12. Ceza Dairesi 2014/7968 E. , 2015/2144 K. "" Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : TCK'nın 85/2, 62, 53/6, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün, 6-386; 30.11.2010 gün, 5-237; 29.05.2007 gün, 114-113; 26.05.2009 gün ve 50-130 sayılı kararları ve diğer birçok kararında …
**12. Ceza Dairesi 2014/7968 E. , 2015/2144 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : TCK'nın 85/2, 62, 53/6, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün, 6-386; 30.11.2010 gün, 5-237; 29.05.2007 gün, 114-113; 26.05.2009 gün ve 50-130 sayılı kararları ve diğer birçok kararında vurgulandığı üzere; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/3, 232/6. maddeleri gereğince, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin anlaşılabilir nitelikte açıkça gösterilmesi zorunludur. Bunlardan bir veya birkaçının eksik ya da hatalı gösterilmesi CMK'nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedenini oluşturmaktadır. Bu bildirimlerdeki temel amaç, kanun yollarına başvuru hak ve yetkisi bulunanların, başvuru haklarını etkin bir biçimde kullanmalarının sağlanması ve bu eksiklik nedeniyle hak kayıplarına yol açılmamasıdır. Ancak burada dikkat edilecek veya eski hale getirme nedeni oluşturacak husus, eksik veya yanılgılı bildirim nedeniyle bir hakkın kullanılmasının engellenip engellenmediğinin belirlenmesidir. Bildirimdeki eksikliğin yol açtığı bir hak kaybı bulunmamakta ise, bu durum eski hale getirme nedeni oluşturmayacaktır. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada, sanığın yüzüne karşı 05.09.2013 tarihinde verilen kararda, yasa yoluna ilişkin bildirimde, temyiz süresinin sanık yönünden tefhim ve sanık müdafii yönünden tebliğ tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmiş ise de, sanık müdafiinin 11.10.2013 tarihli temyiz dilekçesinde, bu ifadenin kendisini temyiz süresinin başlangıcı konusunda yanılgıya düşürdüğüne ilişkin bir iddiası bulunmadığı gibi, temyiz süresinden sonra dilekçenin verilmesine ilişkin de herhangi bir açıklama yoktur. Kaldı ki, mesleği, kamu hizmeti niteliğindeki avukatlık olan ve bu bağlamda yeterli düzeyde hukuki bilgiye sahip olan sanık müdafiinin, temyiz süresinin, kararın yüze karşı verildiği hallerde tefhimden itibaren işlemeye başlayacağını bilmemesi düşünülemeyeceğinden, yasa yolu bildirimindeki bu yanlışlık, müdafii açısından bir yanılgı ve hakkın kullanılması yönünde bir engel oluşturmayacaktır. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.02.2011 gün, 244-14 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin, sanığın yüzüne karşı 05.09.2013 tarihinde verilen hükmü CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 11.10.2013 tarihinde temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında; 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince temyiz isteminin isteme aykırı olarak REDDİNE, 09.02.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