TÜRKİYE CUMHUR İYETİ ANAYASA MAHKEMES İ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR ŞEVKET COROZ VE D İĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numaras ı: 2019/35906) Karar Tarihi: 16/6/2022 Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTE Ş İrfan FİDAN Raportör : Fatma Burcu NACAR YÜCE Başvurucu : Şevket COROZ ve di ğerleri (bkz. ekli tablo) Vekilleri : Av. Ahmet TOPTAN : Av. İhsan Serdar TOPTAN I. BAŞVURUNUN KONUSU
TÜRKİYE CUMHUR İYETİ ANAYASA MAHKEMES İ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR ŞEVKET COROZ VE D İĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numaras ı: 2019/35906) Karar Tarihi: 16/6/2022 Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTE Ş İrfan FİDAN Raportör : Fatma Burcu NACAR YÜCE Başvurucu : Şevket COROZ ve di ğerleri (bkz. ekli tablo) Vekilleri : Av. Ahmet TOPTAN : Av. İhsan Serdar TOPTAN I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, işçilik alaca ğı nedeniyle aç ılan davalar ın ayn ı maddi olaya dayan ılarak açılan başka davalarda verilen kararlardan aksi bir sonuca ula şılarak reddedilmesi nedeniyle adil yarg ılanma hakk ının ve davan ın makul sürede sonuçland ırılmamas ı nedeniyle de makul sürede yarg ılanma hakk ının ihlal edildi ği iddialar ına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜREC İ 2. Başvurular 4/11/2019 ve 30/12/2019 tarihlerinde yap ılm ıştır. 3. Ekli tabloda s ıralanan ba şvurular, ba şvuru formu ve eklerinin idari yönden yap ılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmu ştur. 4. Komisyonca ba şvurular ın kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm taraf ından yap ılmas ına karar verilmi ştir. 5. Bölüm Ba şkan ı taraf ından başvurular ın kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yap ılmas ına karar verilmi ştir. 6. Konular ının ayn ı olmas ı nedeniyle ekli tablonun (B) sütununda numaralar ı belirtilen ba şvuru dosyalar ının ayn ı tablonun (1) numaral ı sat ırında yer alan 2019/35906 numaral ı bireysel ba şvuru dosyas ı ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yap ılmas ına karar verilmi ştir. 7. Başvuru belgelerinin bir örne ği bilgi için Adalet Bakanl ığına gönderilmi ştir. Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 3III. OLAY VE OLGULAR 8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildi ği şekliyle olaylar özetle şöyledir: A. Başvurucular ın Açt ığı Davalar ve Bireysel Ba şvuruya Konu Dava Süreci 9. Başvurucular; hizmet kolunda faaliyette bulunan, Elektrik Üretim A. Ş.nin (EÜAŞ) Zonguldak Çatala ğzı'nda kurulu I şıkveren-Çatala ğzı Termik Santrallerinde, alt işveren şirketlerin personeli olarak zincirleme i ş sözleşmesiyle belirsiz süreli i ş akdi ile taşeron işçi olarak çal ışmaktad ır. 10. Başvurucular 26/11/2014 tarihinde Ankara İş Mahkemelerinde ayr ı ayr ı dava açm ıştır. Dilekçelerinde ba şvurucular; EÜA Ş'a ait işyerinde çal ışan, sendika üyesi ola n kadrolu işçilerle ayn ı işleri yapt ıklar ını, emir ve talimatlar ı daval ının kadrolu çal ışanlar ından ald ıklar ını ifade etmi şlerdir. Dava dilekçesinde; öncelikle daval ı ile yüklenici şirketler aras ındaki ili şkinin muvazaal ı olduğunun ve ba şlang ıçtan itibaren daval ının işçisi olduklar ının tespitine karar verilmesi, ard ından k ısmi davalar ının kabulü ile toplu i ş sözleşmesinde (T İS) yaz ılı ücret farklar ı için 500 TL, T İS'ten doğan ek ödeme ve sosyal yard ımlar için 500 TL, ilave tediye alaca ğı için 500 TL, akdi ikramiye alaca ğı için 500 TL olmak üzere şimdilik 2.000 TL'nin faizi birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. 11. Davalar Ankara 12. İş Mahkemesi ile Ankara 39. İş Mahkemesinde görülmü ştür. 1. Ankara 39. İş Mahkemesinde Görülen Davalara İlişkin Süreç 12. Ankara 39. İş Mahkemesi 25/1/2017 tarihinde davalar ın k ısmen kabulüne, kısmen reddine karar vermi ştir. 13. Mahkeme; karar gerekçelerinde, ba şvurucular ın konumu itibar ıyla sendika üyesi olmad ığını, daval ı EÜAŞ'ın sendika üyesi olan i şçilerinin ba şvurucular aç ısından emsal i şçi olarak kabul edilemeyece ğini, ayn ı konumda çal ışan, ayn ı kıdeme sahip, ayn ı işi yapan emsal işçiye ait ücret bordrosunun dosya kapsam ında bulunmad ığını ve başvurucular ın emsal işçilerin kendi ald ıklar ı ücretten daha yüksek ücret ald ığını ispatlayamad ıklar ını, bu nedenle fark ücret alaca ğının bulunmad ığını belirtmiştir. Mahkeme; toplu i ş sözleşmesinden do ğan ek ödeme ve sosyal yard ım alacaklar ı ile ikramiye alaca ğına ilişkin olarak başvurucular ın işyerinde yürürlükte bulunan T İS'i imzalayan i şçi sendikas ı üyesi olmad ığı gibi işçi sendikas ına üye olma yönünde ba şvuru yapt ıklar ını gösteren herhangi bir kay ıt sunmad ıklar ını, işverene sendikaya üye olmak istedikleri yönünde ba şvuru yapt ıklar ına dair herhangi bir kayd ın da dosya kapsam ında bulunmad ığını, bu nedenle başvurucular ın zarar ından bahsedilemeyece ğini ve ek ödeme, sosyal yard ım alacaklar ı ile ikramiye alacaklar ının bulunmad ığını ifade etmi ştir. Mahkeme ba şvurucular ın daval ı EÜAŞ işçisi olduklar ının tespitine, 500 TL ilave tediye alaca ğı taleplerinin kabulüne karar vermi ştir. 14. Başvurucular vekili vermi ş olduğu istinaf dilekçelerinde; ayn ı konuyla ilgili davan ın reddine yönelik kararlar ın Yarg ıtay 22. Hukuk Dairesi taraf ından muvazaan ın mevcut oldu ğundan bahisle bozulmas ı nedeniyle bu hususun kesinle ştiğini, TİS'in dahi muvazaal ı olduğunu, kadrolu i şçilerin tamam ının TİS ten yararlan ıyor olmas ının muvazaan ın göstergesi oldu ğunu, taşeron işçilerin sendikaya üye olmak istediklerini ancak daval ının da Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 4etkisiyle üyeli ğin engellendi ğini belirterek karar ın bozulmas ını ve alacak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmi ştir. 15. Taraflar ın istinaf ba şvurusunu inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, istinaf ba şvurular ını reddetmi ştir. Kararda, davac ılar ın sendika üyesi olmad ığı ve dayan ışma aidat ı ödemedi ği sabit oldu ğuna göre Mahkemece T İS'e bağlı taleplerin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun oldu ğu belirtilmi ştir. 16. Taraflar ın temyizi üzerine Yarg ıtay 22. Hukuk Dairesi (Daire), Bölge Adliye Mahkemesi ile 39. İş Mahkemesi kararlar ının k ısmen bozulmas ına karar vermi ştir. An ılan kararda, Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesinin EÜA Ş ile yükleniciler aras ındaki hukuki ilişkinin muvazaal ı olduğu ve ba şvurucular ın TİS'ten yararlanamayacaklar ına ilişkin kabullerinin yerinde oldu ğu belirtilmi ştir. Daire; daval ı işyerinde kadrolu i şçiler için taban ücret uyguland ığını, başvurucular ın muvazaal ı olarak çal ıştırıldığını ve bu uygulamadan faydalanmalar ı gerektiğini ifade etmi ştir. Ayr ıca gerekçede, ba şvurucular ın fiilen yapt ığı iş belirlenerek ayn ı işi yapan emsal kadrodaki i şçilerin taban ücretine göre ücret fark alaca ğının tespit edilmesinin ve Mahkemece ara ştırma yap ılarak varsa fark ücret alaca ğının hüküm altına al ınmas ının gerekli oldu ğu belirtilmi ştir. 17. Mahkeme; bozma karar ına uyarak davalar ın k ısmen kabulü ile 500 TL ilave tediye alaca ğı ve 500 TL ücret fark ı alacağı taleplerinin kabulüne, akdi ikramiye alaca ğı ile ek ödeme ve sosyal yard ım alacağı taleplerinin reddine karar vermi ştir. 18. Mahkemenin gerekçeli karar ında; başvurucular ın 30/11/2018 tarihinde vermi ş olduklar ı dilekçeleri ile belirsiz alacak davas ı açt ıklar ını belirterek tamamlama harc ı yat ırmak suretiyle taleplerini art ırdıklar ı ancak ba şlang ıçta açm ış olduklar ı davalar ın k ısmi alaca k davas ı olduğu, başvurucular ın dava dilekçesinin sonuç ve istem k ısm ında " kısmi davam ızın kabulü ile " demek suretiyle açm ış olduklar ı davan ın k ısmi dava oldu ğunu belirttikleri vurgulanm ıştır. Mahkeme; ba şvurucular ın tahkikat bitene kadar davalar ının belirsiz alacak davas ına dönüştürülmesi yönünde bir ıslah taleplerinin de olmad ığını, bozma karar ından sonra ıslah yap ılmas ının mümkün olmad ığını, bir an için ba şvurucular ın davas ının belirsiz alacak davas ı olduğu kabul edilecek olsa bile bu durumda ba şvurucular ın davas ının k ısmi eda külli tespit talebini içeren belirsiz alacak davas ı olarak kabul edilmesi gerekti ğini ifade etmiştir. Mahkeme k ısmi eda külli tespit talepli belirsiz alacak davalar ında sonradan yap ılan talep art ırımlar ının " ıslah" niteliğinde oldu ğunu, bu nedenle ba şvurucular ın bozmadan sonra ıslah yoluyla talep miktar ını art ıramayacaklar ının kabul edilmesi gerekti ğini zira 12/1/2011 tarihli ve 6100 say ılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177. maddesinin (1) numaral ı fıkras ında "ıslah ın tahkikat ın sona ermesine kadar yap ılabileceğinin" düzenlendi ğini, bu nedenle Yarg ıtay ın bozma ilam ından sonrada ıslah yap ılmas ının mümkün olmad ığını, bu konuda Yarg ıtay Büyük Genel Kurulunun 4/2/1948 tarihli ve E.1944/10, K.1948/3 say ılı içtihad ı birleştirme karar ının değiştirilmesine gerek olmad ığına ilişkin 6/5/2016 tarihli ve E.2015/1, K.2016/1 say ılı Yarg ıtay İçtihad ı Birleştirme Karar ının bulundu ğunu ifade etmi ştir. Mahkeme bu nedenle ba şvurucular ın 30/11/2018 tarihli dilekçesini ıslah niteli ğinde değerlendirmi ştir. Mahkeme, Yarg ıtay ın bozma ilam ından sonra sunulan söz konusu dilekçe kapsam ında fazlaya ili şkin ilave tediye alaca ğı ile ücret fark ı alacağı talepleri hakk ında değerlendirme yapmayaca ğını belirtilmi ş; başvurucular ın bu alacak kalemlerindeki fazlay a ilişkin haklar ı sakl ı tutulmak suretiyle dava dilekçesinde talep etmi ş olduklar ı miktarlar üzerinden ba şvurucular ın ilave tediye alaca ğı ile ücret fark ı alacağı taleplerinin kabulüne karar vermi ştir. Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 519. Taraflar ın istinaf talebi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Huku k Dairesi, kararlar ın temyiz incelemesine tabi oldu ğunu belirterek dosyalar ı ilk derece mahkemesine göndermi ştir. 20. Temyiz dilekçelerinde ba şvurucular; davay ı belirsiz alacak davas ı olarak açt ıklar ını, ıslah ile art ırılan alacak taleplerinin reddedilmesinin usul ve kanuna ayk ırı olduğunu, ayr ıca Mahkeme taraf ından bozma ilam ının gereğinin yerine getirilmedi ğini belirterek kararlar ın bozulmas ını talep etmi ştir. 21. Daire, ba şvurucular ın davay ı k ısmi dava olarak açt ıklar ını aç ıkça beyan ettiklerini belirterek bu yöndeki temyiz itirazlar ını reddetmi ştir. Başvurucular ın diğer temyiz itirazlar ına yönelik olarak Daire; ba şvuruculara emsal kabul edilen i şçilerin ba şvurucular vekilinin sunmu ş olduğu 27/6/2018 tarihli dilekçelere göre belirlendi ğini, başvurucular ın beyanlar ı ile emsal durumdaki i şçilerin belirlemesinin hatal ı olduğunu, bozma öncesi dinlenen tan ıklar ın da ba şvurucular ın fiilen yapt ıklar ı işe ilişkin somut beyanlar ının olmad ığını, bu nedenle ke şif yap ılarak başvurucular ın fiilen yapt ıklar ı iş ve bu işleri yapan emsal işçilerin belirlenerek sonuca gidilmesi gerekti ğini belirtilerek bozma karar ı vermiştir. 22. Başvurucular, an ılan kararlar ile ilgili olarak Daireye maddi hata düzeltme talebinde bulunmu ştur. Dilekçelerinde ba şvurucular; yarg ılamada dile getirdikleri iddialar ı yineleyerek yarg ılaman ın uzun sürdü ğünü, alacaklar ın zamana şımına uğrad ığını, bu nedenle kararlar ın maddi hataya dayand ığını belirterek kararlar ın bozularak ortadan kald ırılmas ını talep etmi şlerdir. 23. Daire, maddi hata dilekçesini kabul etmi ş; öncelikle ba şvurucular ın dava dilekçelerinde aç ıkça beyan ettiklerini de nazara alarak davalar ın k ısmi dava oldu ğunu belirtmiştir. Daire ayr ıca başvurucular taraf ından emsal olarak bildirilen i şçilere ait listeler e EÜAŞ'ın herhangi bir itiraz ının olmad ığını, işçilere ait ücret bordrolar ının da EÜA Ş taraf ından dosyaya sunuldu ğunu, bu nedenle bozma kararlar ının maddi hataya dayand ığını belirterek bozma yönüyle önceki ilamlar ın ortadan kald ırılmas ına ve ilk derece mahkemesi kararlar ının 17/10/2019 tarihinde onanmas ına karar vermi ştir. 24. Kararlar ın tebliğ edilmesinden sonra ba şvurucular bireysel ba şvuruda bulunmuştur. 