Başvuru, tıbbi hata sonucu gerçekleştiği iddia edilen ölümle ilgili olarak soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi hata sonucu gerçekleştiği iddia edilen ölümle ilgili olarak soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 4/2/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, uyuşturucu bağımlısı olması nedeniyle kendisine ve çevresine zarar verdiğini iddia ettikleri oğulları S.B.nin kısıtlanması için 6/5/2019 tarihinde İzmir Sulh Hukuk Mahkemesinde (Sulh Hukuk Mahkemesi) dava açmış, dava dilekçesinde S.B.nin hastaneye yatırılarak tedavi altına alınmasını tedbiren talep etmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesi, tensip tutanağı düzenleyerek Karabağlar İlçe Sağlığı Müdürlüğüne (İlçe Sağlık Müdürlüğü) S.B.nin Alkol ve Uyuşturucu Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezine (AMATEM) sevk edilerek gerekli tetkiklerin yapılması, toplum için tehlike oluşturması veya kişisel korunmasının sağlanamamasının tespiti durumunda tedavisinin yapılması için müzekkere yazmıştır. Başvurucular ayrıca 8/5/2019 tarihinde İzmir Aile Mahkemesine başvurarak 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde düzenlenen bağımlılığın olması hâlinde hastaneye yatmak dâhil muayene ve tedavinin sağlanması tedbirinin uygulanmasını talep etmiş ancak Mahkeme gerekçe göstermeden talebin reddine karar vermiştir. Başvurucular anılan karara itiraz etmiş; itirazlarında oğullarının alkol ve uyuşturucu bağımlısı olduğunu, devletin vatandaşlara karşı sahip olduğu pozitif yükümlülük gereği tedbir alması gerektiğini belirtmiştir. İzmir Aile Mahkemesi, kanuna aykırı bir durum olmadığını belirtilerek itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu B. 14/5/2019 tarihinde, uyuşturucu madde etkisi altında olan S.B. tarafından kasten yaralandığı iddiasıyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş; şikâyet dilekçesinde S.B.nin rehabilite edilmesi için gereğinin yapılmasını talep etmiştir. 12/6/2019 tarihinde S.B. intihara teşebbüs etmiş, Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisinde tedavi altına alınmıştır. Acil servis doktoru tarafından 48 saatlik gözlem süreci sonunda S.B.nin taburcu olacağı başvuruculara bildirilmiştir. Başvurucular, vekilleri aracılığıyla Sulh Hukuk Mahkemesine S.B.nin durumunu bildirerek AMATEM'e yatışının sağlanması talebiyle acilen müzekkere yazılmasını talep etmiştir. Başvurucular, oğulları S.B.nin taburcu edilmesi hâlinde yeniden intihara kalkışacağını, taburcu olmak istemediğini söylediğini bildirmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesi 14/6/2019 tarihinde başvurucuların talebini kabul etmiş; S.B.nin muayene işlemlerinin yapılarak sağlık kurulu raporu aldırılması, toplum için tehlike oluşturduğunun, kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamayacağının tespiti hâlinde tedavisinin yapılması için yatışının sağlanması hususunda Hastane Başhekimliğine müzekkere yazmıştır. Başvurucular vekili anılan müzekkereyi S.B.nin taburcu edilmesinden önce Mahkemeden alarak elden takip edilecek şekilde hastaneye götürmüştür. Acil serviste görevli doktorun psikiyatri doktorunun S.B.nin taburcu edileceği yönünde görüş bildirdiğini belirterek S.B.nin taburcu edileceğini söylemesi üzerine başvurucular yeniden psikiyatri doktorunun konsültasyon yapmasını istemiştir. Nöbet değişimi sonrası bir diğer psikiyatri doktoru yeniden konsültasyon yapmış; psikiyatri doktoru A.B., S.B.nin idrar tahlili isteminde bulunmuştur. Tahlil sonucunun negatif çıkması sonucunda S.B.nin taburcu olmasına engel bir hâlin bulunmadığı değerlendirilerek S.B. 14/6/2019 tarihinde saat 30 sıralarında taburcu edilmiştir. S.B. ayağındaki yaraları göstererek yeniden acil servise giriş yaptırmış, daha sonra hastaneden ayrılmıştır. 