19. Ceza Dairesi 2019/33095 E. , 2019/13121 K. "İçtihat Metni" Emre itaatsizlikte ısrar suçundan sanık ... 'in, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 87/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddeleri uyarınca 4 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve ayrı ayrı 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 24/11/2014 tarihli ve 2013/230
**19. Ceza Dairesi 2019/33095 E. , 2019/13121 K.** **"İçtihat Metni"** Emre itaatsizlikte ısrar suçundan sanık ... 'in, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 87/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddeleri uyarınca 4 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve ayrı ayrı 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 24/11/2014 tarihli ve 2013/230 esas, 2014/797 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 28/05/2015 tarihli ve 2015/226 İd., 2015/131 müteferrik sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı'nın 16.09.2019 gün ve 102 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ve ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2019 gün ve KYB. 2019 / 93339 sayılı ihbarnamesi dairemize gönderilmekle okundu. Anılan ihbarnamede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre, 1- Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesince yalnızca şekil şartları yönünden yapılan inceleme sonucunda itirazın reddine karar verilmiş ise de, benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 24/05/2018 tarihli ve 2017/21670 esas, 2018/5880 karar sayılı ilâmında yer alan, "..Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 gün ve 2012/534 esas, 2013/15 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, merciin incelemesini sadece şekli olarak değil, 5271 sayılı Kanun'un 267-271. maddeleri uyarınca hem maddî olay hem de hukukî yönden incelenmesi gerektiği.." şeklindeki açıklamalara nazaran, itiraz mercii tarafından sanığın esasa yönelik itirazları konusunda inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin koşulların var olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılarak itirazın reddine karar verilmesinde, Kabule göre de; 2- Mahkemesince olay tarihinde Çankırı 28'inci Mknz. P. Tug. K. Yardımcılığı emrinde, Topçu Tabur Nöbetçi Subayı olarak görevli sanığın, nöbetçi amiri Top. Yzb. ... tarafından saat 12:00 - 14:00 saatleri arasında devriye nöbeti emri ile görevlendirildiği hâlde, anılan emre rağmen devriye nöbetine hiç çıkmadığından bahisle, 1632 sayılı Kanun'un 87/1. maddesindeki "Hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişiler bir aydan bir seneye kadar, emrin yerine getirilmesini söz veya fiili ile açıkça reddeden veya emir tekrar edildiği halde emri yerine getirmeyenler, üç aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar" şeklindeki düzenleme uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın savunmasında saat 13:00 sularında devriye nöbetine çıktığını belirtmesi, yine yargılama sırasında dinlenilen tanık ...'in 25/01/2013 tarihinde talimatla alınan ifadesindeki "...olay günü ... teğmen yukarıda anlattığım olay gerçekleşmeden önce nöbet yerlerini kontrol etmedi, olay olduktan sonra kontrol etti..." şeklindeki beyanı ile tanık ...'ın 14/01/2013 tarihinde talimatla alınan ifadesindeki "...Cezmi öldüğü saatlerde ben de garaj nöbetçisiydim...25/11/2008 günü benim nöbet tuttuğum esnada İkm. Ütğm. ... benim nöbet tuttuğum yere geldi, nöbet kontrolünü yaptı..." şeklindeki beyanı ve dosya arasında sanığın 25/11/2008 tarihinde saat 01:05'te devriye amaçlı Cephaneliğe giriş yaptığı ve saat 01:15'te de çıkış yaptığını gösterir "Cephanelik Giriş - Çıkış Defteri" sayfa sureti birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kendisine verilen emri gecikmeli olarak da olsa yerine getirdiği, anılan emri hiç yerine getirmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı, bu hâlde sanığın eyleminin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturmayacağı, sanığın mahkumiyete esas eyleminin 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 19/1-a maddesinde yer alan disiplin cezasını oluşturduğu, anılan dosyanın disiplin işlemlerin yapılması amacıyla sanığın bağlı bulunduğu disiplin birimine gönderilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın belirtilen nedenlerle kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, İsabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla, Gereği görüşülüp düşünüldü: Kanun yararına bozma talebinde belirtilen her iki sebep yönünden birlikte yapılan incelemede; Uyuşmazlığa konu somut olayda; suç tarihinde 12.00 - 14.00 nöbeti devriye görevini sırf nöbetçi çavuşa devrettiği için hakkında kamu davası açılan sanığın eyleminin sabit görülerek öncelikle Askeri Ceza Kanunu'nun 87/1. maddesi gereği cezalandırılmasına sonra da hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın itirazı üzerine merci tarafından CMK'nin 231. maddesinde yazılı unsurların sadece şeklen incelenerek itirazın reddine karar verildiği görülmektedir. 