4. Hukuk Dairesi 2014/11052 E. , 2014/15509 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 12/02/2014 NUMARASI : 2007/456-2014/54 Davacılar R.. S.. A.Ş. vd vekili Avukat tarafından, davalılar S.. K.. vdl aleyhine 07/12/2007 gününde verilen dilekçe ile haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 12/02/2014 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi
**4. Hukuk Dairesi 2014/11052 E. , 2014/15509 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 12/02/2014 NUMARASI : 2007/456-2014/54 Davacılar R.. S.. A.Ş. vd vekili Avukat tarafından, davalılar S.. K.. vdl aleyhine 07/12/2007 gününde verilen dilekçe ile haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 12/02/2014 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18/11/2014 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat D.. E.. ve davalı asil Ş.. K.. ile karşı taraftan davacı vekili Avukat Y.. E.. D.. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. Dava haksız eylem nedeni ile tazminat ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Davacı ..., 23/11/2007 günü saat 23:40 sularında A.. açıklarında deniz altında bulunan doğalgaz boru hattında patlama olduğunu, Sahil Güvenlik Komutanlığınca limanda yapılan inceleme sırasında davalıların sahibi ve personeli oldukları Arıcıoğulları 2 isimli teknenin ağlarında önemli derecede yırtıklar olduğu belirlenerek personelin ifadesine başvurulduğunu bunun üzerine davalılar hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, Akçakoca C.Başsavcılığının 2007/1745 Esas sayılı dosyasında mala zarar verme suçundan yapılan soruşturma sonunda şüphelilerin zararlandırma amacı ile ağ atmadıkları kabul edilerek suçun unsurları bulunmadığından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, deniz altında bulunan doğalgaz boru hattındaki hasarın nedeninin balıkçı ağlarının hatta takılması sonucu ağın zorla kurtarılmaya çalışılması sırasında doğalgaz boru ve vanalarının kırılarak yerinden ayrılması olarak belirlendiğini, söz konusu yerde ağ atarak balık tutmak isteyen davalıların zarara neden olduklarını iddia ederek uğranılan zararın ödetilmesi isteminde bulunmuş, 22/09/2008 tarihli dilekçe ile dava ve ihtiyati tedbirden doğan tüm alacağını R.. S.. A.Ş.'ye devir ve temlik ettiğini bildirerek davaya temlik alan davacı .. Sigorta A.Ş. tarafından devam olunmuştur. Davalılar, davacının iddiasını kesinlikle kabul etmediklerini, Sahil Güvenlik Komutanlığının olaydan 1 gün sonrasında limanda ifadelerine başvurduğunu, patlama ile ilgili bir bilgi ve görgüleri olup olmadığının sorulduğunu, kendilerinin de patlamayı duymadıkları ve olay ile ilgili bir görgüye sahip olmadıklarını beyan ettiklerini, ağlarındaki yırtığın balıkçılıkta sık rastlanır bir durum olduğunu, trol avcılığı yapmadıklarını, gır gır teknesi ile hamsi avladıklarını, ağlarının söz konusu hatta zarar verecek nitelikte olmadığını, sahanın ava yasaklandığı iddia edilmiş ise de balıkçılara usulüne uygun şekilde ilan edilmediğini, 1380 sayılı Yasa kapsamında çıkartılan sirkülerde Karadenizde ava yasak yerlerin sayıldığını ancak dava konusu hattın bulunduğu bölgenin bunlar arasında olmadığını, sahaya girilmesinin önlenmesi için gerekli önlemleri almayan, işaretleme ve ışıklandırma yapmayan davacının kusurlu olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece benimsenen 3. bilirkişi heyeti raporu uyarınca doğalgaz hattının bulunduğu bölgenin özel güvenlik bölgesi olarak ilan edildiği ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ilgili internet sayfasında ilan edildiği, davalıların teknesinden atılan ağlardaki hasarın oldukça büyük olduğu, bu büyüklükteki hasarın deniz dibine sabitlenmiş ve tekne ile beraber hareket edemeyecek bir cismin ağlara takılması ile oluşabileceği, balık literatürüne göre davalıların kullandığı hamsi avı için kullanılan ağlarında bu derinlikteki bir hatta takılma olasılığı bulunduğu, davalıların gemi jurnalini ayrıntılı olarak tutmadıkları, yanaşma ve ayrılma ile yetindikleri, olay anında denizde nerede olduklarını kanıtlayamadıkları, davalıların profesyonel denizcilik yapmaları nedeni ile bu alana hakim olan tüm mevzuatı bilmeleri gerektiği diğer tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde zararın davalılar tarafından meydana getirildiği ve olayda TBK 52. maddenin uygulama koşulları oluşmadığından istekle bağlı kalınarak 629.510,21$ ın 22/08/2008 tarihindeki kur üzerinden TL olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen ödetilmesine karar verilmiştir. Dosya arasındaki tüm bilgi ve belgelerden, alacağını temlik eden davacı ... nun Akçakoca açıklarında keşfedilen doğalgazın çıkartılması için deniz altında 50 metre derinlikte bir tesis kurduğu, bu tesisten üretim yapıldığı, 23/11/2007 günü gece 23:40 sularında denizaltında meydana gelen patlama ile üretimin durduğu, davacı tarafından yapılan