T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1404 Esas KARAR NO: 2026/266 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 16/05/2024 NUMARASI: 2023/157 Esas, 2024/145 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1404 Esas KARAR NO: 2026/266 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 16/05/2024 NUMARASI: 2023/157 Esas, 2024/145 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin tekstil sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, faaliyetlerinde 40 yılı devirdiğini, müvekkilinin tescilli markalarından da anlaşılacağı üzere, “...” ibaresi üzerinde asıl ve gerçek hak sahibi olduğunun sabit olduğunu, söz konusu ibareyi içeren her marka ya da kullanımın müvekkili şirket ile iltibas oluşturacağını, müvekkili şirketin tanınmışlığından faydalanılmasına neden olacağını, müvekkili şirketin markalarına sızma niteliğinde olacağını, tüketiciler nezdinde iltibas oluşturacağının sabit olduğunu, müvekkili şirketin kendisiyle özdeşleşen ve içerisinde “...” ibaresini içeren birden fazla markanın sahibi olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirket tarafından tescil edilen markaların seri marka niteliğinde olduğunu, davalının müvekkili şirket ile özdeşleşmiş ibareyi kullanması müvekkilinin tanınmışlığından faydalanmasına ve haksız yarar elde etmesine sebep olacağını, karşı tarafın müvekkili şirketten sonra müvekkili şirkete ait markalar ile iltibas oluşturacak düzeyde marka tescilinde bulunduğunu ve kullanım gerçekleştirdi ğini, davalı tarafın 2022 yılında, müvekkili şirketin ilk marka başvurusundan yaklaşık 30 yıl sonra marka tescilini gerçekleştirdiğini, davalı markaları ile müvekkili şirkete ait markalar karşılaştırıldığında davalı tarafından tescil edilen markanın müvekkili şirkete ait markalar ile iltibas oluşturacağını ileri sürerek davalının, müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz ettiğinin tespiti, önlenmesi ve durdurulmasına, davalı Adına TPMK nezdinde tescilli ...... ve ..... başvuru numaralı markaların tescilli olduğu tüm sınıf ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, bu talebinin reddi halinde, davalı adına TPMK nezdinde tescilli ...... ve .... başvuru numaralı markaların müvekkili şirket ile iltibas oluşturan tescilli olduğu tüm sınıf ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... markası tanımlayıcı ibareler içermesi nedeniyle doğası gereği zayıf bir marka olduğunu, ...+.... ve ... ...+... ibareli markalar ile davacı markasının, kavramsal ve ... olarak birbirinden tamamen farklı olduğunu, davacı markasının tanınmış olduğunu kabul etmemekle markaların benzer olmadığı durumlarda, markaların tanınmışlık düzeyi değerlendirilemeyeceğini savunarak davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/157 Esas 2024/145 Karar 16/05/2024 Tarihli kararıyla; ''...Bu açıklamalardan sonra davacı tarafın öncelikle hükümsüzlük talepleri incelenmiş; davacının yukarıda dökümü yapılmış olan markaları incelendiğinde; ... numarası ile tescilli ".... .....+..." markasının 25. sınıfta, ........ no ile tescilli "...+..." markasının 25 ve 35. Sınıflarda, ... tescil numaralı "......+..." markasının 25. Sınıfta, ..... tescil numaralı "...+..." numaralı markasının 35. Sınıfta davacı adın tescilli olduğu, bu markaların esas unsurunun ... ibaresi olduğu, ...... ibaresinin malların cinsini ifade ettiği ve markaya ayırt edicilik katmadığı, davacının markaları yönünden ... ibaresinin tanınmış marka hüviyetinde olduğu, davalı adına tescilli olan .... tescil numaralı "...+..." markasının 35 ve 37. Sınıflarda, ...... tescil numaralı "...+..." markasının 35 ve 37. Sınıflarda tescilli olduğu, davalının talep edilmiş olan ..... no ile 35 ve 37. Sınıflarda yer alan hizmetlerde tescilli markasının ........ şeklinde yapılmış .........üzerinde ........... eklendiği, alt tarafta ise .....