11. Ceza Dairesi 2023/5498 E. , 2024/9622 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2021/1712 Değişik iş SUÇLAR :Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı, resmi belgede sahtecilik KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2021 tarihli ve 2017/183786 Soruşturma, 2021/3592 Karar sayılı kovuşturmaya…
**11. Ceza Dairesi 2023/5498 E. , 2024/9622 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2021/1712 Değişik iş SUÇLAR :Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı, resmi belgede sahtecilik KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2021 tarihli ve 2017/183786 Soruşturma, 2021/3592 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.06.2022 tarihli ve 2021/1712 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 07.06.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.09.2023 tarihli ve 2023/4088 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2023 tarihli ve KYB-2023/102316 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2023 tarihli ve KYB-2023/102316 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin kimlik bilgileri kullanılarak bilgisi ve rızası haricinde şüpheli ...'a kefil olarak gösterildiği, bu kefalete dayanarak Halk Bankasından kredi alındığını, söz konusu kredinin ödenmemesi üzerine, kefil sıfatıyla Halk Bankası tarafından hakkında İstanbul Anadolu 23. İcra Dairesinin 2017/15888 Esas dosyasından icra takibi başlatılarak, maaşına 73.553,15 Türk lirası haciz şerhi konulduğu, bu şekilde kendisini dolandıran kişilerden şikayetçi olunması üzerine soruşturma işlemlerine başlandığı, soruşturma sonucunda atılı suçun oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Müştekinin suça konu kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiği, her ne kadar 13/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda, sözleşmedeki imzaların müştekiye ait olduğu tespit edilmiş ise de, aynı hukuki ilişki kapsamında müşteki hakkında icra takibine konu edilen senette atılı bulunan imzanın müştekiye ait olmadığının İstanbul 7.İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/385 esas sayılı dosyasındaki 23/02/2022 tarihli bilirkişi kurul raporu ile tespit edilmesi karşısında, suça konusu kredi sözleşmesinde müşteki adına atılı bulunan imzaların müştekiye ait olup olmadığı hususunda Adli Tıp İncelemesi yaptırılmasından sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; S.S. İstanbul Sanayi Siteleri ve Ticari Araç İşletmeleri Esnaf ve Kefalet Kooperatifi üyesi olan şüphelilerden ...'ın, ticari ihtiyaçlarını karşılamak üzere Halkbank A.Ş.'ne kredi başvurusunda bulunduğunun, düzenlenen sözleşme uyarınca şüpheliye 60.000,00 TL kredi kullandırıldığının, bu sözleşmede bahse konu kooperatif ile beraber, şüphelilerden ... ve şikâyetçi ...'un da kefil sıfatıyla yer aldıklarının, bununla birlikte; kooperatifin kefil olduğu 60.000,00 TL için, kendisinin lehdar, ..., ... ve ...'un da borçlu olduğu bir bono düzenlediğinin, borcun ödenmemesi üzerine kooperatifin bu bonoyu Halkbank A.Ş.'ne ciro ettiğinin, şikâyetçi hakkında, kredi sözleşmesine istinaden kooperatif tarafından başlatılan İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün 2014/18874 Esas sayılı dosyası ve bonoya dayanarak Halkbank A.Ş. tarafından başlatılan İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün 2017/15588 Esas sayılı dosyası kapsamında icra takipleri bulunduğunun, hem kredi sözleşmesi hem de bonoda bulunan imza ve yazıların şikâyetçiye ait olmadığının, hukuk mahkemesinde imzaya itiraz edildiğinin iddia olunması üzerine başlatılan soruşturmada; İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2021 tarihli ve 2017/183786 Soruşturma, 2021/3592 Karar sayılı kararı ile "...sözleşme ve alınan kredi işlemlerinde kanuna aykırı bir duruma rastlanılmadığı, müştekinin bilgisi dahilinde sözleşmeyi imzaladığı..." gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; İstanbul Anadolu 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/385 Esas sayılı dosyası kapsamında aldırılan Adli Tıp raporuna göre, bonodaki imzanın şikâyetçinin eli ürünü olmadığının belirtilmesi ile soruşturma dosyasında alınan 13.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda, kredi sözleşmesinde bulunan yazı ve rakamların şikâyetçiye ait olmadığının bildirilmesi karşısında; öncelikle suça konu bono aslının, İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün 2014/18874 Esas sayılı, İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün 2017/15588 Esas sayılı, İstanbul Anadolu 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/385 Esas sayılı, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/514 Esas sayılı ve İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/131 Esas sayılı dosyalarının getirtilerek alınan tüm bilirkişi raporlarının incelenmesi, onaylı bir suretlerinin dosya arasına alınması, şikâyetçi ve şüphelilerin suç tarihlerine yakın mukayeseye esas imza ve yazı örnekleri temin edilerek, kredi sözleşmesi ve bonoda bulunan imza ve yazıların kime ait olduğu hususunun kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde tespit edilmesi bakımından Adli Tıp Kurumundan rapor alınması, gerekirse banka çalışanlarının da beyanlarına başvurulması, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.06.2022 tarihli ve 2021/1712 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.09.2024 tarihinde karar verildi.