2. Ankara 12. İş Mahkemesinde Aç ılan Davalara İlişkin Süreç a. Bireysel Ba şvuru Öncesi Dava Süreci 25. Başvurucular ın bir k ısm ı ayn ı iddialarla Ankara 12. İş Mahkemesinde dav a açm ıştır. Mahkeme; EÜA Ş'ın kömür bo şaltma, kül-cüruf atma, in şaat işleri, atölye temizli ği ve teknik temizlik i şlerini dava d ışı şirketlere verdi ğini, EÜAŞ ile dava d ışı işveren aras ında 22/5/2003 tarihli ve 4857 say ılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin alt ıncı fıkras ı kapsam ında kalan geçerli bir as ıl-alt işveren ilişkisi olduğunu ve muvazaa bulunmad ığını belirterek aç ılan davalar ı miktar itibar ıyla kesin olarak reddetmi ştir. 26. Başvurucular, taraflar aras ında muvazaaya dayal ı iş ilişkisinin bulundu ğunu belirterek kararlar ı temyiz etmi ştir. Mahkemece kararlar ın miktar itibar ıyla kesin verildi ği belirtilerek temyiz talepleri reddedilmi ştir. Başvurucular temyiz taleplerinin reddine ili şkin kararlar ı temyiz etmi ştir. Daire; EÜA Ş ile dava d ışı alt işverenler aras ındaki ilişkinin kanuna Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 6uygun kurulup kurulmad ığının ve muvazaaya dayal ı olup olmad ığının araştırılarak sonuca göre başvurucular ın taleplerinin de ğerlendirilmesi gerekti ğini, muvazaan ın tespiti hâlinde başvurucular ın as ıl işverenin taraf oldu ğu TİS'ten yararlanmas ı için bu şartlar ın gerçekle şip gerçekleşmediğinin de belirlenmesi gerekti ğini belirterek kararlar ı bozmuştur. 27. Ankara 12. İş Mahkemesi, bozma karar ı üzerine Ankara 39. İş Mahkemesi karar ının kesinleşmesini beklemi ştir. 28. Başvurucular bu a şamada bireysel ba şvuruda bulunmu ştur. b. Bireysel Ba şvuru Sonras ı Dava Süreci 29. Mahkeme, bozma kararlar ına uyarak muvazaa iddias ının sübuta erdi ğini belirterek ba şvurucular ın başlang ıçtan itibaren daval ı EÜAŞ'ın işçisi olduğunun tespitine, 39. İş Mahkemesinin karar ı ile paralel olacak şekilde davalar ın k ısmen kabulüyle 500 TL ilave tediye alaca ğı ile 500 TL ücret fark ı alacağı taleplerinin kabulüne, akdi ikramiye alaca ğı ile ek ödeme ve sosyal yard ım alacağı taleplerinin reddine karar vermi ştir. Mahkeme ayr ıca başvurucular taraf ından davalar ın başlang ıçta k ısmi dava olarak aç ıldığını, dava dilekçelerinde belirsiz alacak talebinde bulunulmad ığını ve dosyalara ıslah dilekçesinin sunulmad ığını, bu nedenle dava dilekçesinde talep edilen miktarlar üzerinden kabul kararlar ı verilmesi gerekti ğini belirtmi ştir. 30. Mahkeme gerekçelerinde yine Ankara 39. İş Mahkemesinin bir k ısım dosyas ında verilen karar sonras ı başvurucular ın belirsiz alacak davas ına yönelik talepleri ile ilgili Yarg ıtaya maddi hata talepli dilekçe sunduklar ını iddia etmelerine ra ğmen söz konusu kararlar ın dosyalara sunulmad ığı vurgulanm ıştır. 31. Taraflar karar ı temyiz etmi ştir. Başvurucular temyiz dilekçelerinde; verilen kararlar ın miktar olarak kesinlik s ınırının üstünde oldu ğunu ve davalar ın belirsiz alacak davas ı olduğunu, benzer davalar ın kabul edildi ğini ileri sürerek karar ın bozulmas ını talep etmişlerdir. Mahkemece karar ın kesin olarak verildi ği belirtilerek ba şvurucular ın temyi z talepleri ek kararlar ile reddedilmi ştir. 32. Daire 12/1/2021 tarihli karar ıyla toplam miktara göre verilen kararlar ın kesinlik sınırının alt ında kalmad ığını belirterek ek kararlar ı kald ırm ış, davalar ın k ısmi dava olarak açıldığını, bunun temyiz dilekçelerindeki ifadeler ile aç ıkça beyan edildi ğini belirterek kararlar ı onam ıştır. B. Başvurucular ın Başvuru Formunda Belirtti ği Başvuru Konusu Dava ile Benzer Nitelikteki Dava Süreçleri 33. Başvurucularla ayn ı işverene ba ğlı olarak çal ışan iki işçi taraf ından benzer iddialarla Ankara 12. İş Mahkemesinin E.2014/524 ve E.2014/565 say ılı dosyalar ında dav a açılm ıştır. Davac ılar öncelikle davalar ının belirsiz alacak davas ı olarak kabulünü talep etmi ş, ard ından alt işveren taraf ından çal ıştırılan işçilerin tamam ının işe başlad ıklar ı tarihten itibaren asıl işveren işçisi olarak kabul edilmesi gerekti ğinin tespiti ile 500 TL ücret fark ı alacağının, 500 TL ilave tediye fark ı alacağının, 500 TL T İS'ten doğan alacaklar ın daval ıdan tahsiline karar verilmesini istemi ştir. Davac ılar bilirki şi incelemesinin ard ından taleplerini ıslah etmiştir. 12. İş Mahkemesi T İS'ten doğan alacak talebinin reddine, ilave tediye alaca ğı ile ücret fark ı alacağının ise kabulüne karar vermi ştir. Gerekçede, davac ılar ın sendika üyesi Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 7olmamas ı ve dayan ışma aidat ı da ödememesi nedeniyle T İS'ten doğan ek ödeme ve sosyal yard ım alacaklar ı talebinin yerinde bulunmad ığı belirtilmi ştir. 34. Davac ılar ın istinaf talepleri, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin muhtelif tarihlerdeki kararlar ı ile esastan kesin olarak reddedilmi ş ve söz konus u kararlar Yarg ıtay 22. Hukuk Dairesince onanm ıştır. 35. Başvurucularla ayn ı işverene ba ğlı olarak çal ışan bir işçi taraf ından benzer iddialarla Ankara 7. İş Mahkemesinin E.2014/768 say ılı dosyas ında dava aç ılm ıştır. Davac ı, daval ı EÜAŞ ile dava dışı taşeronlar aras ında muvazaal ı bir alt işverenlik ilişkisi olduğunu belirtmiştir. Davac ının başından beri EÜAŞ işçisi say ılmas ı gerektiği, davac ının alt işveren işçisi gözükmesi sebebiyle TİS'ten haks ız olarak yararland ırılmad ığı ve bunun haks ız bir fiil olduğu iddia edilmiştir. Davac ı, kadrolu işçilere TİS gereğince ödenen ücret ile davac ıya ödenen ücret aras ındaki fark ın, ikramiye fark ının ve TİS ödemesi alacağının tahsili talebinde bulunmuştur. 36.Yine başvuru konusu dava ile benzer nitelikte iddialarla Ankara 7. İş Mahkemesinin E.2014/768 ve K.2015/1618 say ılı dosyas ında belirsiz alacak davas ı şeklinde açılan dava ile ilgili olarak Yarg ıtay 22. Hukuk Dairesi; Mahkemenin daval ı ile dava dışı alt işverenler aras ında muvazaal ı ilişki olduğu, davac ının bu itibarla fark ücret ile ikramiye alacağının bulunduğu ancak TİS'ten yararlanmad ığı için TİS ödemesi alacaklar ı olmad ığı gerekçesiyle verdiği 30/12/2015 tarihli kısmen kabul karar ını davac ının belirsiz alacak davas ı açmas ında hukuki yarar bulunmad ığı gerekçesiyle bozmuştur. Dairenin 27/6/2016 tarihli ve E.2016/12329, K.2016/19475 say ılı karar ının ilgili kısm ı şöyledir: "Davan ın belirsiz alacak davas ı olarak açıldığı şüphesizdir. Davac ı talebinde muvaza a sebebiyle toplu iş sözleşmelerinden yararlanmas ı gerekirken yararland ırılmad ığını, bunun hukuka ayk ırı olduğunu, kadrolu işçilere toplu iş sözleşmesi gereğince yap ılan ücret ödemesinin kendisine de yap ılmas ı gerektiğini iddia ederek ücret fark ı, ikramiye ile toplu iş sözleşmesi ödemesi alacaklar ı talep etmiştir. Görüldüğü gibi davac ının talebi toplu iş sözleşmesine göre kadrolu işçilere yap ılan ödemelere dayanmaktad ır. Dolay ısıyla davac ının toplu iş sözleşmesi hükümlerini uygulayarak talep sonucunu belirleyebilmesi mümkündür. Diğer taraftan muvazaaya dayal ı toplu iş sözleşmesi kaynakl ı alacak taleplerinde emsal işçi uygulamas ı ile davac ının alacağının belirlenmesi teknik olarak doğru bir uygulam a değildir. Bu durumda toplu iş sözleşmesi hükümlerinin davac ıya yararland ığı ya da yararlanmas ı gerektiği andan itibaren uygulanarak davac ının alacağının tespiti gerekmektedir. Kald ı ki davac ı taraf ından hangi işçisinin kendisine emsal oluşturduğu da bildirilmi ş değildir. Dosyaya Dairemizin başka bir kurumu karşı açılan davaya ilişkin belirsiz alacak davas ının şartlar ının bulunduğunda dair karar ı sunulmuş ise de dava şartlar ı bak ımından emsal karar olamaz. Zira dava şartlar ı her zaman resen dikkat e alınmal ıdır. Sonuç olarak davan ın belirsiz alacak davas ı olarak açılmas ı mümkün olmad ığından davan ın hukuki yarar yokluğundan reddi gerekirken işin esas ına girilerek karar verilmesi hatal ıdır.'' 37. Daire; maddi hata düzeltim dilekçesi üzerine verdi ği 25/1/2018 tarihli ve E.2016/32691, K.2018/1392 say ılı karar ında davac ının gerçek ücretinin ve dava konusu di ğer alacaklar ın miktar ının gerçek ücret üzerinden belirlenmesinin kar şı taraf ın elinde bulunan bilgi ve belgeleri sunmas ı ile mümkün hâle gelebilece ğini, dolay ısıyla davac ının belirsiz alacak davas ı açmas ında hukuki yarar bulundu ğunu belirterek önceki bozma karar ını kald ırarak hükmü onam ıştır. Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 8IV.İLGİLİ HUKUK A. Ulusal Hukuk1. Kanun Hükümleri 38. 22/4/1926 tarihli ve 818 say ılı mülga Borçlar Kanunu'nun 126. maddesinin ilgili kısm ı şöyledir: "Aşağıdaki alacak veya davalar hakk ında beş senelik müruru zaman cari olur: ... ... işçilerin ücretleri hakk ındaki davalar; ..." 39. 818 say ılı mülga Kanun'un 128. maddesinin ilgili k ısm ı şöyledir: "Müruru zaman alaca ğın muaccel oldu ğu zamandan ba şlar.. ..." 40. 818 say ılı mülga Kanun'un 133. maddesinin ilgili k ısm ı şöyledir: "Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmi ş olur: ... 2 - Alacakl ı dava veya defi z ımn ında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icra i takibat yahut iflas masas ına müdahale ile hakk ını talep eyledi ği halde. ..." 41. 11/1/2011 tarihli ve 6098 say ılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinin ilgili kısm ı şöyledir: "Aşağıdaki alacaklar için be ş yıllık zamana şımı uygulan ır: 1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi di ğer dönemsel edimler ..." 42. 6098 say ılı Kanun'un 149. maddesinin birinci f ıkras ı şöyledir: "Zamanaşımı, alacağın muaccel olmas ıyla işlemeye ba şlar." 43. 6098 say ılı Kanun'un 154. maddesinin ilgili k ısm ı şöyledir: "Aşağıdaki durumlarda zamana şımı kesilir: Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 9... 2. Alacakl ı, dava veya def i yoluyla mahkemeye veya hakeme ba şvurmuşsa, icra takibinde bulunmu şsa ya da iflas masas ına başvurmuşsa." 44. 18/6/1927 tarihli ve 1086 say ılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 83. maddesi şöyledir: "İki taraftan her biri usule mütaallik olarak yapt ığı muameleyi tamamen veya k ısmen ıslah edebilir. Ayn ı davada her taraf ancak bir kere ıslah hakk ını kullanabilir." 45. 6100 say ılı Kanun'un "Belirsiz alacak ve tespit davas ı" kenar ba şlıklı 107. maddesinin ilk hâli şöyledir: "(1) Davan ın aç ıldığı tarihte alaca ğın miktar ını yahut de ğerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyece ği veya bunun imkâns ız olduğu hâllerde, alacakl ı, hukuki ili şkiyi ve asgari bir miktar ya da de ğeri belirtmek suretiyle belirsiz alaca k davas ı açabilir. (2) Karşı taraf ın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alaca ğın miktar ı veya değerini n tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün oldu ğu anda davac ı, iddian ın genişletilmesi yasa ğına tabi olmaks ızın davan ın başında belirtmi ş olduğu talebini art ırabilir. (3) Ayr ıca, k ısmi eda davas ının aç ılabildiği hâllerde, tespit davas ı da aç ılabilir ve bu durumda hukuki yarar ın var oldu ğu kabul edilir." 46. 6100 say ılı Kanun'un 107. maddesinin gerekçesi şöyledir: "Hak arama durumunda olan ki şi, talepte bulunaca ğı hukukî ili şkiyi, muhatab ını ve bu ilişkiden dolay ı talep edece ği miktar ı asgarî olarak bilmesine ve tespit edebilmesine ra ğmen, alacağının tamam ını tam olarak tespit edemeyebilir. Özellikle, zarar ın baştan belirlenemedi ği, ancak bir incelemeden sonra tam olarak tespiti mümkün olan tazminat taleplerinde böyle bir durumla kar şılaşılabilmesi söz konusudur. Hukuk sistemimiz içinde, böyle bir durumla kar şılaşan kişinin hak aramas ı bak ımından birçok güçlük söz konusudur. Öncelikle kendisinden asl ında tam olarak bilmedi ği bir alacak için dava açmas ı istenmekte, ayr ıca, daha sonra kendi talebinden daha fazla bir miktar alaca ğının olduğu ortaya çıktığında da bunu davay ı genişletme yasa ğı çerçevesinde ileri sürmesi mümkün olabilmekteydi. Böyle bir durumda, gerçekten bilinmeyen bir alacak için dava açmay a zorlamak gibi, hak araman ın özüyle izah edilemeyecek bir yol ve asl ında taraf ın kend i ihmali ya da kusuru olmad ığı hâlde bir yasakla kar şılaşmas ı gibi de bir engel söz konusuydu. Oysa, hak arama özgürlü ğü, böyle bir s ınırlamay ı ve gerçek d ışı davranmay a zorlamay ı değil, gerçekten hakk ı ihlâl edilen veya ihlâl tehlikesi alt ında olan ki şiyi, mümkün olduğunca geni ş şekilde korumay ı amaçlamal ıdır. Son dönemde, gerek mukayeseli hukukt a gerekse Türk hukukunda art ık salt hukukî koruman ın ötesine geçilerek 'etkin hukuk î koruma'n ın gündeme gelmi ş olmas ı da bunu gerektirir. Kald ı ki, miktar ya da de ğeri belirsiz bir alacak için dava aç ılmas ı gerektiğinde birtak ım s ınırlamalar getirmek, dava içinde yeni taleplere veya o davan ın d ışında yeni davalara yol açarak, usûl ekonomisine ayk ırı bir durum da meydana getirecektir. Ayr ıca, miktar ı veya de ğeri bilinmeyen bir alacak için klasik k ısmî davan ın da tam bir çözüm üretmedi ği gerçektir. Belirsiz alacak ve tespit davalar ına ilişkin hükümlerin mukayeseli hukukta da yer ald ığı dikkate al ınarak, davan ın aç ıldığı tarihte alaca ğın miktar ını yahut de ğerini tam v e kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyece ği veya bunun imkâns ız olduğu Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 10hâllerde, alacakl ının, hukukî ili şki ile asgarî bir miktar ya da de ğer belirterek belirsiz alacak davas ı açabilmesi kabul edilmi ştir. Alacakl ının bu tür bir dava açmas ı için, dava açacağı miktar ya da de ğeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamal ı ya da