8. Hukuk Dairesi 2022/5736 E. , 2024/5817 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/821 E., 2022/765 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Gemlik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/616 E., 2019/434 K. Taraflar arasında birleştirilerek görülen tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından is…
**8. Hukuk Dairesi 2022/5736 E. , 2024/5817 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/821 E., 2022/765 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Gemlik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/616 E., 2019/434 K. Taraflar arasında birleştirilerek görülen tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Asıl davada davacı; Bursa ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkiinde kuzeyi 8519 parsel, doğusu ... zeytinliği, batısı ve güneyi çalılık olan taşınmazın sazlık, bataklık, kayalık, taşlık gibi devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, 35 yılı geçkin zamandır zeytinlik vasfında, nizasız, fasılasız, malik sıfatı ile kendi tasarrufunda bulunduğunu belirterek ekli krokide 45 (A) harfi ile gösterilen 3.586,32 m2 miktarındaki zeytinlik vasfındaki taşınmazın adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davacı; Bursa ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkii kuzeyi, doğusu, batısı çalılık ve güneyi 8315 parsel olan taşınmazın sazlık, bataklık, kayalık, taşlık gibi devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, 35 yılı geçkin zamandır zeytinlik vasfında, nizasız, fasılasız, malik sıfatı ile kendi tasarrufunda bulunduğunu belirterek ekli krokide 39 (A) harfi ile gösterilen 1.542,19 m2 miktarındaki zeytinlik vasfındaki taşınmazın adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili; husumet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, taşınmazların ... nazım imar planında kaldığını, kadastro çalışmalarında sınırlandırılması ve tespiti yapılmayarak tescil harici olarak bırakılan yerlerden olduğunu, herhangi bir tapu ve vergi kaydına rastlanmadığını, Hazineye ait yerlerden olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; husumet itirazları olduğunu, kamu mallarının özel mülkiyete konu olamayacağını, kazandırıcı zamanaşımı ya da başka bir yolla edinilemeyeceğini, açılan davanın hukuki bir dayanağı olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu yerin 1964 yılında tescil harici bırakıldığı, jeoloji mühendisi raporunda %30 eğim olduğu, orman mühendisi raporunda ise 1976 yılında imar ihya olduğu belirtmesine rağmen mahalli bilirkişiler ... ve ...'ın 25 yıl önce davacının ağaçları diktiğini anlattığı, ayrıca ziraat mühendisi raporunda ağaçların 40 yaş civarı olduğu belirtilmesi hususu da birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından dava konusu taşınmazda imar ve ihyanın ne zaman ve nasıl yapıldığının ispatlanamadığı, taşınmazın öncesinin çalılık olması ve eğimi de değerlendirildiğinde, orman toprak muhafaza karakteri taşıdığı; birleşen dosya açısından fotogrometri ve fen bilirkişisi ortak raporunda imar ihyanın 35 yıl önce yapıldığı ve zilyetliğin bu süreden beri devam ettiğinin belirtildiği, jeoloji mühendisi bilirkişinin eğimi %25 olarak tespit ettiği, eğimi ve öncesinin çalılık olması sebebiyle birleşen dosyadaki taşınmazın orman toprak muhafaza karakteri taşıdığı, zilyetlikle iktisap edilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine, asıl davada Bursa ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Mevki 06.09.2018 tarihli fotogrometri harita mühendisi raporunda Ek-6 krokide (A) harfi ile gösterilen 3013,14 m2 taşınmazın çalılık vasfı ile davalı Hazine adına kayıt ve tesciline, birleşen dosyada Bursa ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevki 18.03.2019 havale tarihli fen bilirkişisi ve fotogrometri bilirkişisinin ortak imzalı raporunda Ek-6 krokide (B) harfi ile gösterilen 1542,51 m2 taşınmazın çalılık vasfı ile davalı Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince, dava konusu taşınmazların %12'nin üzerinde % 25 ve %30 eğimi bulunması nedeniyle 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1/j ve Orman Kadastro ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/1-o maddesi uyarınca orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle zilyetlikle iktisabının mümkün olmamasına, komşu 8374 ve 8315 parsel sayılı taşınmazların da hükmen Hazine adına tescilli bulunmasına göre verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de; bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; zeytinlik alanlarda taşınmazın eğiminin yüksek olması davanın reddi için tek başına yeterli bir sebep değildir. Kaldı ki bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere taşınmazların orman ve toprak muhafaza karakteri taşımadığı, taşınmazların tamamında zeytin ağaçları dikili olduğu ve toprak erozyonu olmadığı ifade edilmiştir. Taşınmazların orman kadastrosunda orman sınırları dışarısında bırakılma tarihinden sonra sürdürülen zilyetliğe kıymet verilerek orman sınırları dışarısında bırakıldığı tarihten dava veya imar kapsamına alınmış ise imar tarihine kadar kazanmaya yeterli zilyetlik süresinin geçip geçmediği ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddesinde aranan şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi zorunludur. Dosyadaki teknik bilirkişi raporlarında çekişmeli taşınmazların yörede yapılan ve kesinleşen orman tahdit sınırları dışında orman sayılmayan yer olarak bırakıldığı belirtildiği gibi, 1943, 1953 ve 1968 tarihli hava fotoğraflarında çalılık, 1976 ve 1997 tarihli hava fotoğraflarında tarım alanı olarak görüldüğünün, dava konusu taşınmazlar üzerinde imar-ihyanın 1976 yılında tamamlandığının bildirildiği, ayrıca taşınmazların tamamının ... Büyükşehir Belediyesi Meclisinin 16.10.2008 tarihinde onaylanan ... Nazım İmar Planı sınırı içerisinde kaldığı, imar durumunun tarım alanı olarak tanımlandığı görülmüştür. Mahkemece 2016 ve 2018 yıllarında yapılan keşifler sırasında dinlenilen yerel bilirkişilerin zilyetliği doğrulamasına, alınan bilirkişi raporlarında taşınmaz bölümleri üzerinde düzenli olarak dikilmiş 35-40 yaşlarında zeytin ağaçları bulunduğunun bildirilmesine, imar plan tarihi olan 2008 yılından önceki 20 yıldan fazla zamana tekabül edecek şekilde taşınmazın zeytinlik olduğu hususları birlikte gözetildiğinde, taşınmazlarda davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiği anlaşıldığından, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davaların reddi yönünde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.