8. Hukuk Dairesi 2012/12478 E. , 2013/13137 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile ... ve ... Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.05.2003 gün ve 46/52 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı 15.08.2001 havale tarihli harcı tahsil edilen dava dilekçesinde özetle: köyü, mevkii ve sınır…
**8. Hukuk Dairesi 2012/12478 E. , 2013/13137 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile ... ve ... Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.05.2003 gün ve 46/52 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı 15.08.2001 havale tarihli harcı tahsil edilen dava dilekçesinde özetle: köyü, mevkii ve sınırları dava dilekçesinde yazılı olan taşınmazın tapulama çalışmaları sırasında tescil harici bırakıldığını, bu yere ilişkin tahrir kaydının özel idarede mevcut olduğunu ve zilyetliğin kendisinde bulunduğunu açıklayarak bu yerin MK.nun 639. maddesi uyarınca adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, dava tarihi itibariyle davacının 31 yaşında olması nedeniyle MK.nun 639. maddesi uyarınca zilyetlik yoluyla mülk edinme koşullarının davacı yararına gerçekleşmediğini ve iddia ettiği tahrir kaydının nizalı yere uymadığını açıklayarak davanın reddine savunmuştur. Davalı ... tüzel kişiliğine dava dilekçesi yöntemine uygun olarak tebliğ edilmesine karşın cevap vermemiş ve oturumlara katılmamıştır. Mahkemece, dava konusu yerin bir bölümünün dere yatağı kapsamında kaldığı, bir kısmının ise, 53 nolu parsel içerisinde tespit ve tescilinin yapıldığı, bu yerlerde davacı lehine zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davacı tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle bozma istekli olarak temyiz edilmiştir. Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; Özel İdare Müdürlüğü'nden 1937 tarih ve 103 tahrir nolu vergi kaydı sureti getirilmiştir. 30.04.1998 tarihli köy senedi başlıklı belge dosya içerisindedir. Köyü ve mevkii ile miktarı yazılı taşınmazın ara zilyet olan ... tarafından oğlu ...'e satıldığına ilişkindir. Emin oğlu ...'ün nüfus kaydı getirilmiştir. Bu kişinin 01.04.1970 doğumlu olduğu görülmüştür. Keşif yapılmıştır. Yerel bilirkişi ile davacı tanığı keşif heyetine gösterdiği dava konusu yerin eklemeli zilyetliğinin 20 yılı aşkın bir süreden beri davacı ile bayiilerinde olduğunu söylemişlerdir. Keşifte görevlendirilen teknik bilirkişiler kroki ve raporlarını dosyaya sunmuşlardır. 53 nolu parsele ilişkin tapulama tutanağı getirilmiştir. Susuz tarla niteliği ile 31 hektar 3000 m2 olarak, senetsizden, 30.07.1984 tarihinde, ... adına tespit görmüş, şahısların itirazı üzerine; tapulama komisyonu itirazın reddine karar vermiş ve dava açılmadığından 05.12.1985 tarihinde kesinleşmiştir. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenini bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, teknik bilirkişilerin 12.02.2002 tarihli rapor ve eki krokide A ve B harfleriyle gösterilen yerlerin davacı lehine zilyetlik yoluyla kazanıp kazanılamayacağında toplanmaktadır. Hemen belirtmek gerekirki, dava konusu yapılan yerin bir kısmı 53 nolu tapulama parseli kapsamında kalmıştır. Söz konusu parsel, 05.12.1985 tarihinde kesinleşmiştir. Eldeki dava, 15.08.2001 tarihinde açılmıştır. 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 31 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 ile Geçici 4. maddesine göre 10 ve 1 yıllık hak düşürücü süreler geçmiştir. Her ne kadar, 53 nolu parsele ilişkin olarak doğrudan dava açılmamış ise de, söz konusu parsel yasal hasım olan ... üzerine kayıtlı olup, tespitin kesinlemesi tarihinden dava tarihine kadar hak düşürücü süreler geçmiş olduğu için bu parselle ilgili olarak ret kararı verilmesi açıklanan gerekçelerle sonuç itibariyle doğru olmakla bu yere ilişkin kararın ONANMASINA, ancak, yukarıda sözü edilen bilirkişiler raporuna ekli krokide A ile gösterilen yerin kuzey ve batı sınırında yol ve eylemli dere bulunduğu anlaşılmaktadır. Kural olarak kadim yolların ve aktif derelerin imar ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün değildir. Yine aktif derelerin etki alanında kalan kısımlarında zilyetlikle kazanılmaz. Hal böyle olunca, paftasında ve krokisinde A harfiyle işaretli yerle ilgili olarak özellikle jeolog bilirkişi ile ziraatçi bilirkişi refakate alınarak yerel bilirkişiler kaymakamlık aracılığıyla belirlendikten sonra mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarının da mümkün olduğunca keşif mahallinde hazır edilerek dinlenilmesi için nizalı taşınmazın bulunduğu yerde yöntemine uygun olarak keşif yapılması, yerel bilirkişilerden ayrı ayrı taşınmazın niteliği, zilyetlik durumu ile davacının tutunduğu köy senedi ve Özel İdare'den getirtilen 103 tahrir nolu vergi kaydının davacı ile bayiileri ile irtibati sağlanarak yöntemine uygun olarak mahalline uygulanması, sınırlarında yazılı olanlar hakkında kapsamlı açıklamalı bilgilerin alınması zorunludur. Bundan ayrı, taraf tanıklarından da zilyetlikle ilgili konu hakkında etraflıca bilgi alınması, beyanlar arasında çelişki bulunduğunda giderilmeye çalışılması icap eder. Ayrıca, keşif heyetine dahil edilen uzman bilirkişiler jeolog ve ziraatçi bilirkişiden nizalı taşınmazın niteliği, imar-ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ile 5403 Sayılı Yasa kapsamına göre sulu ve kuru tarım arazisi olup olmadığı ve bu yerin kadim yol ya da aktif dere yatağı veya dere yatağının etki alanında bulunup bulunmadığının net bir şekilde açıklığa kavuşturulması, tüm bu bilgi ve belgelerin keşfi izlemeye infazı sağlamaya elverişli tapu fen memuru yetkiye haiz teknik bilirkişiye düzenlettirilercek rapor ve ölçekli kroki ve rapora yansıttırılması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturmayla yetinilerek bu yerle ilgili olarak davanın reddi doğru olmamıştır. Açıklanan gerekçelerle hükmün bu bölümünün 6100 sayılı HMK.nun geçici 3. maddesi yollamısayla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 23.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.