10. Hukuk Dairesi 2023/9710 E. , 2024/12124 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/473 E., 2023/868 K. KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/133 E., 2022/366 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilme
**10. Hukuk Dairesi 2023/9710 E. , 2024/12124 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/473 E., 2023/868 K. KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/133 E., 2022/366 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle; davacının 25.02.1998 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalıştığı, 22.09.2011 tarihinde iş kazası geçirdiği, sağ ayağının sinirler hariç koptuğu, SGK'ya maluliyet oranının tespiti için başvuru yapıldığı, henüz maluliyet oranının tespit edilemediğini, iş kazasının işverenin iş güvenliği ile ilgili önlemleri almaması iş güvenliği eğitimlerinin verilmemesi sonucu meydana gelmiş olup kazada kusurun işverene ait olduğu, davacının meydancı olarak çalışmasına rağmen tavan vinci kullanma görevinde de çalıştırıldığı, kazanın da vinç kullanırken meydana geldiği, kaza sonrası sakat kalan davacının koltuk değnekleri ile yürüdüğü, tedavisinin devam ettiği, bu arada davacının işten çıkarıldığı, davacının iş kazası geçirdiği 2011 yılında net 1.100,00 TL maaş aldığı, yol ve yemeğin işverene ait olduğu, emsallerinin 2014 Temmuz tarihinde 2.100,00 TL maaş aldığı beyan ederek manevi tazminata ilişkin hakları ve maddi tazminata ilişkin fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalma kaydı ile tazminat miktarı belirlenemediğinden şimdilik 1000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ederek iş bu davayı açtığı, davacı vekilinin 06.09.2021 tarihinde vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 141.000,00 TL olarak artırdığı, davacı vekilinin 24.11.2017 tarihinde vermiş olduğu dilekçe ile müvekkilinin davalı iş yerinde 25.02.1998 tarihinden itibaren çalışmakta iken 22.09.2011 tarihinde iş kazası geçirdiğini, müvekkilinin davalı işyerinde meydancı olarak çalışmasına rağmen görevi olmayan tavan vinci kullanma bölümünde de çalıştırılmakta olup kazanın da vinç kullanırken meydana geldiğini, davacının geçirdiği iş kazası sonucunda sağ ayağı sinirler hariç feci bir şekilde koptuğunu, müvekkilin sağ ayağı kaza sonrası kullanılamayacak derecede sakatlandığını, sadece koltuk değnekleriyle yürüyebilmekte ve sıkıntılı bir şekilde de tedavi süreci devam ettiğini, müvekkilinin bu elim olay neticesinde %28 malul kaldığını, Gebze 2.İş Mahkemesinde 2014/851 Esas sayılı dosyası ile konuyla ilgili maddi tazminat davası açıldığını, yapılan yargılamada da davalı işveren %80 oranında kusurlu bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla ile 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline, ilgisi sebebi ile dosyanın Gebze 2.İş Mahkemesinde 2014/851 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ederek dava açtığı, tevzien Gebze 4. İş Mahkemesinin 2017/447 Esasına kaydı yapılan işbu davanın tensiben 06.12.2017 tarihinde mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının maruz kaldığı iş kazasının kendi kusurundan kaynaklandığı, dikkatsiz çalışması sonucu ihmal ve kusurundan meydana geldiği, sürekli döküm yol operatörü olarak Çelikhane İşletme Müdürlüğünde 01.11.2003 tarihinden beri aynı işyerinde aynı işte çalışmakta olup tecrübeli bir işçi olduğu, 22.09.2011 tarihinde çelikhane kontinü, şalama altı ıskarta tavasından parça kütüklerden bir tanesini yerden kumandalı vinç ile kaldırırken kaldırdığı sırada dikkatsiz çalışması sonucu kusuru ile kütük demirin sağ bacağına çarpması ile kazalanmasına neden olduğu, davacının vinç operatör sertifikası bulunduğu gibi davacıya gerekli eğitimlerin de verildiğini, zararın doğmasında ve artmasında etkili olduğundan BK 52 nci madde gereğince tazminatın kaldırılması ya da indirim yapılmasını talep ettiği, maddi zararının SGK tarafından geçici iş göremezlik ödemeleri ile bağlanan maluliyet aylığının peşin sermaye değeri ile karşılandığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle,"... İş kazasının oluşumunda davalı işverenin % 80, davacı işçinin % 20 oranında kusurlu olduğu, ...davacının 