Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/3690 E. , 2024/2684 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/3690 Karar No : 2024/2684 DAVACI : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı-… VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- …/… 2- … Bakanlığı … Başkanlığı/… VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Muğla ili, Datça ilçesi, … Mahallesi, … ada … ve … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 11.03.2022 tarihli ve 5300 sayılı Cumhurbaşkanlığ
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/3690 E. , 2024/2684 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/3690 Karar No : 2024/2684 DAVACI : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı-… VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- …/… 2- … Bakanlığı … Başkanlığı/… VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Muğla ili, Datça ilçesi, … Mahallesi, … ada … ve … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 11.03.2022 tarihli ve 5300 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu imar planları ile belediye hizmet alanı, yol ve yeşil alan kullanım kararlarının kaldırıldığı, böylece sosyal ve teknik altyapı dengesinin bozulduğu, imar planları ile getirilen ticaret alanı kullanımına ilişkin olarak plan notlarında bu alanlara konut ve turizm tesisi kullanım kararları getirilebileceği düzenlemesine yer verildiği, yapı yoğunluğu artmasına karşın yakın çevresinde sosyal, kültürel, teknik alt yapı kullanım kararları planlanmadığı, sosyal ve teknik altyapı dengesini, altyapı ve ulaşım sistemini bozacak nitelikte, kamu yararı gözetilmeden, teknik ve nesnel gerekçelere dayandırılmadan, alanda nüfus ve yapı yoğunluğunu artıracak şekilde yapılan plan değişikliklerinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve mevzuat hükümlerine uygun olmadığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istenilmektedir. SAVUNMANIN ÖZETİ: Usule ilişkin, davanın süresinde açılmadığı, davacının davayı açmada hukuki yararı bulunmadığı, esasa ilişkin olarak ise, dava konusu imar planları ile nüfus yoğunluğu artmadığı, yaklaşık 1635 m2 büyüklükteki uyuşmazlık konusu alanın 761 m2'lik kısmının ticaret alanı, 357 m2'lik kısmının park, 69 m2'lik kısmının teknik altyapı, 447 m2'lik kısmının yaya yolu olarak planlandığı, bu durumda yarısından fazlasının kamusal hizmete açıldığı, bu kapsamda hazırlanan dava konusu imar planı değişikliklerinin ilgili mevzuata, planlamanın temel ilke ve esaslarına, çevre imar bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … DÜŞÜNCESİ :Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'NUN DÜŞÜNCESİ : Dava, Muğla ili, Datça ilçesi, …Mahallesi, … ada … ve … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 11.03.2022 tarihli ve 5300 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin usule yönelik itirazları yerinde görülmemiştir. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; "bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan; a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının, c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların, d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının, e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının, f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. " hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun 5.maddesinde nâzım İmar Planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak Uygulama İmar Planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nâzım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. 3194 sayılı Kanunun 6. maddesinde: "Mekânsal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluşur. İmar planları ise nâzım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanır. Her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanır." hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunun imar planlarında Bakanlığın yetkisini düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrasında; "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir. " hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı Kanunun Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır. Dosyanın incelenmesinden; …Tütün Mamulleri Tuz ve Alkol İşletmeleri A.Ş mülkiyetinde bulunan Muğla ili Datça ilçesi … ada …, …Mahallesi, …ada, … ve …sayılı parseller … tarihli ve … sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alındığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığının 11.03.2022 tarihli, 5300 sayılı kararı ile onaylanan 1/5.000 ölçekli nâzım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin 12.03.2022 tarihli, 31776 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı, planların 1(bir) ay süre ile askıya çıkarıldığı, dava konusu parsellerin 2005 tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planında “belediye hizmet alanı, park alanı ve orta yoğunlukta konut alanı” olarak planlanmışken dava konusu 11.03.2022 tarihli 5300 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile “ticaret alanı, teknik altyapı ve park alanı” olarak yeniden düzenlendiği, 2005 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında “belediye hizmet alanı E: 0.30 Yençok:10.50m,(3 kat) (Gümrük Müdürlüğü), belediye rekreasyon alanı, çocuk bahçesi ve yol” olarak planlanmışken dava konusu 11.03.2022 tarihli 5300 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile “ticaret alanı, park, teknik altyapı alanı ve yaya yolu” olarak planlandığı anlaşılmaktadır. Danıştay 6. Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda; dava konusu olan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli Uygulama imar planının birbirleri ile ve üst ölçekli planları olan 1/25000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/100000 ölçekli Aydın Muğla Denizli Çevre Düzeni Planı ile uyumlu olduğu, alana ilişkin tüm dava konusu planlarda, kademeli birliktelik ilkesine uyulduğu, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen, imar planlarının ihtiyaca cevap vermediği veya üst kademe plan kararlarına uymadığı durumlarından herhangi birinin oluşmadığı, alanın statüsünün özel kanun hükümleri kapsamında olduğu ancak planlama doktrini açısından bir alanın özelleştirme kapsam ve programına alınmasının ve satışı yolu ile dolaylı kamu menfaati sağlama amacının planlamanın ilkeleri ve hizmet amaçları arasında olmadığı, kent planlama disiplininde yapılan her işlemin doğrudan kamu menfaatine olması gerektiği, "belediye hizmet alanı ve park alanı” olarak tanımlı alanların özelleştirme kapsamında değerlendirilmesinde belirli kısıtların bulunduğu, bu nedenle özelleştirme altyapısı oluşturulurken hem bu kısıtların engellenmesi hem de doğrudan genel kamu menfaati sağlanması için titizlikle daha kapsamlı projelerin üretilmesi gerektiği, dava konusu plan değişikliği ile “park alanı ve yol alanı” kullanımlarının miktarlarının azaltıldığı, “belediye hizmet alanı” kullanımının ise tamamen kaldırıldığı, dava konusu planlar ile miktarında azalma olduğu belirlenen park alanlarının sosyal altyapı alanları arasında yer aldığı, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik ile Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan tanımlar ve şehir planlama tekniğinde kullanılan arazi çeşitlendirmesi ve tanımlamaları gereği belediye hizmet alanlarının sosyal ve teknik altyapı alanları üst başlığı içerisinde yer aldığı, bu nedenle park alanları ve belediye hizmet alanlarının, kaldırılması veya değiştirilmesinin ancak belli koşullar dahilinde olduğu, bu koşulların dava konusu planlarda sağlanmadığı, dava konusu plan değişikliği ile önerilen “ticaret alanı” kullanım kararı ve tanımlanan yapılaşma koşullarının bölge karakteri itibariyle yakın çevresi ile uyumlu olduğu, alanda artan yapılaşma miktarı ve önerilen ticaret alanı ile birlikte bölgede trafik yoğunluğu ve otopark ihtiyacının artacağı, bu hususun tam olarak belirlenebilmesi için gerekli trafik etütlerinin yapılması gerektiği, oluşacak ek trafik yükünün ve otopark ihtiyacının yine bölge bütününde ele alınarak çözülmesi gerektiği aksi halde çevre kullanımların durumdan olumsuz etkileneceği, dava konusu plan değişikliği ile söz konusu alanda yapılaşma miktarının arttırıldığı, genel kamusal kullanımlardan oluşan plan kararlarının daha çok bireysel kullanıma uygun olacak şekilde yeniden düzenlendiği, kent meydanının erişilebilirlik düzeyinin azaltıldığı, yapılmak istenen projenin münferit bir çalışma olduğu, ancak alanın konumu itibariyle bütüncül olarak ele alınması gerektiği, davaya konu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklerinin ilgili mevzuat hükümlerine, planlama esaslarına, planlama tekniğine ve şehircilik ilklerine uygun olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Anılan bilirkişi raporu ve dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu imar planı değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından iptali gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Daire since, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : …Tütün Mamulleri Tuz ve Alkol İşletmeleri A.Ş mülkiyetinde bulunan Muğla ili Datça ilçesi … ada …, … Mahallesi, … ada, … ve … sayılı parseller … tarihli ve … sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığının 11.03.2022 tarihli, 5300 sayılı kararı ile onaylanan 1/5.000 ölçekli nâzım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği 12.03.2022 tarihli, 31776 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından 28.03.2022-27.04.2022 tarihleri arasında, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değşikliği Datça Belediyesi tarafından 07.04.2022- 07.05.2022 tarihleri arasında 1(bir) ay süre ile askıya çıkarılmıştır. Uyuşmazlık konusu parseller 2005 tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planında “belediye hizmet alanı, park alanı ve orta yoğunlukta konut alanı” olarak planlanmış iken dava konusu 11.03.2022 tarihli 5300 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile “ticaret alanı, teknik altyapı ve park alanı” olarak yeniden düzenlenmiş, 2005 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında “belediye hizmet