8. Hukuk Dairesi 2022/3764 E. , 2024/3132 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/1647 E., 2021/101 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davacı ... vd. vekili, davacı ... vd. vekili, davacı ... mirasçıları vekili tarafından temy
**8. Hukuk Dairesi 2022/3764 E. , 2024/3132 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/1647 E., 2021/101 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davacı ... vd. vekili, davacı ... vd. vekili, davacı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Siirt ili Şirvan ilçesi Küfre Köyü 205 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 18.903.299,41 m2 yüzölçümü ile orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., 1984 tarihli ve 1 ve 2 sıra, 1987 tarihli ve 1 sıra numaralı tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların adına tescili istemiyle dava açmıştır. Birleşen davacılar ..., ... ve ..., 1990 tarihli ve 1, 2 ve 3 sıra, 1993 tarihli ve 1, 2 ve 3 sıra numaralı tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Birleşen davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların adına tescili istemiyle dava açmıştır. Birleşen davacılar ... mirasçıları, 1958 tarihli ve 1 ila 17 sıra numaralı tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Birleşen davacı ..., 1978 tarihli ve 19, 20 ve 21 sıra, 1979 tarihli ve 4 sıra, 1983 tarihli ve 5 sıra, 1985 tarihli ve 3 sıra ve 1992 tarih ve 2 sıra numaralı tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların adına tescili istemiyle dava açmıştır. Birleşen davacı ..., 2009 tarihli ve 1 sıra, 2009 tarihli ve 24 ila 42 sıra numaralı tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların adına tescili istemiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince ayrı ayrı sürdürülen yargılama sonucunda davaların kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin her bir dosya için muhtelif tarihli bozma kararları ile "davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının ilk tedavüllerinden itibaren gertirtilerek 3402 sayılı Kanunun 20/C maddesi gözetilerek uygulanması, dava konusu taşınmazların eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında ne şekilde göründüklerinin incelenmesi ve aynı taşınmaz hakkında açılan davalar birleştirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilerek hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak dava dosyalarının birleştirilmesine karar verilmiş, yapılan yargılama sonucunda; kabul kararı verilen taşınmazlar haricindeki taşınmaz bölümlerinin eski tarihli belgelerde orman sayılan yerlerden oldukları, kabul kararı verilen taşınmazların ise dayanılan tapu kayıtları kapsamında kaldığı ve eski tarihli belgelerde orman sayılmayan yerlerden oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, Siirt ili Şirvan ilçesi ... Mahallesi 205 ada 1 parsel sayılı taşınmazın Fen Bilirkişisi ... 'nın 01.10.2019 tarihli raporuna ek krokisinde (F4) harfi ile gösterilen 56.431,25 m2 yüzölçümlü, (F5) harfi ile gösterilen 38.468,59 m2 yüzölçümlü, (F6) harfi ile gösterilen 15.786,54 m2 yüzölçümlü ve (F7) harfi ile gösterilen 20.732,25 m2 yüzölçümlü kısımlarına ilişkin kadastro tespitinin iptaline, bu kısım ifraz edilerek aynı adanın ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, parselden geriye kalan kısmın tespit gibi orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, diğer davacılar yönünden subut bulunmayan davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ..., birleşen davacılar ..., ... ..., ..., ... , ..., ... ve ... ile davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmiştir. 1.Davacı ..., birleşen davacılar ..., ... ...., ..., ... , ..., ... ve ...'ın temyiz itirazları yönünden; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacı ...'in dava konusu ettiği taşınmaz bölümlerinin eski tarihli belgelerde orman sayılan yerlerden olduğu ve bu sebeple 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a (4785 sayılı Kanun) göre devletleştirme işlemine tabi olduğu, dayandığı tapu kayıtlarının idari yoldan oluştuğu, idari yolda oluşan mezkur tapu kayıtlarının Orman İdaresi yönünden bağlayıcı olmadığı ve tapu kayıtlarının 4785 sayılı Kanun karşısında hukuki değerinin bulunmadığı ve yine davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığı, Birleşen davacılar ..., ... ve ...'ın dava konusu ettiği taşınmaz bölümlerinin eski tarihli belgelerde orman sayılan yerlerden olduğu ve bu sebeple 4785 sayılı Kanuna göre devletleştirme işlemine tabi olduğu, dayandığı tapu kayıtlarının Orman İdaresinin taraf olmadığı tescil ilamı sonucunda oluştuğu ve mezkur tapu kayıtlarının Orman İdaresi yönünden bağlayıcı olmadığı ve tapu kayıtlarının 4785 sayılı Kanun karşısında hukuki değerinin bulunmadığı ve yine davacılar yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığı, Birleşen davacı ...'in dava konusu ettiği taşınmaz bölümlerinin eski tarihli belgelerde orman sayılan yerlerden olduğu ve bu sebeple 4785 sayılı Kanuna göre devletleştirme işlemine tabi olduğu ve yine davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığı, Birleşen davacılar ... mirasçılarının dava konusu ettiği taşınmaz bölümlerinin eski tarihli belgelerde orman sayılan yerlerden olduğu ve bu sebeple 4785 sayılı Kanuna göre devletleştirme işlemine tabi olduğu, dayandığı tapu kayıtlarının bir kısmının tapu komisyon kararı ile idari yoldan oluştuğu, bir kısmnın da kaçak ve yitik kişilerden Hazineye intikal ederek