8. Hukuk Dairesi 2019/5756 E. , 2020/4103 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı üçüncü kişi, borçlunun kuyumculuk yaptığı kendisine ait işyerinde sigortalı işçi olduğunu, borçlunun maaşına da aynı icra dosyası üzeri
**8. Hukuk Dairesi 2019/5756 E. , 2020/4103 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı üçüncü kişi, borçlunun kuyumculuk yaptığı kendisine ait işyerinde sigortalı işçi olduğunu, borçlunun maaşına da aynı icra dosyası üzerinden maaş haciz müzekkeresi gönderildiğini, maaş haciz müzekkeresi yazdıran alacaklının iş yerindeki demişbaş ve mahcuzların borçluya ait olduğunu iddia etmesinin tutarsız olduğunu belirterek, davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı alacaklı vekili, davacının, borçlunun imam nikahlı eşi olduğunu, dava dilekçesinde her ne kadar borçlunun sigortalı çalışan olduğu iddia edilmiş ise de, işletmede asıl söz sahibinin borçlu olduğunu, borçlu ile üçüncü kişinin alacaklıları zarara uğratma çabasında olduklarını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, borçlunun SGK kayıtlarına göre davacıya ait işyerinde 29.01.2013 tarihinden 24.08.2014 tarihine kadar çalıştığı, haciz tarihinin 25.02.2014 olduğu, borçlu ile davacı üçüncü kişi arasında herhangi bir organik, fiili, hukuki bağın bulunmadığı, muvazaa ilişkisinin alacaklı tarafça ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Tarafların gösterdiği deliller toplanmadan karar verilmesi, hukukî dinlenilme hakkının ihlalidir. Somut uyuşmazlıkta davalı alacaklı vekili borçlu ve üçüncü kişinin alacaklıları zarara uğratma kastı içinde olduklarını iddia etmiş, iddiasının ispatına yönelik olarak tanık beyanı, bilirkişi incelemesi, taraflar arasındaki başka icra takip dosyalarına dayanmıştır. Öyle ise Mahkemece, iddia ve savunma doğrultusunda tarafların tüm delillerinin toplanması, tanıkların bildirilmesi için süre ve imkan verilmesi ve bundan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nin 366. ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 29.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.