bu objektif olarak imkâns ız olmal ıdır. Aç ılacak davan ın miktar ı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava aç ılamaz. Çünkü, her davada arand ığı gibi, burada da hukuk î yarar aranacakt ır, böyle bir durumda hukukî yarar ın bulundu ğundan söz edilemez. Özellikle, k ısmî davaya ili şkin yeni hükümler de dikkate al ınıp birlikte de ğerlendirildi ğinde, baştan tespiti mümkün olan hâllerde bu yola ba şvurulmas ı kabul edilemez. Belirsiz alacak davas ı veya tespit davas ı aç ılmas ı hâlinde, alacakl ı, tüm miktar ı belirtmese dahi, davan ın başında hukukî ili şkiyi somut olarak belirtmek ve tespit edebildi ği ölçüde de asgarî miktar ı göstermek durumundad ır. Maddenin ikinci f ıkras ında, belirsiz alacak veya tespit davas ı aç ılabilen durumlarda, miktar ya da de ğerin tespit edildi ği anda, alacakl ının iddian ın genişletilmesi yasa ğından etkilenmeksizin talebini art ırabileceği belirtilmi ştir. Kural olarak, bir davada ba şlang ıçta belirtilen miktar veya de ğerin art ırılmas ı, iddian ın genişletilmesi yasa ğına tâbidir. Bunun amac ı, davac ının dava açarken hakk ını kötüye kullanmamas ı, daha özenli davranmas ı, yarg ılamay ı gereksiz yere uzatmamas ıdır. Oysa, ba ştan miktar veya de ğeri tam tespi t edilemeyen bir alacak için, davac ının böyle bir ihmal ya da kusurundan söz edilemez. Bu sebeple, belirsiz alacak veya tespit davas ı aç ıldıktan sonra, yarg ılaman ın ilerleyen aşamalar ında, kar şı taraf ın verdiği bilgiler ve sundu ğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat i şlemleri sonucu (örne ğin, bilirki şi ya da ke şif incelemesi sonras ı), baştan belirsiz olan alacak belirli hâle gelmi şse, davac ının, iddian ın genişletilmesi yasa ğına tâbi olmaks ızın davan ın başında belirtmi ş olduğu talebini art ırabilmesi benimsenmi ştir. Davac ı, s ınırlama ve yasa ğa tâbi olmadan, sadece talepte bulunmak suretiyle yeni mikta r üzerinden yarg ılamaya devam edilmesini isteyebilecektir. Şüphesiz, alaca ğın belirli hâle gelmesini müteakip ortaya ç ıkan yeni talep eksik belirtilmi şse, bundan sonra yeni bir art ırma isteği iddian ın genişletilmesi yasa ğıyla karşılaşacakt ır. Çünkü, bu hâlde belirsizlik değil, davac ının kendi ihmalinden kaynaklanan bir durum söz konusudur. 'Edâ davas ının aç ılabildiği hallerde tespit davas ı aç ılamaz' yollu önermenin hak arama özgürlüğünün ulaştığı kapasite ve hukuki yarar ko şulunun muhtevas ı karşısında geçerli ği yoktur. Miktar ı belirsiz alacaklarda zamana şımının dolmas ına çok k ısa sürenin varoldu ğu hallerde yaln ızca tespit yahut k ısmi edâ ile birlikte tespit davas ının aç ılabileceği genel olarak kabul edilmektedir. Davac ı, söz gelimi bir tazminat ın tahsili yerine alaca ğın miktar ının ve borçlunu n sorumlu oldu ğunun tespitini hedefleyen bir dava açabilir, açabilmelidir. Bu dava, zamanaşımını kesecek, davada istihsal olunan ilam genel haciz yoluyla takibe konabilecek, itiraz halinde borçlunun göze alamayabilece ği icra-inkar tazminat ı yapt ırımı devreye girebilecektir. Öte yandan tespit davas ı, dava ekonomisi yönünden edâ davas ına nazara n taraflar için daha avantajl ıdır. Tespit davas ının taraf bar ışını kolaylaştıran bir karakteri de vard ır. Alacakl ı, yaln ızca edâ davas ı veya yaln ızca tespit davas ı yahut k ısmi edâ ile birlikte külli tespit davas ı açabilme seçeneklerine sahiptir. Hak arama özgürlü ğünün (Any.m.36 , İHAS.m.6) özünde varolan bu seçenekler, yasa veya içtihat yoluyla yasaklanamaz. Model, belirtilen seçenekleri alacakl ıya usülî bir hak olarak tan ımaktad ır. Esasen tam veya k ısmi olmas ına bak ılmaks ızın her edâ davas ının temelinde bir küll i tespit unsuru vard ır. Başka deyimle edâ hükmünde tertip olunan her durumun arkas ında sorumluluk saptanmas ını içeren bir zorunlu ön tespit kabulü mevcuttur. Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 11Tasar ıda öngörülen modelde, tespit davas ının hukuki ili şkilerin tespiti yan ında hakk ın tespitinin de istenebilmesi, edâ davas ının aç ılabildiği hallerde hukuki menfaat ko şulunun gerçekleşmiş say ılmas ı kabulü çözümünü (paradigmay ı) güçlendirmektedir. Bir davan ın aç ılmas ı ile doğacak olan maddi ve şekli hukuk sonuçlar ının (zaman aşımının kesilmesi ve di ğerleri) tespit davalar ında aynen geçerli olaca ğı kuşkusuzdur. Önerge ile varolmas ı gereken bir usulî imkân hukukumuza kazand ırılmış olacakt ır." 47. 22/7/2020 tarihli ve 7251 say ılı Kanun'un 7. maddesiyle 6100 say ılı Kanun'un 107. maddesinin kenar ba şlığı "Belirsiz alacak davas ı" şeklinde de ğiştirilmiş, ayr ıca ikinci fıkras ında değişiklik yap ılarak üçüncü f ıkras ı yürürlükten kald ırılm ıştır. 6100 say ılı Kanun'un 107. maddesinin 7251 say ılı Kanun'un 7. maddesiyle de ğişik hâli şöyledir: "(1) Davan ın aç ıldığı tarihte alaca ğın miktar ını yahut de ğerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyece ği veya bunun imkâns ız olduğu hâllerde, alacakl ı, hukuki ili şkiyi ve asgari bir miktar ya da de ğeri belirtmek suretiyle belirsiz alaca k davas ı açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Kar şı taraf ın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktar ı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün oldu ğunda, hâkim taraf ından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftal ık kesin süre içinde davac ı, iddian ın genişletilmesi yasa ğına tabi olmaks ızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya de ğer üzerinden görülüp karara bağlan ır. (3) (Mülga:22/7/2020-7251/7 md.)" 48. 6100 say ılı Kanun'un "K ısmi dava" kenar başlıklı 109. maddesi şöyledir: "(1) Talep konusunun niteli ği itibar ıyla bölünebilir oldu ğu durumlarda, sadece bir kısm ı da dava yoluyla ileri sürülebilir. (2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.)(3) Dava aç ılırken, talep konusunun kalan k ısm ından aç ıkça feragat edilmi ş olmas ı hâli d ışında, k ısmi dava aç ılmas ı, talep konusunun geri kalan k ısm ından feragat edildi ğ i anlam ına gelmez." 49. 6100 say ılı Kanun'un 176. maddesinin ilgili k ısm ı şöyledir: ''(1) Taraflardan her biri, yapm ış olduğu usul işlemlerini k ısmen veya tamamen ıslah edebilir. ...'' 2. Yarg ıtay Kararlar ı 50. Yarg ıtay İçtihad ı Birleştirme Genel Kurulunun 4/2/1948 tarihli ve 10/3 say ılı içtihad ı birleştirme karar ının ilgili k ısm ı şöyledir: ''Dava aç ıldıktan sonra mevzuunda, sebebinde ve delillerde ve sair hususlarda usule müteallik olmak üzere yap ılmış olan yanl ışlıklar ı bir defaya mahsus olmak üzere düzeltmek Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 12ve eksiklikleri de tamamlamak imkan ını veren ve mahkeme karar ına lüzum olmadan taraflar ın sözlü ve yaz ılı beyanlar ıyla yap ılabilen ıslah ın; Hukuk Usulü Muhakemeler i Kanununun seksen dördüncü maddesinin aç ık hükmü dairesinde tahkikat ve yarg ılama bitinceye kadar yap ılabilip Yarg ıtayca hüküm bozulduktan sonra bu yoldan faydalanman ın mümkün olamayaca ğına [karar verilmi ştir.]'' 51. Yarg ıtay İçtihad ı Birleştirme Genel Kurulunun 4/2/1959 tarihli ve E.1959/13, K.1959/5 say ılı içtihad ı birleştirme karar ının ilgili k ısm ı şöyledir: '' Bir mahkeme karar ının her ne nedenle olursa olsun temyizce bozulmas ı sonund a mahkemenin bozma karar ına uymas ıyla dava yeniden duru şma (muhakeme) safhas ına girmiş olacağı cihetle duru şma henüz bitmemi ş demektir 52. Yarg ıtay İçtihad ı Birleştirme Genel Kurulunun 6/5/2016 tarihli ve E.2015/1, K.2016/1 say ılı içtihad ı birleştirme karar ının ilgili k ısm ı şöyledir: ''Yukar ıda aç ıklanan nedenlerle; 'bozma karar ı sonras ında ıslah yap ılamayaca ğı ve İçtihad ı Birleştirme Karar ının değiştirilmesinin gerekmedi ğine [karar verilmi ştir.]'' 53. Yarg ıtay 9. Hukuk Dairesinin 15/12/2015 tarihli ve E.2014/34636, K.2015/35578 say ılı karar ının ilgili k ısm ı şöyledir: ''... 4857 say ılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 say ılı Yasada ücret alacaklar ıyla ilgili olarak özel bir zamana şımı süresi öngörülmedi ği halde, 4857 say ılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, i şçi ücretinin be ş yıllık özel bir zamana şımı süresine tabi oldu ğu açıkça belirtilmi ştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteli ğinde olmayan, ücret niteli ği ağır basan işçilik alacaklar ı ise 818 say ılı Borçlar Kanununun 126/1 maddesi uyar ınca beş yıllık zamana şımına tabidir. 1/6/2012 tarihinden sonra yürürlü ğe giren 6098 Say ılı TBK. un 147. maddesi ise ücret gibi dönemsel nitelikte ödenen alacaklar ın beş yıllık zamana şımına tabi olaca ğını belirtmiştir. ... Uygulamada, fazlaya ili şkin haklar ın sakl ı tutulmas ı, dava açma tekni ği bak ımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakk ın ancak bir bölümünün dava edilmesi, di ğer bölümüne ait dava ve talep hakk ının baz ı nedenlerle gelece ğe b ırak ılmas ı anlam ına gelir. Yarg ıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmi ş ilkeye göre, k ısmi davada fazlaya ili şkin haklar ın sakl ı tutulmuş olmas ı, sakl ı tutulan kesim için zamana şımını kesmez, zamana şımı, alacağın yaln ız k ısmi dava konusu yap ılan miktar için kesilir. ... Mahkemece yap ılacak iş önce davaya kar şı zamanaşımı itiraz ını değerlendirmek v e ard ından ıslaha kar şı zamanaşımı itiraz ı yönünden de ğerlendirme yap ılmakt ır. ..." 54. Yarg ıtay 22. Hukuk Dairesinin 18/10/2018 tarihli ve E.2018/13652, K.2018/22484 say ılı karar ının ilgili k ısm ı şöyledir: "... Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 134857 say ılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 say ılı Yasada ücret alacaklar ıyla ilgi olarak özel bir zamana şımı süresi öngörülmedi ği halde, 4857 say ılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, i şçi ücretinin be ş yıllık özel bir zamana şımı süresine tabi oldu ğu açıkça belirtilmi ştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteli ğinde olmayan, ücret niteli ği ağır basan i şçilik alacaklar, Borçlar Kanunu'nun 126/1 maddesi (6098 say ılı TBK 147) uyar ınca beş yıllık zamana şımına tabidir. ..." 55. Yarg ıtay 22. Hukuk Dairesinin 10/4/2017 tarihli ve E.2017/6916, K.2017/8165 say ılı karar ının ilgili k ısm ı şöyledir: "... Bu itibarla zamana şımı savunmas ı ileri sürüldü ğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakk ın dava edilebilme niteli ği ortadan kalkaca ğından, art ık mahkemenin i şin esas ına girip onu incelemesi mümkün de ğildir. Uygulamada, fazlaya ili şkin haklar ın sakl ı tutulmas ı, dava açma tekni ği bak ımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakk ın ancak bir bölümünün dava edilmesi, di ğer bölümüne ait dava ve talep hakk ının baz ı sebeplerle gelece ğe b ırak ılmas ı anlam ına gelir. Yarg ıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmi ş ilkeye göre, k ısmi davada fazlaya ili şkin haklar ın sakl ı tutulmuş olmas ı, sakl ı tutulan kesim için zamana şımını kesmez, zamana şımı, alacağın yaln ız k ısmi dava konusu yap ılan miktar için kesilir. Somut olayda, daval ı vekili, davac ının 22/5/2014 tarihli ıslah dilekçesine kar şı kanuni süre içerisinde zaman a şımı def'inde bulunmu ştur. Bu durumda, davac ının hak kazand ığı alacaklar ının miktar ının yöntemine uygun biçimde ileri sürülen ıslaha kar şı zamanaşımı def'i değerlendirilerek belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yaz ılı şekilde karar verilmesi hatal ıdır. ..." 56. Yarg ıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/11/2020 tarihli ve E.2019/17-853, K.2020/907 say ılı karar ının ilgili k ısm ı şöyledir: "... 