alanı E: 0.30 Yençok:10.50m,(3 kat) (Gümrük Müdürlüğü), belediye rekreasyon alanı, çocuk bahçesi ve yol” olarak planlanmış iken dava konusu 11.03.2022 tarihli 5300 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile “ticaret alanı, park, teknik altyapı alanı ve yaya yolu” olarak planlanmıştır. Davacı tarafından dava konusu işlemin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle 12.05.2022 tarihinde bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; "bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan; a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının, c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların, d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının, e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının, f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. " hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun 5.maddesinde nâzım İmar Planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak Uygulama İmar Planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nâzım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. 3194 sayılı Kanunun 6. maddesinde: "Mekânsal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluşur. İmar planları ise nâzım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanır. Her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanır." hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunun imar planlarında Bakanlığın yetkisini düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrasında; "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir. " hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı Kanunun Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usül yönünden; Süre itirazı incelendiğinde; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Kanununun 18. maddesiyle eklenen ve 28.06.2014 günü yürürlüğe giren "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasında; İvedi yargılama usulünün acele kamulaştırma işlemleri ile Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarından doğan uyuşmazlıklar hakkında da uygulanacağı belirtilmiş 2. fıkrasında ise; "ivedi yargılama usulünde: a) Dava açma süresi otuz gündür. b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz." kuralı yer almıştır. Uyuşmazlık konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından 28.03.2022-27.04.2022 tarihleri arasında, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değşikliği Datça Belediyesi tarafından 07.04.2022- 07.05.2022 tarihleri arasında 1(bir) ay süre ile askıya çıkarılmıştır. Askı ilanı 07.05.2022 tarihinde tamamlanan uyuşmazlık konusu imar planlarına karşı son ilan tarihini izleyen otuz gün içinde 12.05.2022 tarihinde açılan dava süresinde olduğundan davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir. Ehliyet itirazı incelendiğinde; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmekte olup; Hukuk Devletinin öğesi olan, idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi, iptal davaları yoluyla sağlanmaktadır. İdarî işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön şartlarından biri olan "dava açma ehliyeti", her idarî işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat alâkasının varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idarî işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet şartı olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşrû ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir. Anayasanın "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" başlıklı bölümünde yer alan "çevrenin korunması" hususu, hem herkes için "sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını", hem de "çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önleme " ödevini tüm vatandaşlar için "hak ve ödev" olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Esasen çevre ve kültür varlıklarının korunması, kişilerin sağlıklı bir çevrede yaşamalarının sağlanması için idareye başvuruda bulunulması, kural olarak gerçek kişilerin ve amaçları doğrultusunda kurulan kamu ve özel hukuk tüzel kişilerinin hak ve ödevleri arasındadır. Şehir imar planı ana kararlarını bozucu nitelikte ve kamu yararına aykırı olarak dava konusu plan değişikliği yapıldığı iddiasıyla taşınmazın bulunduğu alanda idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi niteliğindeki büyükşehir belediyesinin, uyuşmazlığa konu imar planlarını uygulamak ve bu imar planlarının şehir imar planlarıyla uyumunu sağlamakla görevli olması nedeniyle bu planların iptali istemiyle dava açmakta kişisel, meşrû ve güncel bir menfaatinin bulunduğu sonucuna varıldığından davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir. Esas yönünden; Dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma şartlarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, uyuşmazlığa konu taşınmaza verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, taşınmazın konumu dikkate alındığında, taşınmaza verilen fonksiyonların ulaşım bütünlüğüne olumsuz etkisinin olup olmadığının, yapılan değişikliğin trafik yoğunluğuna ek yük