DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/436 E. , 2024/274 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/436 Karar No : 2024/274 TEMYİZ EDEN (DAVACI): ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/09/2022 tarih ve E:2018/1255, K:2022/5885 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan …
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/436 E. , 2024/274 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/436 Karar No : 2024/274 TEMYİZ EDEN (DAVACI): ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/09/2022 tarih ve E:2018/1255, K:2022/5885 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/09/2022 tarih ve E:2018/1255, K:2022/5885 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No: ..., Karar No: ... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın 09/12/2019 tarihinde kesinleştiği, Davacı hakkında verilen kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık ifadeleri ve davacının adının geçtiği ByLock yazışmaları yönünden; davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının adına yer verilen yazışma içeriği ile davacının bu ifadelere ve adının geçtiği ByLock yazışmalarına karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde Yargıtay üyesi olarak atanmasının diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu, Ankesörlü telefon görüşmesi kaydı yönünden; Dairelerinin 03/11/2021 tarihli ara kararına cevaben Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ekinde sunulan, davacıya ilişkin ankesör/büfe sorgu raporunun incelenmesinden, davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan... GSM nolu hattının ... İl Merkezinde bulunan ... nolu ankesörlü telefondan 25/11/2013 tarihinde arandığı, bu aramada M.B. isimli şahısla ardışık aramasının bulunduğunun tespit edildiği, iletişime dair kayıtların incelenmesinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, iptal davasına konu meslekten çıkarma kararında davacıyla ilgili somut hiç bir gerekçe bulunmazken, temyize konu Daire kararında ihraç kararında bulunmayan gerekçelerin ihdas edildiği; hakkında yürütülen ceza soruşturması sonucunda kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararının verildiği ve bunun kesinleştiği; 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 19. maddesi gereğince Yargıtay üyeliği dönemine ait disiplin soruşturması yapma görev ve yetkisinin Yargıtay Başkanlığına ait olduğu ve HSK'nın disiplin soruşturması yapma görev ve yetkisinin bulunmadığı, kaldı ki aynı fiiller gerekçe gösterilerek hem davaya konu işlemin tesis edildiği hem de Yargıtay Başkanlığı tarafından disiplin soruşturması açılarak disiplin cezası verildiği; suçta kanunilik ve kanunların geçmişe yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği; herhangi bir terör örgütü veya Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya grupla üyelik, mensubiyet veya iltisak yahut bunlarla irtibat kapsamında değerlendirilebilecek bir ilgi, alaka ve bilgisinin bulunmadığı, Daire tarafından eksik inceleme ile hüküm kurulduğu; içeriği belirsiz telefon görüşmeleri nedeniyle terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyet verilmesi nedeniyle suç ve cezaların kanuniliği ilkesi ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği; dava konusu işlemle ilgili olarak, 667 sayılı KHK’nın verdiği yetkiye istinaden davalı idarece genel bir değerlendirme yapılarak ihraç kararı verilmiş ise de, bu değerlendirmenin şahsına yönelik hangi hukuki, somut delil veya bilgi belgeye göre yapıldığı, söz konusu örgüte üyeliği, mensubiyetin veya iltisakın yahut irtibatın olduğuna ilişkin bilgi ve belgelerin neler olduğu veya ne tür bir terör faaliyetine katılarak ve hangi terörist eylemlerde bulunarak örgüte hizmet ettiğinin bildirilmediği gibi buna ilişkin hukuki somut delillerin de neler olduğunun ortaya konulmadığı, masumiyet karinesine aykırı hareket edildiği, savunmasının alınmadığı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7., 8. ve 14. maddelerinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın 09/12/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacı hakkında da soruşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/09/2022 tarih ve E:2018/1255, K:2022/5885 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 15/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.