T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/2519 KARAR NO: 2026/740 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 22/09/2025 NUMARASI: 2025/327 Esas - 2025/710 Karar DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ: 01/04/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapıl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/2519 KARAR NO: 2026/740 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 22/09/2025 NUMARASI: 2025/327 Esas - 2025/710 Karar DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ: 01/04/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya ait ... plakalı aracın ZMMS poliçesi ile sigortalandığını, bu aracın 31/01/2019 tarihinde yaya ...'e çarpması neticesinde yayanın vefat ettiğini, kaza sonrasında davacı şirketin ... mirasçılarına sulh görüşmeleri neticesinde yapılan protokole istinaden 43.659 TL ödeme yaptığını, bu ödemenin rücuen tahsili için davaya konu ....İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, kazadan sonra davalının aracının kullananın olay yerinden firar ettiğini ve rücu şartlarının oluştuğunu belirterek, itirazı iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davanın kabulü ile, ....İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile, icra takibinin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, alacağın tespiti yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi'nin önceki kararında açıkça “rücu koşullarının somut olayda oluşup oluşmadığının davanın esasına girilerek tartışılması gerektiğini” belirttiğini ancak mahkemenin, bu yönde hiçbir yeni bilirkişi incelemesi yaptırmadığını, olayın “zorunlu haller” kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini tartışmadığını, müvekkilin davranışının “can güvenliği ve sağlık nedeniyle zorunlu uzaklaşma” niteliğinde olduğunu, dolayısıyla, rücu hakkı doğuran bir olay yeri terkinden bahsedilemeyeceğini, raporların yalnızca kazanın teknik yönüne (kusur oranına) ilişkin olduğunu, sigortacının rücu hakkı doğmuş olsa bile bu hakkın sigortalının kazadaki kusur oranı ile sınırlı olduğunu, bilirkişi raporlarına göre müvekkili sürücünün %25 tali kusurlu, yayanın ise %75 asli kusurlu olduğunu, sigortacının rücu hakkının kullanılabilmesi için ağır kusurun ve nedensellik bağının varlığı gerektiğini, somut olayda bu şartlar olmadığını, illiyet bağının da bulunmadığını belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından üçüncü kişiye ödenen bedelin, kendi sigortalısından rücuen tahsili nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 27/03/2025 tarih, 2022/1603 Esas, 2025/604 Karar sayılı ilamıyla; "... Dosya kapsamına sunulan tüm beyan ve belgelerden; kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün firar ettiğinin belirtilmesi, soruşturma aşamasında sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün ... olduğunun anlaşılması ve sigortalı araç sürücüsünün olayın ardından hastaneye veya emniyete gittiğine dair kayıt bulunmaması nedeni ile davacının ZMMS Genel Şartları B.4/f bendi kapsamında davalı sigortalısına rücu ettiği anlaşılmaktadır. Sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk sebebinin ZMMS Genel Şartları B.4/f bendi kapsamında "tedavi" veya "yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme", "can güvenliği nedeniyle uzaklaşma" gibi zorunlu hallerden olup olmadığı ve dolayısıyla rücu koşullarının oluşup oluşmadığının davanın esasına girmek sureti ile tartışılması gerekirken, taleple ilgisi bulunmayan sebeplerle, eksik gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Dosya kapsamından, ... plakalı... poliçe numaralı ZMMS poliçesi ile davacı sigorta şirketine sigortalı aracın dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeyken 30/01/2019 tarihinde karışmış olduğu ölümlü trafik kaza neticesinde ölenin mirasçılarına poliçe kapsamında sulh olmaları üzerine ödenen tazminatın sigortalı araç sürücünün olay yerini terk etmesi nedeniyle rücuen tahsili amacıyla davalı sigortalı aleyhine icra takibi yapıldığı, davalının icra takibine itirazı üzerine de eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Davaya konu trafik kazasına ilişkin 31/01/2019 tarihli kaza tespit tutanağından müteveffaya çarpan araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğinin belirtildiği, çarpan aracın plakasının güvenlik kamerası görüntülerinden tespit edildiği, araç sürücüsü ...'ın soruşturma aşamasındaki sorgu ifadesinde, panik yaptığı için olay yerinden ayrılıp eve gittiğini beyan ettiği anlaşılmaktadır. Kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ZMMS Genel Şartlarında zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkının düzenlendiği B.4. maddesi f bendinde; "bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi" rücu sebebi olduğunu düzenlenmiştir. Dosya kapsamına sunulan tüm beyan ve belgelerden sigortalı araç sürücüsünün çan güvenliğini tehdit eden bir eylem bulunmadığı, olayın şoku ve korkudan dolayı kaza yerini terk ettiği anlaşılmaktadır. Olay nedeniyle yaşanan korku, panik duygusu ve şok hali ZMMS Genel Şartları B4/f maddesinde belirtilen istisnalar içerisine girmediğinden İlk Derece Mahkemesi'nin rücu koşulunun oluştuğu yönündeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı vekilinin, rücu şartlarının oluşması halinde, %25 oranındaki kusuruna göre hüküm kurulması yönündeki istinafı bakımından; rücu davaları; gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da, ödediği meblağın tamamını değil, ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir.Trafik sigortacısı tarafından sigorta sözleşmesi uyarınca sigortalıya karşı açılan rücuen tazminat davalarında, sigortalının sorumlu olduğu miktar yapılan ödeme miktarı olmayıp gerçek zarar miktarı kadardır. Bu nedenle mahkemece, zarar görenlere yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir.Bu bakımdan sigorta şirketinin zarar görenlere ödemiş olduğu tazminat tutarının tamamı rücu için yeterli değildir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/5002 E. - 2020/6299 K. sayılı kararı). Dosyada davacı sigorta şirketinin, ödemeye esas aldığı aktüerya raporu bulunmadığından, dava dışı zarar görene yaptığı ödemede sigortalının kusur oranı denetlememiştir. Bu nedenle hasar dosyasında ödemeye esas alınan aktüerya raporu getirtilip, sigortalının kusur oranına göre ödeme yapılıp yapılmadığı, öyle ise kusur oranının yüzde kaç kabul edildiği tespit edilip, ödeme %25 kusura göre yapılmamış ise sigortalının %25 kusuruna göre dava dışı zarar görene yapılması gereken tazminatın belirlenmesi gerekirken, davacı sigorta şirketinin dava dışı zarar görene ödediği bedelinin tamamı üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/04/2026