23. Alaca ğın yaln ızca bir bölümü için aç ılan davaya k ısmi dava denir. Bir davan ın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alaca ğın tümünün ayn ı hukuki ili şkiden doğmuş olmas ı ve alaca ğın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Di ğer bir söyleyi şle, bir alacak hakk ında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkân ı bulunmas ına rağmen, alacağın bir kesimi için aç ılan davaya, k ısmi dava denir. K ısmi dava aç ılabilmesi için tale p konusunun bölünebilir olmas ı gerekli olup, aç ılan davan ın k ısmi dava oldu ğunun dava dilekçesinde aç ıkça yaz ılmas ı gerekmez. Dava dilekçesindeki aç ıklamalardan davac ının alacağının daha fazla oldu ğu anlaşılıyor ve istem bölümünde 'fazlaya ili şkin haklar ını sakl ı tutmas ı' ya da 'alaca ğın şimdilik şu kadar ını dava ediyorum' şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davan ın k ısmi dava olarak kabulü için yeterli say ılmaktad ır ... ...26. Dava şartlar ı ise, mahkemenin davan ın esas ı hakk ında yarg ılama yapabilmesi için gerekli olan unsurlard ır. Diğer bir anlat ımla, dava şartlar ı dava aç ılabilmesi için de ğil, Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 14mahkemenin davan ın esas ına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunl u koşullard ır. Mahkeme, hem davan ın aç ıldığı tarihte hem de yarg ılaman ın her aşamas ında dava şartlar ının bulunup bulunmad ığını kendiliğinden ara ştırıp inceler ve bu konuda taraflar ın istem ve beyanlar ı ile bağlı değildir. Dava şartlar ının davan ın aç ıldığı tarih itibariyle bulunmamas ı ya da bu şartlardan birinin yarg ılama aşamas ında ortadan kalkt ığının öğrenilmesi durumunda mahkemece mesmu (dinlenebilir) olmad ığı gerekçesiyle davan ın reddedilmesi gerekir. ...28. HMK n ın 115. maddesinin ikinci f ıkras ına göre ise 'Mahkeme, dava şart ı noksanl ığını tespit ederse davan ın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şart ı noksanl ığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanmas ı için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şart ı noksanl ığı giderilmemi şse davay ı dava şart ı yokluğu sebebiyle usulden reddeder'. Bu düzenleme gere ğince, eksik olan bir dava şart ı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise, hâkim taraf ından eksikli ğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şart ı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şart ı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir. 115. maddenin üçüncü f ıkras ına göre ise, 'Dava şart ı noksanl ığı, mahkemece, davan ın esas ına girilmesinden önce fark edilmemi ş, taraflarca ileri sürülmemi ş ve fakat hüküm an ında bu noksanl ık giderilmi şse, başlang ıçtaki dava şart ı noksanl ığından ötürü, dava usulden reddedilemez'. 29. Dava dilekçesinde bulunmas ı gereken unsurlar HMK'n ın 119. maddesinde düzenlenmi ştir... 30. Öte yandan 119. maddenin 2. f ıkras ı uyar ınca 'Birinci f ıkran ın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri d ışında kalan hususlar ın eksik olmas ı hâlinde, hâkim davac ıya eksikli ği tamamlamas ı için bir haftal ık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikli ğin tamamlanmamas ı hâlinde dava aç ılmam ış say ılır'. Şu hâlde mahkemenin ad ı, dava konusu ve de ğeri, vak ıalar, deliller ve hukuki sebepler d ışında kalan unsurlardan herhangi birinin eksik b ırak ılmış, yaz ılmam ış olmas ı durumunda, hâkim taraf ından verilen bir haftal ık kesin süre içerisinde eksikliğin tamamlanmad ığı takdirde davan ın aç ılmam ış say ılmas ına karar verilecektir. 31. Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemede bir davan ın aç ılabilmesi için , davac ının bu davay ı açmakta ve mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir ç ıkar ının bulunmas ı gerektiğine ilişkin ilke anlam ına gelir. Davac ının davay ı açt ığı tarih itibariyle dava açmakta hukuk kurallar ı taraf ından hakl ı bulunan (korunan) bir yarar ı olmal ı, hakk ını elde edebilmesi için mahkeme karar ına ihtiyac ı bulunmal ıdır. ... ...35. 6100 say ılı HMK'n ın 'Hâkimin davay ı ayd ınlatma görevi' ba şlıklı 31. maddesine göre, 'Hâkim, uyu şmazl ığın ayd ınlat ılmas ının zorunlu oldu ğu durumlarda, maddi veya hukuki aç ıdan belirsiz yahut çeli şkili gördü ğü hususlar hakk ında, taraflara aç ıklama yapt ırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.' 36. ...Görüldü ğü üzere, hâkimin davay ı ayd ınlatma ödevine ili şkin 31. maddede, hâkimin, uyu şmazl ığın ayd ınlat ılmas ının zorunlu k ıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çeli şkili gördü ğü konular hakk ında taraflara aç ıklama yapt ırabileceği, soru sorabilece ği, kan ıt gösterilmesini isteyebilece ği belirtilmi ştir. Öte yandan HMK'n ın 33. maddesi uyar ınca hâkim Türk hukukunu resen uygular. Bu nedenledir ki, dav a dilekçesinde davac ının talebini dayand ırdığı vak ıalara uygun hukuki sebepleri dava dilekçesinin zorunlu unsurlar ı aras ında say ılmam ıştır. Zira davac ının dayand ığı vak ıalara uygun hukuki sebepleri hâkim kendili ğinden bulup uygulamakla yükümlüdür. Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 15... 39. ...Bir davan ın hangi dava çe şidini oluşturduğu davac ının talep sonucunun han g dava türü tan ımına uyduğuna göre belirlenebilir. Davac ı dava dilekçesinde dava türünü inşai dava olarak yazsa bile bir miktar alaca ğın tahsili talebinde bulunmu ş ise bu eda davas ı olup hâkim bu kapsamda karar vermek zorundad ır. Bu nedenle eda davas ı aç ılmas ı gerekirken in şai dava aç ılmas ında hukuki yarar bulunmad ığı gerekçesiyle davan ın usulden reddine karar verilemez. Hukuki yarar ı belirleyen davac ının gösterdi ği dava türü de ğil, karar verilmesi istenen talep sonucudur. Nas ıl ki dava dilekçesinde hiç gösterilmemi ş veya yanl ış gösterilmi ş olsa bile HMK n ın 33. maddesi kapsam ında doğru hukuki sebebi bulmak ve uygulamak hâkimin görevi ise HMK n ın 32. maddesi çerçevesinde yarg ılamay ı sevk ve idare ile dava türü tan ımlar ına ve talep sonucuna göre dava türünü do ğru belirleyip buna göre yarg ılamay ı sürdürüp davay ı sonuçland ırmak da hâkimin görevidir. Bu konuda hâkim, davac ının dilekçesinde yapt ığı isimlendirmeyle ba ğlı olmaks ızın aç ılan davan ın, eda davas ı, tespit davas ı, belirsiz alacak ve tespit davas ı, inşai dava, k ısmi dava, terditli dava, seçimli k dava ve topluluk davas ı çeşitlerinden hangisi oldu ğunu belirleyerek yarg ılamay ı sürdürüp davay ı sonuçland ıracakt ır. 40. Bir davadaki talep sonucu baz ı k ısımlar ı itibar ıyla birden fazla dava türü tan ımıyla ilgili, çak ışan yani benzer unsurlar içeriyor olabilir. Bu gibi durumlarda hâki m davay ı ayd ınlatma ödevi kapsam ında davac ıdan aç ıklama isteyerek do ğru dava türün ü belirleyebilecektir. Tüm bu nedenlerle davac ı dava dilekçesinde davan ın belirsiz alacak davas ı olduğundan söz etmi ş olsa bile belirsiz alacak davas ı unsurlar ı bulunmuyorsa bu davan ın aç ılmas ında hukuki yarar olmad ığından söz edilemeyecek alaca ğın istenmesinde hukuki yarar oldu ğundan mevcut unsurlar ı itibar ıyla k ısmi dava aç ılmış olduğu kabu l edilerek davac ının talep sonucu hakk ında karar verilebilecektir. 41. Yukar ıdaki aç ıklamalar ışığında alacak belirli olmas ına rağmen belirsiz alaca k davas ına konu edilmesi durumunda ne yap ılmas ı gerektiği konusuna dönecek olursak; şartlar ı bulunmamas ına başka bir anlat ımla talep edilecek alacak miktar ının davan ın açıldığı anda tam ve kesin bir biçimde belirlenmesinin mümkün olmas ına rağmen belirsiz alacak davas ı şeklinde aç ılan dava, hukuki yarar, yani dava şart ı yokluğu nedeni ile usulde n hemen reddedilmemelidir. Zira bir miktar belirtilmek sureti ile aç ılan belirsiz alacak davas ı da alacak ister belirli ister belirsiz olsun bir eda davas ıdır ve eda davalar ında hukuki yarar var kabul edilir. Öte yandan davac ının dava açmaktan ba şka bir yolla alaca ğına kavuşmas ı mümkün olmay ıp bir mahkeme karar ına muhtaç ise dava açmakta hukuki yarar ının bulunduğu tart ışmas ızdır. Başka bir anlat ımla alaca ğın belirli veya belirsiz olmas ı başlang ıçta var olan hukuki yarar ı ortadan kald ırmaz. 42. Bu durumda dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar somut olay ın özelliklerin e göre talep edilebilecek alacak tutar ı konumunda olup k ısmi davan ın koşullar ı yoksa davac ının tam eda davas ı açt ığı kabul edilmelidir. Ancak dava dilekçesinde talep edile n asgari tutar somut olay ın özelliklerine göre talep edilebilecek toplam alacak miktar ı kada r değilse ve k ısmî davan ın koşullar ı da bulunmuyorsa, bu durumda mahkemece alaca k miktar ını netleştirmesi ve bildirece ği dava de ğerine göre eksik harc ı tamamlamas ı için davac ıya HMK'n ın 119. maddesinin 2. f ıkras ı uyar ınca bir haftal ık kesin süre verilmeli ve verilen kesin süre içinde belirtilen eksikli ğin tamamlanmas ı hâlinde davaya tam eda davas ı olarak devam edilmeli, aksi durumda ise davan ın usulden reddine karar verilmelidir. ..." 57. Yarg ıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/6/2015 tarihli ve E.2015/22-787, K.2015/1552 say ılı karar ının ilgili k ısm ı şöyledir: Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 16"... Taraflar aras ında öncelikle çözümlenmesi gereken uyu şmazl ık, davan ın belirsiz alaca k davas ı türünde aç ılabilmesi için gerekli şartlar ı taşıyıp taşımad ığı noktas ında toplanmaktad ır. ... Davan ın belirsiz alacak davas ı türünde aç ılabilmesi için, davan ın aç ıldığı tarih itibariyle uyu şmazl ığa konu alaca ğın miktar veya de ğerinin tam ve kesin olarak davac ı tarafca belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davac ının gerekli dikkat ve özen i göstermesine ra ğmen miktar veya de ğerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkans ızlığa dayanmal ıdır. ... Davac ının alacağının miktar veya de ğerini belirleyebilmesi için elinde bulunmas ı gerekli bilgi ve belgelere sahip olmamas ı ve bu belgelere dava açma haz ırlığı döneminde ulaşmas ının da (gerçekten) mümkün olmamas ı ve dolay ısıyla alaca ğın miktar ının belirlenmesinin kar şı taraf ın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmas ıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir. Sırf taraflar aras ında alacak miktar ı bak ımından uyu şmazl ık bulunmas ı, talep sonucunun belirlenmesinin davac ıdan beklenemeyecek olmas ı anlam ına gelmez. Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davac ıdan beklenemeyecek olmas ıdır (H. Pekcan ıtez, Belirsiz Alacak Davas ı, Ankara 2011, s. 45; H. Pekcan ıtez/O. Atalay/M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 14. Bas ı, Ankara 2013, s. 448). Sadece alacak miktar ında taraflar aras ında uyuşmazl ık bulunmas ı ya da miktar ın tart ışmal ı olmas ının belirsiz alacak davas ı aç ılmas ı için yeterli say ılmas ı halinde, neredeyse tüm davalar ın belirsiz alaca k davas ı olarak kabulü gerekir ki, bu da kanunun amac ına ayk ırıdır. Çünkü, zaten uyu şmazl ık bulunduğu için dava aç ılmakta ve uyu şmazl ık mahkeme önüne gelmektedir. Önemli olan davac ının talebini belirli k ılacak imkana sahip olup olmad ığıdır. Burada, alaca ğın belirlenebilir olmas ı ile ispat edilebilirli ğinin de ayr ıca değerlendirilmesi gerekti ği unutulmamal ıdır. Davac ının talep etti ği alacağı belirlemesi objektif olarak mümkün, anca k belirleyebildi ği alacağını ispat etmesi, kanunun öngördü ğü şekilde (elindeki delillerle) mümkün de ğilse, burada da belirsiz alacak davas ı aç ılacağından söz edilemez. Çünkü, bir alacağın belirlenmesi ile onun ispat ı ayr ı şeylerdir. Davac ı, talep konusu yapt ığı alacağını çok net şekilde belirleyebilir; ancak her zaman onu ispat edecek durumda olmayabilir . Aksinin kabulü, her ispat güçlü ğü olan alaca ğı belirsiz alaca ğa dönüştürmek gibi, hem kanunun amac ına hem de genel ilkelere ayk ırı bir durumu ortaya ç ıkartabilir. Alacağın miktar ının belirlenebilmesinin, tahkikat a şamas ında yap ılacak delilleri n incelenmesi, bilirki şi incelemesi veya ke şif gibi sair i şlemlerin yap ılmas ına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davas ı aç ılabileceği kabul edilmelidir. Ne var ki, bir davad a bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davas ının aç ılabilmesi için yeterli de ğildir. Bir davada bilirki şiye başvurulmas ına rağmen davac ı dava açarken alacak miktar ını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davas ı aç ılamaz (C. Simil, Belirsiz Alacak Davas ı, I. Bas ı, İstanbul 2013, s. 225). Kategorik olarak, belirli bir tür davan ın veya belirli ki şilerin açt ığı davalar ın baştan belirli veya belirsiz alacak davas ı olduğundan söz edilemez. Her bir davaya konu alaca k bak ımından, belirsiz alacak davas ına ilişkin ölçütlerin somut olaya uygulanarak, belirlem e yap ılmas ı gereklidir. Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 17Hakime alacak miktar ının tayin ve tespitinde takdir yetkisi tan ındığı hallerde (Örn: 6098 say ılı Türk Borçlar Kanunu md 50, 51,56), hakimin kullanaca ğı takdir yetkisi sonucu alacak belirli hale gelebilece ğinden, davac ının davan ın aç ıldığı tarih itibariyle alaca ğın miktar ını yahut de ğerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin imkans ız olduğu kabu l edilmelidir. Örne ğin, iş hukuku uygulamas ında, Yarg ıtayca, fazla çal ışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklar ının yaz ılı belgelere ve i şyeri kay ıtlar ına dayanmay ıp, tan ık anlat ımlar ına dayanmas ı halinde, hesaba esas al ınan süre ve alaca ğın miktar ı nazara al ınarak takdir edilecek uygun oranda hakkaniyet indirimi yap ılmas ı gerekliliği kabul edilmektedir. Bu halde, tan ık anlat ımlar ına dayan ılarak hesaplanan alaca k miktar ından hakimin takdir yetkisine ba ğlı olarak yap ılacak indirim oran ı baştan belirli olmad ığından, alacak belirsiz kabul edilmelidir. 