07.08.2019 tarihine kadar %28, bu tarihten sonra ise %34,2 olan maluliyet oranına göre diğer hesap unsurları aynı kalmak suretiyle 10.10.2022 tarihli bilirkişi ek raporu aldırılmıştır. Anılan denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacının toplam maddi zararının 137.385,71 TL olduğu anlaşılmış, ek rapor hükme esas alınmış ve 137.385,71 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Mahkememizce önceki hükümde, dosyamız ile birleşen Gebze 4. İş Mahkemesinin 2017/447 E sayılı dosyası üzerinden talep edilen manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı lehine15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş, anılan karar istinaf incelemesinden geçmiş ve bu karar yönünden bir kaldırma kararı verilmemiştir. Bu nedenle Mahkememizce davacının ve davalının sosyal-ekonomik durumları, günün iktisadi şartları, paranın alım gücü, maluliyet ve tedavi süreci, kazanın meydana geliş şekli, kazada davalı işverenin %80 kusurlu, davacı kazazade işçinin %20 kusurlu olması bir kül halinde değerlendirilerek hak ve nesafet kuralları göz önünde tutulmak suretiyle davacı lehine verilen 15.000,00 TL manevi tazminata ilişkin hüküm aynen korunmuş ve takdir olunan manevi tazminatın olayın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle; "İşbu davanın ve birleşen dosyadaki davanın ayrı ayrı kısmen kabulüne; 1-Davacının davalı şirket hakkında açmış olduğu işbu dosyaya konu maddi tazminat davasının kısmen kabulüne; 137.385,71 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 22.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Mahkememiz dosyası ile birleşen Gebze 4. İş Mahkemesinin 2017/447 E sayılı dosyasına konu manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.09.2011 itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Söz konusu dosyanın daha evvelden 2021 yılında karara çıkmış olup davalıların istinaf talebi doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile maluliyet oranları ve usuli kazanılmış hak hususlarından bahisle kararın kaldırılmasına karar verildiğini, -Dosyada tekrar yargılama yapıldığını ve 2022 yılında davanın karara çıkarıldığını, -Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı öncesi ve sonrası karara bakıldığında aynı asgari ücret üzerinden ancak Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı gereğince maluliyet hesabının farklı olarak karar verildiğinin görüldüğünü, -Oysaki Bölge Adliye Mahkemesi kararı sonrası dosyanın 2022 yılında yargılamaya devam edilmiş olup bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle 2022 yılı asgari ücrete göre rakamların güncellenmesi ve bu doğrultuda karar verilmesi gerektiğini, -Bu nedenle bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle 2022 yılı asgari ücrete göre rakamların güncellenmesi ve bu doğrultuda karar verilmesi gerekmekteyken ilk kararın aynısı mahiyetindeki kararın kaldırılması ve talepleri doğrultusunda karar verilmesi gerekmekte olup verilen kararın bu nedenle usul ve kanuna aykırı olduğunu, -Dosyada Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda 07.08.2019 tarihine kadar %28 bu tarihten sonrası için ise % 34,2 maluliyet oranı üzerinden hesaplama yapılmışsa da Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki Bölge Sağlık Kurulu raporuna itiraz edilmediğinden bahisle davalı yönünden usuli kazanılmış hakkın söz konusu olduğu yönünde yapılan değerlendirilmeye itiraz edildiğini, -01.11.2018 tarihli celseye bakıldığında görüleceği üzere gelen müzekkere cevapları ile ekindeki belgelerdeki aleyhe olan kısımları kabul etmedikleri ifade edilmek suretiyle söz konusu orana itiraz edilmiş olup ayrıca daha sonra alınan rapor masrafları da karşılandığını, -Bu nedenle 07.08.2019 tarihine kadar %28 bu tarihten sonrası için ise %44,2 maluliyet oranı üzerinden ve PSD'nin dosyaya gelen son PSD'ye göre mahsubu suretiyle hesaplama yapılacak şekilde ek rapor aldırılması gerektiğini, -Müvekkilinin 10 yılı aşkın süredir bu kaza nedeni ile tedavilerle uğraşmakta ve adaletin gerçekleşmesini beklediğini, müvekkilinin kaza nedeni ile bacağından sakatlandığını, bacağı kopmuş ve sayısız ameliyatlar sonucu yerine dikildiğini, ancak