8. Hukuk Dairesi 2015/8695 E. , 2015/20593 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 13/11/2013 NUMARASI : DAVACI : Hazine DAVALI : M.. B.. DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil Hazine ile M.. B.. aralarındaki dava hakkında Erdemli 2. Hukuk Mahkemesi'nden verilen 13.11.2013 tarih ve ... sayılı hükmün Daire'nin 17.02.2015 gün ve 2014/... -2015/... sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Davacı Hazine vekili tarafından süresinde kararın düzeltilme
**8. Hukuk Dairesi 2015/8695 E. , 2015/20593 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 13/11/2013 NUMARASI : DAVACI : Hazine DAVALI : M.. B.. DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil Hazine ile M.. B.. aralarındaki dava hakkında Erdemli 2. Hukuk Mahkemesi'nden verilen 13.11.2013 tarih ve ... sayılı hükmün Daire'nin 17.02.2015 gün ve 2014/... -2015/... sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Davacı Hazine vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili; dava konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmazın aktif L. Çayı'nın taşkın kotunda yer almasına rağmen davalı adına tapuda kayıtlı olduğunu, L. Çayı'nın yüksek sarfiyatlı taşkın riski bulunduğunu, Başbakanlık Genelgeleri ve diğer mevzuatlar çerçevesinde dere yataklarının tespitinde DSİ'nin görüşünün alındığını ve DSİ'nin de dava konusu taşınmazın L. Çayı yatağında ve taşkın alanda olduğunu bildirdiğini açıklayarak, taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı M., dava konusu taşınmazın su baskını altında bulunan yerlerden olduğuna dair bir ilanın yapılmadığını, bunun yanı sıra 4373 sayılı Kanun'un mülkiyet hakkını yasaklamadığını ve bu yönde yargı kararlarının mevcut olduğunu, taşınmazda kıyı kenar çizgisinin bulunmadığını, taşınmazın kadimden beri tarım arazisi olarak kullanıldığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; 4373 sayılı Kanun'un mülkiyet hakkını sınırlamadığı, bahsi geçen Kanun'un 2. maddesinde taşkın alanda yer alan taşınmazların üzerinde bulunabilecek muhdesatlar için düzenleme getirildiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 4373 sayılı Kanun gereğince yapılması gerekli olan ilanların yapılmadığı, taşkın sularla ilgili bir tehlike oluştuğunda idare tarafından önlemler alınabileceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairenin 17.02.2015 tarih 2014/... esas 2015/... karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş davacı Hazine vekili süresinde dilekçesinde bildirdiği gerekçelerle karar düzeltme isteğinde bulunmuştur. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu ... ada ... parsele ilişkin kadastro tutanağı getirilmiştir. Senetsizden, limon bahçesi niteliğiyle, 1203,64 m2 olarak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesine göre, 18.09.2004 tarihinde, davalı M.. B.. adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 01.02.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Mahallinde 1 .//.. fen bilirkişisi, 1 ziraat bilirkişisi, 1 jeolog bilirkişi ve 1 mahalli bilirkişi refakate alınarak keşif yapılmıştır. 1944 doğumlu yerel bilirkişi ile 1959, 1937 ve 1949 doğumlu davalı tanıkları dinlenmiştir. Bu kişiler keşif zaptına geçen beyanlarında özetle: taşınmazın tarım arazisi olarak kullanıldığını, taşınmazın bulunduğu yerde hiç sel ve taşkın olduğunu duymadıklarını, ilçede bile sel olduğu zamanlarda buradaki derenin taşmadığını,taşkın ihtimali olsa ilerideki elektrik santralinin yapılmayacağını açıklamışlardır. Ziraatçi bilirkişi ve jeolog bilirkişi tarafından birlikte düzenlenen raporda, L. Çayı yatağının en üst kodu ile dava konusu taşınmazın dere sınırındaki en alt kodu arasındaki farkın yer yer 1 ila 3 metre aralıklarında değiştiği, bu kot farkının L. Çayı'nın yüksek sarfiyatında taşkın riski taşıdığı, taşmanın vuku bulması halinde taşmanın gücüne bağlı olmakla birlikte mevcut narenciye bahçesine fazla zarar vermeyeceği belirtilmiştir. Kural olarak aktif dere ya da çay yatakları ile bunların etki alanları zilyetlik ya da imar ihya yoluyla kazanılamaz. Bir başka anlatımla, bu gibi yerler devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlar olması nedeniyle özel mülkiyete konu olamaz. Dosyadaki bilirkişi raporları bu yönüyle eksiktir. Hal böyle olunca 3 kişilik jeolog bilirkişi aracılığıyla mahallinde keşif yapılması, taşınmazın aktif dere yatağı veya derenin etkisi altında bulunup bulunmadığının jeolog bilirkişiler aracılığı ile açıklamalar doğrultusunda tam olarak belirlenmesi, bilirkişilerden taşınmazın önceki ve şu anki niteliğini kesin olarak belirleyen gerekçeli, karşılaştırmalı ve Yargıtay denetimine açık bilimsel içerikli rapor alınması, yukarıdaki kurala göre yapılacak belirlemelerden sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken dosyada mevcut yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz incelemesi neticesinde Daire tarafından açıklandığı şekilde inceleme ve araştırma yapılmak üzere bozma sevk edilmesi gerekirken yerel mahkeme kararının onanması hatalı ve iş yoğunluğundan kaynaklanan maddi yanılgıya dayalıdır. Davacı Hazine vekilinin karar düzeltme isteği bu nedenle yerindedir. SONUÇ: Yukarıda açıklandığı üzere Yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekirken Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek onandığı anlaşılmakla, davacı Hazine vekilinin karar düzeltme isteği yerinde olduğundan KABULÜ ile Dairenin yanılgıya dayalı 17.02.2015 tarih ve 2014/... Esas, 2015/... Karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına, Mahalli mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yasa gereğince aynı mahkeme ilamı ile ilgili bir defadan fazla karar düzeltme isteğinde bulunulamayacağından ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 17.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.