12. Ceza Dairesi 2023/3495 E. , 2024/7122 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/153 E. 2023/190 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I.…
**12. Ceza Dairesi 2023/3495 E. , 2024/7122 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/153 E. 2023/190 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın CK'nın 85/1, 62/1, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince 15.200,00 TL adli para cezasına ilişkin kararının, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09.01.2019 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma sonrası sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesine; bebekteki fiziksel durumlar (titreme, hırıltı, irkilme) Adli Tıp Kurulunca konulan TTN tanısının bilinmesine; bunun tedavisine yönelik gerekli tıbbi atımları atmayan doktor ve hemşirenin kusurlu olmalarına; sanık ...'nin tıp kurallarına uygun bir davranışı dahi bulunmamasına rağmen 17.11.2022 tarih ve 317 karar sayılı Adli Tıp 3. Üst Kurulunun tıbbi kanaat içermeyen raporunun esas alınarak sanık hakkında beraet kararı verilmesinin kamu vicdanını rahatsız ettiğine; katılanların 11 yıllık umutlarını da suya düşürdüğüne suçun hukuki nitelendirmesinde yanılgıya düşüldüğüne, beraat kararının bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Katılan ...'in 16.01.2013 tarihinde... Hastanesinde saat 09.00 sıralarında sezeryan ile doğum yaptığı, doğumdan sonra anne ile bebeğin aynı odaya alınarak takiplerine devam edildiği, aynı gün saat 17.00 sıralarında sanık doktor ...'ın anne ile bebeğini muayene ettiği ve saat 24.00 sıralarında bebeğin vücudunda morluklar oluşması üzerine katılanın kardeşleri olan tanıkların sanık hemşire ...'i durumdan haber ettikleri, sanık hemşirenin bebeği muayene ettiği ve bebeğin iyi olduğunu söyleyerek, icapcı sanık doktoru durumdan haber etmediği, 17.01.2013 günü sabah 8.30 sıralarında bebeğin babası katılan ...'un, morlukların artması nedeniyle bebeği acil servise götürdüğü burada bebeğin müşahede altına alındığı ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen bebeğin 09.21 sıralarında öldüğü olayda; her ne kadar tanık ... kollukta verdiği beyanında, sanık doktora bebeğin vücudunda meydana gelen morlukları söylediklerini beyan etmiş ise de duruşmada verdiği beyanında, tekrar muayene etmeye geleceğini düşündüğü için sanık doktora durumu söylemediklerini beyan ettiği, tanık ... aşamalardaki beyanlarında, sanık hemşireye bebeğin durumunu gösterdiklerini söylediği, katılan ...'un aşamalarda verdiği benzer beyanlarında, öğlen saatlerinde bebeği ziyarete geldiğinde bebeğin durumunun iyi olduğunu, olay günü saat 08.00 sıralarında bebeği tekrar ziyarete gittiğinde ise bebeğin vücudunda morluklar olduğunu görmesi üzerine bebeği acil servise götürdüğünü, eşinin yanında refakatçi olarak tanıkların kaldığını, tanıkların kendisine, bebeğin elinde saat 24.00 sıralarında morluklar oluşmaya başladığını ve hemen durumu hemşireye bildirdiklerini söylediklerini beyan ettiği, sanık hemşire ... tanık olarak verdiği beyanında, 16/01/2013 günü akşam saat 5:30-6:00 sıralarında sanık doktora eşlik ederek bebeğin kontrolünü yaptıklarını, bebekte herhangi bir sıkıntının olmadığını, ailenin de bir şikayetinin olmadığını, saatini hatırlamadığı bir sırada gece vakti bebeğin refakatçilerinin kat sorumlusu hemşireye bebeğin elinin morardığını bildirdiği bu hemşirenin de kendisine durumu aktarması üzerine gidip bebeği tekrar muayene ettiğini, muayene sırasında elinin üzerindeki morluk dışında bebekte her hangi bir bulguya rastlamadığını, nefes alıp verişinin normal olduğunu, morluğu ise doğum lekesi olarak değerlendirdiğini, olumsuz bir şey olmadığını düşündüğünden icapçı çocuk doktoru ...