.