üzerinde ...... puntolarla ... ibaresinin yer aldığı ... ve kelime markası olduğu, bütünsel bakış açısı ile markanın esas unsurunun ... ve ... kelime unsuru olduğu, davalının markasında yer alan ... ibarelerinin davacının ... ve ... ibareli /esas unsurlu seri markalarından görsel, kavramsal ve fonetik olarak uzak olduğu, benzer olmadığı, davalının hükümsüzlüğü talep edilmiş olan ....... no ile 35 ve 37. Sınıflarda yer alan hizmetlerde tescilli markasının yeşil rulo şeklinde yapılmış halı üzerinde ...... ve .... eklendiği, alt tarafta ise ..... üzerinde ......puntolarla ...ibaresinin yer aldığı ... ve kelime markası olduğu, bütünsel bakış açısı ile markanın esas unsurunun ... ve ...kelime unsuru olduğu, davalının markasında yer alan ... ibarelerinin davacının ... ve ... ibareli /esas unsurlu seri markalarından görsel, kavramsal ve fonetik olarak uzak olduğu, benzer olmadığı, ayrıca 6769 Sayılı SMK nun “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları”nın düzenlendiği 7/5(a) maddesinde “Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markası olarak Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi”ni engelleyemez “ hükmünün amir hüküm olduğu, davalı markalarının davalının adı ve/veya soyadının içerir ibarelerden oluşuğu, davalının gerçek kişi tacir olduğu tarafların markalarının ortak sınıf olan 35. Sınıfta yer alan hizmetlerde tescil edilmiş olduğu, söz konusu hizmetlerin orta düzeyde tüketicilere hitap eden hizmetlerden olup, davalının markasının biçim , düzenleme ve tertip tarzı itibariyle, görsel ve sessel olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadı in uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin bu hizmetler için ayırdığı satın alma ve yararlanma süresi içinde davalının kullanımlarını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, yani markaları karıştırmayacağı, bu açıdan SMK 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının mevcut olmadığı kanaatine varılmış ve davacı tarafın hükümsülük talepleri yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın SMK'nın 6/4,6/5 ve 6/6. Maddeleri gereği hükümsüzlük talepleri de incelenmiş, davacının ... markasının 25. sınıfta yer alan “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar. Baş giysileri.” İLE 35. Sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar. Baş giysilerinin bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” Hizmetleri açısından tescilli ve tanınmış marka olduğu, ancak davalının her iki markasının davacının markaları ile görsel, fonetik ve kavramsal olarak benzer olmadığı tespit edilmiş olduğundan, davalı markasının tescil kapsamında yer alan 35. sınıflarında yer alan hizmetlerinde kullanması halinde davalının haksız bir yararın sağlayabileceği veya davacıların markalarının itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğinin somut olarak ispatlanamadığı, davalı her iki markasının davacının markaları ile görsel, fonetik ve kavramsal olarak benzer olmadığı tespit edilmiş olduğundan, SMK 6/6 mad uyarınca hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığı kabul edilmiştir. Davacı tarafın 6/9 maddesi gereği hükümsülük talebi de incelenmiş, davalının markasının ve kullanımlarının davacının tescilli markalarına benzer olmadığı ve orta düzeyde tüketici nezdinde iltibasa neden olmayacağı, davalının markasında kullandığı Başmısırlı ve ... Başmısırlı işfadelerinin davalının ad ve soyadından oluştuğu dikkate alındığında davalının söz konusu markayı seçerken ve kullanırken iyetli olduğu kabul edilmiş ve davacı tarafça kötü niyetin varlığını ispat eder başkaca bir delil de ibraz edilmediği dikkate alınarak davacı tarafın hükümsüzlük taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın marka hakkına tecavüz talepleri de incelenmiş, az yukarıda ifade edildiği üzere davacı markaları ile davalı markalarının iltibas oluşturmadığı, avalının kullanımlarının markasal kullanımlar olduğu ve tedbirin değerlendirilmesi sırasında İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai haklar Hukuk Mahkemesi^nin 2023/..... D.İş sayılı dosyası ile de belirlendiği üzere davalının tespit edilmiş olan kullanımlar ile Mahkememizdeki yargılama sırasında alınan raporda yapılan incelemelerde tespit edilmiş olan kullanımlarının ...+... unsurunu içeren kullanımlar olduğu ve bu kullanımların 37. Sınıfta yer alan “Temizlik hizmetleri: dezenfeksiyon hizmetleri: Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetlerinde kullanmış olduğu, davacının bu hizmetlerde faaliyetini, olmadığı gibi, markalarının tescil kapsamlarında da sözkonusu hizmetlerin mevcut olmadığı, davalının kullanımlarının davacının tescilli ... ve ... seri unsurlu markalarına görsel, fonetik ve kavramsal olarak da benzer olmadığı, davalının kullanımlarının orta düzeyde tüketici nezdinde karışıklığa neden olmayacağı dikkate alındığında davalı kullanımların davacı tarafın marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı kanaatine varılmış ve marka hakkına tecavüz talepleri yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davanın REDDİNE,..