Başvurucular Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde uygulanan teşhis ve tedavi sonucunda başvuruculardan Bünyamin Çakıcı’nın sağ ayağının kesilmesi nedeniyle uğradıkları zararın tazmini istemiyle açtıkları davada Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkı ile Anayasa’nın 2. , 5. , 10. , 1 , 17. , 19. , 35. ve 125. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiği iddia etmektedirler.
Başvurucular Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde uygulanan teşhis ve tedavi sonucunda başvuruculardan Bünyamin Çakıcı’nın sağ ayağının kesilmesi nedeniyle uğradıkları zararın tazmini istemiyle açtıkları davada Anayasa’nın maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkı ile Anayasa’nın , , , , , , ve maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiği iddia etmektedirler. Başvuru, 22/7/2013 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 28/11/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 12/12/2013 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 17/2/2014 tarihli yazı ile görüşünü sunmuştur. Adalet Bakanlığının görüş yazısı başvuruculara tebliğ edilmiş ve başvurucular görüş yazısına karşı beyanda bulunmamışlardır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucular anne, baba ve çocuklardır. Başvuruculardan Bünyamin Çakıcı 25/12/2004 tarihinde doğmuş olup, 4 gün öncesinden başlayan ishal şikayetine eklenen kusma ve ateş, ardından nefes alamama şikayetleriyle 14/3/2005 tarihinde Diyarbakır Çocuk Hastanesine getirilmiş, oradan da Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk edilmiş, burada yapılan teşhis ve tedavileri sonucunda 1/4/2005 tarihinde yapılan ameliyat ile sağ bacağı kesilmiştir. Başvurucular, bacağın kesilmesinin yanlış teşhis ve tedaviden kaynaklandığından bahisle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle 4/5/2005 tarihinde Dicle Üniversitesi Rektörlüğüne başvuru yapmış, Rektörlük 12/5/2005 tarih ve 3802 sayılı işlem ile talebi reddetmiştir. Başvurucular, Bünyamin Çakıcı'nın Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesindeki yanlış teşhis ve tedavi, ihmal ve ağır hizmet kusuru sonucunda kangren olan sağ ayağının kesildiğini ileri sürerek, meydana gelen zararın karşılığı olarak 000 TL maddi 000 TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle 25/5/2005 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesinde dava açmışlardır. İlk Derece Mahkemesi, dava dilekçesinin 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesine uygun hazırlanmadığı gerekçesiyle 20/6/2005 tarih ve E.2005/890, K.2005/470 sayılı kararı ile dilekçenin reddine karar vermiş, başvurucular 3/10/2005 tarihli dilekçe ile davalarını yenilemişlerdir. Başvurucular yenileme dilekçesinde adli yardım talebinde de bulunmuşlar, İlk Derece Mahkemesi adli yardım taleplerinin karara bağlanabilmesi için 10/10/2005 tarihinde Diyarbakır Valiliğinden bilgi istemiş, Valilikten gelen bilgi üzerine 17/1/2006 tarihli kararı ile adli yardım talebinin kabulüne karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesi, 20/7/2007 tarihli kararı ile uyuşmazlığın çözümünün bilirkişi incelemesini gerektirmesi nedeniyle Bünyamin Çakıcı’yı ve ekleri ile birlikte dava dosyasını Adli Tıp Kurumu Başkanlığına göndermiş, Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İhtisas Kurulu yaptığı muayene ve incelemenin ardından, Bünyamin Çakıcı’ya yapılan muayenelerin yerinde ve uygun olduğu, amputasyonla sonuçlanan kangrenin rahatsızlığın doğal bir komplikasyonu olduğu, yapılan teşhis ve tedavi işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu ve idareye yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığı şeklinde 3/10/2007 tarih ve 5760 sayılı raporu düzenlenmiştir. Mahkeme, anılan raporu da dikkate alarak 26/12/2007 tarih, E.2005/1857, K.2007/1884 tarihli kararı ile davayı reddetmiştir. Başvurucular tarafından yapılan temyiz talebine ilişkin birinci dilekçe 27/6/2008 tarihinde Mahkeme kaydına girmiş, ancak temyiz dilekçesinin usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle Mahkeme 8/7/2008 tarihli kararı ile dilekçeyi reddetmiş, bu karar uyarınca verilen ikinci temyiz dilekçesinin usulüne uygun olduğunun tespit edilmesi üzerine dava dosyası hakkında temyiz işlemleri başlatılmıştır. Danıştay Onuncu Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesinin sonucunda Dairenin 30/4/2012 tarih ve E.2008/8881, K.2012/1963 sayılı kararı ile Mahkeme kararı onanmış, başvurucular tarafından bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi de Danıştay Onbeşinci Dairesinin 28/3/2013 tarih ve E.2013/3202, K.2013/2289 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Karar, başvuruculara 24/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, 22/7/2013 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.B. İlgili Hukuk 2577 sayılı Kanun’un “Kapsam ve nitelik” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır.” 2577 sayılı Kanun’un “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “ İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir. Görevli olmayan adli ve askeri yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.” 2577 sayılı Kanun’un “Dosyaların incelenmesi” kenar başlıklı maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir: “Danıştay, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde dosyalar, bu Kanun ve diğer kanunlarda belirtilen öncelik veya ivedilik durumları ile Danıştay için Başkanlar Kurulunca; diğer mahkemeler için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca konu itibariyle tespit edilip Resmi Gazete'de ilan edilecek öncelikli işler gözönünde bulundurulmak suretiyle geliş tarihlerine göre incelenir ve tekemmül ettikleri sıra dahilinde bir karara bağlanır. Bunların dışında kalan dosyalar ise tekemmül ettikleri sıraya göre ve tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.” 2577 sayılı Kanun’un “Kararın bozulması” kenar başlıklı maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir: “Kararın bozulması halinde dosya, Danıştayca kararı veren mahkemeye gönderilir. Mahkeme, dosyayı diğer öncelikli işlere nazaran daha öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar verir.”