8. Hukuk Dairesi 2012/11280 E. , 2013/9714 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine ve ... aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 22.05.2012 gün ve 242/61 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı dava dilekçesinde; kadastro sırasında evinin kuzeyinde bulunan bahçesinin bir
**8. Hukuk Dairesi 2012/11280 E. , 2013/9714 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine ve ... aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 22.05.2012 gün ve 242/61 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı dava dilekçesinde; kadastro sırasında evinin kuzeyinde bulunan bahçesinin bir bölümünün köy tüzel kişiliği adına tespit edildiğini, bu yeri 18.08.2001 tarihli harici senetle teyzesinden satın aldığını, yıllardır ektiğini, üzerinde kendisi tarafından dikilen ağaçların bulunduğunu, öteden beri ailesi ve kendisi tarafından kullanıldığını açıklayarak, taşınmazın köy tüzel kişiliği adına olan tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir. Davacı 24.03.2010 tarihli yargılama oturumunda, davaya konu yerin 144 ada ile 145 ada arasında kalan ve tespit dışı bırakılan yer olduğunu, bu yerin adına tescilini istediğini, bu şekilde davasını ıslah ettiğini açıklamış, nizalı yerin krokisini mahkemeye sunmuştur. Davacı vekili, son yargılama oturumunda, teknik bilirkişi krokisinde (A) harfiyle gösterilen ve paftasında yol olarak görünen kısmın 145 ada 1 parsele dahil edilmesini, aynı rapor ve krokide (B) harfi ile gösterilen ve 101 ada 1 parsel kapsamında bulunan taşınmaza yönelik davadan feragat ettiğini açıklamıştır. Davalı ...'ni temsilen köy muhtarı duruşmada, davaya konu yerin davacıya ait olduğunu, açılan davayı kabul ettiğini bildirmiştir. Davaya dahil edilen Hazine temsilcisi duruşmada davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulü kısmen reddine; fen bilirkişisi ...'ın 18.05.2012 havale tarihli rapor ve krokisinde (A) harfiyle belirtilen yol boşluğunda kalan 799,19 m2'lik kısmın, 1/2'şer pay oranında, davacı ve ... adına kayıtlı 145 ada 1 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine, aynı rapor ve krokide (B) harfi ile belirtilen ve 101 ada 1 nolu orman parselinde kalan kısım için davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içinde davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro öncesi zilyetlik ve haricen satın alma hukuksal nedenlerine dayalı TMK'nun 713/1, 996, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddeleri gereğince açılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Mahkemenin bu görüşüne katılmak mümkün değildir. Şöyle ki; nizasız 145 ada 1 parsel 09.10.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, belgesizden taş ev ve arsası niteliğiyle 1/2'şer pay oranında davacı ve annesi ... adına tespit edilmiş, tutanağın itirazsız 31.01.2008 tarihinde kesinleşmesiyle tapu oluşmuştur. Dosya arasındaki ... Noterliği'nin 27.03.2012 tarih ve ... yevmiye nolu mirasçılık belgesine göre ... 23.03.2012 tarihinde ölmüş davacı ve diğerlerini mirasçı bırakmıştır. ... Kadastro Müdürlüğü'nün 09.04.2010 tarih ve 396 sayılı yazısında, Mahkemenin tescile karar verdiği davaya konu taşınmazın kadastro sırasında yol boşluğu olarak ölçüldüğünü bildirmiştir. Mahallinde 08.04.2011 tarihinde yapılan keşifte görevlendirilen Ziraat Bilirkişisi ... ve 19.04.2011 tarihli keşifte görevlendirilen Ziraat Bilirkişisi ... raporlarında, nizalı taşınmazın gelir getirici tarım arazisi olarak kullanılamayacağının saptandığını, ancak geçit yeri ve avlu olarak kullanılabileceğini, tarım arazisi vasfı taşımadığını açıklamıştır. Dosya arasında bulunan uyuşmazlık konusu taşınmaza ait fotoğrafların tetkikinden taşınmaz yüzeyinin işlenmemiş ve taşlık olduğu, bir kısmının kayalık niteliğinde bulunduğu saptanmıştır. Bilindiği gibi tarıma elverişli olmayan kayalık, taşlık, çakıllık ve dağlık alanlar Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki sahipsiz yerlerdir. TMK'nun 715. maddesinin 2. fıkrasında “aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar … kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz” denilmiştir. Benzer bir hükümde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/c maddesinde yer almıştır. Anılan maddeye göre, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalar, tepeler, dağlar (bunlardan çıkan kaynaklar) gibi tarıma elverişli olmayan sahipsiz yerlerin … tescil ve sınırlandırmaya tabi olmadığı açıklanmıştır. Bu tür yerlerin kadastro çalışmaları sırasında paftasında nitelikleri belirtilerek kadastro işlemi yapılır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bu tür yerlerin doğal yapıları gereği olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılmaları ve TMK'nun 999. maddesi uyarınca özel mülkiyet şeklinde tapu siciline tescilleri de mümkün değildir. Uyuşmazlık konusu taşınmaz, Ziraat Bilirkişilerinin raporları ve dosya arasında bulunan taşınmaza ait fotoğraflardaki görünüm itibariyle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalık ve taşlık niteliğindeki yerlerdendir. Saptanan bu somut olgular karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken takdiri delil niteliğindeki yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına üstünlük tanınarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Kabule göre de; TMK'nun 28. maddesi uyarınca; kişilik ölümle son bulur. 04.05.1978 tarih ve 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca, ölü kişi adına tescile karar verilemez. Hal böyle iken, TMK'nun 28. maddesine aykırı olarak ölü ... adına pay oluşturacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu gibi ... davacı dışındaki mirasçıları tarafından harcı yatırılmak suretiyle usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı halde yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-2 bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.