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun "İtaatsizlikte ısrar edenlerin cezası:" başlıklı 87. maddesi; "1. (Değişik: 22/3/2000-4551/22 md.) Hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişiler bir aydan bir seneye kadar, emrin yerine getirilmesini söz veya fiili ile açıkça reddeden veya emir tekrar edildiği halde emri yerine getirmeyenler, üç aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. 2. Yukarıdaki fıkrada yazılı suçlar seferberlikte yapılırsa beş ve düşman karşısında yapılırsa on seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur.", 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun "Hizmet yerini terk etmeme cezasını gerektiren disiplinsizlikler" başlıklı 19. maddesi; "(1) Hizmet yerini terk etmeme cezasını gerektiren disiplinsizlikler şunlardır: a) Emre itaatsizlik: Kasıtlı olarak hizmete ilişkin bir emri tam yapmamak ya da değiştirerek veya sınırını aşmak suretiyle yapmaktır..." hükümlerini içermektedir. Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 06.06.2013 tarihli, 2013/78 esas ve 2013/70 karar sayılı kararı ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin 13.03.2014 tarihli, 2013/770 esas ve 2014/358 karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, "Emre İtaatsizlikte Israr" suçunun oluşması için; 1-) Üst veya amir tarafından hizmete ilişkin bir emrin verilmesi, 2-) Astın ise bilerek ve isteyerek; a. Emri hiç yapmaması veya b. Emrin yerine getirilmesini söz veya fiiliyle açıkça reddetmesi yada c. Emir tekrar edildiği halde emri yerine getirmemesi gerekli iken, "Emre İtaatsizlik" disiplin suçunun oluşması için; 1-) Hizmete ilişkin bir emrin olması, 2-) Söz konusu emrin kişinin bilgisine ulaştırılması, 3-) İlgili kişinin emri, belirtilen sınırlar içinde tam olarak yapmaması veya değiştirerek yapması, 4-) İlgili kişinin kasten hareket etmesi gerekmektedir. 5271 sayılı CMK'nin 231. maddesi uyarınca, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için öncelikle ortada CMK'nin 230. maddesinde yazılı olduğu üzere mahkumiyet hükmünde erteleme ve seçenek yaptırımlara çevirme dışındaki zorunlu unsurları ihtiva eden bir hükmün bulunması gerekmektedir. Sanığın savunmasında; garnizon nöbetçi amirinin kendisine olay tarihinde Makine Kimya çalışanlarının geleceğini söylediğini, onları karşılamak, gezdirmek ve uğurlamakla kendisini görevlendirdiğini, MKE yetkililerini olay günü saat 11.00 sıralarında karşılayıp 13.00 sıralarında uğurladığını, bu saatler arasında nöbet yerlerinde devriye gezmek için nöbetçi çavuşu ve şoförü görevlendirdiğini, bunun dışında tüm nöbet yerlerini bizzat gezdiğini, nöbetçi çavuşu görevlendiriği esnada garaj nöbetçisi erin bayıldığını öğrenir öğrenmez harekete geçtiğini, olay yerine giderken zaten ambulansın gelip nöbetçi eri kışladaki revire götürdüğünü, nöbetçi erin sağlık kontrolünün revir subayı tarafından yapıldığını, o sırada hastanın bilincinin açık ve durumunun iyi olduğunu, ancak sonradan fenalaşan nöbetçi erin kışla dışında bir hastaneye sevkinin yapıldığını beyan etmesi ve tanıkların da ifadelerinde olayın gerçekleştiği yerin dışındaki tüm nöbet yerlerinde sanık nöbetçi subayın olay günü 12.00 - 14.00 saati hariç olmak üzere tüm devriye görevlerini yerine getirdiğini belirtmeleri karşısında; Mahkemece sanığın savunmasında belirttiği diğer nöbet yerlerinde bulunan defterler incelenmeksizin ve suça konu nöbet yönergesinde yazılı nöbet esasları dışında nöbetçi amirin kendisine verdiği MKE yetkililerinin karşılanması, gezdirilmesi ve uğurlanması hususunda verdiği ikinci emrin gerek iç hizmet kanunu gerekse nöbet esaslarına dair mevzuatta ayrıntıları yazılı nöbet sırasında uyulacak kurallarla birlikte değerlendirilip sanığın suç saatlerinde çakışan iki emirden hangisine üstünlük tanıması gerekeceği, bu emirlerde belirtilen hizmete esas görevlerden birini nöbetçi çavuşa veya başka bir astına verip veremeyeceğinin değerlendirilmesiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik kovuşturma sonucu sırf sanığın 12.00 - 14.00 devriyesinde nöbetçi çavuşu görevlendirmesi nedeniyle verilen mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılması kararı üzerinde, itiraz merciince CMK'nin 230. maddesinde belirtilen koşulları içerip içermediği hususunda bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği, "sanık hakkında verilen kararın öncelikle CMK'nin 230. maddesinde belirtilen koşulları içerip içermediği hususunda yeterli inceleme yapılmamış olması" nedeniyle yerinde görüldüğünden, merci Hava Kuvvetleri Komutanlığı (Ankara) Askeri Mahkemesinin 28.05.2015 tarihli, 2015/226 İd., 2015/131 Müt. sayılı "itirazın reddi" yönündeki kararının, 5271 sayılı CMK'nin 309/4-a. maddesi uyarınca, kanun yararına BOZULMASINA, yukarıda yazılı bozma nedenine göre; dosyanın, HAGB kararına itiraz hususunda gerekli incelemeyi yaparak yeniden bir karar vermekle yetkili merci olan Ağır Ceza Mahkemesine tevdi edilmek üzere, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi (Ankara) dosyalarının devredildiği ilgili Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.