15/6/2019 tarihinde sabaha karşı yine intihara teşebbüs eden S.B. saat 53 sıralarında aynı hastaneye getirilerek tedavi altına alınmıştır. Hekim muayene formuna S.B.nin homisidal-suicidal (başkasını öldürme-kendisini öldürme) düşüncesinin olmadığı, kendisine bir ampul diazem verildiği belirtilmiştir. Bu aşamada S.B.nin hastaneden ayrılmasına ilişkin olarak sağlık görevlileri ile başvurucuların beyanları farklılık göstermektedir. Sağlık görevlileri, S.B.nin hastaneyi izinsiz terk etmiş olduğunu ancak yoğunluktan bu durumun muayene formuna yazılmadığını, başvurucular ise S.B.nin taburcu edildiğini ifade etmiştir. Hastaneden saat 00-00 sıralarında tekrar evine dönen S.B. saat 00'de koşar adımlarla dördüncü kattaki evinin penceresinden atlayarak hayatını kaybetmiştir. Başvurucular hastanede görevli doktorlar ile İlçe Sağlık Müdürlüğü görevlileri hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) şikâyette bulunmuştur. Başvurucular şikâyet dilekçelerinde S.B.nin taburcu olmak istemediğini, taburcu olması hâlinde yeniden intihara kalkışacağını doktorlara söyleyerek taburcu olmamak için yalvardığını hatta taburcu edildikten sonra ayağındaki yaraları bahane ederek yeniden acil servise başvurduğunu, buna rağmen doktorların taburcu etme kararında ısrarlı davrandıklarını iddia etmiştir. Başvurucular İlçe Sağlık Müdürlüğünü arayarak S.B.nin kötü durumda olması, durumun acil olması nedeniyle Sulh Hukuk Mahkemesince hazırlanan müzekkereye öncelik verilmesini talep etmelerine rağmen görevlilerin programın yoğun olduğunu, 25/6/2019 tarihinde sıranın gelebileceğini, sıra gelse dahi AMATEM'e yatışın sağlanmayacağını söylediklerini ve böylece yardım taleplerinin reddedildiğini belirtmiştir. Başsavcılık, soruşturma yapmak üzere Karabağlar Kaymakamlığından şüpheliler hakkında soruşturma izni istemiştir. Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından müfettiş görevlendirilerek soruşturma izni verilip verilmeyeceği hususunda ve disiplin soruşturmasına esas olmak üzere hazırlanan ön inceleme raporunda soruşturma izni verilmemesi yönünde rapor düzenlenmiştir. Müfettiş yardımcısı tarafından düzenlenen 27/9/2019 tarihli ön inceleme raporunda S.B.nin hastaneye yaptığı başvurular ve yapılan işlemler özetle anlatılmış, hakkında ön inceleme yapılan kamu görevlilerinin ifadesine başvurulduğu belirtilmiştir. Doç. Dr. G., ön incelemeci tarafından alınan 11/9/2019 tarihli ifadesinde özetle 14/6/2019 tarihinde Ass. Dr. A.B. tarafından arandığını, S.B.nin öyküsünün anlatıldığını, konsültasyon tarihi itibarıyla hastanın durumunun iyi olduğunu, bu nedenle taburcu edildiğini, yatış için istekli olduğu konusunda kendisine bilgilendirme yapılmadığını beyan etmiştir. Doç. Dr. N.Z. 11/9/2019 tarihli ifadesinde 14/6/2019 tarihinde Ass. Dr. G.A.nın arayarak taburculuğu planlanan hasta hakkında