Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/9/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca 4/4/2019 tarihinde, tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilmiş; başvurunun tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Eski emniyet görevlisi olan başvurucu, hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan soruşturma kapsamında Rize Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 23/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu, tutuklanması istemiyle 1/8/2016 tarihinde Rize Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Hâkimlik 1/8/2016 tarihinde başvurucunun tutuklanması talebinin reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "Her ne kadar ... şüphelilerin üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan tutuklanması talebiyle Hakimliğimize sevkedilmiş ise de bu aşamada adli kontrol hükümlerinin yeterli olacağı, tutuklamadan beklenen menfaatin adli kontrol hükümleriyle de sağlanabileceği de göz önünde bulundurularak Rize Cumhuriyet Başsavcılığının şüphelilerin tutuklanması talebinin reddine... [karar verildi.]"Rize Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu karara itiraz edilmiştir. Yapılan itirazı inceleyen Hâkimlik 2/8/2016 tarihinde itirazı yerinde görmüş ve başvurucu hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarılmasına karar vermiştir. Bunun üzerine yakalanan başvurucu, Rize Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusunun ardından 3/8/2016 tarihinde tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir: “ ... Şüpheli Ulvi Kün'ün üzerine atılı suçu işlediğini gösterir kuvvetli suç şüphesinin varlığı, suçun vasıf ve mahiyeti, şüphelinin fetullahçı terör örgütü üyesi olduğuna ilişkin şüphenin bulunması, terör örgütü üyeliğinin temadi eden suçlardan olması, ABD ile irtibatlı HTS kayıtları, istihbarat raporları, suçun 5271 sayılı CMK'nın 100/ maddesinde belirtilen katalog suçlardan olması, maddede öngörülen cezanın aşağı ve yukarı haddi, soruşturmanın halen devam edip delillerin henüz toplanmamış oluşu, yargılama sonucunda verilmesi muhtemel ceza, şüphelinin görevden el çektirilmiş olmasından ötürü kaçma ihtimalinin bulunması hususları göz önünde bulundurulduğunda 5271 sayılı CMK'nın maddesindeki tutuklama şartlarının oluştuğu kabul edilmekle, ... Ulvi Kün'ün tutuklanmasına ... [karar verildi.]” Başvurucunun tutuklama kararına yaptığı itiraz, Trabzon Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/8/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu, bu kararın kendisine tebliğ edilmediğini belirtmiştir. Başvurucu 19/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Rize Cumhuriyet Başsavcılığının 12/1/2017 tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucuyla ilgili yapılan değerlendirmeler şöyledir:"Şüpheli Rize Emniyet Müdürlüğü'nde şube müdürü olarak görev yapar iken 15 Temmuz sonrası İçişleri Bakanlığı tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğundan bahisle açığa alındığı, 672 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile FETÖ/PDY üyesi olduğu gerekçesi ile kamu görevinden ihraç edildiği, şüphelinin 2004-2010 yılları arasında ABD'de eğitim gördüğü, eğitim gördüğü dönem itibariyle FETÖ/PDY üyesi olmayan emniyet mensuplarının yurtdışı eğitim veya misyon görevine gidemedikleri, örgütle bağlantısı bulunanlara pozitif ayrımcılık yapıldığı, ayrıca özellikle ABD'ye eğitim amaçlı gidecek emniyet mensuplarının isimlerinin doğrudan örgüt lideri tarafından belirlendiği, 17/25 Aralık süreci öncesi emniyet teşkilatındaki FETÖ/PDY yapılanması ile şüphelinin çalıştığı birimler ve aldığı eğitimler birlikte değerlendirildiğinde örgüt üyesi olduğunun anlaşıldığı, mesai arkadaşları ve çevrede yapılan araştırma sonucu FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğu tespit edilmiştir." Rize Ağır Ceza Mahkemesi 30/1/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/13 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Rize Ağır Ceza Mahkemesi 16/3/2017 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Tahliye kararının gerekçesi şöyledir: "Sanıklar T. ve Ulvi Kün'ün üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, suç vasfının değişme ihtimali, tutuklulukta geçirmiş oldukları süre, yargılamanın gelmiş olduğu aşamada tutuklulukta sağlanacak faydanın adli kontrolle de sağlanacak olması dikkate alınarak başka suçlardan tutuklu veya hükümlü değilse tahliyelerine ... [karar verildi.]" Rize Ağır Ceza Mahkemesi 25/1/2018 tarihli duruşmada başvurucu ile ilgili yargılamanın tefrikine ve Mahkemenin E.2018/26 sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam olunmasına karar vermiştir.24/5/2018 tarihli duruşmada Rize İl Emniyet Müdürlüğünce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmüş olduğu bir soruşturma kapsamında ele geçirilen bir dijital materyaldeki veri inceleme raporu dosyaya sunulmuştur. Veri inceleme raporunda başvurucunun "FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan kişiyi" ifade eden A4 koduyla kodlandığı açıklanmıştır. Rize Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/26 sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda 18/12/2018 tarihinde, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Her ne kadar sanık aşamalarda üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de; dosya kapsamında H.