10. Hukuk Dairesi 2022/10290 E. , 2022/12946 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi No : Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, uyulan ikinci bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtildiği şekilde asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum ile davalılardan .... Tic. Ltd. Şti. ve .... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetki…
**10. Hukuk Dairesi 2022/10290 E. , 2022/12946 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, uyulan ikinci bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtildiği şekilde asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum ile davalılardan .... Tic. Ltd. Şti. ve .... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Mahkemece verilen önceki karar dairemizin 20.05.2021 günlü ilamıyla; “1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Mahkemece Dairemizce verilen 02.06.2016 tarihli bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma gereğinin tam olarak yerine getirilmediği görülmüştür; Davacı Kurum, 25.06.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda vefat eden sigortalıya bağlanan gelirler ile tedavi masraflarından oluşan Kurum zararının davalılardan tahsilini talep etmiş olup, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde davalılardan asıl işveren .... Tic.Ltd. Şti. %10, alt işveren .... San. ve Tic. Ltd. Şti. %40, üçüncü kişi ... %10, sigortalı ise %40 oranında kusurlu bulunmuştur. Bozma ilamında hatalı olduğu, ancak sonuca etkili olmadığı için bozma nedeni yapılmadığı belirtilen gerçek zarar hesabı esas alınarak, bu kusur oranlarına göre davalıların sorumlu olduğu Kurum zararı miktarı tespit ile hüküm altına alınmıştır. Ancak, kararın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 21'inci maddesinin 1 ve 4’üncü fıkraları olup, 5510 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin dördüncü fıkrası, üçüncü kişinin sorumluluğunu düzenlemektedir. Buna göre, iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilebilecektir. Üçüncü kişinin rücu alacağından sorumluluğu kusur sorumluluğu esasına dayanır. Bir başka ifadeyle; üçüncü kişi, ancak kusurlu bir hareketinin varlığı halinde rücu alacağından sorumludur. İş kazası, meslek hastalığı ve hastalığın üçüncü kişinin kusuru sonucunda meydana gelmesi halinde rücu edilecek miktar ise; sigortalı ya da hak sahiplerine yapılan ödemelerin tümünün, bağlanacak gelirlerin ise başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının, kusur karşılığından oluşmaktadır.