6100 say ılı Kanun ile birlikte, yukar ıda belirtilen çerçevede belirsiz alacak davas ı açma imkan ı tan ınarak, belirsiz alacaklar bak ımından hak arama özgürlü ğü genişletilmiş; bununla ba ğlant ılı olarak da hukuki yarar bulunmadan k ısmi dava açma imkan ı sınırland ırılmakla birlikte, tamamen kald ırılmam ıştır. Zaman zaman, 6100 say ılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davas ı ile kısmi davaya ili şkin yeni düzenlemedeki s ınırın tam olarak tespit edilemedi ği, birinin di ğeri yerine kullan ıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davan ın amac ı ve niteli ği ayr ıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davas ı aç ılamaz; ancak şartlar ı varsa k ısmi dava aç ılmas ı mümkündür. Kanunun k ısmi dava açma imkan ını s ınırlamakla birlikte tamamen ortadan kald ırmad ığı da gözetildi ğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davas ı aç ılamasa da, şartlar ı oluştuğunda ve hukuki yarar bulundu ğunda k ısmi dava aç ılmas ı mümkündür. Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davas ı açma veya belirli tam alacak davas ı açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da k ısmi davaya ili şkin 6100 say ılı Kanunun 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanmas ı söz konusu olamayacakt ır. Çünkü, belirsiz alacak davas ında zaten belirsiz alacak davas ının sağlad ığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davas ı aç ılabilecektir. Oysa kanun koyucunun abesle i ştigal etmeyece ği prensibi gere ği, an ılan maddeyle k ısmi davaya ili şkin düzenleme yap ıldığı düşünülerek ve Kanundaki s ınırlamalara dikkat edilerek kısmi dava aç ılabilecektir. Bu noktada şu da aç ıklığa kavuşturulmal ıdır ki, şartlar ı bulunmad ığı halde dava dilekçesinde davan ın belirsiz alacak davas ı olarak aç ıldığı durumda davac ıya herhangi bi r süre verilmeden hukuki yarar yoklu ğundan davan ın reddi yoluna gidilmelidir. Çünkü , alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davan ın aç ılmas ına Kanun izin vermemiştir. Böyle bir durumda, belirsiz alacak davas ı açmakta hukuki yarar yoklu ğunda n dava reddedilmeli, ek bir süre verilmemelidir. Zira, burada talep aç ıktır, bu sebeple 6100 say ılı Kanunun 119/1- ğ maddesinin uygulanarak süre verilmesi mümkün de ğildir; asl ında açılmamas ı gerektiği halde belirsiz alacak davas ı aç ılmış olduğundan, bu konudaki eksiklik de süre verilerek tamamlanamayaca ğından, dava hukuki yarar yoklu ğundan reddedilmelidir. Buradaki hukuki yarar, sonradan tamamlanacak nitelikte bir hukuki yarar değildir. Çünkü, dava aç ıldığında o s ırada mevcut olmayan hukuki yarar, bunun da aç ıkça mahkemece bilindi ği bir durumda, tamamlanacak bir hukuki yarar de ğildir. Aksinin kabulü, asl ında aç ık olan talep sonucunun süre verilerek davac ı taraf ından değiştirilmesi v e bulunmayan hukuki yarar ın sağlanmas ı için davac ıya ek imkan sa ğlanmas ı anlam ına gelecektir ki, buna usûl bak ımından imkan yoktur, böyle bir durum taraflar aras ındak i eşitlik ilkesine de ayk ırı olacakt ır (H. Pekcan ıtez/O. Atalay/M. Özekes, Medeni Usu l Hukuku, 14. Bas ı, Ankara 2013, s. 454). Bunun yan ında, şayet aç ılan davada asgari bi r miktar gösterilmi şse ve bunun alaca ğın bir bölümü oldu ğu anlaşılmakla birlikte, belirsiz Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 18alacak davas ı m ı yoksa belirli alacak olmakla birlikte k ısmi dava m ı olduğu anlaşılam ıyorsa, bu durumda 6100 say ılı Kanunun 119/1- ğ maddesinin arad ığı şekild e açıkça talep sonucu belirtilmemi ş olacakt ır. Talep, talep türü ve davan ın niteliği aç ıkça anlaşılam ıyorsa, talep mu ğlaksa, ayn ı Kanunun 119/2 maddesi gere ğince, davac ıya bi r haftal ık kesin süre verilerek talebinin belirsiz alacak davas ı m ı, yoksa k ısmi dava m ı olduğunun belirtilmesi istenmelidir. Verilen bu süreden sonra, davac ının talebini açıklamas ına göre bir yol izlenmelidir. E ğer talep, davac ı taraf ından belirsiz alacak davas ı şeklinde aç ıklanm ış olmakla birlikte, gerçekte belirsiz alacak davas ı şartlar ını taşımıyorsa, o zaman yukar ıdaki şekilde hareket edilmeli, hukuki yarar yoklu ğundan dava reddedilmelidir. Aç ıklamadan sonra talep belirsiz alacak davas ı şartlar ını taşıyorsa, bu davan ın sonuçlar ına göre, talep k ısmi davan ın şartlar ını taşıyorsa da k ısmi davan ın sonuçlar ına göre dava yürütülerek karar verilmelidir (Dairemizin 31.12.2012 tarih 2012/30463 esas 2012/30091 karar say ılı karar ı). ... Belirsiz alacak davas ının getirdiği en önemli etkin koruma, usul ekonomisi ve ha k arama özgürlü ğüne hizmet etmesi yan ında, davac ının yüksek yarg ılama giderlerine katlanma ve dava konusu hakk ın zamana şımına uğrama riskini azaltmas ıdır. Usul hukukunun maddi hukuk içinde gerçekle şen hakk ın talep edilebilirli ğini, tespitini belirli kurallara ba ğlayan hukuk dal ı olmas ı nedeniyle maddi hukuk için araç oldu ğu unutulmamal ıdır. O nedenle i ş yarg ılamas ı kurallar ı ve bu anlamda Hukuk Muhakemeler i Kanunu kurallar ının iş ve sosyal güvenlik hukukuna hizmet ederken, bu hukukun ilkelerin i de gözard ı etmemesi gerekecektir. İşçilik alacaklar ı bak ımından dava konusu edilen alaca ğın belirli olup olmad ığı ile ilgili olarak, davan ın aç ıldığı tarihte alaca ğın miktar ının yahut de ğerinin tam ve kesi n olarak belirleyebilmesinin davac ıdan beklenememesi kriteri ile aç ıkça karşı taraf ın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alaca ğın miktar ve de ğerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmas ı kriterini birlikte de ğerlendirip sonuca gidilmesi İş Hukukunda geçerli zay ıf olan işçiyi koruma ilkesi ile i şçi lehine yorum ilkesi gere ği daha isabetli olacakt ır. Kural olarak ki şinin alaca ğını belirleyebilmesi için, ayn ı zamanda belgeye ba ğlama yetkisinin olmas ı veya bu konuda belge düzenlenip kendisine verilmesi gerekir. ... Hukuk Genel Kurulunun 17.12.2012 gün ve 2012/9-838 E., 2012/715 K. sayılı ilam ında da belirtildi ği üzere işçilik alacaklar ının özelliği de dikkate al ınarak, alacaklar ın belirli oldu ğunu söylemek mutlak olarak do ğru olmad ığı gibi, aksinin kabulü de do ğru değildir. Ayn ı şekilde Bu nedenle, talep konusu i şçilik alacaklar ı belirli olup olmad ığının somut olay ın özelliğine göre de ğerlendirilmesi ve sonuca gidilmesi daha do ğru olacakt ır. ... Hukuk Genel Kurulundaki görü şmeler esnas ında bir k ısım üyelerce, 5521 say ılı İş Mahkemeleri Kanununda görev, yetki ve temyiz süresi ile ilgili özel olarak düzenlem e yap ılıp diğer konularda 6100 say ılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa at ıfla yetinildi ği, Huku k Muhakemeleri Kanununda öngörülen basit yarg ılama usulü ve dava türleri i ş davalar ında da geçerli olup, tüm yorum ve de ğerlendirmelerin an ılan kanunun belirledi ği ilkele r çerçevesinde yap ılmas ı gerektiği, yarg ı karar ı ile, işçinin ekonomik bak ımdan zay ıflığı ve Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 19kay ıt d ışılık gibi gerekçelerle, kanunda öngörülenin d ışında yeni bir yarg ılama usulü ica t edilemeyece ği, bu nedenle i şçi lehine yorum ilkesi de 6100 say ılı Kanununu benimsedi ği ilkelerin d ışına ç ıkılmas ına gerekçe yap ılamayaca ğı, işçi lehine yorum ilkesinin usu l hukukunda de ğil, maddi hukukta uygulama alan ı bulabilen bir ilke oldu ğu, alacakl ı olduğunu ileri süren ki şinin belirsiz alacak davas ı açabilmesi için, talep sonucunu gerçekte n belirlemesi mümkün olmamal ı ya da bu objektif olarak imkâns ız olmas ı gerektiği, bu sebeple davan ın aç ıldığı anda dava konusu edilen alacak tutar ının tam ve kesin olara k belirlenebilmesinin, davac ıdan beklenemeyecek bir nitelik ta şıyıp taşımad ığını belirlemede, somut olay ın koşullar ı ve özellikleri gözetilerek do ğruluk ve güven kural ı çerçevesind e (HMK m.2; m.27, I) dürüst, makul ve orta zekal ı bir insan ın göstermesi gereken tüm dikkat ve özeni göstermesine ra ğmen, alacak tutar ını tam ve kesin olarak belirleyebilmesini n mümkün olup olmad ığı hususunun, ölçü olarak esas al ınmas ı gerektiği, somut olayda dava konusu edilen i şçilik alacaklar ının objektif olarak belirlenebilir oldu ğu, bu nedenle belirsiz alacak davas ına konu edilemeyece ğinden hukuki yarar yoklu ğundan davan ın reddi gerektiğini belirterek karar ın bozulmas ı gerektiğini, bir k ısım üyeler taraf ından ise i şçilik alacaklar ının belirlenebilir alacak oldu ğu bu nedenle belirsiz alacak davas ına konu edilemeyece ği ne var ki hukuki yarar yoklu ğuna ilişkin dava şart ının tamamlanabilir olumlu dava şart ı olduğundan davac ıya davas ını harç eksikli ği tamamlanarak tam davaya dönüştürmesi için süre verilip dava şart ı eksikliği tamamlat ılarak sonucuna göre kara r verilmesi gerekti ği, bu nedenle karar ın belirtilen de ğişik gerekçe ile bozulmas ı gerektiğini ileri sürmü şler iseler de bu görü şler kurul ço ğunluğu taraf ından belirtilen nedenlerle kabul edilmemiştir. ...'' 58. Yarg ıtay Hukuk Genel Kurulunun 6/12/2018 tarihli ve E.2015/10-3671, K.2018/1850 say ılı karar ının ilgili k ısm ı şöyledir: "... Belirsiz alacak davas ının getirdiği en önemli etkin koruma, usul ekonomisi ve ha k arama özgürlü ğüne hizmet etmesi yan ında, davac ının yüksek yarg ılama giderlerine katlanma ve dava konusu hakk ın zamana şımına uğrama riskini azaltmas ıdır. Yarg ıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.12.2012 tarihli ve 2012/9-838 E., 2012/715 K. say ılı karar ında belirtildi ği üzere işçilik alacaklar ının özelliği dikkate al ınarak alacaklar ın belirli oldu ğunu söylemek mutlak olarak do ğru olmad ığı gibi aksinin kabulü de do ğru değildir. Ayn ı şekilde bu nedenle talep konusu i şçilik alacaklar ının belirli olup olmad ığının somut olay ın özelliğine göre de ğerlendirilmesi ve sonuca gidilmesi daha do ğru olacakt ır. Nitekim Yarg ıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.06.2015 tarihli ve 2015/22-1156 E., 2015/1598 K., 22.06.2016 tarihli ve 2016/22-874 E., 2016/824 K. ile 17.01.2018 tarihli v e 2016/22-2181 E., 2018/24 say ılı kararlar ında da ayn ı ilkeler kabul edilmi ştir. Öte yandan i şçilik alacaklar ının belirsiz alacak davas ına konu olup olamayaca ğı konusunda Yarg ıtay' ın iş davalar ına bakan Daireleri olan 7, 9 ve 22. Hukuk Daireleri il e Hukuk Genel Kurulu içtihatlar ı aras ında ortaya ç ıkan farkl ılığın giderilmesi için Yarg ıtay İçtihatlar ı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yap ılan değerlendirme sonucunda 15.12.2017 tarihli ve 2016/6 E., 2017/5 K. say ılı karar ı ile "İşçilik alacaklar ının çok çeşitl tür, nitelik ve kapsamda olmas ı, somut olay ın özelliklerine göre oldukça de ğişkenli k göstermesi, hatta ayn ı tür işçilik alacaklar ında dahi somut olay ın özellikleri itibariyle i şçilik alacaklar ının belirsiz alacak davas ına konu olup olamayaca ğı konusunda soyut ve genel nitelikte, her bir olayda geçerli olacak ölçüde bir karar al ınamayaca ğından içtihad ı Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 20birleştirmeye gerek olup olmad ığı ön sorun olarak tart ışılmış ve sonuç olarak içtihad ı birleştirmeye gerek olmad ığı" yönünde karar verilmi ştir. Kararda, fazla çal ışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklar ına ilişkin olarak ise Fazla çal ışma ücreti, hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti alacaklar ının tan ık beyanlar ına dayal ı olara k belirlenmesi durumunda, davac ının öngöremeyece ği ve tamamen hâkimin takdirine ba ğlı oranda uygun bir indirim yap ılacağından, bu durumda söz konusu alacaklar ın belirsiz nitelikte oldu ğu konusunda uygulama birli ği mevcuttur. ifadelerine yer verilmi ştir. Somut uyu şmazl ıkta davac ı, ücret, k ıdem tazminat ı, fazla çal ışma ücreti, hafta tatil i ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklar ının tahsilini talep etmi ştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu edilen ücret ve k ıdem tazminat ı alacaklar ı yönünden Özel Daire ile Mahkeme aras ında uyuşmazl ık bulunmad ığından Hukuk Genel Kurulu taraf ından bu alacaklara ili şkin olarak de ğerlendirme yap ılmam ıştır. Yukar ıda da izah edildi ği üzere, uyu şmazl ık konusu olan alacak kalemleri fazla çal ışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklar ıdır. Bu nedenle, Huku k Genel Kurulunca eldeki davaya ili şkin olarak yaln ızca bu alacaklar ın belirsiz alacak davas ı olarak aç ılıp aç ılamayaca ğı tart ışılmıştır. Davac ı vekili müvekkilinin fazla çal ışma ücret i ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacakl ısı olduğunu iddia etmi ş, söz konusu alacaklar ını kan ıtlamak üzere de tan ık deliline dayanm ıştır. Bilindi ği üzere fazla çal ışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklar ından indirim yap ılmas ı konusunda yasal bir düzenleme bulunmamaktad ır. Bu uygulama Yarg ıtay ın yerleşik içtihatlar ı ile benimsenmi ştir. Yarg ıtay kararlar ında istikrarl ı olara k işçinin uzun süre ayn ı şekilde çal ışmas ının hayat ın olağan ak ışına ayk ırı olacağı, işçinin izinli, mazeretli ve tatil günlerinde dinlenme hakk ını kullanmadan y ıllarca sürekli çal ıştığının düşünülemeyece ği göz önüne al ınarak hüküm alt ına al ınan fazla çal ışma ve tati l ücreti alacaklar ından dosya içeri ğine uygun bir indirim yap ılmas ı gerektiği kabul edilmi ştir. İşçinin, ulusal bayram ve genel tatil günleri, y ıllık izinli, mazeret izinli vs. sebepl e çal ışamad ığı günler y ılın yaklaşık olarak 1/3 üne tekabül etti ğinden kural olarak yap ılacak indirimde bu oran ın esas al ınmas ı isabetli olacakt ır. Ancak i şçinin hesaplanan fazla çal ışma ve tatil çal ışmalar ında y ıllık izin, mazeret izni ve tatil günleri dikkate al ınm ış ise indirimin daha az oranda yap ılmas ı gerekecektir. Bu nedenlerle fazla çal ışma ve tatil alacaklar ından yap ılacak indirimin hakkaniyet indirimi ya da takdiri indirim olarak nitelendirilmesi doğru olmayacakt ır. İndirim, işçinin y ılın belli dönemlerinde çal ışmad ığı karinesine dayal ı olduğundan karineye dayal ı makul bir indirim ifadesinin kullan ılmas ının daha do ğru olacağı sonucuna var ılmıştır. Nitekim ayn ı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.01.2018 tarihli ve 2015/(7)9-907 E.