Başvuru, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan takibe karşı ileri sürülen şikâyette kanun ve usule aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan takibe karşı ileri sürülen şikâyette kanun ve usule aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 25/11/2013 tarihinde Konya Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 5/4/2016 tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:Başvurucu 27/9/2000 tanzim ve 20/10/2001 vade tarihli, 000 USD bedelli, bonoya dayanarak keşideci T. ile lehtar ve ciranta olan .. Turizm A.Ş. aleyhine Konya İcra Müdürlüğünün E.2009/14837 (eski esas 2002/5324) sayılı dosyasında icra takibi başlatmıştır. Borçlu Şirket .. Turizm A.Ş., takip kapsamında kendisine çıkarılan ödeme emrinin usulsüz olarak tebliğ edildiğini iddia ederek şikâyette bulunmuş, Konya İcra Tetkik Merciinin 2/12/2012 tarihli ve E.2002/3011, K.2002/3562 sayılı kararı ile tebligatın usulsüz olduğu belirtilerek ödeme emrine ıttıla tarihi olan 29/11/2002 tarihinin tebliğ tarihi olarak kabulüne karar vermiştir. Bu arada borçlu Şirket, cirantaya karşı takip yapılabilmesi için ödememe protestosunun çekilmesi gerektiğini, vade tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek Konya İcra Tetkik Merciinin E.2002/3037 sayılı dosyasında şikâyette bulunmuş; Mahkeme 4/12/2002 tarihli ve K.2002/3610 sayılı kararı ile şikâyeti kabul ederek takibi iptal etmiştir. Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 4/4/2003 tarihli ve E.2003/5795, K.2003/7296 sayılı ilamı ile "borçluya 163 örnek ödeme emrinin 29/11/2002 tarihinde tebliğ olunduğu, mercii kararıyla tespit edildiği halde 2/12/2002 tarihinde mercii nezdinde ileri sürülen itiraz dilekçesi 10/12/2002 tarihinde harçlandırıldığından bu başvurunun yasal süreden sonra yapıldığı" gerekçesiyle bozulmuş, karar düzeltme talebi aynı Dairenin 13/6/2003 tarihli ve E.2003/11297, K.2003/14135 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Bozma üzerine dosya, Mahkemenin E.2003/1603 sırasına kaydedilmiş; Mahkemece bozma ilamına uyularak 2/10/2003 tarihli ve E.2003/2160 sayılı kararla şikâyetin süre yönünden reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 15/1/2004 tarihli ve E.2003/23027, K.2004/237 sayılı ilamıyla onanmış; karar düzeltme talebi aynı Dairenin 9/4/2004 tarihli ve E.2004/3943, K.2004/8784 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Borçlu Şirket bu defa takibe dayanak senedin teknik imkânlarla sahte olarak düzenlendiğini, ödeme emrinin tebliğ tarihinin 29/11/2002 tarihi olarak kabul edildiğini, başvurucuya borçlu olmadığını belirterek 4/12/2002 tarihinde şikâyette bulunmuş; Konya İcra Tetkik Merciinin 12/12/2002 tarihli ve E.2002/3062, K.2002/3645 sayılı kararıyla itirazın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"...Konya İcra Müdürlüğünün E.2002/5324 takip sayılı dosyası üzerinden davacı aleyhine yapılan takibin iptaline mahkememizin 4/12/2002 tarihli (E.2002/3037, K.2002/3610 sayılı) kararı ile karar verildiğinden davacının takibin iptaline yönelik itirazı bu nedenli konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, [mercice takibin iptaline karar verilmesi nedeniyle davacı aleyhine yapılan takibin karar kesinleşinceye kadar durdurulmasına]..." Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 27/2/2003 tarihli ve E.2003/797, K.2003/3614 sayılı ilamı ile onanmıştır. Karar düzeltme talebi üzerine aynı Dairenin 9/5/2003 tarihli ve E.2003/7487, K.2003/10649 sayılı ilamı ile onama kararı kaldırılmış ve Mahkemenin hükmü bozulmuştur. İlamın ilgili kısmı şöyledir:"...Borçlunun borcuna yönelik itirazları süresinde yapılmadığından bahisle reddi gerektiği yönünde 4/12/2002 tarihli kararı Dairemiz tarafından bozulmuştur. Merciin 2002/3062 sayılı esasında açılan dava süresinde olup, bu durumda önceki dava yürümekte olan davadan sonra açıldığından derdestlik durumu da söz konusu olamaz. Borçlunun esasa yönelik itirazlarının incelenerek oluşacak sonucu göre bir karar verilmesi gerekir. Merciin davanın konusuz kaldığından bahisle esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına şeklindeki kararın bozulması gerekirken onandığı anlaşıldığından karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir...." Bozma üzerine dosya, Mahkemenin E.2003/1361 sırasına kaydedilmiş; bozma ilamına uyan Mahkeme 8/12/2011 tarihli ve K.2011/1111 sayılı kararıyla şikâyeti reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir."...Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacı tarafından mahkememizinE.2002/3062 sayılı dosyasına açılan, Yargıtay tarafından bozularak bozma kararının mahkememizin E.2003/1361 sayılı numarasına kaydedilen dava dilekçesi ile davacının dava konusu Konya 3 icra müdürlüğünün E.2002/5324 sayılı icra dosyasında takip konusu yapılan 20/10/2001 vade tarihli bononun sahte olması, başka bir belgeden alınan imzaların teknik imkanlarla tertip edilip bono haline getirilmesi nedeni ile takibin müvekkil şirket bakımından iptaline, müvekkil şirket tarafından alacaklı olduğunu iddia eden kişiye böyle bir bonoyu ciro etmelerini gerektirecek hiç bir ticari ilişki olmadığından, sahte bono tanzimi ile icra takibi yapıldığından, borca itirazlarının kabulü ile haksız icra takibinin iptalinin talep edildiği, ayrıca faiz oranlarına işlemiş ve işletilmiş faize itiraz edildiği, borca itiraz sebebi olarak gösterilen senedin sahteliği ile ilgili olarak o günkü tarih itibariyle yürürlükte bulunan HUMK 317 maddesi uyarınca Konya2 Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/105 esasına kayıtlı olarak davalı alacaklı Veli Servet Çelik hakkında açılan kamu davasının sonucu beklenmiş ve netice olarak Konya 2 Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/312, K.2009/383 sayılı dosyasında davalı alacaklı Veli Servet Çelik hakkında "her ne kadar sanık Veli Servet Çelik hakkında atılı (memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği) suçtan mahkememizde kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılamada toplanan delillere göre sanığın suçu işlediği sabit olmadığından CMK 223/2e maddesi gereğince BERAATİNE, senetteki imzanın müştekinin eli ürünü çıktığından gereğinin takdir ve ifası için Cumhuriyet Savcılığına müzekkere yazılmasına dair verilen kararın Yargıtay 11 Ceza Dairesinin E.2010/14026, K.2011/12094 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesi ve kesinleşme şerhli ceza mahkemesi ilamının celbedilmiş olması, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü senedin sahteliği iddiasının kesinleşen Ağır Ceza Mahkemesi ilamına göre ispatlanamaması, TTK'nun 690 maddesi yollamasıyla bonolar hakkında da uygulanan TTK'nun 589 maddesi uyarınca "bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasının, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarının yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan şahısların herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmez" hükmü uyarınca kesinleşen Ağır Ceza Mahkemesi ilamında vurgulandığı üzere senet keşidecisi olarak görünen T. isimli bir kişinin gerçekte mevcut olmadığı, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yaptırılan Adli Tıp imza incelemesine göre senetteki imzanın davacı borçlu . Turizm işletmecilik A.Ş.nin yetkili temsilcisi nin eli ürünü olduğu gerekçesiyle hakkında suç duyurusunda bulunmuş olması karşısında ve özellikle TTK'nun 589 maddesi hükmü karşısında hamil yönünden senedin TTK'nun 688 maddesindeki zorunlu unsurları taşıyan bir senet hükmünde olduğu, TTK'nun 690 maddesi yollamasıyla TTK'nun 626-642 maddeleri uyarınca takip konusu senedin takip alacaklısının lehtar olmayıp hamil ciranta olması ve hamil cirantanın vade tarihinden itibaren 2 günlük yasal süre içerisinde cirantalara müracaat hakkını korumasını sağlayan ödememe protestosunun senet keşidecisi olarak görünen T.ye tebliğ etmemiş ve vade tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde davacı borçlu ciranta hakkında takip başlatmamış olduğu, ancak ödememe protestosu tebliğ edilmemesi ve zamanaşımı itirazı ile ilgili Konya icra mahkemesinin Yargıtay 12 Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleşen E.2003/1603, K.2003/2160 sayılıdosyasında ileri sürülen bu dava sebepleri yönünden, bu dava sebepleri ile ilgili davanın harcının ıttıla tarihi 29/11/2002 tarihinden itibaren 5 günlük yasal süre içerisinde ileri sürülmemesi nedeni ile açılan davanın süre yönünden reddine karar verilmiş olması, Yargıtay tarafından onanarak ve karar düzeltme talebi reddedilerek kesinleşen bu kararın esastan olmamakla birlikte süre yönünden red edilmiş olması ve ileri sürülen hamilin TTK'nun 626-642 maddeleri uyarınca yasal 2 günlük süre içerisinde ödememe protestosu tebliğ ettirmemesi ve ciranta hakkında vade tarihinden itibaren TTK'nun 661 hükümleri doğrultusunda takip başlatmaması nedeni ile zamanaşımı itirazı yönünden kesin hüküm bulunması, davacının hem ödememe protestosu tebliğ edilmediği, hem zamanaşımı itirazlarının hem borca itirazlarını ayrı ayrı davalar ile dava konusu yapmış olması nedenleri ile davacının dava dilekçesinde ileri sürmediği bozma ilamından sonra ileri sürdüğü ve ıslah dilekçesiyle davasını 6100 sayılı HMK'nın176 maddesi hükmü uyarınca ıslah etmiş ise de, ıslah dilekçesi ile ileri sürülen ve bozma aşamasından