T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 19/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/06/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ... ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1-... ... DAVALI : 2 -... VEKİLİ : Av. ... ... DAVALI : 3-... VEKİLİ : Av.... DAVANIN KONUS…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 19/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/06/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ... ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1-... ... DAVALI : 2 -... VEKİLİ : Av. ... ... DAVALI : 3-... VEKİLİ : Av.... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 20/02/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili ve davalı ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı ... Büyükşehir Belediyesi mülkü olup, ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret A.Ş. Tarafından işletilen Halk Otobüsünün 21/09/2018 tarihinde saat 16:45 sıralarında .... ile, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesinde doğrultu değiştirme manevrasını hatalı bir şekilde yapması sonucu müvekkili ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı sigorta gerektirmeyen motorsiklete çarptığını, söz konusu kazada müvekkilinin sol bacağı başta olmak üzere vücudunun sair yerlerinde de yaralanmalar meydana geldiğini, müvekkilinin söz konusu kazada sol ayağının, kaval kemiğinin alt tarafından kopacak şekilde ayrıldığını ve ciddi zarar gördüğünü ve toplamda 5 ameliyat geçirdiğini ancak buna rağmen bacağını kullanamadığını, kazayı yapan ... plakalı otobüsün ... Sigorta A.Ş. Tarafından sigortalandığını ve dava konusu olayda maddi tazminat yönünden Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında poliçe limiti ile sınırlı olarak müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunduğunu, kaza nedeniyle ....Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasının devam ettiğini belirterek, öncelikle ivedi bir şekilde tensiple birlikte TBK 76. maddesi gereği 30.000,00 TL maddi tazminatın ön ödemeli olacak şekilde işbu dava neticesinde hükmedilecek tazminattan mahsup edilmek üzere ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, hastane ve tedavi gideri ve yol masrafı vs. için şimdilik 31.000,00 TL kazanç kaybı, çalışma gücünün yitirilmesinden doğan kayıp, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıp için fiili ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığı hesaplanmak üzere şimdilik 500 Euro (3.170,00 TL) olmak üzere toplam 34.170,00 TL maddi tazminat bedelinin (TBK 75. Madde hükmü gereği tazminat miktarını değiştirme yetkisi saklı tutularak işleten ve sürücü yönünden kaza tarihi olan 21/09/2018 tarihinden sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihinden 23/10/2018 itibaren işletilecek hastane/tedavi/yol masrafları açısından fiili ödeme yönündeki avans faiz miktarıyla, kazanç kaybı/çalışma gücünün yitirilmesinden doğan kayıp/ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıp açısından ise fiili ödeme gününde Euro para birimine 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarınca mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz miktarıyla birlikte tahsiline, 70.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden 21/09/2018 itibaren işletilecek avans faizi miktarıyla birlikte davalı işleten (... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret A.Ş. ) ve sürücü ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 20/03/2025 tarihli bedel artırım dilekçesiyle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, bedel arttırım taleplerinin kabulü ile 31.000,00 TL'lik kaçınılmaz masraflara ilişkin taleplerinin 54.000,00 TL'ye yükseltmesini, 100 Euro-634,00TL)'lik geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin taleplerinin 22.801,46 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki TL karşılığına yükseltilmesini, 400 Euro - 2.536 TL sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin taleplerinin 46.129,58 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki TL karşılığına yükseltilmesini, söz konusu maddi tazminat bedeline işleten ve sürücü yönünden kaza tarihi olan 21/09/2018 tarihinden, sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren işletilecek, kaçınılmaz masraflar bakımından fiili ödeme günündeki avans faiz miktarıyla, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı bakımından ise fiili ödeme günündeki Euro para birimine Devlet Bankalarınca mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz miktarıyla birlikte tahsilini, ayrıca müvekkilinin yaşadığı büyük acı, elem ve üzüntülerin bir nebze hafifletilmesi için 70.