1. Hukuk Dairesi 2026/815 E. , 2026/2354 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/434 E., 2025/332 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R- Dava, k…
1. Hukuk Dairesi 2026/815 E. , 2026/2354 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/434 E., 2025/332 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R- Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ile mera olarak sınırlandırma isteğine ilişkindir. Kadastro sonucunda, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 186 parsel sayılı taşınmazın, K.evvel 328 tarih, 1 sıra; Aralık 1948 tarih, 32 sıra; Haziran 319 tarih, 91 sıra; T.Sani 3 39... sıra; Mayıs 948 tarih, 84 sıra; K.Sani 927 tarih, 106 sıra numaralı tapu kayıtları, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tarla vasfıyla ... adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazın sonraki dönemlerde hibe, satış, intikal ve hisse birleştirme işlemlerine tabi tutulduğu, yörede yapılan uygulama (yenileme) kadastrosu çalışmaları sonucunda 1 03... parsel numarasını aldığı, halen davalı adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Davacı Hazine vekili; çekişmeli taşınmazın ... Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğünün uhdesinde bulunan 1937 tarih ve 19 sayılı Arazi Tahrir Defterinin 449 sırasında köy merası olarak kayıtlı olduğunu, 1955 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında bu kaydın araziye uygulanmadığını ve söz konusu kaydın kapsamında kalan çekişmeli taşınmazın şahıs arazisi olarak tespit edildiğini, bilahare yörede mera tahdidinin yapıldığı ve çekişmeli taşınmazın tahdit kapsamında kaldığını beyanla tapu kaydının iptali ile mahsus sicile kaydedilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kadastro tespit tutanakları ve tedavüllü tapu kayıtları incelendiğinde bu yerin özel mülkiyete konu olacak biçimde tapuya tescil edildiğinin anlaşılacağını, taşınmazın bulunduğu yörede kadastro tutanaklarının 10.09.1955 tarihinde kesinleştiğini, kadastro çalışmaları sırasında ve askı sürecinde davacı Hazinenin mera iddiasına ilişkin herhangi bir itirazının olmadığını, dava konusu taşınmazın çok eski yıllardan beri özel mülkiyette olduğunu ve taşınmazda tarım yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; toplanan delillere göre çekişmeli taşınmazın mera vasfında olmadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafın tutunduğu arazi tahrir kaydının mülkiyet belgesi olmadığı, çekişmeli taşınmazın kadim mera olduğunu ispat yükünün davacı Hazine üzerinde olduğu, toplanan delillere göre taşınmazın mera vasfında olduğunun ispat edilemediği, taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapılmamasının mera olduğunu ispat etmediği, tespit tarihinden 60-65 yıl geçtikten sonra eldeki davanın açılmasının Anayasa Mahkemesi kararlarında istikrarlı bir şekilde uygulanan meşru beklenti kavramına tamamen aykırı olduğu, çekişmeli taşınmazın mera olarak sınırlandırılması sonucu elde edilmek istenilen yarar ile davalı gerçek kişilerin davanın kaybedilmesi nedeniyle uğrayacakları külfet arasında orantısızlık bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu belirtilerek doğru sonuca varılabilmesi için davacı Hazine dayanağı vergi kaydının ve taşınmaza revizyon gören tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesi, ardından yöntemince mera araştırmasının yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi hususuna değinilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın tarımsal arazi niteliğinde olduğu, mera vasfını taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece yazılı şekilde davacı Hazinenin mera iddiasını ispat edemediği, çekişmeli taşınmazın özel mülkiyete konu yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığı gibi bilirkişi raporları muhteviyat ve sonuçları itibariyle çelişkiler barındırdığı halde bu yön üzerinde durulmamış, bozma kararının gereklerine riayet edilmemiştir. Dosya kapsamında yer alan jeodezi (harita) mühendisi bilirkişi raporuna göre taşınmazın sınırlarının oluşmadığı, ot ve çayıra benzer bitki örtüsüne tesadüf edildiğinin belirtildiği, hükme esas bilirkişi heyeti raporu içeriğinde ise taşınmazın özel mülkiyete konu yerlerden olduğuna dair kanaate varıldığı, bu