Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir.[9]Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "müvekkili ...'ün, .... Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezini işlettiğini, davalı .... ile müvekkili ....z'ün 2020 yılı Temmuz ayında ortaklık kurarak işletmeyi açtıklarını, bu tarihten sonra ortaklaşa bir şekilde rehabilitasyon kurumunun faaliyetine başladığını, kurumun %45 sermayesi müvekkiline, %45 sermayesi davalıya ve %10 sermayesi de dava dışı.... isimli kişiye ait olmak üzere faaliyete geçildiğini, kurumun ilk kurulma ve faaliyete geçmesi için gereken para, davalı ile müvekkili arasında anlaşması üzerine; 2021 yılının Eylül - Ekim aylarında müvekkili ve davalı arasında iş sebebiyle anlaşmazlıklar olduğunu ve her iki ortakta bu iş ortaklığını sürdüremeyeceğini, davalının akabinde vadesi gelmeyen senetlerle ve müvekkilinin ödemesini gerçekleştirdiği halde .... tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla konusuz ya da bedelsiz kalan senetlerle ilamsız icra takibine geçtiğini, müvekkilinin çalıştığı sektörde, engelli öğrencilerin ulaşımı, resmi kurumlara sürekli gidilip gelinmesi ve diğer işler dolayısıyla kurum için sürekli olarak araç lazım gelmekte olup, kurumun işleyişinin çoğunluğunun araç ve araç yakıtı sayesinde gerçekleştiğini, müvekkilinin aynı zamanda ....bank, .....bank ve ....bank isimli bankalardan toplamda 3 adet ihtiyaç kredisi ve kredi kartı geri ödemesinin olduğunu, davalının haksız takibi nedeniyle müvekkilinin banka hesapları blokeli olduğundan müvekkilinin şuanda kredilerini ödeyemediğini, yukarıda açıklandığı üzere tüm bu nedenlerden dolayı davayı açtıklarını beyan ederek ileride telafisi imkansız zararların ortaya çıkması ihtimaline binaen dava konusu icra takibi ilgili olarak müvekkili hakkında başlatılan takibin, müvekkilin şuanki ekonomik durumu göz önünde bulundurularak, teminatsız dava sonuna kadar durdurulmasına, bu talepleri uygun görülmez ise İİK’nın 72/3. maddesi gereğince icra dosyasına yapılacak ödemelerin alacaklıya ödenmemesi yönünde teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiş olduğu anlaşıldı.