yürümekte zorlandığını, kazadan önce yeni doğmuş çocuğu büyümüş ancak müvekkili ayağından geçirdiği sayısız ameliyat ve tedaviler nedeni ile çocuğu ile dahi ilgilenemediğini, geç çocuk sahibi olabilen müvekkilinin kaza nedeni ile tüm ailevi ve sosyal yaşamı etkilenmiş, çocuğu ile ilgilenemediği, peşinden koşamadığı için psikolojisi bozulduğunu, bu sebeple hükmedilen manevi tazminatın çok az olduğunu, -Kazanın 22.09.2011 tarihinde olduğunu, her ne kadar belirsiz dava konusu olsa da 10 yıl dolmadan ıslah-talep arttırımı tarafından yapıldığını, bu yönde doğacak ek talep hakkını saklı tuttuğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı ... Demir Çelik End. ve Tic. A.Ş.vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacının, müvekkili Şirketteki işine 25.02.1998 yılında girdiğini ve 22.09.2011 tarihine kadar 13 yıldan fazla süre boyunca vinç operatörü pozisyonunda çalıştığını, davacının, 22.09.2011 tarihinde çelikhane kontinü şalama altı ıskarta tavasından parça kütüklerden bir tanesini yerden kumandalı vinç ile kaldırırken kaldırdığı sırada dikkatsiz davranması sonucunda kendi kusuru ile kütük demirin sağ bacağına çarpması ile kaza geçirdiğini, davacı ...'ın, vinç ehliyeti bulunduğunu, ayrıca davacı işçinin, Müvekkili Şirkette 13 sene boyunca çalıştığını, oldukça tecrübeli bir işçi olduğunu, kendisi Müvekkili Şirketin İşçileri için tahsis ettiği koruyucu güvenlik malzemelerini kullanmanın şahsi güvenliği ve sağlığı için elzem olduğunun bilincinde olduğunu, -Müvekkili Şirketin, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 4 üncü maddesinin işverene yüklediği yükümlülüklere uygun davrandığını, hem davacının 13 senelik tecrübeli bir işçi olması hem de müvekkili Şirket tarafından davacıya sürekli aralıklarla sağlanan eğitimler göz önünde bulundurulduğunda müvekkili Şirketin davacının iş kazasından sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının, 22.09.2011 tarihinde parça kütüklerden bir tanesini yerden kumandalı vinç ile kaldırırken kaldırdığı sırada kendi dikkatsizliği sonucunda yaralandığını, gerçekleşen kazada davacının %100 kusurlu olduğunu, davacı tanığı ... ve ...'ın beyanlarında "...Davacının vinç ehliyeti vardı, davacı kaza geçirdiği vinci kullanabilecek deneyime sahipti. İşyerinde iş güvenliği uzmanı tarafından çalışanlara işe girerken ve çalıştığı süre boyunca bazen ayda bir bazen iki-üç ayda bir eğitim verilmektedir. İşyerinde vinç operatörlerine koruyucu malzeme olarak demir uçlu iş ayakkabısı, iş elbisesi, gözlük, kulaklık, baret, maske, bez eldiven verilmektedir.” ifadelerine yer verdiklerini, görüldüğü üzere müvekkili Şirketin çalışanlarına gerekli her türlü eğitimi verdiğini ve koruyucu güvenlik malzemelerini sürekli olarak tesis ettiğini, -Tüm bu hususların göz önünde bulundurulduğunda gerçekleşen kazada müvekkili Şirketin sorumlu tutulması ve müvekkili Şirket aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin hukukun mantığı ile bağdaşmadığını, -Mahkemece davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş oranda olduğunu, manevi tazminat miktarlarının bir nebze olsun kişilerin yaşadıkları elem ve ıstırabı giderme amacı taşımasının amaçlandığını, bu nedenle manevi tazminat taleplerinin kazanç amacına dönük olamayacağının Yargıtayın yerleşik içtihatlarından olduğunu, -Yer verdikleri Yargıtay ilamında da belirtildiği üzere manevi tazminatın, ceza niteliği taşımadığı gibi zararın karşılanmasını da amaç edinmediğini, aksi manevi tazminat talebinin kabulü anlamına gelmemekle birlikte, tazminat miktarının sınırı somut olaya göre zarar görenin bir nebze olsun ıstırabını giderecek şekilde belirlenmesi gerektiğini, -Açıklanan tüm sebeplerle, somut olayda davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının çok yüksek olup hukuka aykırılık teşkil ettiğini, -Yukarıda açıklandığı üzere müvekkili şirketin kanunların aradığı şartlara uygun olarak hareket ederek işçilerine hem düzenli aralıklarla eğitim verdiğini, hem de gerekli koruyucu malzemeleri tesis ettiğini, gerçekleşen iş kazasında ise davacının %100 kusurlu olduğunu, -Hüküm kurulurken baz alınan bilirkişi raporunun ise tüm bu hususları göz