T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/688 KARAR NO : 2025/1302 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/04/2025 (Karar) NUMARASI : 2022/589 Esas, 2025/190 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ol…
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/688 KARAR NO : 2025/1302 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/04/2025 (Karar) NUMARASI : 2022/589 Esas, 2025/190 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/12/2008 tarihinde sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile tepemezarlık caddesinde... Kavşağı istikametinden gelip ... kavşağı istikametine doğru seyir halinde iken, aracının ön tampon ve ön sağ köşe kısımlarıyla park halinde bulunan ... plaka sayılı araca çarptığını, akabinde ... plaka sayılı araç çarpmasının etkisi ile kaldırımda bulunan müvekkili ...'e çarptığını, müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin uzun süre tedavi görmüş ve sonunda ayağından kısmen sakat kaldığını, ağır işlerde çalışamadığı gibi fazla ayakta da durumadığını, müvekkilinin çeşitli ameliyatlar geçirdiğini, nihayetinde ayağına platin takıldığını, günlük yaşamını sürdürmekte zorluk çektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak müvekkilinin iş göremezlik geçici ve daimi iş göremezlik ve efor çalışma gücü kaybı nedeniyle 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 02/12/2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 13/12/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile; 122.409,89 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 02.12.2008 tarihinden itibarin işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebi yönünden zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, dava konusu trafik kazasının 02/12/2008 tarihinde eydana geldiğini, söz konusu dava 5237 sayılı TCK 89.maddesinin atfı ile TCK'nın 66. madesi uyarınca 8 senelik zamanaşımına tabii olduğunu, işbu davanın zamanaşımı süresinin 02/12/2016 tarihinde dolduğunu, ceza zamanaşımının uygulanmsı halinde dahi zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle davacının davasının zamanaşımı itirazı nedeni ile reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda;"Tüm dosya kapsamı ve Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2020/... Esas, 2022/... Karar ve 31/10/2022 tarihli ilamı birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı sürücü ...(...)'nın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın park halinde bulunan ... plakalı araca çarpması sonucunda park halindeki aracın çarpmanın etkisi ile yaya olarak kaldırımda bulunan davacıya çarpması neticesinde davacının yaralandığı, ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile kapsamında sigortalandığı, dava konusu olay ile ilgili devam eden ceza yargılamasında dava dışı sürücünün TCK 89/1.maddesinde kapsamında cezalandırıldığı, TCK 66.maddesi uyarınca işbu cezaya ilişkin zamanaşımının 8 yıl olduğu, kaldırma kararı sonrasında mahkememizce aldırılan ATK raporu ile davacının zararı (son maluliyeti) öğrenme tarihinin 23/08/2012 olduğunun bildirildiği, dava tarihinin 16/10/2017 olması ve uzamış ceza zamanaşımının eldeki olaya uygulanacak olması nedeniyle dava tarihi itibariyle zamanaşımının söz konusu olmadığı, 11/10/2012 tarihinde kesinleşen ceza dosyasında aldırılan kusur raporunda davacının kusursuz olduğunun tespit edildiği, yine Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda kaza tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının sürekli maluliyetinin %11,2 olarak, iyileşme süresinin ise olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, alınan kusur ve maluliyet raporları doğrultusunda aktüerya ek raporunun TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlendiği ve tazminat hesabının yapıldığı ancak davaya konu poliçe teminat limitinin 100.000,00 TL olması nedeniyle poliçe teminat limiti doğrultusunda sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde temerrütün 21/07/2009 tarihinde gerçekleştiği" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 100.000,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 21/07/2009 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar vermiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, zamanaşımı süresinin kaza tarihinden itibaren başlayan ve işleyen bir süre olduğunu, maluliyet oranının öğrenilmesi ile maluliyetin öğrenilmesinin aynı şey olmadığını, maluliyet oranını tespitinin yapılması, maluliyetin 2012 tarihinde başladığı veya maluliyetin 2012'de tespit edildiği anlamına gelmediğini, tespit olunanın yalnızca oran olduğunu, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dosya kapsamı itibariyle; 02/12/2008 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde park halinde bulunan bir başka araca çarptığı, park halindeki aracın çarpmanın etkisi ile kaldırımda bulunan davacıya çarpması neticesinde davacının yaralandığı, davacının yaralanması dolayısıyla meydana gelen geçici ve sürekli iş göremezlik zararının tazmini amacıyla iş bu davayı 16/10/2017 tarihinde açtığı, mahkemece davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verildiği, karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2020/... Esas 2022/... Karar sayılı ilamı ile; " ... Bu durumda mahkemece, yaralanmanın niteliği de dikkate alınarak, davacıya ait tüm tedavi evrakları ilgili yerlerden getirtilmeli; gerekirse Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili bölümlerinden bilirkişi raporu alınmak suretiyle, davacının tedavi sürecinin ne zamana kadar devam ettiği ve hangi tarihte bittiği, zararın (maluliyetin) ne zaman öğrenildiği ya da öğrenilmesi gerektiği tespit edilerek, bu tarihten itibaren zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı sonrası alınan ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 30/10/2024-... Karar numaralı raporunda davacının tedavisinin tamamlandığı 23/08/2012 tarihinde maluliyetinin öğrenilmesi gerektiğinin bildirildiği, bu durumda zararın kapsamının belli olduğu (davacı tarafından öğrenildiği) tarihin 23/08/2012 olduğu ve davanın açıldığı 16/10/2017 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ancak, 06/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda, bir önceki rapordaki hesaplamanın güncellenmesi neticesinde toplam zararın 143.827,40 TL olduğu, güncel asgari ücret verileri ile hesaplama yapıldığında ise toplam zararın 683.480,31-TL olduğu bildirilmiş, hüküm de hangi hesaplamaya itibar edildiği, davacının gerçek zararı belirlenmeden karar verildiği anlaşılmıştır. Gerçek zarar belirlenmeden poliçe teminat limiti doğrultusunda karar verilmesi gerçek zararın belirlenmesi gerektiği ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. O halde, davacının gerçek zararı belirlenerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile mahkemece verilen kararın HMK'nın 355, 353/(1)-a-6. maddeleri uyarınca, kaldırılmasına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının reddine, 2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına, 5-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine, 6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 362-(1)/g maddesi gereğince kesin olmak üzere 16/10//2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ 06/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda, kaldırma kararı öncesi alınan bilirkişi raporundaki verilere göre ve güncel asgari ücret verilerine göre seçenekli hesaplama yapılmış olup, her iki durumun kabulü halinde de zararın poliçe limitinin üzerinde olduğu, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olduğu, poliçe limitinin kaza tarihi itibariyle kişi başına 100.000,00 TL olması nedeniyle, poliçe limiti ile sınırlı olarak 100.000,00 TL yönünden davanın kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, kaldı ki istinaf sebebi yapılmayan iş bu hususun resen değerlendirilemeyeceği, bu sebeple davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.