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 21/09/2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faiz miktarıyla birlikte davalı ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ve davalı sürücü ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; KTK 97. Maddesi uyarınca usulüne uygun başvuru yapılmadığını bu sebeple davanın usulden reddini, ayrıca davacı ... ... Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesine maluliyet tespiti için başvurmuş olmakla birlikte 24/01/2019 tarihinde Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca düzenlenen raporda "duyularından ve organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine neden olup olmayacağının olay tarihi üzerinden 18 (on sekiz) ay geçtikten sonra muayenesi değerlendirileceğini kanaatlerimizi bildirir rapordur" şeklinde belirtildiğini, bu durumda on sekiz ay geçmeden eksik evrak ile dava yoluna gidilmiş olması nedeniyle de davanın usulden reddi gerektiğini, usule ilişkin itirazlarının reddi halinde eksik olan maluliyet raporunun esasa ilişkin itirazlarında ayrıntılı olarak açıklamış oldukları kriterlere uygun yeni bir rapor alınası için davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'ne yönlendirilmesini talep ettiklerini, kazaya karışan ... plakalı halk otobüsünün müvekkili şirket nezdinde 22/04/2018-2019 tarihlerini kapsayan Zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ve sigortalı araç sürücülerinin kusuru oranı ile sınırlı olup bedeni zarar halinde maddi tazminat taleplerinin şahıs başına geçerli olan teminat limiti ile sınırlı olduğunu, maluliyet raporunun 30/03/2013 tarihli ve 28603 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e uygun olarak alınmasını talep ettiklerini, kusur raporunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınmasını talep ettiklerini, kaza tespit tutanağını kabul etmediklerini, dosya içerisinde yer alan kaza tespit tutanağının trafik zabıtaları tarafından düzenlendiğini denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğundan kusur durumu konusunda uzman kurum ya da kişiler tarafından oran gösterir bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini, kusur raporu alınması için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesini talep ettiklerini, davacı ...'in kaza sırasında dizlik vb. koruyu tertibat kullanması gerekirken kulllanmamış olması sebebi hesaplanacak olan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin geçici iş görmezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderinden sorumlu olmadığını, davacı tarafın, dava dilekçesinde maddi tazminat taleplerini ve miktarlarını neye ilişkin olduklarını net bir şekilde belirtmediğini, geçici dönem bakıcı giderinin talep edilebilmesi için de geçici dönem boyunca tüm bakımların bedel karşılığı yapıldığının ispatı gerektiğini, davacı tarafın bu gideri yaptığına dair bir delili, mevcut olmadığını, bu sebeple bu bakım işleminin aile ve yakınları tarafından gerçekleştiğinin kabulü gerektiğini, yapılan tüm bu açıklamlar çerçevesinde ve de dosya kapsamına göre davacı tarafın gerek kalıcı dönem gerekse geçici dönem bakıcı gideri talep hakkı bulunmadığını bu sebeple iş bu talebin de reddi gerektiğini, tedavi giderlerinin SGK’nın sorumluluğunda olduğunu, müvekkili şirketin hiçbir suretle tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, bir an için müvekkili şirketin tedavi giderlerinde sorumlu olduğu kabul edilse dahi başvuranın talep etmiş olduğu tedavi giderleri ile kaza arasındaki illiyet bağını ispatlamalı ve tedavi giderlerini belgelendirmesi gerektiğini, ancak başvuran tarafın herhangi bir belge ve delil sunmadığını, illiyet bağı ve gerçekliğinin ispat edilmediğini tedavi giderlerinin taraflarınca kabulü mümkün olmadığından işbu talebin de reddine karar verilmesini talep ettiklerini, yol giderleri talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının yol giderlerine ilişkin talebinin dolaylı zarar niteliğinde olduğundan ve dolaylı zararların genel şartlar uyarıca teminat dışı olduğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, geçici ödeme talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, kaza tarihinden itibaren avans faizi talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının Almanya asgari ücretine göre tazminat hesaplaması yapılması talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, soruşturma ve kovuşturma dosyasının celp edilerek uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespitini talep ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım San.ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, görev ve zamanaşımı itirazında bulunmuş, ayrıca davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını belirterek davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini, meydana gelen kazada müvekkili şirket çalışanının herhangi bir kusuru bulunmadığını, trafik kaza tespit tutanağında belirtilen kusur tespitinin gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın talep ettiği tazminat miktarlarını kabul etmediklerini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması gerektiğini, davacı tarafından talep edilen manevi tazminat miktarının bu yönüyle de usul ve yasalara aykırı olduğunu, davacının kaza sırasında dizlik, kask, eldiven, dizlik vb. Koruyucu ekipman kullanması gerekirken kullanmamış olması göz önüne alınarak hesaplanacak olan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, geçici ödeme talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini, davacının Almanya asgari ücretine göre tazminat hesaplaması yapılması talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,....Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı mahkeme kararının bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı... cevap dilekçesinde, meydana gelen kazada kusurlu olduğunu kabul etmediğini, davacı şahsın geldiği istikamette yaya ve okul geçidi olduğunu, davacı şahsın kazada hiç fren izinin bulunmadığını, çarpışma esnasında hareket halinde olmadığını, davacı şahsın kendisine hızla çarptığını ve çocuğunun kaydı için mesai bitmeden okula yetişmesi gerektiğini bunun için hızlı ve dikkatsiz olduğunu beyan ettiğini, davacı şahsın yaya ve okul geçidinde kontrolsüz, hızlı ve dikkatsiz bir şekilde kazaya sebebiyet verdiğini, keşif sonrası suçsuz ve kusursuz olduğunun tespit edileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; olay tarihi, ekonomik koşullar, paranın satın alma gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli, davacının yaralanmasının niteliği ve kusur oranları ile meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacı için talep edilen 25.000,00TL manevi tazminatın verilmesinin uygun olacağı hususunda tam bir vicdani kanaat ve takdir oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile maddi tazminat talepleri yönünden davacının taleplerinin tam kabulü ile; 22.801,46 EURO geçici iş göremezlik tazminatının, 100,00 EURO'sunun davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 19/04/2019 tarihinden itibaren; diğer davalılar ... ve ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden kaza tarihi olan 21/09/2018 tarihinden; bakiye 22.701,46 EURO'sunun ise davalı sigorta şirketinden, davalı...'dan ve davalı ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden ıslah harcının yatırıldığı tarih olan 20/03/2025 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre işleyecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak (davalı Sigorta Şirketi yönünden sakatlanma ve ölüm kişi başı poliçe limiti olan 360.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalı Sigorta Şirketi'nden, davalı ...'dan ve davalı ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, 46.129,58 EURO sürekli iş göremezlik tazminatının; 400,00 EURO'sunun davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 19/04/2019 tarihinden itibaren; diğer davalılar..ve.... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden kaza tarihi olan 21/09/2018 tarihinden; bakiye 45.729,58 EURO'sunun ise davalı sigorta şirketinden, davalı ...'dan ve davalı ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden ıslah harcının yatırıldığı tarih olan 20/03/2025 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre işleyecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak (davalı Sigorta Şirketi yönünden yönünden sakatlanma ve ölüm kişi başı poliçe limiti olan 360.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalı Sigorta Şirketi'nden, davalı ...'dan ve davalı ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, 54.000,00 TL tedavi ve yol gideri tazminatının; 31.000,00 TL'sinin davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 19/04/2019 tarihinden itibaren; diğer davalılar ... ve ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden kaza tarihi olan 21/09/2018 tarihinden; bakiye 23.000,00 TL'sinin ise davalı sigorta şirketinden, davalı ...'dan ve davalı ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden ıslah harcının yatırıldığı tarih olan 20/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı Sigorta Şirketi yönünden yönünden sağlık gideri kişi başı poliçe limiti olan 360.