T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/51 KARAR NO : 2026/207 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/09/2025 (Karar) NUMARASI : 2025/42 Esas, 2025/497 Karar DAVA : Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) KARAR TARİHİ : 11/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanı…
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/51 KARAR NO : 2026/207 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/09/2025 (Karar) NUMARASI : 2025/42 Esas, 2025/497 Karar DAVA : Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) KARAR TARİHİ : 11/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...Konut Yapı Kooperatifinin faaliyetleri çerçevesinde edinmiş olduğu arsa niteliğindeki taşınmazların satışı hakkında ... yılına ait 27/08/... tarihli genel kurul toplantısında taşınmazların ...yılına kadar bekletilmesine dair karar alındığını, daha sonra ...yılında yapılan 11/08/...tarihli genel kurul toplantısında söz konusu taşınmazların satışına ilişkin olarak arsaların satılmamasına oy çokluğu ile karar verildiğini, ancak yönetim kurulu üyelerinden ... ile...'ün kooperatife ait arsalar üzerinde satış işlemi gerçekleştirdiklerini, satış işlemlerinin kooperatif üyelerine bildirilmeksizin gerçekleştirildiğini ancak bu işleme rağmen genel kurulda satış işlemi gerçekleşmemiş gibi hareket ettiklerini, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin 30/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini toplam 7.541.707,55-TL olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır. CEVAP: Müteveffa davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kooperatif adına satış yapıldığı gerekçesine dayandırıldığından hangi taşınmazın satıldığının ortaya konması gerektiğini , zaman aşımı yönünden ise açılan dava ile satılan arsanın satım tarihi dikkate alınacak olursa tazminat ve alacak davası açma süresinde hak düşürücü olduğundan süre nedeniyle zaman aşımına uğramış olduğunu, tüm bu açıklanan nedenler neticesinde davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Diğer davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır. YEREL MAHKEME KARARI; Mahkemece, "... Ayrıntısına yukarıda yer verilen kaldırma ilâmında işaret edilen hususlar çerçevesinde dosya, bozma öncesi dosyada görev alan ve 23.09.2019 tarihli kök rapor ile 23.01.2020 tarihli EK raporu düzenleyen bilirkişi kuruluna yeniden tevdi edilerek anılan raporlarda yer alan ve davaya konu edilen taşınmazların resmi senetleri incelenerek hangi bedele satışının gerçekleşmiş olduğu ve satış tarihleri itibariyle gerçek değerlerinin ne olduğu hususunda (ayrı ayrı tablo oluşturularak) hesaplama ve değerlendirme yapılarak buna dair ek rapor hazırlanması istenilmiştir. Bu suretle dosyaya katılan 25.05.2025 günlü ek raporda; ...ada ... parsel yönüyle rayiç değer tespiti yapılmış olmakla birlikte resmi senetteki satış bedeline yer verilmediği görülmekle dosya yeniden aynı bilirkişi kuruluna tevdi edilmiş ve gerektiğinde tapu kütüğü üzerinde inceleme de yapılmak suretiyle bu husustaki eksikliğin giderilmesi istenilmiştir. Bu suretle dosyaya katılan 11.08.2025 günlü ek raporda ise; ...ada ... parsel sayılı taşınmazın ilk kez 28.03.2025 gününde satışa konu edildiği; bunun öncesinde herhangi bir satışa konu edilmediği ve bu nedenle 25.05.2025 günlü ek rapordaki tabloda satış bedeline yer verilmediği mütalaa edilmiştir. Gerçekten de, dosya kapsamı nazarında ve davacı vekilince dosyaya sunulan 24.06.2019 tarihli açıklama dilekçesinde de ...ada ... parsel sayılı taşınmaza yer verilmeyip esasen bu taşınmazın davanın konusunu oluşturmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, 25.05.2025 günlü ek raporda ...ada ... parsel yönüyle tespit edilen rayiç değer mahkememizce dikkate alınmamıştır. Bu haliyle, yukarıda alıntılanan kaldırma ilâmında da işaret edildiği üzere, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 42. maddesi kapsamında müteveffa davalılar (dahili davalılar murisleri) ... ve... tarafından satışı yapılan taşınmazlar hakkında Genel Kurulun taşınmazların asgari satış fiyatını belirlemediği ve buna göre adı geçenlerin usul ve yasaya aykırı olacak şekilde yetkisiz olarak satış yaptıkları dosya kapsamından sabit ise de; işin niteliği itibariyle maddi tazminata hükmedebilmek için ortada bir zarar bulunması gerektiği de muhakkaktır. Bu doğrultuda mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, aşamalarda dosyaya kazandırılan 25.05.2025 günlü ek rapordaki tabloda yer verilen bedellere göre davacı kooperatifin