-2018/23 K. say ılı ve 06.12.2017 tarihli ve 2015/9-2698 E., 2017/1557 K. say ılı kararlar ında da benimsenmi ştir. Bu aç ıklamalara göre, dava konusu fazla çal ışma ücreti, ulusal bayram ve genel tati l ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklar ının kan ıtlanmas ı için tan ık deliline dayan ıldığı ve söz konusu alacaklar ın tan ık anlat ımlar ı ile kan ıtlanmas ı durumunda hesaplanacak alaca k miktar ından hâkimin takdir yetkisine ba ğlı olarak yap ılacak indirim oran ı baştan belirli olmad ığından, somut olayda fazla çal ışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklar ının belirsiz alacak davas ı konusu olabilece ği kabul edilmelidir ..." 59. Yarg ıtay Hukuk Genel Kurulunun 6/3/2013 tarihli ve E.2012/4-824, K.2013/305 say ılı karar ının ilgili k ısm ı şöyledir: Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 21"... Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyu şmazl ık; ıslah dilekçesi ile talep edilen tazminat a karşı zamana şımı definin ileri sürülmesinin mümkün olup olmad ığı, burada var ılacak sonuca göre davac ılardan Meyser Bulut un 31.03.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talep etti ği destekten yoksunluk tazminat ını için zamana şımının gerçekle şip gerçekle şmediği noktas ında toplanmaktad ır. Kavram olarak ıslah; taraflardan birinin yapm ış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir (HUMK. m.83); (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü , B.6.C.IV, İstanbul 2001, s.3965) Islah müessesi, dava de ğiştirme, ba şka deyişle iddia v e müdafaan ın değiştirilmesi veya geni şletilmesi yasa ğını bertaraf eden bir imkand ır. Zira bu suretle, asl ında yasal itiraz ile kar şılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yard ımı ile art ık bu itiraz ı davet etmeksizin yapabilmektedir (Saim Üstünda ğ, Medeni Yarg ılama Hukuk, C.I.II.B,5, İstanbul 1992 s.534). Islah ın konusunun taraflar ın yapm ış olduklar ı usul işlemleri oldu ğu için, ıslahl a düzeltilecek usul i şlemlerinin neler oldu ğundan da söz etmek gerekir. Gerek ö ğreti, gerekse Yarg ıtay uygulamas ı davan ın değiştirebilece ğini ve geni şletilebilece ğini ayn ı şekilde savunman ın genişletilebilece ğini ilke olarak kabul etmektedir. Yine müddeabihin art ırılıp art ırılmayacağı hususu da bir usul i şlemi olup, ıslah ın konusudur (Baki Kuru: age .s 4035). Islah ın amac ı, yarg ılama sürecinde, şekil ve süreye ayk ırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kay ıplar ını ortadan kald ırmak oldu ğundan, hak ve alaca ğı bu sürecin dışında ortadan kald ırm ış olan işlemlerin, yani maddi hukuk i şlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi elbette ki mümkün de ğildir. Bir ba şka deyişle, maddi hakk ı sona erdiren maddi hukuk i şlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi i şlemler, velev ki dava içinde yap ılsın, as ıl hakk ı ortadan kald ırdıklar ından, usul i şlemi oldu ğu kadar (davay ı etkilediği için usul i şlemidir) maddi hukuk i şlemi mahiyetini de ta şımaktad ır ve bu sebeple, bu işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi imkans ızdır. Çünkü ıslah, yarg ılama hukukunun şekle ve süreye ba ğlılığından kaynaklanan z ımni hak kay ıplar ının telafisi için öngörülmü ş bir müessesedir. Aç ık bir irade beyan ı ile terk edilen haklar, maddi gerçe ğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç do ğurmad ığı için, ıslah ın konusu olamaz. Bilindiği gibi, HUMK.nun 87.maddesinin son cümlesindeki müddei ıslah suretiyle müddeabihi tezyit edemez hükmü Anayasa Mahkemesi nin 20.07.1999 tarih 1999/1 E. 1999/33 K.say ılı karar ı ile iptal edilmi ştir. Bundan böyle davac ı, dava dilekçesind e gösterdiği müddeabihini (daval ı muvafakat etmese bile) ayn ı dava içinde ıslah yolu il e art ırabilecektir. Bu düzenleme, davac ının ilk dava dilekçesinde sakl ı tuttuğu fazlaya ili şkin hakk ını ek bir dava ile istemesine engel olmayacakt ır. Davan ın tamamen ıslah ı durumunda, dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yap ılmam ış say ılmas ını gerektirir (HUMK.m.87). Gerek ö ğretide, gerekse yerleşik yarg ısal kararlarda, davan ın tamamen ıslah ında yeni bir dava aç ılmam ış say ılacak, tamamen ıslah edilen dava ilk aç ılan davan ın devam ı niteliğinde oldu ğundan, bunun do ğal sonucu olarak, zamana şımı, hak düşürücü süre ilk davan ın aç ıldığı tarihteki duruma göre dikkate al ınacakt ır. Onun için davan ın tamamen ıslah ında ıslah olunan dava, ilk dava gününde aç ılmış say ılacakt ır. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.bask ı c.IV,s.3998 vd; Sabri Şakir Ansay Yarg ılama Usulleri, 1960 bask ı sh:194 vd,; İlhan Postac ıoğlu, Medeni Usul Hukuku Dersleri, 1975 bask ı s.460 vd,; Saim Üstünda ğ Medeni Yarg ılama Hukuku Esaslar ı, 1973 bask ı s.335 vd, ile ayn ı yöndeki HGK.18.12.1957 gün E.2/66 K.64; HGK, 30.1.2002 gün 2002/2-63 E.,23 K.; HGK, 3.7.2002 gün ve 2002/9-564 E.;572 K.; HGK, 5.3.2003 gün ve 2003/9-76 E.;126 K.) Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 22Davan ın k ısmen ıslah ı durumunda ise davac ı; k ısmi davada sakl ı tuttuğu fazlaya ili şkin haklar ını, ek bir dava açarak isteyebilece ği gibi, müddeabihin artt ırılmas ını önleyen yasal düzenlemenin yukar ıda belirtilen Anayasa Mahkemesinin karar ı ile ortadan kalkmas ından yararlanarak müddeabihi ayn ı davada k ısmi ıslah dilekçesi verip harc ını yat ırmak suretiyle artt ırabilecektir. Bu aşamada aç ıklanmas ı gereken di ğer bir husus zamana şımının kesilmesi konusudur. Bir davan ın aç ılmas ı halinde zamana şımı kesilir (BK.m.133/2). Ancak, kesilen zamanaşımı, kesilme tarihinden ba şlayarak yeniden i şler (BK.m.135/1). Dava ile kesilmi ş zamanaşımı, davan ın devam ı süresinde taraflardan birinin yarg ılamaya ili şkin her bir işleminden ve hâkimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden cereyana ba şlar. Öğretide, k ısmi davada dava edilmeyen alacak kesimi için, fazlaya ili şkin hakk ın sakl ı tutulmuş olmas ının zamana şımını kesmeyece ği kabul edilmektedir (Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü, Alt ıncı Bask ı Cilt:II s.1541 v.d; Pekcan ıtez Hakan/ Atalay O ğuz/ Özekes Muhammet, Hukuk muhakemeleri Kanununa Göre Medeni Usul Hukuku, 12. bas ı. S.321). K ısmi dava aç ılmas ı halinde zamana şımı yaln ız alacağın k ısmi dava konusu yap ılan miktar ı için kesilir (HGK.20.3.1968 gün ve 1968/9-210 E.; 151 K.; HGK, 3.7.2002 gün ve 2002/9-564 E. 572 K.; HGK 9.10.2002 gün ve 2002/9-809 E., 802 K. ). Anayasa Mahkemesinin iptal karar ı sadece ek dava yerine k ısmi ıslah yoluyla sakl ı tutulan alacaklar ı ayn ı davada isteme kolayl ığı getirmiş olup, zamana şımı, temerrüde düşürme gibi, usul ve yasa hükümlerini de ğiştirmiş değildir. K ısmi ıslahta, tam ıslah ın aksine ıslah tarihine kadar yap ılmış bütün usul i şlemleri yap ılmam ış say ılmaz. K ısmi ıslah, yap ıldığı tarihten ileriye yönelik olarak hüküm ifade eder (HGK.3.7.2002 gün 2002/9-56 4 E.ve 572 K.). Hukuk Genel Kurulundaki görü şmeler s ıras ında bir k ısım üyeler, k ısmi ıslah ın bir ek dava niteli ğinde olmad ığını, k ısmi ıslah halinde zamana şımının ilk davan ın aç ıldığı tarihe göre belirlenmesinin gerekti ğini, ıslah edilen talebin dava dilekçesinin devam ı niteliğinde olduğunu, kamilen ıslahta dava de ğiştirildiği ve zamana şımının dava tarihine göre belirlendi ği gibi ayn ı şekilde k ısmi ıslahta da dava dilekçesinin talep bölümünün değiştirildiği kabul edilerek önceki davan ın devam ı olarak nitelendirilmesinin gerekti ğini, uzun süren yarg ılaman ın sonraki a şamalar ında ortaya ç ıkan alaca ğa ulaşma imkan ının ortadan kald ırılmamas ının gerektiği, Avrupa İnsan Haklar ı Mahkemesi nin yarg ılaman ın uzun sürmesi nedeniyle ihlal kararlar ı vermekte oldu ğu, somut olayda da kusur oran ı için ceza davas ı sonucunun mahkemece gereksiz şekilde beklenmesi nedeniyle 5 y ıllık uzam ış zamanaşımı süresinden sonra al ınan bilirki şi raporu ile belirlenen tazminat miktar ının tale p edilebilmesi için davac ı taraf ından verilen ıslah dilekçesinin süresinde kabul edilmesinin gerekli oldu ğu gerekçesiyle yerel mahkeme karar ının Özel Daire ilam ında oldu ğu gibi bozmas ının gerekti ği belirtilmi ş ise de, bu görü ş Kurul ço ğunluğu taraf ından yukar ıda belirtilen nedenlerle kabul edilmemi ştir. ... Bu itibarla, somut olaya uygulanmas ı gereken 2918 say ılı yasan ın 109. maddesinde öngörülen (2) y ıllık ve ceza kanunlar ı ile öngörülen (5) y ıllık (ceza) zaman a şımı süreler i ıslah tarihi itibariyle geçmi ştir ve zamana şımına ilişkin olarak yukar ıda aç ıklanan ilkeler uyar ınca davac ılardan Meyser Bulut un ıslahla art ırılan maddi tazminat istemi yönünde n zamanaşımı süresi doldu ğundan bu istemi reddeden mahkemenin direnme karar ı yerindedir. ..." Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 23B. Uluslararas ı Hukuk 1. Avrupa İnsan Haklar ı Sözleşmesi 60. Avrupa İnsan Haklar ı Sözleşmesi nin (Sözle şme) 6. maddesinin (1) numaral ı fıkras ının ilgili k ısm ı şöyledir: "Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyu şmazl ıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme taraf ından davas ının ... görülmesini istemek hakk ına sahiptir..." 2. Avrupa İnsan Haklar ı Mahkemesi İçtihad ı 61. Avrupa İnsan Haklar ı Mahkemesi (A İHM), Sözle şme'nin 6. maddesinin birinci fıkras ında aç ık bir biçimde mahkeme veya yarg ı merciine eri şim hakk ından söz edilmese de maddede kullan ılan terimler bir bütün olarak dikkate al ındığında mahkemeye eri şim hakk ının da garanti alt ına al ındığı sonucuna ula şıldığını belirtmiştir (Golder/Birle şik Krall ık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, 28-36). A İHM'e göre mahkemeye eri şim hakk ı Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci f ıkras ında mündemiçtir. Bu ç ıkarsama, Sözle şmeci devletlere yeni yükümlülük yükleyen geni şletici bir yorum olmay ıp 6. maddenin birinci f ıkras ının birinci cümlesinin lafz ının Sözleşme'nin amaç ve hedefleri ile hukukun genel prensiplerinin gözetilerek birlikte okunmas ına dayanmaktad ır. Sonuç olarak Sözle şme'nin 6. maddesinin birinci f ıkras ı, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialar ını mahkeme önüne getirme hakk ına sahip olmas ını kapsamaktad ır (Golder/Birle şik Krall ık, 36). 62. AİHM; adil yarg ılanman ın bir unsurunu te şkil eden mahkemeye eri şim hakk ının mutlak olmad ığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmas ını gerektiren bu hakk ın belli ölçüde s ınırlanabilece ğini kabul etmektedir. Ancak A İHM; bu s ınırlamalar ın kişinin mahkemeye eri şimini hakk ın özünü zedeleyecek şekilde ve geni şlikte k ısıtlamamas ı, zay ıflatmamas ı gerektiğini ifade etmektedir. A İHM'e göre me şru bir amaç ta şımayan ya da uygulanan araç ile ula şılmak istenen amaç aras ında makul bir orant ılılık ilişkisi kurmayan sınırlamalar Sözle şme'nin 6. maddesinin birinci f ıkras ıyla uyumlu olmaz ( Sefer Y ılmaz ve Meryem Y ılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015, 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013, 19; Edificaciones March Gallego S.A./ İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, 34). 63. AİHM, dava hakk ını süre s ınırına bağlayan iç hukuk hükümlerini n yorumlanmas ının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özellikle mahkemelerin görevi olduğunu belirtmekte; rolünün bu yorumun etkilerinin Sözle şme'yle uyumlu olup olmad ığının tespitiyle s ınırlı olduğunu ifade etmektedir. Süre s ınırı getiren kurallar ın uygun adalet yönetiminin güvence alt ına al ınmas ı amac ına dayand ığına işaret eden A İHM, bu kurallar ın veya bunlar ın uygulanmas ının ilgililerin ula şılabilir ba şvuru yollar ına müracaatlar ını engelleyecek mahiyette olmamas ı gerektiğini değerlendirmektedir. A İHM, bu bağlamda her bir olay ın somut ba şvuru yolunun özellikleri ışığında ve Sözle şme'nin 6. maddesinin birinci f ıkras ının amaç ve hedefleri çerçevesinde de ğerlendirilmesi gerekti ğinin altını çizmektedir ( Eşim/Türkiye, 20). 