Başvuru, karar sonucunu etkileyecek esaslı iddialara kanun yolu incelemesi aşamasında ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, karar sonucunu etkileyecek esaslı iddialara kanun yolu incelemesi aşamasında ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Elâzığ Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) 3/7/2018 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, nitelikli dolandırıcılık ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından cezalandırılması talep edilmiştir. Yargılama neticesinde Elâzığ Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) başvurucu hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan beraat kararı vermiştir. Bunun yanı sıra Mahkeme, nitelikli dolandırıcılık suçundan 12 yıl 6 ay hapis ve 860 TL adli para cezasına, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçundan da 3 yıl 4 ay hapis ve 000 TL adli para cezalarına hükmetmiştir. Başvurucu, gerekçeli istinaf dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçunun oluşabilmesi için öncül suçtan verilen cezanın kesinleşmesi gerektiğini, kesinleştikten sonra ise ancak bu suçtan cezaya hükmolunabileceğini belirtmiştir. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) 12/2/2020 tarihli kararıyla başvurucu hakkında verilen nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin hükmü bozmuştur. Kararın ilgili kısmı şöyledir:" 1) Tüm dosya kapsamı ve UYAP ortamında yapılan incelemede; Maden Mal Müdürlüğü'ne kayıtlı '[] Kozmetik Paketleme Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi' isimli şirkete 000,00 TL ve [O.] Kimyasal ve Endüstriyel Kozmetik Paketleme İmalat İthalat İhracat Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne ise 000,00 TL usulsüz 'Özel Tüketim Vergisi' iadesi ödemesi yapılması ile suça konu olayın ortaya çıktığı, bahsi geçen şirketler hakkında Maden Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/306 Esas sayılı dosyasında Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan dolayı soruşturmanın devam ettiği, zaten soruşturma savcısının 25/06/2018 tarihli ayırma kararından önceki süreçte de soruşturmanın birlikte yürütüldüğü, soruşturma savcısının 2018/10 sayılı ayırma kararına gerekçe olarak vergi değerlendirme ve vergi suçu raporunun talep edildiği halde gönderilmemiş olmasını gösterdiği, ancak Maden Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/306 esas sayılı dosyası incelendiğinde ilgili şirketlere ait vergi değerlendirme raporunun ve vergi suçu raporunun düzenlenerek dosya arasına alındığı görülmekle; Maden Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/306 esas sayılı dosyasının sonucunun beklenilerek, kamu davası açılması durumunda suç vasfının nitelenmesi ve sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi bakımından birleştirme hususunun düşünülmesi; yine ilgili vergi raporları da dikkate alınarak, sanıkların eylemlerinin Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçunu oluşturup oluşturmadığı, gerekirse bu konuda uzman bilirkişilerden görüş alınarak değerlendirilmesinden sonra hüküm verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde uygulama yapılması,2)Kabule göre de; ...Yargıtay 11 Ceza Dairesi ve 15 Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; 5237 sayılı TCK'nın 43/ maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal edilerek haksız menfaat temin edilmiş olması gerekmesi, yine suça konu belgelerin aynı anda ele geçirilmiş olması ve bunların farklı zamanlarda düzenlediğine dair bir tespit bulunmaması karşısında; İki ayrı şirket adına özel tüketim vergi iadesi için işlem yapılmışsa da, bir bütün halinde işlemlerin gerçekleştirildiği, suça konu bedelin 16/02/2017 tarihindeşirketlere aktarıldığı, aynı zaman dilimi içerisinde sayılacak eylemler nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanma yerinin bulunmadığı gözetilmeden, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine hükmolunan sanıklar yönünden TCK’nın maddesinin tatbiki suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayini [nedeniyle] sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bozulmasına [karar verilmiştir.]" Ceza Dairesi, başvurucu müdafiinin ileri sürdüğü nedenleri yerinde görmemiş; suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçuna ilişkin hükmü ise aynı kararla onamıştır. Bozma kararı sonrası dolandırıcılık suçu yönünden yapılan yargılama başvurunun incelenme tarihi itibarıyla derdesttir. Başvurucu, nihai kararı 17/2/2020 tarihinde öğrendikten sonra 17/3/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon, başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanma hakkı dışındaki şikâyetlerinin kabul edilemez olduğuna, anılan hakka ilişkin şikâyetinin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.