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalı Sigorta Şirketi'nden, davalı ...'dan ve davalı ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, manevi tazminat talepleri yönünden: davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu alacak kaleminin zamanaşımına uğradığını, yerel mahkemece yapılan yargılamada zamanaşımı yönünden itirazlarının dikkate alınmadığını, ayrıca ilgili davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, ancak kaza sonucu meydana gelen zararın tespitinin son derece basit olup talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenebilir olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında bir hukukî yarar bulunmadığını, bu sebeple dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken ilgili mahkemece davaya devam olunup hüküm kurulmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, davacı tarafından dava açılmadan önce dava şartı olarak yerine getirilmesi gereken sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmediğini, bu sebeple davanın esasa girmeden usulden reddine karar verilmesi gerekirken yerel mahkeme tarafından davanın kabul olunmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, davacı tarafından dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılarak trafik kazasından kaynaklı zararın sigorta şirketinden talep etme zorunluluğunun dava şartı olduğunu, ancak yerel mahkeme tarafından bu hususun göz ardı edilerek yargılama yapıldığını, usul ve esasa aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, meydana gelen kazada müvekkili şirket çalışanın herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacı yanın kaza sırasında dizlik, kask, eldiven vb. koruyucu tertibat kullanması gerekirken kullanmamış olması sebebiyle yaralanmasına kendi kusuru ile sebep olduğunu, davacı yanın ...plakalı motosiklette sürücü olarak bulunduğunu KTK ve Yüksek yargı kararlarına göre kaza sırasında motosiklet kullanırken takılması gereken dizlik gibi koruyucu ekipmanları takmadığını, bu sebeple müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken yerel mahkeme tarafından bu durumun hiç dikkate alınmadığını, şayet dava konusu kazada davacı sürücü gerekli tedbirleri almış olsa idi meydana gelen yaralanmalarının boyutunun çok daha hafif olabileceğini, bu sebeplerle dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirket şoförünün atfı kabil herhangi bir kusuru bulunmadığından dosyada kusur incelemesi yönünden yeniden rapor aldırılmasını talep ettiklerini, yerel mahkeme tarafından "Yine bunlara ek olarak davacının Almanya vatandaşı olması, Almanya'da yaşamını idame ettirmesi nedeniyle Almanya Devleti para birimi üzerinden geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı talep etmesinde herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır. Davacının yabancı para cinsinden olan tazminat alacağına ilişkin TBK’nın 99. maddesi uyarınca seçimlik hakkını yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı olarak tahsil edilmesi yönünde kullanmıştır." şeklinde gerekçe bildirildiğini, bunun kabul edilemeyeceğini, davacının Almanya'da yaşıyor olmasının hesaplanacak olan kazanç kaybının Almanya Devleti standartlarına göre hesaplanmasının hatalı olduğunu, söz konusu kazanın Türkiye sınırları içerisinde olduğunu, davacı yanın ayrıca Türk vatandaşı olup anne-babası ve diğer akrabalarının Türkiye'de yaşadığını, davacının yurtdışı giriş-çıkış kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere önemli bölümünü ülkemizde geçirdiğini, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak giriş-çıkış kayıtlarının getirilmesini talep ettiklerini, davacı yanın Almanya'da yaşadığı dönemde kanıtlayabildiği bir geliri olmadığını, Almanya'da işsizlik maaşı ve benzeri bir maaş mı yoksa başka bir gelir mi elde ettiği konusunda hiçbir delil bulunmazken, Almanya Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplama yapılmasının tamamen hatalı olduğunu, davacı yan tarafından Almanya'da kazandığı gelirine ilişkin somut hiçbir delil sunulmadan, Almanya Asgari Ücret tarifesinin dikkate alınması usul ve yasaya aykırı olduğunu, Almanya vatandaşı olarak elde ettiği gerçek gelirin ne olduğunun tespiti ile bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kurumlarınca kendisine iş göremez olduğu dönemde herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere öncelikle geçmiş döneme ilişkin Dış İşleri Bakanlığı Aracılığıyla Almanya Sosyal Güvenlik Kurumuna müzekkere yazılarak davacının yaptığı bir iş, kazancı var mı sorulması gerektiğini, ayrıca davacının aktif biçimde çalışmaya devam ettiği yönünde dosyada bir delil bulunmadığını, bu sebeple geçici iş göremezlik tazminatı hesap edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere hükmedilen faiz türü ve faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu, davacının taraflarına karşı zarar sebebiyle davacının maluliyetine ilişkin herhangi bir başvurusu bulunmadığını müvekkili şirketin bu hususta temerrüde düşürülmediğini, hükmedilebilecek bir faiz alacağı bulunmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olup manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olup tazminatın miktarını tayin etme yetkisinin hakimde olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber, mahkemenin kanaati müvekkilinin davalı idarenin zararı tazmin sorumluluğu bulunduğu yönünde olursa; hükmedilecek manevi tazminatın uğranılan zararla orantılı, duyulan acıyı hafifletecek nitelikte olması gerektiğini, takdir edilecek manevi tazminatın hakkaniyete uygun olması gereğinin yanında, manevi