maliki olduğu ve müteveffa davalılar (dahili davalılar murisleri) ... ve... tarafından satışı yapılan taşınmazların resmi senetlerinde yazılı toplam satış bedellerinin 542.199,05 TL. olduğu, taşınmazların satış tarihindeki toplam rayiçlerinin 558.782,60 TL. olduğu, aradaki farkın -16.583,55 TL. olduğu ve görünüşte eksi değerde bir fark bulunduğu anlaşılmakla birlikte satışa konu taşınmazların sayıca fazla olması (67 adet) ve satış tarihleri ile rapor tarihi nazara alındığında aradan geçen zaman itibariyle rayiç değer tespitinde yaklaşık verilerin ve yaklaşık metrekare birim değerlerinin kullanılmış olması ve fark rakam olan -16.583,55 TL.'nin, tüm taşınmazların resmi satış bedeline oranla %2,97'ye tekabül etmesi nedenleriyle aradaki bu farkın "taşınmaz" niteliğindeki mal satışı bakımından makul düzeyde kaldığı; arada fahiş bir fark olmadığı ve bilirkişilerce yapılan hesapta yaklaşık verilerin kullanılmış olması nedeniyle mahkememizce gerçek ve tereddütsüz bir zarar tespiti yapılamayıp bu sonuca göre ortada mutlak giderilmesi gereken maddi bir zarar bulunmadığı vicdani kanaatiyle davanın reddi cihetine gidilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. *Dosyada mevcut İstanbul Anadolu .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.04.2022 tarih ve 2022/...-2022/...E.K. sayılı kararına göre, dosyada (bozma öncesi hüküm karar başlığında) dahili davalı olarak yer alan ...'ün, başta husumetin yöneltildiği ve yargılama sırasında vefat etmiş olan ...'ün mirasını kayıtsız ve şartsız olarak reddetmiş olduğu anlaşılmakla 23.06.2025 günlü duruşma ara kararı ile ...'ün UYAP'ta yer alan taraf kaydı silinmiş ve davanın tarafı olmaktan çıkarılmış olup açıklanan nedenle işbu karar başlığında ismine yer verilmemiş; bozma sonrası yargılamada dosyaya katılan müteveffa ...'e ait Erzurum .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.07.2025 tarih ve 2025/... E.K. sayılı mirasçılık belgesine göre taraf teşkili sağlanmıştır." gerekçesiyle "Davanın REDDİNE," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF İTİRAZLARI: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi ... tarafından düzenlenen kök ve ek raprda 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 42. maddesinin emredici nitelikte olduğu, emredici nitelikteki kanun hükümlerine aykırı olarak alınan genel kurul kararlarının mutlak butlanla batıl olduğu, genel kurul kararı alınmaksızın kooperatif taşınmazlarının satılamayacağı, yasanın açık hükmüne rağmen gösterilen yönteme uyulmadan yapılan satışa sonradan icazet verilemeyeceği, davalı vekillerinin tüm itirazlarının yersiz olduğu, kooperatif üyelerine ödenen paranın (548.698,05-TL) düşülmesi neticesinde 2016 rayiç bedelleri göz önüne alınarak kooperatifin 7.541.707,55-TL zarara uğratıldığının tespit edildiğini, bilirkişi raporu doğrultusunda belirsiz alacakları netleşmiş olduğundan 30/03/2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değerini ıslah kurumuna başvurulmaksızın 7.541.707,55-TL'ye yükselttiklerini, dava konusu işlemlerin genel kurul kararı olmaksızın yapıldığını, satış işlemlerinde davalıların yetkisiz temsilci olduklarının açık olduğunu, yetkisiz temsilci olarak yaptıkları işlemlere kooperatifin sonradan icazet vermesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkil kooperatifin bir zararının olmadığı yönündeki kabulün hukuka ve dosyadaki mevcut raporlara aykırı olduğunu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 42. maddesi amir hükmüne aykırı olarak yapılan işlemlerin mutlak butlan ile batıl olduğunu, mutlak butlan ile sakat olan bir işlemin sonradan geçerli kılınamayacağını, ortada davalıların ağır sorumluluklarının olduğunu, bu sorumluluk değerlendirilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, anılan bilirkişi raporunda yapılan işlemlerin emredici hukuk kurallarına aykırı olması sebebiyle batıl olduğu ve bu işleme sonradan kooperatifin icazet vermesinin mümkün olmadığının açıkça tespit edildiğini, bu raporlara rağmen mahkemenin davalıları yetkisiz temsilci gibi değerlendirip yetkisiz olarak satış yaptıklarını kabul etmiş olmasına rağmen sadece satış tarihleri itibariyle kooperatifin zararının oluşup oluşmadığının tespitinin hukuka aykırı olduğunu, zira kooperatif iradesinin bu taşınmazları kendi uhdesinde tutmak yönünde olduğunu, ancak davalıların kasten yetkisiz satış yaptıklarını, hakkaniyet gereği taşınmazların dava tarihleri itibariyle hesaplanan değerleri üzerinden gerçek zarar oluşup oluşmadığının tespitinin gerektiğini, bilirkişi raporunda müvekkil kooperatifin dava konusu usulsüz satışlardan dolayı zarara uğradığı açıkça tespit edilmiş iken mahkemece bilirkişinin 2 raporunun da hiç dikkate alınmaksızın ve gerekçeli kararda tartışılmaksızın karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar bilirkişi raporları hakim için takdiri delil olsa da gerekçeli kararda neden hükme esas alınmadığının tartışılmasının gerektiğini, bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlarının incelenmediğini, zarar oluşmamış olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, bilirkişi raporları incelendiğinde dava konusu taşınmazların bilirkişilerce tespit edilen gerçek bedellerinin resmi senette yazan bedellerden ortalama 50-100 TL aşağıda olduğu ve bütün taşınmazlarda böyle olduğunun görüldüğünü, sanki bu tutarların özellikle seçilmiş gibi tüm taşınmazlar için gerçek değerin tapuya bildirilen satış değerinden daha aşağıda olduğunu, bu durumun bilirkişilerin özensiz bir şekilde dosyayı inceledikleri ve herhangi bir araştırma yapmadan hesaplama yaptıklarını gösterdiğini, bu yönüyle de rapor ve dolayısıyla kararın hatalı olduğunu, dosyaya konu tüm taşınmazlar için metre kare fiyatının 20 TL olması gerektiğini belirttiklerini, ancak belirlenen bu metre kare fiyatının tüm taşınmazları açısından geçerli olmasının mümkün olmadığını, zira taşınmazların nitelikleri, yerleşime uzaklıkları, yapılaşması ve bedelde etkin olan diğer kriterlerin her taşınmaz için farklı olduğunu, nitelikleri tamamen ayrı olan dava konusu taşınmazları için ortak fiyat tespiti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, 23/09/2019 tarihli kök rapor ile 23/01/2020 tarihli ek raporda davaya konu taşınmazların resmin senet satış bedelleri ile yine aynı parsellerde yer alan emsal taşınmazların resmi senet satış değerlerinin incelendiğini, ancak resmi senetlerde gösterilen tutarların emlak bedelleri olduğunu ve düşük gösterilebileceği mümkün iken sadece resmi senetler üzerinden inceleme yapılasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların senet bedelleri değil de gerçek bedellerinin tespit edilmesi akabinde emsal taşınmazların gerçek değerleri üzerinden dava konusu taşınmazların gerçek değerinin tespit edilmesi gerektiğini, aksi halde istinaf ilamı doğrultusunda hareket edilmemiş olacağını, zira dava konusu taşınmazların gerçek değerlerinin tespiti için resmi senet dışında emsal değer tespitinin gerektiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, kooperatif yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat talebine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde... Konut Yapı Kooperatifinin faaliyetleri çerçevesinde edinmiş olduğu arsa niteliğindeki taşınmazların satışı hakkında ... yılına ait 27/08/... tarihli genel kurul toplantısında taşınmazların ...yılına kadar bekletilmesine dair karar alındığını, daha sonra ...yılında yapılan 11/08/...tarihli genel kurul toplantısında söz konusu taşınmazların satışına ilişkin olarak arsaların satılmamasına oy çokluğu ile karar verildiğini, ancak yönetim kurulu üyelerinden ... ile...'ün kooperatife ait arsalar üzerinde satış işlemi gerçekleştirdiklerini, satış işlemlerinin kooperatif üyelerine bildirilmeksizin gerçekleştirildiğini ancak bu işleme rağmen genel kurulda satış işlemi gerçekleşmemiş gibi hareket ettiklerini iddia ederek maddi tazminat talep ettiği, müteveffa davalı ... vekili cevap dilekçesinde davanın kooperatif adına satış yapıldığı gerekçesine dayandırıldığından hangi taşınmazın satıldığının ortaya konması gerektiğini, zaman aşımı yönünden ise açılan dava ile satılan arsanın satım tarihi dikkate alınacak olursa tazminat ve alacak davası açma süresinde hak düşürücü olduğundan süre nedeniyle zaman aşımına uğramış olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etiği anlaşılmıştır. Mahkemece 07/11/2022 tarihli ve 2016/.... Esas, 2022/....Karar sayılı ilamı ile; Davanın REDDİNE, karar verilmiştir. Hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu üzerine, Dairemizin 20/01/2025 tarihli ve 2023/.... Esas 2025/.... Karar sayılı ilâmı ile özetle; "...a-Davalı ...'e dava dilekçesinin 09.01.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ...'ün cevap dilekçesini vekilleri aracılığıyla 26.10.2017 havale tarihli olarak dosyaya ibraz ettiği, davalı ... vekillerinin belirtilen cevap dilekçesinde herhangi bir şekilde dava dilekçesinin davalı ...'e tebliğine ilişkin itiraz etmedikleri, yani dava dilekçesinin tebliğinin geçersiz olduğunu iddia etmedikleri, cevap dilekçesini verdikleri 26.10.2017 tarihinden yaklaşık 3 yıl 7 ay sonra 28.05.2021 tarihinde dava dilekçesinin davalı ...'e usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini ileri sürdükleri, mahkemece de dava dilekçesinin bu davalıya usulüne uygun tebliğ edilmediği, davalı vekilinin 16/10/2017 tarihinde davadan haberdar olduklarını belirtmesi nedeniyle 26/10/2017 tarihinde verilen cevap dilekçesinin süresinde olduğu ve zamanaşımı definin süresinde olduğu yönünde tespitte bulunmuş ise de az önce de belirtildiği üzere davalı ... vekillerinin 26.10.2017 havale tarihli cevap dilekçelerinde herhangi bir şekilde dava dilekçesinin davalı ...'e tebliğinin geçersiz olduğunu iddia etmemeleri sebebiyle ilk derece mahkemesinin bu hususa yönelik tespiti hatalı olup davalı ...'ün cevap dilekçesi yasal süresi içerisinde verilmemiş olmakla davalı ... vekillerinin zamanışımı definin reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile cevap dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek davalı ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. b-Her ne kadar mahkemece yapılan işlemlere davacı kooperatifin icazet verdiği ve herhangi bir zararının bulunmadığı gerekçesi ile de davanın reddine karar vermiş ise de; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 42. Maddesi; Genel Kurul bütün ortakları temsil eden en yetkili organdır. Genel Kurul, aşağıdaki yetkilerini devir ve terk edemez. ... 6. (Ek: 6/10/1988 - 3476/9 md.) Gayrimenkul alımında ve satımında takip edilecek usul ile alınacak gayrimenkulün niteliğini, yerine ve azami fiyatını, satılacak gayrimenkulün asgari fiyatını belirlemek. hükmünü içerdiği, yani ... sayılı Kooperatifler Kanunu'nun emredici nitelikteki 42. maddesi hükmüne aykırı olarak genel kurulun yetkisinde olan husunun devrinin batıl olduğu anlaşılmaktadır. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/1083 E. 2014/4348 K.) Satıma ilişkin genel kurul kararının bulunması gerektiği, kooperatife ait taşınmazlarla ilgili satışın nasıl yapıldığı, paranın kim tarafından alındığını, satışın belgeye dayanmadığı, mutlaka genel kurul kararının olması gerektiği, asgari bedelin genel kurul tarafından saptanması gerekli olduğu, her ne kadar daha sonra yapılan toplantılarda davalıların satış bedelinin muhasebe kayıtlarına işlense de taşınmazların satılmasına dair bir ibare olmadığı, sonradan icazet verilmesinin o sözleşmeyi geçerli hale getirmeyeceği, bunun geçerlilik şartı olduğu, Genel Kurul gündemine alınmadan 1163 sayılı Kanunun 42/6.maddesine uygun yapılmış bir satışın olmadığı (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011/14-556 E. 2011/689 K.) mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazların satış tarihi itibariyle satış bedellerinin piyasa şartlarına uygun olduğunun belirtilmiş ve bu doğrultuda mahkemece taşınmazların daha düşük bedelle satılmamaları nedeniyle davacı kooperatifin zarara uğramadığı gerekçe yapılmış ise de yukarıda da belirtildiği üzere 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 42. Maddesi kapsamında müteveffa davalılar tarafından usul ve yasaya aykırı yetkisiz olarak satılan taşınmazlar hakkında Genel Kurulun satılan gayrimenkullerin asgari fiyatını belirlemediği, bu sebeple bilirkişi raporunun karar vermeye elverişli olmadığı, mahkemece taşınmazların satış tarihleri itibariyle gerçek değerleri tespit edilmeden eksik incelemeye göre karar verildiği anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Kabule göre de; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4. Maddesine göre maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. Somut davada da bu madde kapsamda yapılan değerlendirmede dava maddi tazminata ilişkin olup tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre davanın görülmekte olduğu mahkemeye göre maktu olarak belirlenmesi gerekmektedir." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(...)-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, kararın kaldırma sebep ve şekline göre vekalet ücretinin tek verilmesine yönelik istinaf itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde; bilirkişiden rapor alınmış ve; Mahkemece; Davanın REDDİNE, karar verilmiştir. Hükme karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; ...-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/...-b-... maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf aşamasında alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali/iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 11.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.