sonra ileri sürülen ödememe protestosunun TTK'nun 626-642 madde hükümleri doğrultusunda yasal 2 günlük süre içerisinde hamil davalı alacaklı tarafından tebliğ ettirilmemesi, hamilin ciranta hakkında vade tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde takip başlatmaması nedeni ile zamanaşımı itirazları ile ilgili mahkememizin E.2003/1603, K.2003/2160 sayılı dosyasında süre yönünden davanın reddine dair verilen kesin hüküm olması, davacının takip konusu senedin sahteliği ile ilgili olarak HMK'nın maddesi uyarınca bekletici mesele yapılan Konya 2 Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/312, K.2009/383 sayılı dosyasında davalı alacaklı Veli Servet Çelik hakkında "her ne kadar sanık Veli Servet Çelik hakkında atılı (memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği) suçtan mahkememizde kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılamada toplanan delillere göre sanığın suçu işlediği sabit olmadığından CMK 223/2e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş olması nedenleri ile ispatlanamayan borca itiraz davasının reddine karar vermek kanaati hasıl olmuş, dava sebebi, davacının borca itiraz sebebi, TTK'nun 688 maddesindeki senedin zorunlu unsurlarının sahteliği gerekçesi ile mevcut olmaması sebebine dayanması nedeni ile borca itiraz sebeplerine göre inkar tazminatının şartları oluşmadığından inkar tazminatına hükmedilmemiştir. ..." Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 30/5/2012 tarihli ve E.2011/31923, K.2012/18436 sayılı ilamıyla bozulmuştur. Bozma ilamının ilgili kısmı şöyledir:"...TTK'nun maddesinin göndermesi ile bonolarda da uygulanması gereken aynı Kanun'un ve 642/ maddeleri gereğince hamilin lehtara müracaat edebilmesi için, yasal süresi içerisinde, senet keşidecisinin protesto edilmesi gerekir. Bu husus, İİK'nun 170/a-2maddesi gereğince süresinde yapılan itiraz ve şikayetlerde icra mahkemesince re'sen gözetilmelidir.Somut olayda, takip talepnamesine protesto belgesi eklenmediği gibi, alacaklı tarafından yargılama sırasında da sunulmadığından, mahkemece muteriz borçlu ciranta hakkındaki takibin İİK'nun 170/a. maddesi gereğince re'sen iptaline karar verilmesi gerekirken, senedin protesto edilmediğine ilişkin olarak açılan ayrı bir davanın süreden reddine karar verilmiş olmasının kesin hüküm teşkil etmeyeceği düşünülmeden işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. ..." Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 6/12/2012 tarihli ve E.2012/21348, K.2012/36784 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Bozma üzerine dosya Mahkemenin E.2012/926 sırasına kaydedilmiş, bozma ilamına uyan Mahkeme 26/3/2013 tarihli ve E.2012/926, K.2013/239 sayılı kararı ile şikâyeti kabul etmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Davacının davası İİK.nun 170/a maddesi gereğince açılan kambiyo hukukuna ilişkin şikayet davasıdır. Mahkememizce yapılan yargılama, incelenen icra dosyası ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; Davalı alacaklı Veli Servet Çelik tarafından başlatılan icra takibinde takibe dayanak olarak esas alınan lehtarı Turz. İşlt. A.Ş., keşidecisi T., cirantası Turz. İşlt. A.Ş. olan, 000 USD bedelli bonoda lehtarın ve cirantanın bonoya dayalı olarak takip edilebilmeleri için TTK.nun maddesinin göndermesi ile bonolarda uygulanması gereken aynı kanununun ve 642/ maddeleri gereğince yasal süre içinde senet keşidecisinin protesto edilmesi gerekir. Protestonun yapılmaması halinde buna dair şikayetlerin İİK.nun 170/a-2 maddesi doğrultusunda İcra Mahkemesince dinlenmesi mümkündür. Davaya konu icra dosyasında protesto belgesi bulunmadığından ve yargılama sırasında da mahkememize sunulmadığından, borçlu Turz. A.Ş. Hakkındaki takibin İİK.nun 170/a maddesi gereğince resen iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Daha önce aynı dosyada İİK.nun 170/a maddesi gereğince protesto eksikliğinden dolayı açılan davanın süre yönünden reddine karar verilmiş olması bu dava açısından kesin hüküm teşkil etmemektedir. Bu nedenle Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda TTK.nun 690, 626, 642/2 ve İİK.nun 170/a maddeleri gereğince icra takibine konu edilen bonoda keşidecinin protesto edilmemiş olması sebebiyle, senet lehtarı ve cirantasına karşı takip hakkı düşmüş olduğundan icra takibinin davacı şirket yönünden iptaline, bonoya dayalı olarak kısmi ödeme bulunduğundan, icra takip konusu bono yazılı delil başlangıcı olarak genel mahkemelerde alacak davasına konu edilebileceğinden, bu yönden davalı kötü niyetli kabul edilmemiş, davacı tarafın bu nedenle kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.