T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2669 KARAR NO : 2026/1001 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/02/2024 NUMARASI : 2023/509 E - 2024/151 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 09/04/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapıla…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2669 KARAR NO : 2026/1001 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/02/2024 NUMARASI : 2023/509 E - 2024/151 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 09/04/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...Müdürlüğünün 3305 sayılı yasa ve değişik 2560 sayılı yasa ile Büyükşehir Belediyesinin sınırları içinde ve mücavir alanlarda su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak ve kurulu olanları devralıp işletmek üzere kurulduğu, su satışı ve kullanılmış suların uzaklaştırılmasına karşılık abonelerden ücret alınmasının öngörüldüğü, 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 05.06.1986 tarih ve 3305 sayılı yasayla değişik 23. maddesi hükmü gereği su satışı ve kullanılmış suların uzaklaştırılması ile çevreyi kirletmeyecek tedbirlerin alınması ve aldırılması ile ilgili tarifelerin hangi kriterlere göre saptanacağı ve bu şekilde saptanan bedellerin hangi usul ve esaslara göre tahsil edileceğini belirlemek üzere Tarifeler Yönetmeliği hazırlandığı, davalı İstanbul Ticaret Odasına kayıtlı tüzel kişi ve ticaret şirketi abone, iş yeri olarak kullandığı, Silivrikapı Mah. .... Caddesi Bina No: ... Fatih/İstanbul adresinde ID ...-9 numaralı sözleşme ile İdare kayıtlarına abonelik tesis ettiği, ID ...-9 numaralı sözleşme hesabına Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun surette tahakkuk ettirilen borç miktarını ise ödemediği, davacı İdare de alacağının tahsili amacıyla Merkezi Takip Sistemine kayıtlı icra takip dosyası ile borçlu ticaret şirketi aleyhinde İlamsız icra yoluyla takip başlattığı, ancak hakkında başlatılan bu yasal takibe, takibe konu ID ...-9 numaralı sözleşmenin takip tarihi itibariyle toplam 41.766,75.- TL borcu bulunmasına ve aboneliğine ilişkin bu sözleşmenin sahibi olmasına rağmen davalı tarafça haksız ve yersiz bir şekilde itiraz edildiği ve takibin durmasına sebebiyet verildiği, davalı hakkında İstanbul Arabuluculuk Bürosunun 2023/59619 arabuluculuk dosya numarasında kayıtlı olan alacakla ilgili olarak davacı taraf vekili ile görüşmelere katılmış ise de 18.07.2023 tarihinde anlaşmama son oturum tutanağı düzenlendiği, dava konusu alacağın faturalandırıldığı su bedelleri ve bu bedellere işlemiş gecikme zammından müteşekkil olduğundan likit olduğu, dolayısıyla borçlu likit bir alacağa karşı itirazda bulunundan, bu haksız itirazı nedeniyle % 20’den aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatı ödemeye mahkum edilmesi gerektiği, bu nedenlerle fazlaya ilişkin olarak her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; haksız ve dayanaksız itirazın iptali ile takibin devamına; borçlunun % 20’dan az olmamak üzere icra inkar tazminatını ödemesine; yargılama giderleriyle, vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine; karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; fatura tarihinin 1987 yılına ait olduğu ve alacağın üzerinden 36 yıldan fazla bir zaman geçtiği göz önüne alındığında alacak zaman aşımına uğradığı, müvekkili şirket tarafından bu sözleşme numarası ile belirtilen adreste tesis edilmiş bir abonelik sözleşmesi bulunmadığı, davacı idare tarafından müvekkili şirkete 24.09.2019 tarihinde ... sayısıyla gönderilmiş bulunan ihtarname sonrasında olaya müvekkili şirket tarafından muttali olunduğunu, bunun üzerine 17.10.2019 tarih ve ... sayılı yazı ile idareye başvurularak özetle " kayıtlarımızın tetkikinde böyle bir abonelik bulunmadığı, idare kayıtlarının tetkiki ile varsa bu aboneliğe ait sözleşmenin tarafımıza iletilmesi" talep edildiği, 31.10.2019 tarihli cevapta ise "müdürlüğümüze bağlı abonelik işlemleri şefliğince arşiv kayıtlarımızda yapılan inceleme neticesinde ...A.