hususun çelişki oluşturduğu; öte yandan davacı Hazinenin mera iddiası yönünden Hazine dayanağı tahrir kaydının ve taşınmaza revizyon gören tapu kaydının aidiyeti hususunda usulüne uygun şekilde uygulama yapılmadığı gibi yöntemince mera araştırmasının da yapılmadığı, taşınmazın niteliği, kadim mera olup- olmadığı, tarımsal amaçlı kullanılıp-kullanılmadığı hususunda dava konusu taşınmazın sınırları içerisinde bulunduğu köy ile komşu köylerde ikamet eden yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı ve tarafsız mahalli bilirkişilerden ayrıntılı ve maddi olaylara dayalı olarak beyan alınmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; taşınmazın bulunduğu yere ait özellikle askeri haritalar ile geniş ölçekli memleket haritaları ve taşınmaza revizyon gören tapu kayıtları tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile oluşumuna esas kayıtlar getirtilerek dosya ikmal edilmelidir. Bundan sonra, taşınmaz başında elverdiğinde yaşlı, yöreyi iyi bilen, taşınmazın bulunduğu köy ile komşu köylerde ikamet eden yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, ziraat fakültelerinin toprak bölümünde ihtisaslı ve önceki keşiflere refakat etmemiş 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi ile 2 kişilik jeoloji mühendisi bilirkişiden teşekkül eden bilirkişi kurulu ve daha evvel dosyaya rapor ibraz etmemiş 3 kişilik harita mühendisi bilirkişi kurulunun katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, davacı Hazinenin dayandığı tahrir kaydı ile çekişmeli taşınmaza revizyon gören tapu kayıtları mevkisi ve tüm hudutları ile uygulanarak zeminde tek tek gösterilmeli, gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, yerel bilirkişilerce gösterilen hudutlar teknik bilirkişi haritasında işaret ettirilmeli, uygulama sırasında özellikle eski tarihli askeri haritalardan istifade edilerek tahrir kaydında yazılı hudut yerleri bu haritalar vasıtasıyla belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği ve kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, mera vasfında olup-olmadığı ya da mera niteliğindeki taşınmazdan kazanılıp-kazanılmadığı etraflıca sorularak maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı; teknik bilirkişilerden yapılan keşfi, tespit edilen hudutları ve uygulanan kayıtların kapsamını gösteren ayrıntılı, denetime elverişli krokili rapor alınarak bu suretle tahrir kaydının ve taşınmazlara revizyon gören tapu kayıtlarının kapsamı belirlenmelidir. Kayıt kapsamları belirlendikten sonra 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulundan dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup-olmadığı, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera nitelikli yerlerden nasıl ayrıldığı, taşınmazın meradan açılan, meranın devamı niteliğinde olup-olmadığı, üzerinde sürdürülen ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup-bulunmadığı ve ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü açıklayıp tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, önceki bilirkişi raporlarının içeriğini de denetleyecek şekilde bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır. Harita mühendislerinden teşekkül eden bilirkişi kuruluna dosyada mevcut en eski tarihli hava fotoğrafları ile askeri haritalar üzerinde inceleme yaptırılarak davacı dayanağı tahrir kaydında yazılı hudut yerlerine ilişkin denetleme yapılmalı, çekişmeli taşınmazın ve mera tahsis haritası kapsamında kalan tüm taşınmazların bir bütün halinde hava fotoğraflarında gözüken nitelikleri, mera olup olmadıkları, fiilen tarımsal faaliyette kullanılıp kullanılmadıkları, sınırlarının belirgin olup-olmadığı, çevre arazilerden ayıran doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup-bulunmadığı hususlarında bilimsel verilere dayalı rapor aldırılmalı, ayrıca mera tahsis haritası ile davacı Hazinenin dayandığı arazi tahrir kaydının kapsadığı alanları gösteren kroki düzenlettirilmelidir. Yukarda değinilen hususlar gözetilerek yapılan tahkikat sonucunda elde edilmiş deliller ile daha evvel toplanmış tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru değildir. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren Akçaabat 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.