Başvuru, iskân suretiyle tahsis ve tapuya tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, iskân suretiyle tahsis ve tapuya tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/4/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvuruculardan Ayla Aydemir, Gülçin Zehra Ellik, Gülşen Sağsöz, Hatice Yönet, Mehmet Göksel Aydemir, Neslihan Çakır, Oğuz Aydemir, Orkut Aydemir, Osman Aydemir, Recep Çınar ve Rösan Yahşılar sırasıyla 1948, 1966, 1954, 1959, 1969, 1979, 1991, 1989, 1973, 1957 ve 1949doğumlu olup İstanbul'da; Sezai Aydemir ise 1941 doğumlu olup Antalya ili Alanya ilçesindeikamet etmektedir. Başvurucuların murisi Osman Aydemir ailesiyle birlikte Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmiştir. Tekirdağ ili Çorlu ilçesi Türkgücü köyünde bulunan 107, 108, 109, 110 ve 111 parsel sayılı taşınmazlar, 14/6/1934 tarihli ve 2510 sayılı İskan Kanunu kapsamında başvurucuların murisi adına 1939 yılında tahsis ve tescil edilmiştir. Çorlu Toprak ve İskân Şefliği 28/12/1955 tarihinde, başvurucuların murisine ve ailesine tahsis edilen yerlerin terk edildiğinin Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâletinin 4/9/1944 tarihli yazısıyla tespit edildiği gerekçesiyle anılan taşınmazların kayıtlarının terkin edilerek Maliye Hazinesi adına tesciline karar vermiş; Çorlu Tapu Müdürlüğü de 20/1/1956 tarihinde terkin ve tescil işlemini gerçekleştirmiştir.Başvurucuların murisi Osman Aydemir 24/10/1970 tarihinde ölmüştür. Başvuruculardan Hatice Yönet 10/3/2011 tarihinde işlemi öğrendiğini öne sürerek anılan idari işleme karşı 9/5/2011 tarihinde Tekirdağ İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Mahkeme 10/5/2012 tarihli kararla davanın süre aşımı yönünden reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesi uyarınca idari uyuşmazlıklardan dolayı Danıştay ve idare mahkemelerinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde yazılı bildirimin yapıldığı tarihten itibaren altmış gün olduğu ifade edilmiştir. Taşınmazların 20/1/1956 tarihinde Hazine adına tescil edildiğinin belirtildiği kararda, başvurucuların murisinin bu tarihten yaklaşık 14 yıl 10 ay sonra öldüğü ve davanın murisin ölümünden yaklaşık 41 yıl sonra açıldığı hatırlatılmıştır. Mahkeme, murisin hayatta olduğu 14 yıl boyunca beş adet parselin sicil kaydının terkin edilerek Hazine adına tescil edildiğinden haberdar olunmamasının hayatın olağan akışına uygun düşmediğini vurgulamıştır. Murisin hayatta iken dava açmadığını anımsatan Mahkeme, muris tarafından kullanılmayan bu hakkın mirasçı tarafından da bu aşamada kullanılamayacağı sonucuna ulaşmıştır. Mahkeme kararı, Danıştay Sekizinci Dairesinin (Daire) 23/5/2013 tarihli ilamı ile onanmıştır. Karar düzeltme istemi de Dairenin 19/12/2013 tarihli ilamı ile reddedilmiştir. Nihai karar 9/4/2014 tarihinde başvurucu Hatice Yönet'e tebliğ edilmiştir. Başvurucular 21/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. A. Ulusal Hukuk 2510 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“iskân bir aileye, nüfus ve ihtiyacına göre oturacak ev veya ev yeri, sanatkârlara ve tüccarlara ayrıca geçim getirecek dükkân veya mağaza yahut bu gibi yapı veya yeri ve mütedavil sermaye; çiftçilere de ayrıca kâfi toprakla çift hayvanı, alât ve edevatı, tohumluk, ahır ve samanlık veya yeri vermekle yapılır." 2510 sayılı Kanun'un maddesinin (A) fıkrası şöyledir:“A : Hükümetçe iskân edilen muhacirler, mülteciler, göçebeler ve 1 numaralı mıntıkada Hükümetçe yerleştirilen kimseler yerleştirildikleri yerde en az on yıl oturmağa mecburdurlar. Bunlar Dahiliye vekilliğinin izni olmadıkça başka yerlerde yurt tutamazlar. Başka yerlere izinsiz gidip yurt tutanlar ve tutmak isteyenler yerleştirildikleri yere döndürülürler." Olay tarihinde yürürlükte bulunan 21/12/1938 tarihli ve 3546 sayılı mülga Devlet Şurası Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İdarî kaza yolu ile Devlet şûrasına dava açmak müddeti her nevi muamele ve kararların alâkalılara usulü dairesinde tefhim veya tebliğinden yahud idarî vazifelerin ifası vesilesile vukubulan fiiller hakkında icraya ıttıla tarihinden itibaren hususî kanunlarla müddet tayin edilmeyen hallerde 90 gündür.” 24/12/1964 tarihli ve 521 sayılı mülga Danıştay Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Danıştayda idari dâva açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren, kanunlarda ayrı süre göster ilmiyen hallerde, doksan gündür.” Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2577 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “ Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.” B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk içinbkz. Varvara Arnavut, B. No: 2014/7538, 13/9/2017, §§ 24-