ardı ederek sınırlı bir değerlendirme yaptığını ve müvekkili Şirkete fahiş oranda kusur atfettiğini, bu sebeple hukuka aykırı şekilde kurulan hükmün kabulünün mümkün olmadığını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile" ...Her ne kadar dairemizin 2022/245 Esas ve 2022/630 Karar sayılı ilamında maluliyet dışında diğer veriler aynı kalacak şekilde hesap raporu tanzim edilmesi gerektiği belirtilmiş ve bilirkişi tarafından da bu yönde rapor tanzim edilmiş ise de ilk kararın her iki tarafça istinaf edilmiş olması nedeniyle asgari ücretteki değişikliğin de nazara alınması gerektiği değerlendirilmiştir. Diğer bir husus ise davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerine ilişkindir. Bilirkişi tarafından %28 oranına göre farazi yapılan peşin sermaye değeri hesaplamayı esas alınmış ise de Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yazılan 15.05.2018 tarihli yazı cevabına göre %34,2 oranına göre yarıya indirilmiş PSD değeri 56.342,96 TL olup, gelirin yarıya indirildiği tarihe kadar yapılan fiili ödeme ise 844,14 TL dir. Fiili ödemenin yarısının eklenmesiyle bulunan peşin sermaye değeri ise 56.765,03 TL olup davalının kusuruna göre %80'i yani 45.412,02 TL si maddi zarardan mahsup edilmelidir. Bilirkişi tarafından davalının %80 kusuruna isabet eden geçici iş görmezlik dönemi (47.459,52 TL), aktif sürekli iş görmezlik zararı ( 85.398,42 TL) ve işleyecek dönem zararı(1.909,72 TL ) olarak hesaplanmıştır. Dairemizce de davacının pasif dönem hesabı ek rapor tarihindeki asgari ücrete (net 5.500,35 TL ) göre aşağıdaki şekilde hesaplanmıştır... Buna göre davacının 47.459,52 TL geçici iş görmezlik dönemi, 85.398,42 TL aktif sürekli iş görmezlik zararı, 1.909,72 TL işleyecek dönem zararı ve 219.712,916 TL pasif dönem zararı olmak üzere 354.480,58 TL maddi zararının bulunduğu ;bulunan bu rakamdan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen geçici iş görmezlik ödeneğinin ve bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin davalının kusuruna isabet eden miktarının mahsubu ile (354.480,58 TL-35.233,40 TL -45.412,02 TL) davacının hüküm altına alınması gereken maddi zararının 273.835,16 TL olduğu hesaplanmıştır. Ancak ıslah dilekçesindeki talebi ile bağlı kalınarak davacının maddi zararı 141.000 TL olarak hüküm altına alınmıştır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Bu ilkeler ışığında, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, davacının yaşı, tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli, maluliyet oranı ve tespit tarihi dikkate alındığında davacı lehine talep ettiği gibi 50.000 TL manevi tazminat taktiri yerine 15.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır. ..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin asıl ve birleşen dava yönünden HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin ise asıl ve birleşen dava yönünden HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın ve birleşen davanın kabulüne dair davacının davalı şirket hakkında açmış olduğu işbu dosyaya konu maddi tazminat davasının taleple bağlı kalınarak kabulüne; 141.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 22.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; birleşen Gebze 4. İş Mahkemesinin 2017/447 E sayılı dosyasına konu manevi tazminat davasının kabulüne; 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.09.2011 itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, şeklinde karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle ve Bölge Adliye Mahkemesince kendilerine talep arttırım imkanı sağlanmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi 3. Değerlendirme A)Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince 15.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği, taraf vekillerinin istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak manevi tazminat yönünden 50.000,00 TL'ye hükmedildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Taraf vekillerinin hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR : Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Taraf vekillerinin hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.