Ş adına herhangi bir sözleşme olmadığı" açıkça bildirildiği, bu yazışmanın üzerinden yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra da müvekkili şirkete MTS ödeme emri tebliğ edildiği, müvekkili şirkete ait böyle bir borç olmadığı için zorunlu olarak takibe itiraz edildiği, borçlu şirketin ticaret sicil numarasının 258 olarak belirtilmiş olduğu, oysa ki müvekkili şirketin ticaret sicil numarasının ... olduğu, abonelik tesis edilen adres ise Fatih ilçesi sınırları dahilinde olup belirtilen adreste müvekkili şirketin merkezi veya bir şubesi ya da faaliyeti de olmadığı, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı idare aleyhine % 20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, tüm masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; " mahkememizce davacıya davaya konu ödeme emrinde 1987 tarihli faturadan bahsedildiği, dava dilekçesinde farklı tarihli faturalardan bahsedildiği görülmekle, bu hususa yönelik beyanda bulunmak ve davayı somutlaştırmak üzere davacı vekiline süre verildiği , davacı vekilince sunulan beyan dilekçesinde ; "...-9 no'lu abonelik sözleşmesinin 01.07.1987 tarihinde yapıldığı , borcundan dolayı 03.07.2019 tarihinde iptal edildiği, söz konusu borca ilişkin, 09/05/2017 tarihli 18.330,84 TL.bedelli, 11.10.2017 tarihli 152 TL bedelli, 3.7.2019 tarihli 228 TL bedelli, 3.7.2019 tarihli 0,49 TL. Bedelli ve 4.1.2022 tarihli 0,66 TL. bedelli KDV fark faturası olmak üzere 5 adet faturanın olduğu, borç dönemlerinin 1987 yılı olmadığı bu nedenle alacağın zaman aşımına uğramadığı" belirtildiği bu haliyle , davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibinde, beyan dilekçesinde bahsi geçen faturalara dayanılmadığı bu sebeple itirazın iptali davasında bu hususların ileri sürülemeyeceği ... Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi hakkında kötüniyet unsuru ispat edilmediği" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; ilk derece mahkemesince HMK 27. maddesindeki hukuki dinlenilme hakkının ihlaline neden olacak biçimde bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın ve önincelemeden sonraki ilk celsede davanın reddine karar verildiğini, delillerin toplanmadığını, bilirkişi incelemesi yapılmadığını, kararın eksik inceleme ile verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, sözleşmeye dayalı alacağın tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, sözleşmenin takip tarihi itibariyle toplam 41.766,75.- TL borcu bulunmasına ve aboneliğine ilişkin bu sözleşmenin sahibi olmasına rağmen ödeme yapılmadığını, itirazın haksız olduğunu ileri sürmüştür. Davalı ise, davacı ile aralarında abonelik sözleşmesi olmadığını savunmuştur. Dava İİK'nın 67. maddesi uyarınca dayalı alacağın tahsili için açılan itirazın iptali davasıdır. İtirazın iptali davası niteliği itibariyle takibe sıkı sıkıya bağlı bir eda davasıdır. Bu davalarda, davacı alacaklı takipte gösterdiği faturalar dışında başka bir alacak kalemine dayanamaz. Davaya dayanak takip dosyasında ödeme emrinde borç dayanağı " Abone/Müşteri No :..., Belge/Fatura Tarihi :01/07/1987, Son Ödeme Tarihi :16/07/1987, Tutar :41.766,75 TL, ... numaralı Sözleşme Hesabı" olarak gösterilmiş, faturadan bahsedilmemiştir. Hal böyle olunca mahkemesince takipte fatura alacağına dayanılmadığı, fatura tarih ve numaralarının belirtilmediği anlaşılmakla mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin istinaf eden bu taraftan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09/04/2026