getirip getirmeyeceğinin tespiti amacıyla Naip üye … tarafından resen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. …, Prof. Dr. … ve Doç. Dr. …'in katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 24.08.2023 havale tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile, bilirkişi raporuna davalı idare tarafından yapılan itirazlar ve davacı beyanları birlikte değerlendirilerek incelenmiştir. Bilirkiş raporunda "*Dava konusu olan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli Uygulama imar planının birbirleri ile ve üst ölçekli planları olan 1/25000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/100000 ölçekli Aydın Muğla Denizli Çevre Düzeni Planı ile uyumlu olduğu, alana ilişkin tüm dava konusu planlarda, kademeli birliktelik ilkesine uyulduğu, * Dava konusu planlarda, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen, imar planlarının ihtiyaca cevap vermediği veya üst kademe plan kararlarına uymadığı durumlarından herhangi birinin oluşmadığı, * Dava konusu alanın statüsünün özel kanun hükümleri kapsamında olduğu ancak planlama doktrini açısından bir alanın özelleştirme kapsam ve programına alınmasının ve satışı yolu ile dolaylı kamu menfaati sağlama amacının planlamanın ilkeleri ve hizmet amaçları arasında olmadığı, * Kent planlama disiplininde yapılan her işlemin doğrudan kamu menfaatine olması gerektiği, * “Belediye hizmet alanı ve park alanı” olarak tanımlı alanların özelleştirme kapsamında değerlendirilmesinde belirli kısıtların bulunduğu, bu nedenle özelleştirme altyapısının oluşturulurken hem bu kısıtların engellenmesi hem de doğrudan genel kamu menfaati sağlanması için titizlikle daha kapsamlı projelerin üretilmesi gerektiği, * Dava konusu plan değişikliği ile “park alanı ve yol alanı” kullanımlarının miktarlarının azaltıldığı, “belediye hizmet alanı” kullanımının ise tamamen kaldırıldığı, * Dava konusu planlar ile miktarında azalma olduğu belirlenen park alanlarının sosyal altyapı alanları arasında yer aldığı, * Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik ile Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan tanımlar ve şehir planlama tekniğinde kullanılan arazi çeşitlendirmesi ve tanımlamaları gereği belediye hizmet alanlarının sosyal ve teknik altyapı alanları üst başlığı içerisinde yer aldığı, * Bu nedenle park alanları ve belediye hizmet alanlarının, kaldırılması veya değiştirilmesinin ancak belli koşullar dahilinde olduğu, bu koşulların dava konusu planlarda sağlanmadığı, * Dava konusu plan değişikliği ile önerilen “ticaret alanı” kullanım kararı ve tanımlanan yapılaşma koşullarının bölge karakteri itibariyle yakın çevresi ile uyumlu olduğu, * Dava konusu alanda artan yapılaşma miktarı ve önerilen ticaret alanı ile birlikte bölgede trafik yoğunluğu ve otopark ihtiyacının artacağı, bu hususun tam olarak belirlenebilmesi için gerekli trafik etütlerinin yapılması gerektiği, *Oluşacak ek trafik yükünün ve otopark ihtiyacının yine bölge bütününde ele alınarak çözülmesi gerektiği aksi halde çevre kullanımların durumdan olumsuz etkileneceği, *Dava konusu plan değişikliği ile söz konusu alanda yapılaşma miktarının arttırıldığı, genel kamusal kullanımlardan oluşan plan kararlarının daha çok bireysel kullanıma uygun olacak şekilde yeniden düzenlendiği, * Dava konusu plan değişikliği ile kent meydanının erişilebilirlik düzeyinin azaltıldığı, yapılmak istenen projenin münferit bir çalışma olduğu, ancak alanın konumu itibariyle bütüncül olarak ele alınması gerektiği, hususları ile birlikte davaya konu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklerinin oy birliği ile ilgili mevzuat hükümlerine, planlama esaslarına, planlama tekniğine ve şehircilik ilklerine uygun olmadığı kanaatine varılmıştır." tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek dava konusu işlem ile yapılan imar planı değişikliklerinin imar mevzuatı ve planlama ilkelerine uygun olduğu ileri sürülmüştür. Dairemizce yapılan değerlendirme; Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığında olduğu, bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerekmekle birlikte, 3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesinin ikinci fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yalnızca özelleştirme kapsamına alınan taşınmazlarda imar planı imar planı değişikliği yapılabildiği hususunun göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Yukarıda özetine yer verilen bilirkişi raporunda uyuşmazlık konusu imar planlarının planlama esaslarına şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı değerlendirilmiş ise de, davaya konu taşınmazın bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait olduğu, plan kararlarına ilişkin ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, dava konusu plan değişikliklerinin üst ölçekli planlara aykırılık oluşturmadığı, çevre ve imar bütünlüğü yönünden değerlendirildiğinde ise; bilirkişi raporunda da ifade edildiği gibi dava konusu plan değişikliği ile önerilen “ticaret alanı” kullanım kararı ve tanımlanan yapılaşma koşullarının bölge