64. AİHM, bu ilkeler uyar ınca mahkemelerin dava aç ılabilmesi için öngörülen yasal yükümlülükleri uygularken hem yarg ılama adaletinin zay ıflamas ına yol açacak düzeyde a şırı şekilcilikten hem de kanunlarda öngörülen usule ili şkin gereklilikleri abes hâle getirecek seviyede a şırı esneklikten kaç ınmas ı gerektiğini belirtmektedir. A İHM, kurallar ın belirliliği Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 24ve iyi adalet yönetimini sa ğlama amac ına hizmet etme i şlevlerini yitirmesi hâlinde ve davalar ın esas ının yetkili mahkeme taraf ından karara ba ğlanmas ını önleyecek birtak ım bariyerler olu şturma fonksiyonu görmeleri durumunda mahkemeye eri şim hakk ının zedelenece ğini ifade etmektedir ( Eşim/Türkiye, 21). V.İNCELEME VE GEREKÇE 65. Anayasa Mahkemesinin 16/6/2022 tarihinde yapm ış olduğu toplant ıda başvuru incelenip gere ği düşünüldü: A. Adil Yarg ılanma Hakk ı Kapsam ındaki Hakkaniyete Uygun Yarg ılama Hakk ının İhlal Edildi ğine İlişkin İddia 1. Başvurucular ın İddialar ı 66. Başvurucular; k ısmi dava olarak açt ıklar ı davalar ını belirsiz alacak davas ı olarak ıslah etmelerine ra ğmen ıslah taleplerinin dikkate al ınmad ığını, kendileri ile ayn ı durumda olan, ba şka işverenler taraf ından çal ıştırılan, sendika üyesi olmayan i şçileri n açt ıklar ı alacak davalar ı kabul edilirken kendi açt ıklar ı davalar ın reddedilmesinin Anayasa Mahkemesinin içtihatlar ında ifade edildi ği gibi hukuki güvenlik, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ayk ırılık oluşturduğunu belirterek adil yarg ılanma hakk ının ihlal edildi ğini ileri sürmüşlerdir. 2. Değerlendirme 67. Anayasa n ın 36. maddesinin birinci f ıkras ı şöyledir: "Herkes, me şru vas ıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yarg ı mercileri önünde davac ı veya daval ı olarak iddia ve savunma ile adil yarg ılanma hakk ına sahiptir." 68. Anayasa Mahkemesi, olaylar ın başvurucu taraf ından yap ılan hukuki nitelendirmesi ile ba ğlı olmay ıp olay ve olgular ın hukuki tavsifini kendisi takdir eder ( Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Ba şvurucular ın ayn ı maddi olaya ili şkin farkl ı karar verildi ğine dair iddialar ının hakkaniyete uygun yarg ılanma hakk ı kapsam ında incelenmesi gerekti ği değerlendirilmi ştir. a. Kabul Edilebilirlik Yönünden 69. Aç ıkça dayanaktan yoksun olmad ığı ve kabul edilemezli ğine karar verilmesini gerektirecek ba şka bir neden de bulunmad ığı anlaşılan hakkaniyete uygun yarg ılanma hakk ının ihlal edildi ğine ilişkin iddian ın kabul edilebilir oldu ğuna karar verilmesi gerekir. b. Esas Yönünden i. Genel İlkeler 70. Anayasa'n ın 148. maddesinin dördüncü f ıkras ında kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel ba şvuruda incelenemeyece ği belirtilmi ştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yap ılm ış maddi olay ve olgular ın kan ıtlanmas ı, delillerin de ğerlendirilmesi, hukuk kurallar ının yorumlanmas ı ve uygulanmas ı Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 25ile uyuşmazl ık konusunda var ılan sonucun adil olup olmamas ı bireysel ba şvuru konus u olamaz. Ancak bireysel ba şvuru kapsam ındaki hak ve özgürlüklere müdahale te şkil eden, bariz takdir hatas ı veya aç ık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda de ğildir (konuya ili şkin birçok karar aras ından bkz. Ahmet Sa ğlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013). 71. Ancak temel hak ve özgürlüklere müdahalenin söz konusu oldu ğu durumlarda derece mahkemelerinin takdir ve de ğerlendirmelerinin Anayasa'daki güvencelere etkisini nihai olarak de ğerlendirecek merci Anayasa Mahkemesidir. Bu itibarla Anayasa'da öngörülen güvenceler dikkate al ınarak bireysel ba şvuru kapsam ındaki temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmedi ğine ilişkin herhangi bir inceleme kanun yolunda gözetilmesi gereken hususun incelenmesi olarak nitelendirilemez ( Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, 53). 72. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi çok istisnai durumlarda temel hak ve özgürlüklerden biri ile do ğrudan ilgili olmayan bir şikâyeti kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ili şkin yasak kapsam ına girmeden inceleyebilir. Aç ık bir keyfîlik nedeniyle yarg ılaman ın hakkaniyetinin temelden sars ıldığı ve adil yarg ılama hakk ı kapsam ındaki usule ilişkin güvencelerin anlams ız hâle geldi ği çok istisnai hâllerde, asl ında yarg ılaman ın sonucuyla ilgili olan bu durumun bizatihi kendisi usule dair bir güvenceye dönü şmüş olur. Dolay ısıyla Anayasa Mahkemesinin derece mahkemelerinin de ğerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlams ız hâle getirip getirmedi ğini ve aç ık bir keyfîlik nedeniyle yarg ılaman ın hakkaniyetinin temelden sars ılıp sars ılmad ığını incelemesi yarg ılaman ın sonucunu de ğerlendirdi ği anlam ına gelmez. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi derece mahkemelerinin delillerle ilgili de ğerlendirmelerine ancak aç ık bir keyfîlik ve adil yarg ılanma hakk ı kapsam ındaki usule ili şkin güvenceleri anlams ız hâle getiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir ( Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, 149; M.B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, 83). 73. Hukuk kurallar ının ne şekilde yorumlanaca ğı veya birden fazla yorumunun mümkün oldu ğu durumlarda bu yorumlardan hangisinin benimsenece ği derece mahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. Anayasa Mahkemesinin bireysel ba şvuruda derece mahkemelerince benimsenen yorumlardan birine üstünlük tan ımas ı veya derece mahkemelerinin yerine geçerek hukuk kurallar ını yorumlamas ı bireysel ba şvurunun amac ıyla bağdaşmaz. Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesi ba ğlam ındaki görevi, hukuk kurallar ının birden fazla yorumunun varl ığının hukuki belirlilik ve öngörülebilirli ği etkileyip etkilemedi ğini tespit etmektir ( Mehmet Arif Madenci, B. No: 2014/13916, 12/1/2017, 81). 74. Mahkemelerin münferit baz ı olaylarda farkl ı kararlar vermesi kural ın öngörülebilir olma niteli ğini yitirdi ğinin söylenebilmesi için yeterli olmay ıp içtihat farkl ılığının derinle şmiş ve müzmin hâle gelmi ş olmas ı gerekir. Ayr ıca spesifik baz ı olaylarda verilmi ş farkl ı kararlar ın bulundu ğundan hareketle içtihat farkl ılığının derinleştiği ve süregelen bir boyut kazand ığı da kabul edilemez. Anayasa Mahkemesinin bir konuyla ilgili olarak verilmi ş tüm mahkeme kararlar ını yeknesak hâle getirme gibi bir i şlevi bulunmad ığı gibi mahkeme kararlar ındaki hukuka ayk ırılıklar ı giderme ödevi de mevcut değildir ( Selahattin Bayri , B. No: 2018/32374, 15/9/2021, 42). ii.İlkelerin Olaya Uygulanmas ı 75. Somut olayda ba şvurucular, i şçilik alaca ğından kaynaklanan tazminat davalar ında taleplerini k ısmi dava olarak ileri sürdükleri yarg ılaman ın ilerleyen a şamas ında Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 26ıslah dilekçesi ile davan ın belirsiz alacak davas ı olduğunu ifade etmi ş; bilirkişi raporunda belirtilen miktar üzerinden talep sonucunu art ırm ıştır. Mahkeme ise bozmadan sonra ıslah yap ılamayaca ğı gerekçesi ile ıslah edilen miktar ile ilgili talep konusunda de ğerlendirme yapmadan yarg ılamay ı sona erdirmi ştir. Başvurucular i şçilik alacaklar ı ile ilgili davalar ın belirsiz alacak davas ı olarak aç ılamayaca ğına ilişkin olarak Yarg ıtay 22. Hukuk Dairesinin kararlar ı doğrultusunda k ısmi dava açmak zorunda b ırak ıldıklar ını oysa Yarg ıtay ın diğer dairelerinin bu konuda farkl ı görüşlerinin oldu ğunu, ıslah taleplerinin kabul edilmemesi ve Yarg ıtay dairelerinin farkl ı uygulamalar ı nedeniyle hak kay ıplar ının meydana geldi ğini ileri sürmüşlerdir. 76. Somut ba şvurunun konusu, ıslah dilekçesinin dikkate al ınmadan başvurucular ın taleplerinin reddedilmesi ve ayn ı işyerinde benzer ko şullarda çal ışan işçiler taraf ından aç ılan davalar ın bir k ısm ının yarg ı mercilerinin farkl ı bir yakla şım benimsemesi nedeniyle farkl ı sonuçlanmas ından dolay ı yarg ılaman ın hakkaniyetinin zedelendi ği iddias ıdır. 77. Bireylerce yarg ı mercileri nezdinde aç ılan davalar ın niteliğini belirlemek hukuk kurallar ını öncelikle yorumlama yetkisine sahip olan derece mahkemelerinin takdirindedir. Anayasa Mahkemesinin bu ba ğlamda görevi derece mahkemesinin yorumlar ının aç ık bir keyfîlik veya bariz takdir hatas ı içerecek nitelikte olup olmad ığını incelemektir. 78. Anayasa Mahkemesi İsmail Avc ı (B. No: 2019/12190, 22/2/2022) karar ında, şartlar ı oluşmadan aç ılan belirsiz alacak davas ının dava şart ı yokluğundan reddedilmesinin -usul hukukundaki imkânlar gözetildi ğinde- başvurucunun mahkemeye eri şimini imkâns ız kılan ağır bir arac ın tercih edilmesi nedeniyle gereklilik şart ına uygun olmad ığı için adil yarg ılanma hakk ı kapsam ında mahkemeye eri şim hakk ının ihlal edildi ğine karar vermi ştir. 79. Somut olayda ise ba şvurucular, ıslah yoluna ba şvurmadan alacak miktar ını art ırma imkân ı sağlayan belirsiz alacak davas ı sürecine nazaran k ısmi davada alacaklar ına kavuşma imkân ının kendilerine sa ğlanmamas ı nedeniyle anayasal haklar ının zedelendi ğini ileri sürmü ştür. Bununla birlikte ba şvurucular dava dilekçelerinde, alacak kalemlerini k ısmen talep etmi ş; söz konusu dava dilekçelerinde davalar ın belirsiz alacak davas ı şeklinde açıldıklar ına dair hiçbir ibareye yer vermemi ştir. Bu durumda mahkemelerce bu şekilde açılan bir davan ın k ısmi dava olarak nitelenerek belirsiz alacak davas ına özgü imkânlardan yararland ırılmamas ı anayasal bak ımdan bir sorun te şkil etmemektedir. Di ğer tarafta n başvurucular ın fazlaya ili şkin haklar ını sakl ı tuttuklar ı kısmi dava kapsam ında zamana şımı süresi içinde alacaklar ının kalan k ısımlar ını talep etme imkânlar ının olduğu aç ıktır. Buna göre belirsiz alacak davas ı açmak yerine k ısmi dava açmay ı tercih eden ba şvurucular yönünden k ısmi dava yolunda da belli usuller çerçevesinde alacaklar ı talep etme imkân ının bulunduğu anlaşılmaktad ır. 80. Ayr ıca ıslah ın tahkikat ın sonuna kadar yap ılabileceği yönündeki kanun hükmü ile Yarg ıtay içtihad ı da bu bağlamda dikkate al ınmal ıdır. 81. Diğer taraftan ba şvurucular, ayn ı işyerinde benzer ko şullarda çal ışan işçiler taraf ından aç ılan davalar ın bir k ısm ının yarg ı mercilerinin farkl ı bir yakla şımı benimsemesi nedeniyle farkl ı sonuçland ığını ve bu hususun yarg ılaman ın hakkaniyetini zedeledi ğini ileri sürmüşlerdir. 82. Öncelikle adil yarg ılanma hakk ının hukuk kural ının davan ın başvurucu lehine sonuçlanmas ını temin eden yorumunun esas al ınmas ını güvence alt ına almad ığı hat ırda Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 27tutulmal ıdır. Uyuşmazl ığa uygulanacak hukuk kurallar ının yorumlanmas ı -yukar ıda belirtildiği gibi- derece mahkemelerinin takdirindedir ( M.B. , 84). Öte yandan ayn ı nitelikteki uyu şmazl ıkla ilgili olarak de ğişik mahkemelerin farkl ı kararlar vermesi de tek başına adil yarg ılanma hakk ını ihlal etmemektedir. Bu ba ğlamda Anayasa Mahkemesinin derece mahkemelerince yap ılan yorumlar ın hukuka uygun olup olmad ığını denetleme ve bu yorumlar ı birleştirme gibi bir görevinin bulunmad ığının alt ı çizilmelidir. Anayasa Mahkemesinin aç ıkça keyfî olmayan veya bariz takdir hatas ı da içermeyen bir yorumdan dolay ı adil yarg ılanma hakk ının ihlal edildi ğine hükmedebilmesi için bu yorumun yerle şik hâle gelen bir içtihattan sapt ığına veya derinle şmiş ve süregelen bir nitelik kazanan içtihat farkl ılığına dayand ığına ikna olmas ı gerekir ( Selahattin Bayri , 47). 83. Açt ığı dava aleyhine sonuçlanan bir kimsenin ayn ı konuda ancak farkl ı yönde verilmiş bir veya birkaç karar ın varl ığından hareketle adil yarg ılanmad ığı sonucuna ulaşılamaz. Farkl ı mahkemelerin görev alan ına girebilen bir uyu şmazl ık türü yoktur ki ilk başta birbiriyle çeli şen kararlar ın verilmesi ihtimali uzak olsun. Mahkemelerin benzer uyuşmazl ıklarla ilgili olarak ba şlarda farkl ı kararlar vermesi i şin tabiat ı gereğidir. Esasen mahkemelerin ilk kez kar şılaştıklar ı uyuşmazl ıkla ilgili olarak farkl ı kararlar vermelerinde yad ırganacak bir yön de yoktur. Önemli olan bu içtihat farkl ılıklar ının müzminle şmesini n önlenebilmesidir ( Selahattin Bayri, 51). 84. Kald ı ki başvurucular ın başvuru formuna örnek olarak sunduklar ı mahkeme kararlar ına konu davalar ın belirsiz alacak davas ı olarak aç ıldığı, maddi hata düzeltim dilekçeleri üzerine Yarg ıtay Dairesinin sonradan görü ş değiştirerek davay ı belirsiz alaca k davas ı olarak nitelendirdi ği ve yarg ılamalar ın bu çerçevede sonuçland ırıldığı anlaşılmaktad ır. Dolay ısıyla başvurucular taraf ından benzer durumda oldu ğu ileri sürülen yarg ılamalar ın başvuru konusu olaylar ile ayn ı mahiyette olmad ığı aç ıktır. 