tazminat bir ceza olmadığı, mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılamayı da amaç edinmediği hususları da göz ardı edilmemesi gerektiğini, manevi tazminatın, kusurlu olana hukuku ihlal etmesi nedeniyle yapılan bir kötülük de olmadığını, tazminatın sınırının, onun amacına uygun olarak belirlenmesi gerektiğini, manevi tazminatın takdiri yapılırken tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilmeli, manevi tazminatın miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için ise yıkım olmaması gerektiğini, meydana gelen trafik kazası sebebiyle davacının, annesine ve babasına gerekli yardımı ve desteği sağlayamadığını, davacının; annesinin sağlığında ona gereken desteği sağlayamadığı için acı, elem ve ızdırap hissettiğini ileri sürdüğünü, meydana gelen kaza ile müteveffanın ölüm sebebi arasında illiyet bağı bulunmadığını, meydana gelen trafik kazası ile davacının annesinin kanser sebebiyle vefat etmesi arasında herhangi bir bağ bulunmadığını, ayrıca dava konusu trafik kazası ile davacının eşi ile arasının açılması, tarafların boşanma noktasına geldikleri hususunun bu noktada meydana gelen olayla bir bağı olmadığının ortada olduğunu, her olayın kendi içinde bütünlük teşkil ettiğini, bu noktada her olayın kendi içinde değerlendirilmesi gerektiğini, ileri sürülen bu iki durumun da söz konusu kaza ile illiyet bağının bulunmadığını, davacı tarafından ileri sürülen bu iddiaların kabul edilemeyeceğini, yerel mahkeme tarafından; ileri sürdükleri itirazların gereği gibi değerlendirilmediğini, usul ve yasalara aykırı olarak verilen karara göre bilirkişi raporunun dışına çıkılmadığını, bilirkişinin tespit ettiği hususlarda en ufak bir değişikliğe dahi gidilmediğini, bilirkişi raporunun, hakim veya mahkeme için bağlayıcı nitelikte bir delil olmadığını, Hakimin karar verirken bilirkişi raporunu da diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceğini, söz konusu bilirkişi raporunda eksik değerlendirmeler yapıldığını, itirazlarına da itibar edilmediğini, itirazlarını karşılayacak bir rapor hazırlanmadığını, davacı yan tarafından işbu alacak kalemlerinin ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra takibine konu edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, yerel mahkeme kararının müvekkili yönünden hükmedilen manevi tazminat miktarı yönünden oldukça düşük olduğunu, dava dilekçelerinde müvekkilinin dava konusu yaralanması sebebiyle duyduğu acı ve ızdırabın karşılığı olarak 70.000,00 TL manevi tazminat talep edilmişse de, müvekkilinin çektiği acıların karşılığı olarak yerel mahkemece 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin müvekkilini bir kez daha yıktığını, müvekkilinin Almanya'da yaşadığını, dava konusu olayı Türkiye’ye bakıma muhtaç durumda olan yaşlı anne ve babasına ziyarete geldiği zaman içerisinde yaşadığını, müvekkilinin kanser hastası olan annesini belirli aralıklarla tedavisini görmüş olduğu Antalya ilinde bulunan Memorial Antalya Hastanesi'ne götürmek, elinden geldiğince elinden tutmak ve anne ve babasının diğer birtakım ihtiyaçlarında yardımcı olabilmek amacıyla Türkiye'ye geldiğini, ancak işbu dava konusu elim trafik kazası yaşanmış olması sebebiyle müvekkilinin annesine ve babasına gerekli yardımı desteği sağlayamadığını, müvekkilinin annesini Antalya iline, yine yaşlı olan babasının kendi gücünün yettiği ölçüde götürmeye çalıştığını ancak kısa bir süre sonra (07/12/2019 tarihinde) müvekkilinin annesinin... Hastanesi'nde vefat ettiğini, müvekkilinin annesinin ölümünden, yaşamış olduğu elim trafik kazası dolayısıyla annesiyle ilgilenememiş olmasından ötürü vicdanen kendisini sorumlu tuttuğunu, ciddi anlamda vicdani rahatsızlık, acı, elem ve ızdırap hissettiğini, müvekkilinin annesinin, müvekkilinin Almanya'dan kendisi için tedavisinde ve bakım ve ihtiyaçlarında yardımcı olmak amacıyla gelmiş olması sebebiyle söz konu elim trafik kazasının kendisi yüzünden meydana geldiğini birçok kez dile getirdiğini, kanser hastası olması sebebiyle ciddi anlamda moral ve motivasyona ihtiyacı olan müvekkilinin annesinin, söz konusu elim trafik kazası karşısında tam tersi bir şekilde daha çok üzüldüğünü ve kısa bir süre sonra vefat ettiğini, söz konusu trafik kazası yaşanmamış olsaydı eğer annesinin gerekli olan moral ve motivasyonu alacağını, hiç olmazsa ekstradan üzülecek bir durumu olmayacağını ve belki de biraz daha uzun süre yaşayacağını, bu duygu ve düşüncenin, müvekkilini ve ailesini son derece üzdüğünü ve manen çökerttiğini, müvekkilinin kazanın vermiş olduğu ağır yaralanma sebebiyle annesinin cenazesini sırtlayamadığını, annesi defin edilirken dahi bacağındaki yaralanmanın ağır olması sebebiyle bir yabancı gibi uzaktan bakmak zorunda kaldığını, tüm bunların halen dahi müvekkilinin ciddi anlamda derin acı ve elem duymasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin eşi olan ...in psikoljik olarak rahatsızlığının bulunmuş olması ve ayrıca vücut fonksiyonlarını %50 oranında kullanamıyor olması, diğer bir deyişle "kendi işini tek başına göremiyor olması" sebebiyle malulen emekliliği bulunduğunu, müvekkilinin eşi bakıma muhtaç durumda iken tam tersi bir şekilde müvekkilinin eşi müvekkiline bakmak zorunda kaldığını, bu durumun müvekkili ile eşi arasında sık bir şekilde tartışmalara sebebiyet verdiğini ve hatta müvekkili ile eşi boşanma aşamasına kadar geldiğini, yerel mahkemece manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesinin, günümüz ekonomik koşullarında ruhsal dengeyi sağlayacak nitelikte olmadığını, müvekkilinin uğramış olduğu zarar ortada iken yerel mahkemece manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesinin, hukuka açıkça aykırı olduğunu, maddi tazminat taleplerinde olduğu gibi manevi tazminat bakımından da davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ayrıca 2025 yılı itibarı ile müvekkilinin talep ettiği tazminat miktarının kimseyi zengin etme ihtimali dahi bulunmadığını, günümüz şartlarında hükmedilecek tazminat miktarlarının arttırılması gerekmekte iken, neredeyse 10-15 yıl öncesinin şartlarına göre tazminata hükmedilmesinin açıkça hukuka ve vicdana aykırı düşeceğini, talep edilen miktarların objektif olarak zenginleşme yaratmayacağının mahkemece de bilinebilir durumda olduğunu, manevi tazminat taleplerinde, ülkemizde de son yıllarda yaşanan enflasyon oranları gözetilerek ve davalıların ekonomik koşulları ile manevi tazminatın amacı ve hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak caydırıcılık uyandıracak düzeyde manevi tazminata hükmedilmeye başlandığını, ancak yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olmadığını, enflasyon oranları, davalıların ekonomik koşulları ile manevi tazminatın amacı ve hakkaniyet ilkesinin göz ardı edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği ise motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Maddi tazminat açısından: Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, ceza dosyasında ve yargılama sırasında alınan kusur raporlarından meydana gelen trafik kazasında, geçiş üstünlüğüne aykırı davrandığı için kazaya sebebiyet veren davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun sabit olmasına, davacının maluliyetine ilişkin İstanbul ATK 2. Üst Kurulu tarafından hazırlanan ve hükme esas alınan raporun, olay tarihi itibariyle yürürlükteki Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun düzenlenmekle usulüne uygun olduğuna, yaralanmanın gerçekleştiği yer göz önüne alınarak müterafik kusur indirimi yapılmamasına yönelik mahkeme kararında yanlışlık bulunmadığına göre, aşağıdaki bendin dışındaki sair istinaf itirazları yerinde değildir. İlk derece mahkemesince, davacının Almanya'da mı yaşadığı veya Türkiye'de mi yaşadığının tespiti bakımından, kaza tarihinden geriye ve ileriye doğru 3 yıllık sürede ülkeye giriş çıkış kaydının ilgili kurumlardan sorularak çoğunlukla Almanya'da yaşadığının anlaşılması halinde, davacının Almanya'da ikamet ettiği kabul edilip, Almanya'daki gelirinin esas alınması gerekmekte iken, herhangi bir araştırma yapılmaksızın davacının Almanya'da ikamet ettiğinden bahisle Euro üzerinden tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, davacının Almanya'da mı yaşadığının tespit edilmesi halinde, Almanya vatandaşı olarak elde ettiği gerçek gelirin ne olduğunun tespiti ile bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kurumlarınca kendisine iş göremez olduğu dönemde her hangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise miktarı ve nedeni de gözetilerek, mahrum kaldığı gerçek zarar miktarının yabancı para birimiyle ne olduğunun tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Manevi tazminat açısından: Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli ve tarafların kusur durumu da gözönünda tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedileceği öngörülmüştür. Buna göre, davacının yaralanması nedeniyle yaşadığı acı ve elem, kazadaki kusur durumları, tarafların ekonomik sosyal durumu, paranın alım gücü, olayın meydana geliş şekli göz önüne alındığında, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde takdir edilen manevi tazminatın TMK'nın 4. maddesi uyarınca az olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/06/2025 tarih, ...Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 4-Davalı ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yatırılan 8.813,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 7-Davalı ... Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret A.Ş. Vekilinin istinaf başvurusu kabul edildiğinden İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.19/02/2026 ... Başkan ... Üye ... Üye ... Katip... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.