karakteri itıbarıyla yakın çevresi ile uyumlu olduğu, 3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden özelleştirmenin amacına uygun olarak taşınmazın verimli olarak kullanımının sağlanması için parsel bazlı değişiklik yapıldığı, dava konusu taşınmazın 2005 yılında yapılan imar planları ile belediye hizmet alanı kullanımına ayrılmasına rağmen atıl durumda olduğu, planlama alanında "ticaret alanı" kullanımına ihtiyaç bulunduğu, planlama kapsamında Muğla Büyükşehir Belediyesinden alınan kurum görüşünde dava konusu taşınmazın "belediye hizmet alanı" kullanımında kalması gerekliliğine ilişkin teknik ve bilimsel gerekçelerinin ortaya konulamadığı, diğer taraftan dava konusu parselle sınırlı olarak yapılan bu değişikliğin sosyal ve teknik alt yapı dengesini etkileyecek nitelikte olmadığı, ayrıcalıklı haklar verilerek çevre ve imar bütünlüğünün bozulmadığı, bu nedenlerle dava konusu imar planı değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4 Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi kapsamında kalan davada, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY (X): Muğla ili, Datça ilçesi, … Mahallesi, … ada … ve … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 11.03.2022 tarihli ve 5300 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılmıştır. 3194 sayılı İmar Kanunun imar planlarında Bakanlığın yetkisini düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrasında; "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir. " hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı Kanunun Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber; bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Bu kapsamda yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, * Dava konusu planlarda, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen, imar planlarının ihtiyaca cevap vermediği veya üst kademe plan kararlarına uymadığı durumlarından herhangi birinin oluşmadığı, * Dava konusu alanın statüsünün özel kanun hükümleri kapsamında olduğu ancak planlama doktrini açısından bir alanın özelleştirme kapsam ve programına alınmasının ve satışı yolu ile dolaylı kamu menfaati sağlama amacının planlamanın ilkeleri ve hizmet amaçları arasında olmadığı, * Kent planlama disiplininde yapılan her işlemin doğrudan kamu menfaatine olması gerektiği, * “Belediye hizmet alanı ve park alanı” olarak tanımlı alanların özelleştirme kapsamında değerlendirilmesinde belirli kısıtların bulunduğu, bu nedenle özelleştirme altyapısının oluşturulurken hem bu kısıtların engellenmesi hem de doğrudan genel kamu menfaati sağlanması için titizlikle daha kapsamlı projelerin üretilmesi gerektiği, * Dava konusu plan değişikliği ile “park alanı ve yol alanı” kullanımlarının miktarlarının azaltıldığı, “belediye hizmet alanı” kullanımının ise tamamen kaldırıldığı, * Dava konusu planlar ile miktarında azalma olduğu belirlenen park alanlarının sosyal altyapı alanları arasında yer aldığı, * Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik ile Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan tanımlar ve şehir planlama tekniğinde kullanılan arazi çeşitlendirmesi ve tanımlamaları gereği belediye hizmet alanlarının sosyal ve teknik altyapı alanları üst başlığı içerisinde yer aldığı, * Bu nedenle park alanları ve belediye hizmet alanlarının, kaldırılması veya değiştirilmesinin ancak belli koşullar dahilinde olduğu, bu koşulların dava konusu planlarda sağlanmadığı, * Dava konusu plan değişikliği ile önerilen “ticaret alanı” kullanım kararı ve tanımlanan yapılaşma koşullarının bölge karakteri itibariyle yakın çevresi ile uyumlu olduğu, * Dava konusu alanda artan yapılaşma miktarı ve önerilen ticaret alanı ile birlikte bölgede trafik yoğunluğu ve otopark ihtiyacının artacağı, bu hususun tam olarak belirlenebilmesi için gerekli trafik etütlerinin yapılması gerektiği, *Oluşacak ek trafik yükünün ve otopark ihtiyacının yine bölge bütününde ele alınarak çözülmesi gerektiği aksi halde çevre kullanımların durumdan olumsuz etkileneceği, *Dava konusu plan değişikliği ile söz konusu alanda yapılaşma miktarının arttırıldığı, genel kamusal kullanımlardan oluşan plan kararlarının daha çok bireysel kullanıma uygun olacak şekilde yeniden düzenlendiği, * Dava konusu plan değişikliği ile kent meydanının erişilebilirlik düzeyinin azaltıldığı, yapılmak istenen projenin münferit bir çalışma olduğu, ancak alanın konumu itibariyle bütüncül olarak ele alınması gerektiği, hususları ile birlikte davaya konu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklerinin oy birliği ile ilgili mevzuat hükümlerine, planlama esaslarına, planlama tekniğine ve şehircilik ilklerine uygun olmadığı kanaatine varılmıştır." tespitlerine yer verilmiştir. Bu çerçevede, bilirkişi raporunda yer verilen ve karara esas alınabilecek yeterlilikte görülen tespit ve değerlendirmeler doğrultusunda, dava konusu imar planı değişikliğinin çevre ve imar bütünlüğünü bozucu nitelikte olduğu anlaşıldığından, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile Dairemiz kararına katılmıyorum.