inceleme sonunda denizaltındaki boru hattında ayrılma meydana geldiği, hatta takılı kalmış mavi renkli balıkçı ağları ve çelik kanca tespit edilerek çıkartıldığı ve hattın onarıldığı, uğranılan zararın belirlenmesi için tespit yaptırıldığı, iki petrol mühendisi ile bir makine mühendisi bilirkişi heyetince davacının uğradığı zararın çevrede ağ atmış tekneler vasıtası ile yapılmış olması ihtimalinin yüksek olduğunu bildirdikleri görülmüştür. Sahil Güvenlik Komutanlığınca olayın ertesi günü davalıların teknesindeki ağların onarıldığı görülüp ağlardaki hasarın büyük olmasından dolayı ifadelerine başvurulması nedeni ile davacının davalılar hakkında suç duyurusunda bulunduğu, savcılıkça davalılara atılı mala zarar verme suçunun kasten işlenebilir bir suç olması ve davalıların kasten hatta zarar verdikleri kabul edilemeyeceğinden kamu adına takibat yapılmasına yer olmadığına karar verdiği anlaşılmıştır. Yargılama sırasında 3 ayrı bilirkişi heyetinden rapor alındığı, ilk bilirkişi heyetinin olayı inceledikten sonra davalıların bu olaya sebep olduğuna dair somut bir bulgu olmadığını ve davalılara kusur verilemeyeceğini bildirdikleri, ikinci bilirkişi heyetinin davaya konu olayda hukuki değerlendirmenin mahkemenin takdirinde olduğunu davalıların hasarı doğuran tekne sahipleri oldukları kanatine varılırsa istem gibi karar verilmesi gerektiğini bildirdikleri, üçüncü bilirkişi heyetinin de davalıların olaya neden olduklarının kuvvetle muhtemel olduğu kesin yargının ise mahkemeye ait olacağını davalıların kastı ve kötü niyetinin de bulunmadığını bildirdikleri bundan sonra mahkemece davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Somut olayda, davalıların balık avladıkları, olay günü de Akçakoca açıklarında avlanmak için denizde oldukları anlaşılmaktadır. Ne var ki olay gecesi balık avlayan tek teknenin davalıların teknesi olmadığı da açıktır. Davacıya ait doğalgaz boru hattının davalıların teknesinden atılan ağların zorla kurtarılması sırasında patladığı konusunda görgüye dayalı bilgisi olan hiçbir tanık gösterilmemiştir. Davacı, davalıların hatta zarar verdiğini Sahil Güvenlik Komutanlığının davalıların ifadesine başvurmuş olmasına dayandırmaktadır. Sahil Güvenlik Komutanlığınca olaydan bir gün sonra limanda yapılan inceleme sırasında davalıların ağlarını onarmaları nedeni ile ifadelerine başvurulduğu, davalıların olaya sebep olduklarına ilişkin davacıya bir beyanda bulunulmadığı bildirilmiştir. Tespit dosyasındaki bilirkişi heyeti dahil dosyada görüşüne başvurulan bilirkişi heyetlerinin ortak görüşü hattın balık avlanmak için atılan ağların takılması ve zorla kurtarılmaya çalışılması sırasında hasarlandığı noktasıdır ancak tümü bu hasara davalıların sebep olup olmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir. Şu durumda davalılar ile ilgili eldeki somut verilerin, olay günü Akçakoca açıklarında balık avlamaya çıktıkları, av sırasında ağlarının yırtıldığı ve ertesi günü ağlarını onarmaları olduğu, kaç teknenin olay yerinde olduğu, diğerlerinin ağlarında yırtık olup olmadığı, davalıların teknesinin hattın bulunduğu güzergahta olup olmadığı patlama sırasında davalıların orada bulunup bulunmadığı konularında bilgi ve bulgu bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece de kabul edildiği gibi dava, haksız eylem nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Eylem tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK 41/1 maddesine göre "gerek kasten, gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir suretle diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, zararın tazminine mecburdur". Kusur sorumluluğu olarak ta tanımlanan haksız eylem sorumluluğunun kurucu unsurları 1- Fiil 2- Zarar 3- İlliyet bağı 4- Kusur 5- Hukuka aykırılık olduğu tartışmasızdır. Sorumluluğun doğabilmesi için bu unsurların tümünün gerçekleşmiş olması gerekir. Haksız eylem olarak nitelenen davacıya ait doğalgaz boru hattına takılan balıkçı ağlarının zorla kurtarılmaya çalışılması sırasında hattın kopartılması fiilinin davalılar tarafından yapıldığı davacı tarafından kesin biçimde kanıtlanamamıştır. Mahkemece, haksız eylemin davalılar tarafından gerçekleştirildiği kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve davalılar yararına takdir olunan 1.100,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/11/2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Haksız fiilin davalılar tarafından meydana getirildiği hususunda çoğunluk ile aynı görüşü paylaşmakta isem de, davacının gerekli güvenlik önlemlerini almadığı ve ilan etmede ciddi eksikliklerinin bulunduğu kanaatindeyim. Bu nedenlerle 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44. ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddeleri uyarınca indirim yapılması gerektiğini düşündüğümden yerel mahkeme hükmünün bozulması görüşü ile çoğunluk kararına karşıyım.18/11/2014