Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1238 E. , 2024/1272 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/1238 Karar No : 2024/1272 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : .... İdare Mahkemesinin ..tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... İdare Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında açt…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1238 E. , 2024/1272 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/1238 Karar No : 2024/1272 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : .... İdare Mahkemesinin ..tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... İdare Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında açtığı davadaki %10 olan maluliyet oranının %35,2 olarak değişmesi nedeniyle, değişen bu orana göre belirlediği 168.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince; olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Tıp Bilimleri Anabilim Dalı öğretim üyeleri tarafından düzenlenen rapor doğrultusunda, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, mevcut raporun Mahkemenin ara kararına aykırı olduğu, bilirkişiden istenenin maluliyet oranın belirlenmesi olduğu, bilirkişinin kendisinden talep edilmeyen bir konuda görüş bildirmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiği, Mahkemenin de görüş istemediği bir konuda görüş bildiren bilirkişi raporuna göre karar vermesinin hukuka aykırı olduğu, idarenin kusurlu olduğunun .... İdare Mahkemesinin ... sayılı dosyasında ispatlandığı ve kesinleştiği, Mahkemenin bunu yeniden değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacının 12/08/2009 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonrasında Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine getirildiği, yapılan muyanesinin ardından durumunun iyi olduğu belirtilerek taburcu edildiği, ağrılarının artması üzerine 13/08/2009 tarihinde Yeditepe Üniversitesi Hastanesi acil servisine başvurduğu, burada yapılan muayene ve tetkikler sonucunda davacının dalağında ve sol böbreğinde yırtılma olduğunun tespit edildiği ve aynı tarihte yapılan ameliyat ile sol böbrek ve dalağının alındığı, davacı tarafından Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/67 sayılı D. İş dosyasında alınan bilirkişi raporlarında, davacının %10 beden gücü kaybı olduğunun belirtilmesi ve Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde acil hizmetin gereği gibi verilmediği, mevcut bulgulara göre hastanın müşahede (gözlem) altında tutulması gerekirken, hastanın gözlem altında tutulmayıp, taburcu edildiği, taburculuk sırasında ayrıca bir tetkik ve klinik muayene yapılmadığı yönünde görüş bildirilmesi üzerine hizmet kusuru nedeniyle uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun reddi üzerine .... İdare Mahkemesinin ... sayılı dosyası ile tam yargı davası açıldığı, yargılama devam ederken davacı tarafından Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalından genel beden gücü kaybının %35,2 olduğunu bildirir ... tarih ve ... sayılı rapor alındığı, bu raporun Mahkeme dosyasına ibraz edilmediği, Mahkemece ilk rapor doğrultusunda ve %10 beden gücü kaybına göre maddi ve manevi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği, davacı tarafından .... İdare Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında açtığı davada %10 olan maluliyet oranının %35,2 olarak değişmesi nedeniyle değişen maluliyet oranına göre maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada merciine tevdi kararı verildiği, uzlaşma olmaması üzerine 28/03/2014 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu uyuşmazlıkta, ... İdare Mahkemesinin ...sayılı dosyası ile açılan davada ... Sulh Hukuk Mahkemesince Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğü Adli Tıp Uzmanına yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan ve Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde acil hizmetin gereği gibi verilmediği, mevcut bulgulara göre hastanın müşahede (gözlem) altında tutulması gerekirken, hastanın gözlem altında tutulmayıp, taburcu edildiği, taburculuk sırasında ayrıca bir tetkik ve klinik muayene yapılmadığı yönünde görüş bildiren rapor hükme esas alınarak dava konusu olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle davacının 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi isteminin kabulüne karar verildiği, anılan kararın Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince temyiz ve karar düzeltme taleplerinin reddi üzerine kesinleştiği, dolayısıyla dava konusu olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğunun sabit olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, Mahkemece davacının değişen maluliyet oranına göre hesaplanan maddi tazminat isteminin kabulü yönünde karar verilmesi gerekirken sağlık hizmetinin sunumu sırasında davalı idarenin hizmet kusuru olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin temyize konu .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.