14. Hukuk Dairesi 2013/12926 E. , 2013/14013 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.02.2012 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil olmaz ise tazminatın tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil isteminin reddine, tazminatın tahsili isteminin davalı ...'tan tahsiline dair verilen 20.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşıl…
**14. Hukuk Dairesi 2013/12926 E. , 2013/14013 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.02.2012 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil olmaz ise tazminatın tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil isteminin reddine, tazminatın tahsili isteminin davalı ...'tan tahsiline dair verilen 20.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, davalılardan ... ile 13.12.2005 tarihli satış vaadi sözleşmesi akdettiklerini ve bu sözleşmeye göre ...'ın dava konusu 317 parsel sayılı taşınmazda murislerinden kendisine intikal eden miras payının satışını vaat ettiğini, ancak daha sonra dava konusu taşınmazı muvazaalı olarak diğer davalı ...'a tapuda devrettiğini, dava konusu taşınmazın davalı adına olan kaydının iptali ile davacı adına tescilini, olmaz ise ödemiş olduğu bedelin güncellenmiş değerinin davalılardan tahsilini istemiştir. Davalı ... vekili, satışın muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, tapu iptali ve tescil isteminin reddine, dava konusu taşınmazın rayiç değerinin davalı ...'tan tahsiline karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Tapu kaydını devralan üçüncü kişinin hukuki durumunun TMK’nun 1023 ve 1024. maddeler gereği değerlendirilmesi gerekir. Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, satın alan kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat “hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir.” Belirtilen ilke, TMK’nun 1023. maddesinde aynen “tapu kütüğündeki sicile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” hükmü yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki TMK’nun 1024. maddesinde de “Bir aynı hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde vurgulanmıştır. Ne var ki, tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplam düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır.