Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 12/6/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık cevabında, başvuru ile ilgili görüş bildirilmesine gerek olmadığı belirtilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Jandarma Genel Komutanlığı emrinde uzman jandarma statüsünde görev yapan başvurucu hakkında bir internet sitesinde yayımlanan cinsel içerikli ses kayıtları esas alınarak idari tahkikat başlatılmıştır. Tahkikat nedeniyle başvurucunun ataması yapılarak görev yeri değiştirilmiştir. Tahkikat neticesinde, Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu 4/11/2013 tarihinde 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun ve maddelerindeki düzenlemeye dayanarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ayırma cezası uygulanmasına karar vermiştir. Anılan karar, Jandarma Genel Komutanlığı tarafından 7/11/2013 tarihinde onaylanarak başvurucunun ilişiği kesilmiştir. Başvurucu 13/11/2013 tarihinde ayırma işleminin iptali talebiyle İçişleri Bakanlığı aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiği açık olan ses kayıtlarının özel hayatın gizliliği kapsamında olduğunu ve idari işleme esas alınamayacağını, dava konusu işlemin ölçüsüz olduğunu ileri sürmüştür. AYİM Başsavcılığı, dava konusu işlemin iptali yönünde görüş sunmuştur. Başsavcılığın 10/6/2014 tarihli düşünce yazısında; başvurucunun disiplin, sicil ve ceza durumu dikkate alındığında ayırma cezasının haklı bir nedeni olmadığını belirtmiştir. Ayrıca idari tahkikat sonrası yapılan atama işlemi marifetiyle hizmet gereklerinin tesis edildiği gözetildiğinde atanmasından sonra disiplinsizliği bulunmayan başvurucuya ayırma cezası uygulanmasının kamu yararı ile bağdaşmadığı vurgulanmıştır. AYİM Birinci Dairesinin (Daire) 19/11/2014 tarihli kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Kararda, başvurucunun evli iken aynı odada görev yaptığı bir sivil memurla ilişki yaşadığına ait -dış aleme yansıyan- ses kayıtlarının bulunduğu vurgulanmıştır. Kararda, başvurucunun TSK'nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunduğu ve söz konusu eylemlerinin özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 5/5/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar21/5/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 12/6/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 6413 sayılı Kanun'un "Silahlı kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlilikler" kenar başlıklı maddesinin ilgili fıkra ve bendi şöyledir: "(1) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler şunlardır:b) Ahlaki zayıflık: Görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olmak veya Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde yüz kızartıcı, utanç verici veya toplumun genel ahlak yapısına aykırı fiillerde bulunmaktır." 6413 sayılı Kanun'un "Silahlı kuvvetlerden ayırma cezası"kenar başlıklı maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:"(1) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası, personelin tabi olduğu mevzuat hükümlerine göre Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesilmesi veya durumuna göre sözleşmesinin feshedilmesi sonucunu doğurur... (2) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası; kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığında oluşturulacak yüksek disiplin kurulları tarafından verilir ve ilgili kuvvet komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının onayı ile yerine getirilir..." 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun"Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması" kenar başlıklı maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir: "Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır....Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur." 5237 sayılı Kanun'un "Özel hayatın gizliliğini ihlal" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır."