4. Hukuk Dairesi 2022/14981 E. , 2023/12578 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/505 Esas – 2022/145 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi Taraflar arasındaki haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya direnilmiş, direnme kararının davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca dire
**4. Hukuk Dairesi 2022/14981 E. , 2023/12578 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/505 Esas – 2022/145 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi Taraflar arasındaki haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya direnilmiş, direnme kararının davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığına belediye başkanı, belediye başkan yardımcısı ve belediye çalışanları hakkında görevi kötüye kullandıkları ve usulsüz işlemler yaptıkları iddiasıyla yapılan şikâyet nedeniyle İl Mahalli İdareler Müdürlüğünce kontrol memuru olarak görev yapan müvekkilinin görevlendirilmesi üzerine araştırma ve ön inceleme raporu hazırladığını, rapor sonrası Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından belediye başkan yardımcısı hakkında işlem yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, diğer çalışanlar hakkında ise hazırlanan rapor doğrultusunda soruşturma izni verilerek görevi kötüye kullanma suçundan iddianame düzenlendiğini, Çatalca Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/408 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda çalışanların beraatlarına karar verildiğini, bunun üzerine davalının müşteki olarak Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığına "…Bu gazete haberini incelemek için İstanbul Mahalli İdareler Müdürlüğü kontrol memuru ... bu haber üzerine Çatalca Belediyesini inceleme yapmak için görevlendirilmiş. Ancak ... bu Belediye yetkilileri hakkında çıkan bu kadar kirli işleri inceleyerek ortaya çıkarmak yerine üzerini kapatabilmek için adeta Hukuk ve Kanun dışı bir yönteme başvuruyor... Müktesep hakkım olan bir binama giriyor... ... tamamen görevin dışına çıkarak Türkiye'de vatandaş hakkını aramayı bilmez düşüncesiyle benim binama saldırıyor, sahte yapı tatil tutanağı düzenletiyor..." beyanlarının yer aldığı şikâyet dilekçesi vermesi sebebiyle müvekkili hakkında inceleme başlatılıp savunmasının alındığını ve sonrasında müvekkili hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verildiğini, bu karara karşı davalı tarafça yapılan itirazın da İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığınca reddedildiğini, davalının bu şekilde müvekkili hakkında asılsız iddialarda bulunarak iftira suçunu işlediğini, bu nedenle davalı hakkında iftira suçundan cezalandırılması için Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunduklarını, davalının gerçek olmayan şikâyet ve beyanları karşısında müvekkilinin haksızlıklara uğradığını, itibarının zedelendiğini, görev yaptığı kurum ve yaşam çevresinde onarılması imkânsız zarar ve sonuçlarıyla zor durumda kaldığını belirterek 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; vatandaş olarak şikâyet ve dava hakkını kullandığını, aleyhine olan raporları eleştirip yaşadığı olayları ve raporlarda gördüğü hataları dile getirdiğini, davacı tarafından kendi binası için hazırlanmış raporun gerçekleri yansıtmadığını, kanuna ve hukuka aykırı rapor düzenlenerek belediye yöneticilerinin yargılanmasının engellendiğini, şikâyet dilekçesinde yer verdiği ifadelerin davacının şahsını değil hazırlamış olduğu belgeyi ilgilendiren beyanlar olduğunu, davacıya hakaret kastının olmadığını, davacının tarafsız rapor hazırlamaması nedeniyle şikâyette bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI 1.Mahkemenin 24.12.2013 tarihli, 2013/52 esas ve 2013/666 karar sayılı ilamı ile; davalının tazminat talep edilen olayda hak arama özgürlüğü kapsamında anayasal şikâyet hakkını kullandığı, ayrıca hakkında iftira suçu nedeniyle başlatılan soruşturmanın devam ettiği, iddiaları haklı gösterecek olay ve emareye dayalı olarak yapılan şikâyetlerin hak arama özgürlüğü içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, bir kamu görevlisinin yaptığı işlemi yanlış gören vatandaşın şikâyet yoluna başvurmasının olağan bir durum olduğu, her şikâyet eden hakkında tazminata