danıştığını, hastanın intihar düşüncesinin olduğu bilgisinin kendisine ulaşmadığını, böyle bir durum olsa idi taburcu edilmesine izin vermeyeceğini beyan etmiştir. Ass.Dr. A.B. 12/9/2019 tarihli ifadesinde 14/6/2019 tarihinde acil servisten aranarak hastanın konsülte edilmesi talebinde bulunulduğunu, icapçı hekim Doç. Dr. G.yi arayarak durumu bildirdiğini, hastanın madde paneline bakılması gerektiğini, ayrıntılı muayene edilmesini istediğini belirtmesi üzerine Doç. Dr. G.nin S.B.yi muayene ettiğini belirtmiştir. Ass. Dr. A.B. beyanında hastanın pişman olduğunu, ayakta tedavi edilmek istediğini belirtiğini, hasta yakınlarının ise S.B.nin hastaneye yatırılmasını talep ettiklerini belirtmiştir. Hasta yakınlarına alkol kullanım bozukluğunun iradi olduğunu, S.B.nin akli melekelerinin ve muhakeme yeteneğinin yerinde olduğunu, tedavi ile ilgili kararı hastanın verebileceğini, hastanın taburcu olmasının uygun görüldüğünü bildirdiğini, intihar düşüncesi olduğunu bilseydi hastanın gözlem altında tutulması için çaba göstereceğini ifade etmiştir. Ass.Dr. A.Y. 12/9/2019 tarihli ifadesinde 14/6/2019 tarihinde hasta yakınlarının avukatlarının yatış ile ilgili belge getireceğini söylediklerini, avukatla görüşmesinden sonra psikiyatri polikliniğinden yeniden rapor istendiğini, psikiyatri polikliniğince ikinci kez taburculuğunda mahsur olmadığının değerlendirildiğini, bunun üzerine S.B.nin taburcu olmasına karar verildiğini, hastayı takibi boyunca hastanın intihar düşüncesinin olduğunun kendisine söylenmediğini, aktif şikâyeti devam eden veya taburcu olmak istemeyen hiçbir hastayı zorla taburcu etmeyeceğini belirtmiştir. Ass. Dr. G.A., ön incelemeci tarafından 12/9/2019 tarihinde alınan ifadesinde14/6/2019 tarihinde saat 00 civarında acil serviste olan S.B.nin yanına giderek durumunu değerlendirdiğini, hastanın sıkıldığını, hastaneden çıkmak istediğini belirttiğini, ısrarla ölüm düşüncesi olup olmadığını sorduğunu, hastanın alkolün etkisinde iken intihara kalkıştığını, ölmek istemediğini, yaptığından pişman olduğunu, polikliniğe gelerek tedavi olmak istediğini belirtmiştir. İcapçı hekim Doç. Dr. N.Z.yi arayarak durumu bildirdiğini, birlikte hastanın yatışına gerek olmadığını değerlendirdiklerini, hasta yakınlarının hastaneye yatırılma taleplerinin olduğunu ancak hastanın akli melekelerinin yerinde olduğunu, yatış kararını hastanın verebileceğini, ailesinin gösterdiği belge ile adli polikliniğe başvurmaları gerektiğini ifade etmiştir. Ass.Dr. B.Ç., ön incelemeci tarafından alınan 17/9/2019 tarihli ifadesinde 9/6/2019 tarihinde madde alımı ve intihar şüphesi ileacil servise getirilen hastanın kan ve idrar tahlillerinin yapıldığını, madde panelinde dört maddenin pozitif olduğunu, hastanın takip ve tedavisi sırasında acil servisi izinsiz olarak terk ettiğinin fark edildiğini, tedavisinin tamamlanamadığını, bu durumun muayene kâğıdına not olarak düşüldüğünü, 15/6/2019 tarihinde anksiyete şikâyeti ile saat 53'te başvurduğunu, sakinleşmesi için diazem ampul serum uygulandığını, hastanın acil serviste tekrar görülmediğinin kendisine bildirildiğini, kontrol ettiğinde hastanın yerinde olmadığını fark ettiğini, bu durumun nöbet değişim saatine denk gelmesi ve acil servisin yoğun olması nedeniyle tutanak altına alınmadığını, hastanın çıkışının yapılamadığını