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davacı şirketin “...” markasının asıl ve gerçek hak sahibi olduğunu, “...” markası tanınmış marka olduğunu, davacının “...” ibaresini içeren yurt içi ve dışında birçok markası bulunduğunu, aynı zamanda uzun yıllardır “...” ibaresi ile faaliyet gösterdiğini ve çok uzun yıllardır da marka tescili bulunduğunu, markalar ile iltibas oluşturacağı ve tüketici nezdinde de karışıklığa neden olacağını, davacı markaları seri marka niteliğinde oldukları, müvekkili markasına sızma niteliğinde olacağını, davalı tarafından tescil ettirilen markanın davacıya ait marka ile ayırt edilemeyecek düzeyde olduğu ve de kullanım şeklinin de ayırt edilemeyecek düzeyde olduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmediğini, hükümsüzlük talebine ilişkin verilen kararın eksik olduğunu, dava dilekçelerinde öncelikle davalıya ait markaların tümden hükümsüzlüğüne bu talebin reddi halinde ise iltibas oluşturan hizmetler açısından hükümsüzlüğüne karar verilmesinin talep edildiğini, davacı şirketin “...” ibaresi davalıdan çok önce hem tescil ettirildiğini hem de kullanıldığını, hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu, davalı tarafından tescil ettirilen markanın hem asli unsurunun "..." ibaresi olması hem de tescil edilen markalar içerisinde/müvekkil şirkete ait markalar ile aynı mal ve hizmetler olduğundan tüketicilerin, davacı şirket ile davalıyı karıştırması ve davalının davacı şirketin bir uzantısı yada şubesi olduğunu düşünecek olduklarını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava, Markaya tecavüzün tespiti, men'i ile marka hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince markaya tecavüz ve hükümsüzlük istemleri yönünden davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.Karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafından "..." ibareli birden çok sayıda tescilli ve tanınmış markasına dayalı olarak davalı adına 35. Ve 37. sınıflarda ... ile tescilli " ...+... " ibareli ve yine 35. Ve 37. sınıflarda davalı adına... sayı ile tescilli " ...+... " ibareli marka kullanımlarının SMK 6/1-4-6-9 maddelerine dayalı olarak davacı marka haklarına tecavüz ve davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemleriyle huzurdaki dava açılmıştır. İlk derece mahkemesince, her ne kadar yukarıda özetlendiği şekilde markaya tecavüz ve hükümsüzlük istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş ise de değişik iş dosyasında tanzim edilen bilirkişi raporunda taraf markaları arasında işitsel, görsel ve anlamsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu, yargılamada alınan .2023 tarihli bilirkişi raporunda taraf markaları arasında kısmi görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu ve kısmi hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, 3.2024 tarihli heyet bilirkişi raporunda ise davalı kullanımlarının davacının tescilli " ..." ibareli ve seri unsurlu markalarına görsel, fonetik ve kavramsal olarak benzer olmadığı, davalının kullanımlarının orta düzeyde tüketici nezdinde karışıklığa neden olmayacağı, davalı markalarının SMK 6/1,61/3,6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 ile 25/1 maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığı yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince her ne kadar 03.2024 tarihli bilirkişi heyet raporundaki görüş benimsenmek suretiyle davanın reddine karar verildiği görülmüş ise de kısaca alıntısı yapılan bilirkişi raporlarından da anlaşıldığı üzere sunulu bilirkişi raporlarında taraf markaları arasında yapılan iltibas değerlendirmesi yönünden çelişki bulunmakta olup, çelişki giderilmeden ve sunulu diğer bilirkişi raporlarına itibar edilmeme gerekçeleri karar yerinde tartışılmadan hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kısmen KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ..../05/2024 Tarih 2023/.... Esas 2024/....Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-Karar kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 6-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 270,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.439,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.17/02/2026