3. Ceza Dairesi 2022/40368 E. , 2025/3547 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2021/1211 Değişik İş SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmak İNCELEME KONUSU KARAR : El koyma kararının kaldırılması kararına karşı yapılan itirazın redd TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma kapsamında, İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğince daha önceden el konulmasına karar verilen mal varlığı değe…
**3. Ceza Dairesi 2022/40368 E. , 2025/3547 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2021/1211 Değişik İş SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmak İNCELEME KONUSU KARAR : El koyma kararının kaldırılması kararına karşı yapılan itirazın redd TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma kapsamında, İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğince daha önceden el konulmasına karar verilen mal varlığı değerleri üzerindeki tedbirin kaldırılmasına karar verildiği, söz konusu karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz edilmesi üzerine merci İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından itiraz reddine "kesin" olarak karar verildiği anlaşılmıştır. İzmir Cumhuriyet Başsacılığının talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 11.10.2022 tarihli ve 94660652-105-35-4794-2022-KYB sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.11.2022 tarihli ve 2022/132675 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.09.2023 tarihli ve 2023/94975 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Her ne kadar İzmir 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 02.03.2021 tarihli kararı ile, 3713 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde yer alan "...kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi halinde veya şerhin konulduğu tarihten itibaren iki yıl içinde, şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerh kendiliğinden terkin edilir" şeklindeki düzenleme gereğince, şüphelinin malvarlığına elkoyma kararının 2016 yılında verilmesi ve hukuk mahkemelerinden verilmiş ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı bulunmaması sebebiyle talebin kabulüne ve tedbirin kaldırılmasına karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, ''Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması'' kenar başlıklı 123 üncü maddesinde yer alan; ''(1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır. (2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.'' şeklindeki, Anılan Kanun'un 128/1. maddesinde yer alan "Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait; a) Taşınmazlara, b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına, c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba, d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara, e) Kıymetli evraka, f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına, g) Kiralık kasa mevcutlarına, h) Diğer malvarlığı değerlerine, Elkonulabilir..." şeklindeki, Aynı Kanun'un ''Elkonulan eşyanın iadesi'' kenar başlıklı 131/2. maddesinde ''128 inci madde hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir.'' şeklindeki ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 20/A maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ve bu kanun kapsamına giren suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından, şüpheli veya sanıklara ait taşınmazların veya kara, deniz ya da hava ulaşım araçlarının devir ve temlikini veya bunlarla ilgili hak tesisini önlemek ya da tasarruf yetkisini kısıtlamak için şerh düşülmesine ve bu kişilerin yardımlaşma kurum ve sandıklarından olan alacaklarına tedbir konulmasına karar verilebilir. Taşınmazlarla ilgili karar tapu kütüğüne; kara, deniz ve hava ulaşım araçlarıyla ilgili karar ise bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi halinde veya şerhin konulduğu tarihten itibaren iki yıl içinde, şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerh kendiliğinden terkin edilir. " şeklindeki düzenlemeler karşısında, Dosya kapsamına göre, İzmir 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28.12.2016 tarihli ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 128. maddesi uyarınca şüphelinin mal varlığına elkonulduğu, hükümden önce koruma tedbiri olarak anılan Kanun'un 128. maddesi uyarınca soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde maddede sayılan malvarlığı değerlerine elkonulabileceği nazara alındığında, olayda uygulama imkanı olmayan, işlenen suç nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla düzenlenmiş olan 3713 sayılı Kanun'un 20/A maddesi gereğince talebin kabulüne karar verilemeyeceği gözetilmeksizin, bu yönden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. HUKUKİ SÜREÇ 1.Şüpheli ...'un 13.01.1967 doğumlu olduğu, kendi beyanına göre bir süre hakim olarak görev yaptığı, 2002 yılından itibaren ise serbest avukat olarak çalıştığı anlaşılmıştır. 2.Şüphelinin silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/62891 sayılı dosyası üzerinden soruşturma işlemlerine başlanıldığı, İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 21.07.2016 tarih ve 2016/2450 Değişik İş sayılı kararı ile yakalama emri düzenlendiği; İzmir 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 03.06.2021 tarih ve 2021/3288 Değişik İş sayılı kararı ile yoklukta tutuklama kararı verildiği ancak kararların henüz infaz edilemediği anlaşılmıştır. 3.Devam eden soruşturma sırasında şüphelinin Bank Asya hesabı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, örgüt liderinin talimat tarihlerine uygunluk gösterecek şekilde hesap artışlarının bulunduğunun değerlendirilmesi nedeniyle İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.12.2016 tarih ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararı ile CMK'nın 128. maddesi uyarınca şüphelinin malvarlığına el konulmasına karar verilmiştir. 4.Şüpheli müdafii tarafından sunulan tarihsiz dilekçe ile şüpheli hakkında verilen tüm tedbir kararlarının kaldırılmasının talep edilmesi üzerine İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.03.2021 tarih ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararı ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 20/A maddesi gerekçe gösterilerek ve el koyma tedbirinin devamı yönünden hukuk mahkemelerinden verilmiş tedbirin devamı kararı bulunmadığına özellikle dikkat çekilerek İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.12.2016 tarih ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararı CMK'nın 128. maddesi uyarınca konulmuş olan tedbirin kaldırılmasına karar verilmiştir. 5.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 02.03.2021 tarih ve 2016/62891 sayılı yazısı ile şüphelinin mal varlığına el koyma tedbirinin dayanağının CMK'nın 128. maddesi olduğu, dosyada uygulama yeri ve imkanı bulunmayan TMK'nın 20/A maddesinde öngörülen süre şartına atıf yapılarak el koyma kararının kaldırılmasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek söz konusu karara itiraz edilmiştir. 6.İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 03.03.2021 tarih ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararı ile soruşturma dosyasının gelmiş olduğu aşama itibariyle şüphelinin banka hesabındaki paranın ve diğer malvarlığı değerlerinin CMK'nın 128. maddesi kapsamında terör örgütü üyeliği suçundan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunmadığı ve önceki verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu belirtilerek kararda değişiklik yapılmasına yer olmadığına ve itirazın incelenmek üzere merci İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmesine karar verilmiştir. 7. Merci İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.03.2021 tarih ve 2021/1211 Değişik İş sayılı kararı ile İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.03.2021 tarih ve 2016/4554 Değişik İş saylı kararında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı belirtilerek İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kesin olarak reddine karar verilmiştir. 8.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 11.10.2022 tarihli ve 94660652-105-35-4794-2022-KYB sayılı yazısı ile İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.03.2021 tarih ve 2021/1211 Değişik İş sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir. C. İLGİLİ HUKUK Konu ile ilgili yasal düzenlemeler 5271 sayılı CMK'nın 127. ve 128. maddeleri ile 3713 sayılı TMK'nın 20/A maddesidir. D. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Uyuşmazlığın kapsamı, CMK'nın 128. maddesi gereğince verilmiş olan bir mal varlığına el koyma kararının TMK'nın 20/A maddesi gereğince kaldırılıp kaldırılamayacağı ile TMK'nın 20/A maddesinin somut olayda uygulama yerinin bulunup bulunmadığına ilişkindir. Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 - 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: CMK’nın 309. maddesinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır. Aynı nedenlerle olağan yasa yollarına göre, kapsamının dar ve sınırlı olması, hukuka aykırılığın, davanın özüne ve cezaya esaslı bir şekilde etki etmesi, tüm hukuka aykırılıkların bir defada giderilmesi gerekmektedir. Hakim ya da mahkeme tarafından değiştirilmesi, geri alınması her zaman mümkün olan kararlarda yasanın aradığı kesinlikten bahsedilemez. Ciddi boyuta ulaşmayan, maddi meseleye ilişkin olan, hakimin kanaat ve takdir yetkisi kapsamında kalan hususlar ile infaz aşamasında, soruşturma ya da kovuşturma safhasında alınacak bir kararla giderilebilecek nitelikte olanlar gibi başka bir yol ve yöntemle giderilmesi mümkün olan hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma konusu olamayacağı kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığından somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.03.2021 tarih ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararı ile şüphelinin mal varlığı üzerine konulmuş olan tedbirin kaldırılması sırasında somut olayda uygulanma imkanı bulunmayan TMK'nın 20/A maddesi gerekçe gösterilerek ve anılan maddede yer alan iki yıllık süre şartına atıfta bulunularak hatalı bir değerlendirme yapılmış ise de; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından anılan Hakimlik kararına yapılan itirazda, maddi hukuka ilişkin olarak yapılan işlemin esası itibariyle hatalı olduğuna -yani şüphelinin malvarlığı üzerindeki tedbirin devamının gerektiğine dair- bir itirazın bulunmadığı, sadece Hakimlik kararında gösterilen gerekçenin yerinde olmadığının ileri sürüldüğü, bununla birlikte itiraz üzerine verilen İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 03.03.2021 tarih ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararında, soruşturma dosyasının gelmiş olduğu aşama itibariyle CMK'nın 128. maddesi kapsamında şüphelinin banka hesabındaki paranın ve diğer malvarlığı değerlerinin terör örgütü üyeliği suçundan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunmadığının kabul edildiği, kanun yararına bozma başvurusunda da benzer şekilde maddi hukuka ilişkin bir itiraz sebebinin gösterilmediği, yalnızca hatalı gerekçe ve olayda uygulanma yeri bulunmayan kanun maddesine dayanılarak şüphelinin mal varlığı üzerine konulmuş olan tedbirin kaldırılmasına karar verildiğinin itiraz konusu edildiği anlaşılmakla; kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşmasının aranması gerektiği, İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.03.2021 tarih ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararında hatalı gerekçeye dayanılarak şüphelinin malvarlığı üzerindeki tedbirin kaldırılması ve buna ilişkin itirazın reddine dair merci İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.03.2021 tarih ve 2021/1211 Değişik İş sayılı kararında belirlenen hatalı değerlendirmenin olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kanun yoluna konu edilecek ciddi boyutta hukuka aykırılık hali olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığından isteminin reddine karar verilmiştir. II.KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.