belirtmiştir. Dr. S.H., ön incelemeci tarafından alınan13/9/2019 tarihli ifadesinde hastanın anksiyete şikâyeti ile 15/6/2019 tarihinde saat 53'te başvurduğunu, yapılan muayenesinde intihar düşüncesinin olmadığının, madde ve alkol almadığının not düşüldüğünü, hastaya sakinleştici diazem ampul serum uygulandığını, hastanın acil serviste tekrar görülmediğinin bildirildiğini, devir vizitinde hasta yerinde olmadığı için yeni gelen hekime devir yapılamadığını, bu durumun nöbet değişim saatine denk gelmesi ve acil servisin yoğun olması nedeniyle tutanak altına alınmadığını, hastanın çıkışının yapılamadığını belirtmiştir. İlçe Sağlık Müdürlüğünde görevli O.K. 17/9/2019 tarihli beyanında S.B. hakkındaki yazının 10/6/2019 tarihinde gelmesi üzerine AMATEM Polikliniği ve Yeşilyurt Polis Karakolu ile yazışmalar yaptığını, 25/6/2019 tarihine randevu alındığını, 13/6/2019 tarihinde avukatın arayarak randevu tarihinin öne alınması talebinde bunduğunu, kendisinin daha sonra uğrayarak ricacı olacağını belirttiğini, ardından arayarak müvekkilinin intihar ettiğini, şikâyetçi olacağını belirtiğini beyan etmiştir. Teftiş Kurulu Başkanlığının 27/9/2019 tarihli ön inceleme raporunda İlçe Sağlık Müdürlüğü görevlileri tarafından gecikmeye mahal vermeden gerekli işlemlerin yapıldığı, taburcu işlemlerinde bir etkilerinin bulunmadığı, hastanede görevli hekimler Doç. Dr. G., Doç. Dr. N.Z., Dr. A.B., Dr. A.Y. hakkında ise hastanın taburcu edilmesinde kusurlu olmadıkları anlaşıldığından soruşturma izni verilmemesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Kaymakamlık, ön inceleme raporuna değinerek hakkında soruşturma izni talep edilen kamu görevlileri hakkında Türk Ceza Kanunu'na temas eder eylemlerin tespit edilemediği gerekçesiyle soruşturma izni verilmemesine karar vermiştir. Başvurucular anılan karara itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde oğullarının beş gün önce, 9/6/2019 tarihli idrar toksikolojisinde uyuşturuculara ilişkin maddelerin bulunduğu belirtilmesine rağmen 14/6/2019 tarihli idrar tahlilinde negatif çıkan sonucun S.B.nin en son madde kullanımının aylar önce olduğu şeklinde değerlendirildiğini, doktorların gerekli özeni göstermediğini, ihmalkâr davrandıklarını, tüm çabalarına ve Mahkemenin müzekkeresine rağmen alkol ve uyuşturucu bağımlısı, aynı zamanda epilepsi hastası ve kişilik bozukluğu olan çocuklarını doktorların taburcu ettiğini, oğullarının taburcu edildikten sonra 12 saat içinde iki kez intihara teşebbüs ettiğini, ilkinde kendisine diazem verilerek taburcu edildiğini, ikincisinde ise sonuca ulaşarak öldüğünü, oğullarının ölümünden sorumluluklarını yerine getirmeyen her bir kamu görevlisinin sorumlu olduğunu, yeterli ve özenli bir soruşturma yürütülmediğini belirtmişlerdir. İzmir Bölge İdare Mahkemesi Dava Dairesi Başkanlığı tarafından 18/12/2019 tarihinde başvurucuların itiraz incelemesi değerlendirilerek kamu görevlileri hakkında isnat edilen fiilden dolayı Başsavcılıkça soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte yeterli ve makul şüphe bulunmadığı anlaşıldığından itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Anılan karar başvuruculara 8/1/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. İlgili hukuk için bkz. Ali Abidin Saruhanoğlu ve diğerleri, B. No: 2014/15478, 6/12/2017, §§ 39-