Başvuru, bir siyasi parti liderinin Türkiye Büyük Millet Meclisi TBMM) parti grup toplantısında yaptığı konuşmada sarf ettiği sözler nedeniyle şeref ve itibar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bir siyasi parti liderinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) parti grup toplantısında yaptığı konuşmada sarf ettiği sözler nedeniyle şeref ve itibar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 30/3/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 2011 yılından beri Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) milletvekili olup öncesinde de Denizli belediye başkanı olarak görev yapmış -sonrasında ekonomi bakanı olarak görev yapacak olan- aktif bir siyasetçidir. Davalı ise olayların meydana geldiği dönemde ana muhalefet partisi olan ve hâlen en fazla sandalye sayısına sahip ikinci parti konumunda bulunan Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) genel başkanıdır. TBMM Genel Kurulunda 1/11/2012 tarihinde başlayıp 2/11/2012 tarihinde biten oturumda yapılan yoklamalarda usulsüzlük yapıldığına ilişkin tartışmalar yaşanmıştır. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 6/11/2012 tarihli grup toplantısında bu usulsüzlük iddialarını gündeme taşımış ve bu kapsamda başvurucu ile ilgili birtakım sözler sarf etmiştir. Anayasa'nın maddesinde toplantı ve karar yeter sayıları düzenlenmiştir. 13/4/1973 tarihli ve 14506 sayılı TBMM İçtüzüğü'ne göre ise TBMM başkanı oturumu açarken tereddüte düşerse yoklama yapmaktadır. Bu yoklama elektronik oylama düğmelerine basmak veya imzalı pusula vermek suretiyle iki şekilde yapılmaktadır. Yoklama sırasında özürsüz veya izinsiz bulunmayan milletvekili o birleşimde yok sayılmaktadır. Anılan yoklama sisteminde usulsüzlükler yapıldığı iddiası birçok kez Meclis gündemine getirilmiş ve bu konuda çeşitli tartışmalar yaşanmıştır. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu tartışmalar ekseninde 6/11/2012 tarihli parti grup toplantısında yaptığı konuşmada TBMM oturumunda yapılan yoklama sırasında usulsüzlükler yapıldığı iddiasını gündeme getirmiş, konuşmanın devamında başvurucunun da isminin geçtiği ifadeler kullanmıştır. Bu ifadeler özetle şöyledir: "...Kendisi Meclis'te olmadığı halde oradaymış gibi oy pusulası gönderen milletvekilleri var... 1-2 kişi yapsa neyse diyelim. 50 kişinin sahtekarlık yaptığı toplantılar var...Bunları artık ifşa ediyorum. Seçim bölgesindeki vatandaşlar da 'hangi sahtekarlara oy verdiklerini görsünler' diye söylüyorum......A. A. (Kemal Kılıçdaroğlu isimleri tam olarak söylüyor), İzmirlilere söylüyorum, sizin bir milletvekiliniz var sahtekarlık yapıyor. K., Konya. Konyalılara da söylüyorum, hem Meclis'e gelmeyecek hem sahtekarlık yapacak. S.B, Elazığ milletvekili. Bizim Elazığ'dan sorumlu milletvekilimiz var ama Elazığ milletvekilimiz yok, sahtekar olacağına hiç olmasın daha iyi. Ö., Hatay milletvekili. Uygarlığın, güzelliğin beşiği olan bir kent, sahtekar bir milletvekili yakışır mı?...Nihat Zeybekçi, Denizli, kesinlikle zeybek oyunu oynamasın, çünkü sahtekarlara zeybek oyunu oynamak düşmez. Ç., Bursa. Bursalı kardeşlerime de söylüyorum, seçtiniz, Parlemento'ya gönderdiniz, sahtekarlık yapıyor. Parlemento'da sahtekarlık yapan bir milletvekili yarın neleri satar çıkarları için artık onu da milletim takdir etsin. Buna sessiz kalan, bugüne kadar ses çıkarmayan kim olursa olsun AKP Genel Başkanı da eğer hala sessizliğini koruyorsa bu sahtekarlara ortaktır." CHP liderinin yaptığı bu konuşma sonrasında içlerinde başvurucunun da