‘e haber vermediğini beyan ettiği, Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun 10.04.2014-17.04.2013-21.08.2013 tarihli raporlarında; bebeğin ölümünün yaygın amnion aspirasyonu ve TTN yenidoğanın geçiçi taşipnesi nedeniyle meydana geldiğinin belirtildiği, Yüksek Sağlık Şurasının 06.07.2014 tarihli raporunda: ‘’SONUÇ ve KARAR: Dosyadaki bilgi, belge ve bulguların incelenmesi sonucu, otopsi raporunda mevcut amniyon aspîrasyonu ve konjesyone akciğer sonucu ölümün kuvvetle muhtemel olduğu, 16.01.2013 saat 17.00 de hastanın Dr. ... tarafından muayene edildiği ve tüm bulguların bu saatte doğal olduğu, daha sonra hasta yakınları tarafından gece saat 12.00’de bebeğin durumundaki değişikliklerin hemşirelere bildirildiği beyan edilse de bunun hemşire ifadeleri mevcut olmadığı için anlaşılamadığı, hemşirelerin hastanın durumunu bildikleri ve iddia edildiği gibi bir morarma ve kızarma varken bunu doktora haber vermemeleri durumunda kusurlu olacakları, doktora haber verildiği halde gelmedi ise ilgili doktorun kusurlu sayılacağı’’nın belirtilmesi karşısında; Ekim 2011 tarihinden itibaren kadın doğum bölümünde hemşire olarak görev yapan sanık ... eylemi ile ölüm neticesi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının her türlü şüpheden uzak biçimde saptanması için önceki raporlarda irdelenecek şekilde bir kez de Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alındığı ve İstanbul Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulundan aldırılan 17/11/2022 tarihli 2022/317 sayılı rapora göre, ''Bebeğin ölümünün amniyon aspirasyonu, perinatal pnömoni ve fünisit sonucu meydana gelmiş olduğu, bebeğin ölüm nedeni dikkate alındığında solunum sistemi ile ilgili bulguların ilk dört saat içinde ortaya çıkmış olacağı, saat 17:00 da çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı doktor ...'ın muayenesinde fizik vital bulguların normal olduğunu ifade ettiği, bu ifadenin doğru kabul edilmesi halinde bahsedilen gece saat 12.00 civarı çocuktaki kötüleşme (hırıltının artması ve eldeki morarma) ile ilgili otopside ilave başka bir patalojinin tanımlanmaması ayrıca hastalığının hangi serviste ile o hemşire tarafından takip edilmesi gerektiği ve takiplerin uygun olmadığının saptanması halinde serviste takibi yapan hemşirenin bu durumda sorumlu olacağı, dolayısı ile başka bir servisteki hastanın takibinden davalı hemşire ...'in sorumlu tutulamayacağı dikkate alındığında, davalı hemşire ...'in eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun belirtildiği'' anlaşıldığından sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan açılan kamu davasındaki eylemine ilişkin olarak taksirinin olmaması nedeniyle CMK 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR 27.05.2022 tarih, 31848 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14. maddesi ile 3359 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. ''EK MADDE 18- Yükseköğretim Kanunu'nun 53 üncü maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 02.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin 4483 sayılı Kanun'un 7 nci maddesindeki süreler, iki kat olarak uygulanır. Mesleki Sorumluluk Kurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.” amir hükmü gereği, Özel sağlık kuruluşunda görev yapan sanık hakkında Mesleki Sorumluluk Kurulundan; soruşturma izni istenmesi ve hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle başkaca yönleri incelenmeyen Erzincan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,04.12.2024 tarihinde karar verildi.