Ö.nün 7/3/2017 tarihli fotoğraf teşhis ve tespit tutanağında; '... (başvurucu hakkında) Açık kimlik bilgilerini burada öğrendim. Erzurum Polis Okulunda birlikte çalışmıştık. Kendisi Sınıf müdürdü. Örgütsel faaliyetine şahit olmadım ancak diğer fetöcülere ben de sizdenim dediğini dolaylı olarak duyduğumda fetöcü olduğunu anladım...' şeklinde beyan ve teşhiste bulunduğu ve ayrıca EGM KOM Daire Başkanlığı'nın 7/3/2018 tarihli Veri İnceleme Raporu ile sanık Ulvi Kün'ün '... A4:FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan kişiyi ifade eder'şeklinde kodlanması, 2004-2010 yılları arasında ABD'de eğitim gördüğü, eğitim gördüğü dönem itibariyle FETÖ/PDY üyesi olmayan emniyet mensuplarının yurtdışı eğitim veya misyon görevine gidemedikleri, örgütle bağlantısı bulunanlara pozitif ayrımcılık yapıldığı, ayrıca özellikle ABD'ye eğitim amaçlı gidecek emniyet mensuplarının isimlerinin doğrudan örgüt lideri tarafından belirlenmesi hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; suç ve cezadan kurtulmaya yönelik sanık savunmalarına itibar edilmeyerek, sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçunu işlediği kanaatine varılmıştır. ...Sanık Ulvi Kün'ün, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde ve örgütün amaçları doğrultusunda yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arzeden eylem ve faaliyetlerde bulunduğu, örgütle hiyerarşik ve organik açıdan tam bir disiplin içinde bağlı olduğu, bu haliyle sanığın; 15 Temmuz darbe girişimine kadar olan süreçte sözde meşruiyetini toplum nezdinde inanç değerlerini, kamu otoritesi nezdinde ise hukuksal zemini istismar ederek sağlaya gelmiş olan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğu [anlaşılmıştır]. " Hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davanın istinaf incelemesi devam etmektedir. İlgili hukuk için bkz. Özcan Güney (B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 30-38) başvurusu hakkında verilen karar. Ayrıca Yargıtay Ceza Dairesinin 30/4/2019 tarihli ve E.2019/1522, K.2019/3075 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:"... yine sanıkla ilgili Emniyet Mahrem Yapılanması soruşturma kapsamında veri inceleme raporu bulunup bulunmadığı ilgili birimlerden sorulup bu rapora dayanak delilin elde edilişine ilişkin gizli tanık Garson'un beyanları ile CMK'nın maddesine göre alınan mahkeme kararı soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından araştırılıp getirildikten sonra duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulup, tüm deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken..." Yargıtay Ceza Dairesinin 13/3/2019 tarihli ve E.2018/4495, K.2019/1708 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:"... Polis memuru olan sanıklar hakkında anılan örgütle ilgili diğer dava dosyalarında dinlenen gizli tanık garsondan elde edilen dijital veriler içeriği ilgili birimlerden sorularak düzenlenmişse veri inceleme raporu, bu rapora dayanak delilinelde edilişine dair gizli tanık Garson’un daha önce hakim huzurunda alınmış ifade tutanağı ve CMK’nın maddesine göre alınan mahkeme kararı soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından araştırılıp getirtildikten sonra sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken ..." Yargıtay Ceza Dairesinin 6/3/2019 tarihli ve E.2018/1733, K.2019/1494 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:"1-Temyiz aşamasında UYAP ortamından dosyaya gönderilen Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nün veri inceleme raporu ile bu rapora dayanak dijital materyalin ele geçirilmesine ilişkin mahkeme kararı ve gizli tanık Garson'un beyanlarının ilgili birimlerden getirtilerek CMK’nın maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi,2-Kabul ve uygulamaya göre de ;a)Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, suç tarihinin gerekçeli karar başlığında '2016' yerine '2016' olarak yazılması, b)Sanığın örgütle iltisaklı okullara çocuklarını göndermesi, yine sanığın ikametinde ele geçirilen kitaplar ile sanığın geçirmiş olduğu idari soruşturma ve almış olduğu disiplin cezalarına karşı idare aleyhine açtığı davaların örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceğinin vebu hususların da hükme esas alınamayacağının gözetilmemesi,c)Hazırlık aşamasında sanıktan el konulan LG Marka cep telefonunun ve bilgisayar harddisklerinin, münhasıran suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşyalar olmadığı anlaşılmakla, sanığa iadesi yerine, koşulları oluşmadığı halde TCK'nın maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,Bozmayı gerektirmiş ..."