85. Bunun d ışında başvurucular somut davalara benzer nitelikteki davalar ın kabul edildiğini iddia etmelerine ra ğmen bu davalara ba ğlı olarak hangi nedenlerle yarg ılaman ın hakkaniyetinin zedelendi ğine ilişkin objektif, kabul edilebilir gerekçeler ortaya koymam ışlard ır. 86. Netice olarak yarg ılamada mahkemelerin yorumu aç ık bir keyfîlik veya bariz takdir hatas ı içermediği gibi başvurucular taraf ından da bu yorumun yerle şik içtihattan sapt ığı ya da derinle şmiş ve süregelen bir nitelik kazanan içtihat farkl ılığına dayand ığı gösterilebilmi ş değildir. 87. Aç ıklanan gerekçelerle ba şvurunun bu k ısm ının diğer kabul edilebilirlik koşullar ı yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olmas ı nedeniyle kabu l edilemez oldu ğuna karar verilmesi gerekir. Selahaddin MENTE Ş bu görüşe kat ılmam ıştır. B. Makul Sürede Yarg ılanma Hakk ının İhlal Edildi ğine İlişkin İddia 1. Başvurucular ın İddialar ı 88. Başvurucular, bireysel ba şvuru konusu yarg ılamalar ın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yarg ılanma haklar ının ihlal edildi ğini ileri sürmü ş; ihlalin ortadan kald ırılmas ı ve tazminat taleplerinde bulunmu ştur. Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 282. Değerlendirme a. Kabul Edilebilirlik Yönünden 89. Aç ıkça dayanaktan yoksun olmad ığı ve kabul edilemezli ğine karar verilmesini gerektirecek ba şka bir neden de bulunmad ığı anlaşılan makul sürede yarg ılanma hakk ının ihlal edildi ğine ilişkin iddian ın kabul edilebilir oldu ğuna karar verilmesi gerekir. b. Esas Yönünden90. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyu şmazl ıklara ilişkin yarg ılaman ın süresi tespit edilirken sürenin ba şlang ıç tarihi olarak davan ın ikame edildi ği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -ço ğu zaman icra a şamas ını da kapsayacak şekilde- yarg ılaman ın sona erdiği tarih, yarg ılamas ı devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yarg ılanma hakk ının ihlal edildi ğine ilişkin şikâyetle ilgili karar ını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve di ğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, 50-52). 91. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyu şmazl ıklara ilişkin yarg ılama süresinin makul olup olmad ığı değerlendirilirken yarg ılaman ın karmaşıklığı ve kaç dereceli oldu ğu, taraflar ın ve ilgili makamlar ın yarg ılama sürecindeki tutumu ve ba şvurucunun yarg ılaman ın süratle sonuçland ırılmas ındaki menfaatinin niteli ği gibi hususlar dikkate al ınır (Güher Ergun ve diğerleri , 41-45). 92. An ılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer ba şvurularda verdi ği kararlar dikkate al ındığında ekli tablonun (G) sütununda belirtilen 39. İş Mahkemesinde görüle n yarg ılaman ın yaklaşık 4 y ıl 10 ayl ık ve 12. İş Mahkemesindeki yarg ılaman ın 6 y ıl 2 ayl ık sürelerinin makul olmad ığı sonucuna varmak gerekir. 93. Aç ıklanan gerekçelerle Anayasa n ın 36. maddesinde güvence alt ına al ınan makul sürede yarg ılanma hakk ının ihlal edildi ğine karar verilmesi gerekir. C. 6216 Say ılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 94. Başvurucular, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmu ştur. 95. Somut olayda makul sürede yarg ılanma hakk ının ihlal edildi ği sonucuna var ılm ıştır. 96.İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlar ı karşılığında başvuruya konu her bir davan ın özel koşullar ı dikkate al ınarak hesaplanan, ekli tablonun (H) sütununda belirtilen net tutarlarda manevi tazminat ın başvuruculara ödenmesine, tazminata ili şkin diğer taleplerin reddine karar verilmesi gerekir. 97. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucular ın uğrad ıklar ını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen ihlal aras ında illiyet ba ğı bulunmal ıdır. Tespit edilen ihlal ile maddi zarar aras ında illiyet ba ğı bulunmad ığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir. 98. Dosyadaki belgelerden tespit edilen, ekli tabloda belirtilen harç ve vekâlet ücretinden olu şan yarg ılama giderlerinin ba şvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 29VI. HÜKÜM Aç ıklanan gerekçelerle; A. 1. Hakkaniyete uygun yarg ılanma hakk ının ihlal edildi ğine ilişkin iddian ın açıkça dayanaktan yoksun olmas ı nedeniyle KABUL ED İLEMEZ OLDU ĞUNA Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyu ve OYÇOKLU ĞUYLA, 2. Makul sürede yarg ılanma hakk ının ihlal edildi ğine ilişkin iddian ın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYB İRLİĞİYLE, B. Anayasa n ın 36. maddesinde güvence alt ına al ınan makul sürede yarg ılanma hakk ının İHLAL ED İLDİĞİNE OYBİRLİĞİYLE, C. Başvuruculara ekli tablonun (H) sütununda belirtilen tutarlarda manevi tazminat ın ÖDENMES İNE, tazminata ili şkin diğer taleplerin REDD İNE, D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen harç ve vekâlet ücretinden olu şan yarg ılama giderlerinin ba şvuruculara ekli tabloda gösterildi ği gibi ÖDENMES İNE, E. Ödemelerin karar ın tebliğini takiben ba şvurucular ın Hazine ve Maliye Bakanl ığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içinde yap ılmas ına, ödemede gecikme olmas ı hâlinde bu sürenin sona erdi ği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, F. Karar ın bir örne ğinin bilgi için Ankara 12. ve 39. İş Mahkemelerine GÖNDER İLMESİNE, G. Karar ın bir örne ğinin Adalet Bakanl ığına GÖNDER İLMESİNE 16/6/2022 tarihinde karar verildi. Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 30KARŞIOY Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm 2019/35906 esas say ılı dosyada ço ğunluk başvurucunun hakkaniyete uygun yarg ılama hakk ının ihlal edildi ğine ilişkin iddian ın aç ıkça dayanaktan yoksun olmas ı nedeniyle kabul edilemez oldu ğuna karar verilmi ştir. Aşağıda açıklad ığım gerekçelerle karar ın, hakkaniyete uygun yarg ılama hakk ının ihlal edilmedi ğine ilişkin k ısm ına kat ılmad ım. Olay ve olgular mahkememizin gerekçeli karar ında özetlenmi ştir. Başvurucular hizmet kolunda faaliyette bulunan EÜA Ş şirketinin Zonguldak Çatalağzında kurulu termik santralinde alt i şveren şirketlerinin personeli olarak zincirleme i ş sözleşmesiyle belirsiz süreli i ş akdi ile ta şeron işçi olarak çal ışmaktad ırlar. Başvurucular Ankara İş Mahkemesinde ayr ı ayr ı dava açm ışlard ır. Açt ıklar ı davalarda daval ı ile yüklenici şirketler aras ında muvazaa oldu ğunu başlang ıçtan itibaren daval ının işçisi olduklar ını mahkemece bu durumunun tespit edilmesini ard ından da ücret farklar ı için ek ödeme ve sosyal yard ımlar için açt ıklar ı davalar ın kabul edilerek faiziyle birlikte ödenmesini talep etmişlerdir. Dava dosyas ından da anla şılacağı üzere daval ı işyerinde ba şvuruculardan da farkl ı olarak benzer nitelikte çok say ıda davan ın aç ıldığı anlaşılm ıştır. Aç ılan bu davalar iki şekilde sonuçlanm ıştır. Başlang ıçta belirsiz alacak davas ı olarak aç ılan davalar ilk önce Yarg ıtay ın da müdahalesi ile Muvazaa davalar ı kısmi davad ır. Belirsiz alacak davas ı olarak aç ıldıysa ilk celsede esasa girmeden ret edilmelidir. Gerekçesiyle Yarg ıtay dan geçerek ret edilmi ştir. Yarg ıtay aşamas ında bu davalar taraflar ın sunduğu maddi hata dilekçeleri kabul edilere k belirsiz alacak davas ı olarak onanan Yarg ıtay ilam ı kald ırılarak davan ın belirsiz alacak davas ı olarak yeniden görülmesi sa ğlanm ıştır. Kısmi dava olarak aç ılan ya da Yarg ıtay ın çelişkili uygulamalar ı nedeniyle k ısmi dava m ı ya da belirsiz alacak davas ı m ı tam belirtilmeden aç ılan davalarda da Anayasa Mahkemesine konu ba şvuru davas ında olduğu gibi; davalar Yarg ıtay taraf ından k ısmi dava olarak kabul edilmi ş bu sebeple taraflar ın olay ve olgular ı ayn ı olan, ayn ı maddi vak ıalara dayal ı ilerleyen hukuki süreçleri birbirinden farkl ı maddi sonuçlar ı farkl ı kararlara sebebiyet verilmiştir. Anayasa Mahkemesi 2019/12190 E. Say ılı İsmail Avc ı başvurusunda Yarg ıtay ın bu çelişkili tutumunu görmü ştür. Yarg ıtay, k ısmi dava olarak aç ılan davada; davan ın belirsiz alacak davas ı olarak aç ıldığını belirterek verilen tazminat karar ını bozmuştur. Anayasa Mahkemesi 2019/12190 E. Say ılı İsmail Avc ı karar ında Yarg ıtay ın çelişkili tutumunu ortaya koymu ş, mahkemeye eri şim hakk ı yönünden meseleyi inceleyerek ihlal sonucuna ula şmıştır. Mahkememizin karar ında şu ilkeler ortaya konmu ştur. İsmail Avc ı karar ında müdahalenin ihlal olu şturup oluşturmad ığı, kanunilik, me şru amaç ve ölçülülük yönünden incelenmi ştir. Kanunilik yönüyle mahkeme şu tespiti yapm ıştır. Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 31 Sonuç olarak belirsiz alacak kapsam ına girmedi ği değerlendirilen bir alaca ğın belirsiz alacak davas ına konu edilmesinde hukuki yarar ın bulunmad ığı yorumu belirsiz alacak davas ının da bir eda davas ı olduğu hususu dikkate al ındığında makul olarak değerlendirilebilecek bir yorum olarak de ğerlendirilmemi ştir. Bununla birlikte somut olay ın özelliği dikkate al ındığında ihlal bulunup bulunmad ığı, konusunda nihai de ğerlendirmeni n ölçülülük ilkesi yönünden yap ılmas ının daha uygun olaca ğı sonucuna ula şılm ıştır. Ölçülülük ilkesi yönünden mahkemece şu ilkeler belirlenmi ştir. Anayasa'n ın 13. maddesi uyar ınca hak ve özgürlüklerin s ınırland ırılmas ında dikkate al ınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk devleti ilkesinden do ğmaktad ır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin sınırland ırılmas ı istisnai bir yetki oldu ğundan bu yetki ancak durumun gerektirdi ği ölçüde kullan ılmas ı koşuluyla hakl ı bir temele oturabilir. Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşullar ın gerektirdi ğinden daha fazla s ınırland ırılmas ı kamu otoritelerine tan ınan yetkinin aşılmas ı anlam ına geleceğinden hukuk devletiyle ba ğdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014). Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orant ılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktad ır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ula şılmak istenen amac ı gerçekle ştirmeye elverişli olmas ını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bak ımından müdahalenin zorunlu olmas ını yani ayn ı amaca daha hafif bir müdahale ile ula şılmas ının mümkün olmamas ını, orant ılılık ise bireyin hakk ına yap ılan müdahale ile ula şılmak istenen amaç aras ında makul bir dengenin gözetilmesi gereklili ğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri , B. No: 2013/817, 19/12/2013, 38). Mahkemeye eri şim hakk ının s ınırlanmas ı için seçilen arac ın öngörülen amaca ulaşılabilmesi bak ımından elveri şli olmas ı gerekir. Ayr ıca seçilen araç bu hakk ı en az zedeleyici nitelikte bulunmal ıdır. Bununla birlikte hakk ı daha az zedeleyen arac ın tercih edilmesi gerekti ğinin söylenebilmesi için söz konusu araç ayn ı amac ı gerçekle ştirmeye elverişli olmal ıdır. Daha hafif s ınırlama teşkil eden arac ın tercih edilmesi hâlinde öngörüle n amaç gerçekle şmeyecek ise daha a ğır müdahale olu şturan arac ın seçimi hususundaki tercih, Anayasa ya ayk ırı olmaz. Bunun d ışında hangi müdahale arac ının tercih edilece ği hususunda kamu otoritelerinin belli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktad ır (Mustafa Berbero ğlu, B. No: 2015/3324, 26/2/2020, 48). Öte yandan mahkemeye eri şim hakk ına yönelik müdahaleler orant ılı olmal ıdır. Orant ılılık, amaç ile araç aras ında adil bir denge kurulmas ını gerektirmektedir. Buna göre mahkemeye eri şim hakk ına getirilen s ınırlamayla ula şılmak istenen me şru amaç ve başvurucunun mahkemeye eri şim hakk ından yararlanmas ındaki bireysel yarar aras ında makul bir orant ı kurulmal ıdır. Hedeflenen amaca ula şıldığında elde edilecek kamusal yararla kıyasland ığında s ınırlama ile ki şiye yüklenen külfetin a şırı ve orant ısız olmamas ı gerekir (Mustafa Berbero ğlu, 49). Yukar ıda da belirtildi ği üzere ayn ı işyerine ili şkin ilerleyen dava süreçlerinde Yarg ıtay belirsiz alacak davas ı olarak aç ılan davalar ı ilk derece yarg ısının tazminat taleplerini kabul etmesinden sonra davalar esasa girilmeden ret edilmelidir gerekçesiyle bozularak gönderildi ği anlaşılm ıştır. Yarg ıtay bu bozma ilam ını maddi hata dilekçesi verilmesi üzerine kabul etmi ş, kendi bozmas ını kald ırarak belirsiz alacak davas ı olarak aç ılan davalar ı kabul ederek onama yapm ıştır. Başvuru Numaras ı: 2019/35906 Karar Tarihi : 16/6/2022 32Benzer davalar ı açan ba şvurucular Yarg ıtay ın bu tutumunu görmeleri üzerine davalar ını tam bir isim koymadan k ısmi dava m ı belirsiz alacak davas ı m ı olduğu belli olmadan açmaya çal ışmışlard ır. Davalar ın böyle aç ıldığı başvuruya konu davalardan da anlaşılmaktad ır. Daval ı EÜAŞ davaya verdi