bulunduğu, adı geçen altı milletvekili ortak bir basın açıklaması yayımlamıştır. Basın açıklamasının ilgili kısımları özetle şu şekildedir:" Geçtiğimiz hafta Perşembe başlayıp Cuma sabaha karşı biten Türkiye Büyük Millet Meclisi oturumunda bir partinin yoklama istemesi sonucunda elektronik cihaz ile yoklama yapılmış, bu yoklama sırasında birçok milletvekili elektronik cihazla yoklama verirken bir çoğu da pusula ile yoklamaya katılmıştır. ...Bu yoklama elektronik cihazla yapılan yoklama ile aynı geçerliliğe sahiptir ve hiç bir şüpheye yer yoktur. Her partiden milletvekili yoklamasını verdikten sonra farklı sebeplerle genel kurul salonundan ayrılabilirler, verdikleri oy veya yoklama içtüzüğe ve yasalara uygundur asla sahte değildir ve yapılan işlem de sahtekarlık değildir. Bu hakkını kullanan milletvekilini hangi yöntemi kullanırsa kullansın asılsız ve mesnetsiz iddialarla itham etmek, bunu da kamuya ilan etmek özellikle TBMM çatısı altında kimsenin haddine değildir, bu iddiada bulunan bizzat kendisi milleti kandıran iftiracıdır. Dolayısıyla genel kurul salonundan çıkan milletvekilini sahtekarlıkla itham etmek ya çok büyük bir cehalet göstergesi yada yıllarca grup başkanvekilliği yapmış içtüzüğü çok iyi bilmesi gereken birisi için kötü niyetli siyasi rant girişimidir....Biz CHP Sayın Genel Başkanı tarafından insafsız, kasıtlı, siyasi ahlak ve özenden yoksun olarak yapılan iftiranın muhatabı olan milletvekilleri olarak insan vicdanına aykırı bu davranışın karşılığında hakkımızı hukuk yollarıyla arayacağımızı, milletin iradesinin yegane tecelli mekanı olan Türkiye büyük Millet Meclisine olan inancımızı ve bağlılığımızı bir kez daha sarsılmaz bir inanç ile teyit ederek ilan ediyor yüce milletimizi saygıyla selamlıyoruz." Başvurucu, başvuruya konu konuşmada hakkında yer alan asılsız iddialar ve hakaret içeren ifadeler nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine tazminat davası açmıştır. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 21/5/2013 tarihinde davanın reddine hükmetmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararının ilgili kısmı şu şekildedir:"...Davacının genel kurul toplantısında bulunduğuna dair başkanlık kürsüsüne oy pusulası gönderdiği halde, yapılan yoklamada bulunmadığı tartışmasızdır. Bu durumda var olduğunu gösteren pusulanın sahte olduğu söylenebilecektir. Mazereti nedeniyle pusula verdiği düşünülürse, toplantıdan ayrılırken neden pusulasını iptal ettirmediği akla gelmektedir. Pusula sahiplerinin ismen okunup toplantıda olmadıklarında pusulaların iptal edildiği ve bu hususta teamül oluştuğu ileri sürülmüştür. Bu uygulamanın ne ölçüde sağlıklı işlediği bilinmekte midir? Bu durumda, dava konusu söylemin, Davacının davranışından kaynaklandığı açıktır. Bütün bunların siyaset yapılan grup toplantısında iktidar partisi eleştirilirken söylendiği de alınır, siyasi kişilerin daha tahammüllü olmaları gerektiği düşünülürse, davanın sabit olmadığı kanaatine varılmaktadır." Temyiz üzerine karar Yargıtay Hukuk Dairesince 21/1/2015 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Nihai karar başvurucuya 2/3/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 30/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun "Sorumluluk" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk kurallarının yer aldığı kararlar için İlhan Cihaner (2) (B. No: 2013/5574, 30/6/2014), Bekir Coşkun ([GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015) ve Kemal Kılıçdaroğlu (B. No: 2014/1577, 25/10/2017) kararlarına bakılabilir.