satış sureti ile davacılara geçtiği, bu şekilde oluşan mezkur tapu kayıtlarının Orman İdaresi yönünden bağlayıcı olmadığı ve tapu kayıtlarının 4785 sayılı Kanun karşısında hukuki değerinin bulunmadığı ve yine davacılar yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığı, Birleşen davacı ...'in dava konusu ettiği taşınmaz bölümlerinin eski tarihli belgelerde orman sayılan yerlerden olduğu ve bu sebeple 4785 sayılı Kanuna göre devletleştirme işlemine tabi olduğu, dayandığı tapu kayıtlarının bir kısmının tapu komisyon kararı ile idari yoldan oluştuğu, bir kısmının da orman idaresinin taraf olmadığı tescil ilamı sonucunda oluştuğu, bu şekilde oluşan mezkur tapu kayıtlarının orman idaresi yönünden bağlayıcı olmadığı ve tapu kayıtlarının 4785 sayılı Kanun karşısında hukuki değerinin bulunmadığı ve yine davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığı, Birleşen davacı ...'in davanın kabulüne karar verilen (F4), (F5), (F6) ve (F7) ile gösterilen taşınmazlar dışında dava konusu ettiği taşınmaz bölümlerinin eski tarihli belgelerde orman sayılan yerlerden olduğu ve bu sebeple 4785 sayılı Kanuna göre devletleştirme işlemine tabi olduğu, dayandığı tapu kayıtlarının bir kısmının idari yoldan oluştuğu, bir kısmının da Orman İdaresinin taraf olmadığı tescil ilamı sonucunda oluştuğu, bu şekilde oluşan mezkur tapu kayıtlarının Orman İdaresi yönünden bağlayıcı olmadığı ve tapu kayıtlarının 4785 sayılı Kanun karşısında hukuki değerinin bulunmadığı ve yine davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığı belirlenerek karar verildiği anlaşılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı ve birleşen davacıların temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2.Davalılar Hazine ve Orman İdaresinin, davanın kabulüne karar verilen (F4), (F5), (F6) ve (F7) ile gösterilen taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mezkur taşınmaz bölümlerinin eski tarihli belgelerde orman sayılmayan yerlerden oldukları ve taşınmazlarda 1961 tarihinden bu yana tarımsal faaliyette bulunulduğuna dair kabulde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, dava konusu (F4) ile gösterilen 56.431,25 m2 yüzölçümündeki bölüme uyduğu belirlenen 2009 tarihli ve 33 sıra numaralı tapu kaydının 8.250 m2 miktarında olduğu ve yönlerinin yol, çay ve dere olduğu; dava konusu (F5) ile gösterilen 38.468,59 m2 yüzölçümündeki bölüme uyduğu belirlenen 2009 tarihli ve 32 sıra numaralı tapu kaydının 9.600 m2 miktarında olduğu ve yönlerinin yol, çay, kendi ve dere olduğu; dava konusu (F6) ile gösterilen 15.784,54 m2 yüzölçümündeki bölüme uyduğu belirlenen 2009 tarihli ve 34 sıra numaralı tapu kaydının 4.800 m2 miktarında olduğu ve yönlerinin yol, çay, sırt ve dere olduğu; dava konusu (F7) ile gösterilen 20.732,25 m2 yüzölçümündeki bölüme uyduğu belirlenen 2009 tarihli ve 40 sıra numaralı tapu kaydının 9.600 m2 miktarında olduğu ve yönlerinin ark, çay ve sırt olduğu; söz konusu tapu kayıtlarının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/C maddesi kapsamında değişebilir ve genişletmeye elverişli sınırlar içermesi nedeniyle miktarları ile geçerli oldukları değerlendirilmemiş ve miktar fazlası yönünden aynı Kanun'un 20/son maddesi uyarınca zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı ve miktar fazlası bölümlerin orman içi açıklık vasfında olup olmadıkları denetlemeye elverişli şekilde incelenmeyerek eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulmuştur. O halde Mahkemece yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi bilirkişi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte öncelikle davacının dayandığı 2009 tarihli ve 32, 33 34 ve 40 sıra numaralı tapu kayıtları 3402 sayılı Kanun'un 20/C ve 21 inci maddesi hükmü uyarınca yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı; yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman fen bilirkişisine tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli ve buna göre tapu kaydının miktarı ile geçerli olacağı düşünülerek kapsamı kesin olarak belirlenmelidir. Taşınmazın tapu kaydı dışında kalan bölümleri yönünden ise, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesi kapsamında orman içi açıklık vasfında olup olmayacağı öncelikle orman bilirkişisi aracılığıyla değerlendirilmeli, yine dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, miktar fazlası yönünden özellikle 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalıdır. Ayrıca, dosyanın temyiz incelemesi sırasında dava konusu (F4), (F5), (F6) ve (F7) ile gösterilen bölümlerin kısmen su altında kalmış olabilecekleri değerlendirildiğinden, dava konusu taşınmaz bölümlerinin halihazırda su altında kalan kısımları var ise bu bölümler ayrıca belirlenerek tescil hükmü yerine tespit hükmü kurulması gerektiği gözetilmeli, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. SONUÇ: 1- Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; davacı ..., birleşen davacılar ..., ... , ..., ... , ..., ... ve ...'ın temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar Hazine ve Orman İdaresinin, davanın kabulüne karar verilen (F4), (F5), (F6) ve (F7) ile gösterilen taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu taşınmaz bölümleri yönünden BOZULMASINA, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacı ...'den alınmasına, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacı ... vd., davacı ... mirasçılarından ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.