hükmedilmesinin temel hak ve hürriyetleri kısıtlayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.01.2015 tarihli, 2014/3622 esas ve 2015/832 karar sayılı ilamı ile, ''...Dosya kapsamından, davaya konu şikâyet nedeniyle, davalı hakkında iftira suçundan Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2013/352 sayılı dosyası üzerinden soruşturma başlatıldığı, bu dosyanın davacı hakkında görevi kötüye kullanma suçundan yürütülen 2011/2123 soruşturma sayılı dosya ile birleştirildiği ve soruşturmanın devam ettiği anlaşılmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. (6098 sayılı TBK’nın 74.) maddesi gereğince hukuk hâkimi ceza mahkemesinin kararı ile bağlı değilse de; ceza mahkemesince belirlenecek maddi vakıalar hukuk hâkimi yönünden de bağlayıcıdır. Bu nedenle; Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/2123 soruşturma sayılı dosyasının sonucu beklenmeli ve varılacak sonucuna göre yapılacak değerlendirme ile birlikte iş bu dava hakkında karar verilmelidir. Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden karar verilmesi doğru bulunmamış, temyiz edilen kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Direnme Kararı Mahkemenin 12.05.2015 tarihli, 2015/240 esas ve 2015/380 karar sayılı ilamı ile; Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesi gereği hâkimin, kusur olup olmadığına yahut haksız fiil failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet olmadığı, bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hâkimini takyit etmez hükmünü içerdiği, davalının da hak arama özgürlüğü kapsamında şikâyet hakkını kullandığından manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. C. Hukuk Genel Kurulunun Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Hukuk Genel Kurulunun 07.07.2021 tarihli, 2017/4-1332 esas ve 2021/973 karar sayılı ilamı ile; ''...818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi) gereğince hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararı ile bağlı değilse de; ceza mahkemesince belirlenecek maddi vakıalar hukuk hâkimi yönünden de bağlayıcı olduğundan mahkemece, ceza soruşturması sonucunun beklenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.'' gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davaya konu şikâyet nedeniyle, davalı hakkında iftira suçundan Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2013/352 sayılı dosyası üzerinden soruşturma başlatıldığı, bu dosyanın davacı hakkında görevi kötüye kullanma suçundan yürütülen 2011/2123 soruşturma sayılı dosya ile birleştirildiği, soruşturma sonucunda Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına Dair karar verildiği, Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesi uyarınca kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimsenin manevi tazminata hükmedilmesini isteyebileceği, hak arama özgürlüğü içinde ileri sürülen iddiaların haklı gösterecek bazı olaylar ve zayıf ya da dolaylı olarak varlığı konusunda oluşacak kanaate dayalı olarak yapılacak şikayetlerin hak arama özgürlüğü içinde düşünülmesi gerektiği, bir kamu görevlisinin yaptığı bir işlemin bir vatandaş tarafından yanlış görülüp şikayet edilmesinin hayatın olağan akışı içinde normal bir durum olarak değerlendirilmesi gerektiği, davalının hak arama özğürlüğü kapsamında düşünülmesi gereken şikayet hakkını kullandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının, görevini yasalara uygun şekilde yapan davacı müvekkile karşı asılsız ve soyut isnatlarda bulunarak, davacı hakkında gerek Cumhuriyet Savcılığına, gerek İdari Birimlere şikâyet dilekçeleri vermek, gerekse hukuk mahkemesinde tazminat talebiyle dava açmak suretiyle hak arama özgürlüğünü kötüye kullandığını, Anayasal şikâyet hakkının sınırlarını açıkça aştığını ve böylece davacının kişilik haklarına açık bir şekilde saldırıda bulunduğunu, bu nedenle davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haksız şikayet nedeniyle uğranılan manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41, 49 ve 53 üncü maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49, 56 ve 74 üncü maddeleri), 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın, Mahkemeye gönderilmesine, 23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.