9. Ceza Dairesi 2021/13783 E. , 2024/688 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/5 E., 2015/344 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Sanık hakkında boz…
**9. Ceza Dairesi 2021/13783 E. , 2024/688 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/5 E., 2015/344 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ-OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Şişli (Kapatılan) 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.07.2010 tarihli ve 2010/15 Esas, 2010/1149 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 12.06.2014 tarihli ve 2012/12800 Esas, 2014/8014 Karar sayılı kararı ile, sanığın, olay tarihinde on yedi yaşı içerisinde bulunan ve arkası kendisine dönük bir vaziyette otobüs beklemekte olan mağdurenin beline sarılmak şeklindeki eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek eylemin cinsel saldırı suçunu oluşturduğunun kabulüyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiştir. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2015 tarihli ve 2015/5 Esas, 2015/344 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Mağdurenin beyanları dışında delil bulunmadığına, tanıkların beyanlarının görgüye dayalı olmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III.GEREKÇE A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak Mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Bu nedenle Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmanın toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir. IV. KARAR A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçede açıklanan nedenle Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin, 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2015 tarihli ve 2015/5 Esas, 2015/344 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.01.2024 tarihinde karar verildi. ...