4. Hukuk Dairesi 2010/5468 E. , 2011/5498 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 24/08/2001 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat, dava ve karşı dava ile istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 03/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hak
**4. Hukuk Dairesi 2010/5468 E. , 2011/5498 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 24/08/2001 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat, dava ve karşı dava ile istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 03/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacı-karşılık davalının diğer temyiz itirazına gelince; asıl dava, hakaret niteliğindeki haksız eylem nedeniyle; karşılık dava ise, davacının davalıyı hortumla ıslatması ve dava dilekçesi içeriğindeki sözler ile hakaret etmesi suretiyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararların ödetilmesi istemlerine ilişkindir. Yerel mahkemece asıl davadaki istemin bir bölümü kabul edilmiş; karşılık davadaki istem ise reddedilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur. Karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 5. maddesi gereğince "Hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukat, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır." Dosya içeriğinden, davacı-karşılık davalının savunmanı olan Av. ... ...'in, 10.06.2008 günü duruşmaya gelip aynı günlü dilekçesini sunduğu, yerel mahkemece de davacı vekili olarak duruşmalara kabulüne karar verildiği anlaşıldığına göre, asıl ve karşılık davada avukatı aracılığı ile temsil edilen davacı-karşılık davalı yararına avukatlık ücreti takdir edilmesi gerekir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, davacı-karşılık davalı yararına avukatlık ücreti takdir edilmemiş olması ve karar başlığında davacı avukatının adının yazılmamış olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 3) Davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; a) Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Dava konusu olayın gelişim biçimi ve günü ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde asıl dava yönünden davacı-karşılık davalı yararına takdir edilen 4.000,00 TL manevi tazminat fazladır. Adı geçen yararına daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere karar bozulmalıdır. b)Davacı-karşılık davalının yazlık evinin önüne, davalı-karşılık davacının aracını park etmesi nedeniyle tartıştıklarını belirten davalı-karşılık davacı; davacı-karşılık davalının, bahçe sulamak için elinde bulunan hortum ile kendisini başka insanların önünde ıslattığını, dava dilekçesiyle iddia ve savunma sınırlarını aşarak “zebani hal, insaf ve ahlak dışı saldırı, bir insanda varlığı en düşük düzeyde de olsa kaçınılmaz olan insaf ve izan duygusundan yoksun, saldırgan ve vandalizme rahmet okutucu saldırıları” biçimindeki sözlerle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek, davacı-karşılık davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Yerel mahkemece, davacının davalının kişilik haklarına haksız saldırısı bulunmadığı gerekçesiyle, karşılık davada istenen manevi tazminatın reddine karar verilmiştir. Bu dosyada ve ceza dosyasında dinlenen davacı-karşılık davalı tanıkları; davacının hortumla ıslatıldığını görmediklerini belirtmişlerse de davalı-karşılık davacının tanıkları; davacının davalıyı hortumla sırılsıklam ıslattığını, davalıyı olay günü sabahı bahçede ıslak olarak gördüklerini söylemişlerdir. Ayrıca dava dilekçesinde yer alan sözler iddia ve savunma sınırları dışında olup davalı-karşılık davacının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davalı-karşılık davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle manevi tazminat isteminin tümden reddedilmiş olması doğru olmadığından, karar bu nedenle de bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davacı-karşılık davalı yararına; (3/a ve b) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle davalı-karşılık davacı yararına BOZULMASINA; tarafların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harcın istekleri halinde geri verilmesine 11/05/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.