DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3654 E. , 2024/382 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3654 Karar No : 2024/382 TEMYİZ EDEN (DAVACI): ... VEKİLİ: Av.... KARŞI TARAF (DAVALI):... Kurulu VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/11/2021 tarih ve E:2017/7007, K:2021/3476 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Te…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3654 E. , 2024/382 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3654 Karar No : 2024/382 TEMYİZ EDEN (DAVACI): ... VEKİLİ: Av.... KARŞI TARAF (DAVALI):... Kurulu VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/11/2021 tarih ve E:2017/7007, K:2021/3476 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/11/2021 tarih ve E:2017/7007, K:2021/3476 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-b maddesi uyarınca anılan suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın 09/10/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, FETÖ'nün örgütsel amaçlarına ulaşmak için evlilik müessesesi ve aile yaşamı ile ilgili olarak kullandığı yöntemlere ilişkin tespit ve değerlendirmeler yapılarak davacının eşi ile ilgili maddi ve hukuki süreç belirtildikten sonra davacının durumu değerlendirilerek; FETÖ'nün yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin (yargı kararıyla tespit edilen) FETÖ silahlı terör örgütü içerisindeki konumu dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, davacının, eşinin söz konusu örgüt içerisindeki faaliyetlerine karşı çıktığı yönünde bir delil de bulunmadığı, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu sonucuna ulaşıldığı, Davacının kendi beyanı yönünden, davacının örgüte ait dershaneye gittiği ve bu dershanede görev yapan öğretmenlerinin evine haftada bir gün sohbete gittiğine dair kendi beyanı ve diğer hususlara yönelik tespitlerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisaklı olduğu sonucuna varıldığı, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, yargılamaya katılmaması gereken hakimlerin katılması ile Dairece karar verilmiş olması nedeniyle hakimin reddi ve yargılamanın iadesinin gerektiği, suç işlememiş olduğunun mahkeme kararıyla sabit olduğu, bu kararın Danıştay da dahil her kurum için bağlayıcı olduğu, 2006 yılında bulunduğu ilçede tek olan dershaneye gittiği, örgütsel bir amaç için gitmediği, dershanenin ücretini ödediği, fiilinin sadece din ve vicdan hürriyeti kapsamında değerlendirilebileceği, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, cezaların geriye yürümezliği ilkesinin, eğitim hakkının, maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının, masumiyet karinesinin, cezaların şahsiliği ilkesinin, tarafsız mahkeme tarafından yargılanma hakkının, mahkemeye erişim hakkının, özel hayatına saygı hakkının, doğal hakim ilkesinin ihlal edildiği, hakkındaki iddiaların mesleği üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığının araştırılması gerektiği, eşi hakkında mahkumiyet kararı verilmişse de bu karara karşı AİHM'ye başvurulduğu, yine eşinin özgürlük ve güvenlik hakkının ihlali iddiası ile başvuruda bulunulduğu, eşinden dolayı cezalandırılmak suretiyle ayrımcılık yasağı ilkesinin de ihlal edildiği, AİHM kriterlerine göre ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin disiplin soruşturması için kullanılamayacağı, delilin sadece elde ediliş amacına uygun olarak kullanılabileceği, Danıştay ve Anayasa Mahkemesinin, dava konusu hakkında ihsası reyde bulunduğu ve Danıştayın bu doğrultuda karar verdiği, Beşinci Daire Başkanı Fethi Aslan'ın, irtibat ve iltisak noktasında beraat kararlarının kendilerini bağlamadığına yönelik ihsası reyde bulunduğu, davada yargılamanın iadesi ve hakimin reddi sebeplerinin bulunduğu, Danıştayın kendisi açısından etkili bir iç hukuk yolu olmadığı, Danıştayın içtihat aykırılıklarını resen önlemekle ve dava konusu işlem hakkında hukuka uygunluk denetimi yapmakla görevli olduğu, 667 sayılı KHK'nın Anayasa'ya aykırı olduğu, Daire kararının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne, Birleşmiş Milletler Kişisel ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'ne, Danıştay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararına aykırı olduğu, 667 sayılı KHK ve bu KHK kapsamında gerçekleştirilen işlemlerin hukuk devleti ve hukuk güvenliği ilkeleriyle uyumsuz olduğu, dava konusu işlemin, şekil, sebep, amaç ve konu unsuru bakımından da sakat olduğu, hakkında yasa, Anayasa ve uluslararası sözleşme hükümleri, 2802 sayılı ve 6087 sayılı kanunlardaki usuller ve güvencelerin uygulanmaması suretiyle hukuka aykırı davranıldığı, davalı idarenin dava konusu kararı “sosyal çevre” bilgisine dayalı olarak aldıklarını kabul etmelerinin bile tek başına dava konusu işlemin iptali için yeterli gerekçe oluşturduğu, dava konusu işlemin ölçülülük ilkesine uygun olmadığı, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine ilişkin herhangi somut bir iddianın bulunmadığı, Yargıda Birlik Platformuna üye olmayan ve 02/12/2014 tarihi ve öncesinde Danıştaya üye olarak seçilmiş olan Danıştay üyelerinden oluşan tarafsız bir heyet kurularak hakimin reddi ve buna bağlı olarak yargılamanın yenilenmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacı tarafından temyiz dilekçesinde Danıştay Beşinci Dairesi Başkanı ...'ın ihsası reyde bulunduğu ve Beşinci Daire Üyesi... ile birlikte, hükümete muhalif olduğu düşünülen hakim/savcıları tasfiye etmek amacıyla faaliyet gösteren bir oluşum olan Yargıda Birlik Platformunun içinde yer aldıklarından bahisle tarafsızlıklarını yitirdikleri ileri sürülerek, Yargıda Birlik Platformuna üye olmayan ve 02/12/2014 tarihi ve öncesinde Danıştaya üye olarak seçilmiş olan Danıştay üyelerinden oluşan tarafsız bir heyet kurularak hakimin reddi ve buna bağlı olarak yargılamanın yenilenmesi taleplerinin karara bağlanması istenilmiş ise de, davacı tarafından Daire aşamasında reddi hakim talebinde bulunulmadığı gibi, Beşinci Daire Üyesi ...'in temyize konu dosyada imzasının yer almadığı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. ve 56. maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 34. maddesinde sayılan "yasaklılık sebeplerinin" de Beşinci Daire Başkanı ... açısından temyize konu dosyada bulunmadığı anlaşıldığından bu talep yerinde ve Anayasa'ya aykırılık iddiası da ciddi görülmeyerek, gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yapılan yargılama sonucu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca anılan suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine yönelik olarak verilen ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının istinaf yoluna başvurulmaksızın 09/10/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 08/11/2021 tarih ve E:2017/7007, K:2021/3476 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 26/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.