10. Hukuk Dairesi 2015/9884 E. , 2015/10536 K. "" Mahkemesi : İş Mahkemesi Davacı aslen ... şirketinde 17.05.2011 tarihi itibari ile Yönetim kurulu Üyeliğinin sona erdiğini, şirkette hiç bir zaman aralığınıda temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığını, buna göre davalı Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti ile maaşına yapılan haczin kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılamada ilamında belirtildiği şekilde, davacının maaşına haksız şekilde haciz uyg…
**10. Hukuk Dairesi 2015/9884 E. , 2015/10536 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : İş Mahkemesi Davacı aslen ... şirketinde 17.05.2011 tarihi itibari ile Yönetim kurulu Üyeliğinin sona erdiğini, şirkette hiç bir zaman aralığınıda temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığını, buna göre davalı Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti ile maaşına yapılan haczin kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılamada ilamında belirtildiği şekilde, davacının maaşına haksız şekilde haciz uygulandığı ve maaşından kesinti yapıldığı, yetkilisi bulunmadığından ödeme emrine konu edilen prim borcundan da sorumlu olamayacağı, kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Anonim şirketlerde Yönetim Kurulu üyelerinin kuruma karşı prim borçlarından sorumluluğu hususunu 5510 sayılı Yasanın Yürürlüğe girmesinden önceki ve sonraki dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirmek gerekecektir. 01.10.2008 tarihinden önce tahakkuk eden prim borçları nedeniyle davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 80/11. maddesinde; “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar” hükmü öngörülmüştür. Anılan madde hükmüne göre, tüzel kişiliği haiz bir Özel kuruluşta görev yapan bir kişinin primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilmesi için; primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili, üst düzey yöneticisi olması zorunludur. Türk Ticaret Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca; bir anonim şirketin idare ve yönetimi aynı zamanda karar organı olarak, yetkili idare meclisince yerine getirilmektedir. Her iki hükmün birlikte değerlendirilmesi durumunda; anonim şirket yönünden primlerin ödenmesinde, sorumlu üst düzey yöneticiden söz edebilmek için bu kimsenin yönetim kurulunda başkan veya başkan yardımcısı gibi unvan taşıması veya imza yetkisine sahip üye olması veya şirketin yönetiminde parasal konularda yetkili genel müdür, finansman veya muhasebe müdürü gibi üst düzeyde sorumluluk taşıyan görevli olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili olmayan, karar organında yer almayan kişilerin işveren ile birlikte müşterek sorumluluğu düşünülemez. Şirkette görevli bir kimsenin belli konularda imza sahibi olması da bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz.