4. Hukuk Dairesi 2023/3720 E. , 2025/2107 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/133 D.İş -2023/134 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2023/İHK-7026 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/193222 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi …
**4. Hukuk Dairesi 2023/3720 E. , 2025/2107 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/133 D.İş -2023/134 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2023/İHK-7026 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/193222 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ZMSS poliçesi bulunmayan aracın, yaya olan müvekkiline 04.08.2020 tarihinde çarpması sonucunda yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, davalı tarafa başvuru yapılsa da davalı tarafça ödeme yapılmadığını beyanla fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 10,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 109.126,12 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça dava öncesinde müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacının sunmuş olduğu maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, sunulan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre alınmadığını, davacının kaza nedeniyle maluliyetinin oluşmadığını, maluliyet tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, açılan davanın kısmi dava niteliğinde olduğunu ve bedel arttırımı yapılmasına muvafakatlerinin olmadığını, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, ceza dosyasında şikayetten vazgeçme ve uzlaşma olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun ZMSS poliçesi bulunmayan araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu ve kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini, tazminat hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faiz yönteminin aksi kanaat halinde 1,65 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkilinin faizden sorumlu olmadığını, faize karar verilmesi halinde aktüer bilirkişi raporu tarihinden itibaren yasal faize karar verilebileceğini, davacı lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında olması gerektiğini beyanla başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile 109.126,12 TL tazminatın 26.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış olmasına, kusur raporunun kazanın oluş şekline uygun olmasına, tazminat hesabının progresif rant yöntemi kullanılmak suretiyle yapılmasının Yargıtay içtihatları gereği olmasına göre davalının itirazların reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilince, davacı tarafa 10.12.2021 tarihinde 10.041,21 TL ödeme yapıldığını, ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yeterli olduğunu, ödemenin güncelleştirilmesinin asgari ücretteki artış oranı dikkate alınarak yapılması gerektiğini, ZMSS poliçesi bulunmayan aracın ZMSS yaptırma zorunluluğunun bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının sunmuş olduğu maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, sunulan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre alınmadığını, davacının kaza nedeniyle maluliyetinin oluşmadığını, maluliyet tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, ceza dosyasında şikayetten vazgeçme ve uzlaşma olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun ZMSS poliçesi bulunmayan araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu ve müvekkilinin sorumluluğuna yol açan aracın sürücüsüne izafe edilen kusur oranını kabul etmediklerini, tazminat hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faiz yönteminin aksi kanaat halinde 1,65 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkilinin faizden sorumlu olmadığını, faize karar verilmesi halinde aktüer bilirkişi raporu tarihinden itibaren yasal faize karar verilebileceğini, davacı lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında olması gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ZMSS poliçesi bulunmayan aracın, yaya olan davacıya çarpması ile meydana gelen trafik kazası sonucunda yaralanan davacının uğradığı bedensel zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. 1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, tazminat hesabında progresif rant yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılmasının Yargıtay içtihatları gereği olmasına, temerrüt tarihinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesine uygun olarak belirlenmiş olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda; Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan ve davacı tarafça dosyaya sunulan İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 08.02.2022 tarihli raporda, davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski nedeniyle %5 oranında, hipertrofik skar ve keloid başlığına göre %5 oranında olduğu ve Balthazard formül oranına göre toplam %10 oranında engel oranı olduğu kabul edilmiştir. Söz konusu maluliyet raporunu düzenleyen kurulun içerisinde plastik cerrahi uzmanı ile beyin ve sinir cerrahi uzmanının olmadığı görülmüş olup, bu haliyle raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır. İtiraz Hakem Heyetince; davacının maluliyet oranının tespiti için davacının tüm tedavi evraklarının getirtilip değerlendirmek ve davacının da muayene edilmesi suretiyle Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde plastik cerrahi uzmanı ile beyin ve sinir cerrahi uzmanının da bulunduğu heyetten olay tarihinde yürürlükte olan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik incelendiğinde Yönetmeliğin amacının terör, kaza ve yaralanmaya bağlı olarak çocuklar ile ilgili özel gereksinim alanlarının belirlenmesine yönelik raporun hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu, Yönetmeliğin 8. maddesinin (f) fıkrasında açıkça raporda engel oranının yazılmayacağının ifade edilmesi ile EK 2 ve EK.3'de bulunan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) Mevzuatla Uyum Arandığında Kullanılacak Tablo incelendiğinde engel oranı olarak %20'nin altındaki oranların gösterilmediği, Yönetmeliğin amacının engellilik oranları arasında çocukların özel gereksiniminin olup olmadığı ile ilgili olduğu, oysa TBK'nın 54.maddesi gereği kişinin bedensel zararının belirlenmesi için “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” ile sürekli iş gücü kaybı oranının belirlenerek buna bağlı olarak bedensel zararların tespit edilmesi gerektiği, çocukların trafik kazası sonucu sürekli sakatlık oranlarının tespitinde Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in uygulanma imkanın olmadığı ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerektiğinden Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun rapor alınarak, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. 3-Dosya kapsamına göre, kaza günü kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında, ZMSS poliçesi bulunyan aracın sürücüsünün, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-b maddesinde düzenlenen aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kuralını ihlal ettiğinin, davacının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 68/1-c maddesinde düzenlenen yaya geçitlerinde ya da zorunlu durumlarda, taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların trafiğin düzenine aykırı bir şekilde davranmaları, hem kendilerinin hem de başkalarının can güvenliğini tehlikeye sokacak tavırlarda bulunmamaları kuralını ihlal ettiği, kaza mahallinde park halinde bulunan aracın sürücüsünün ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 62. maddesinde düzenlenen yerleşim birimleri içindeki karayolunda, bir trafik işaretiyle izin verilmedikçe ve yükleme, boşaltma, indirme, bindirme, arızalanma gibi zorunlu nedenler dışında kamyon, otobüs ve bunların katarları, lastik tekerlekli traktörler ile her türlü iş makinelerinin park edilmemesi kuralını ihlal ettiğinin ifade edildiği görülmüştür. Uyuşmazlık Hakem Heyetince, işbu kazaya ilişkin olarak kusur raporu alınmış ve alınan bilirkişi raporunda; ZMSS poliçesi bulunmayan aracın sürücüsünün, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-b maddesinde düzenlenen aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kuralını ihlal etmesi sebebiyle kazanın meydana gelmesinde %25 oranında kusurlu olduğu, davacının ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 68/1-c maddesinde düzenlenen yaya geçitlerinde ya da zorunlu durumlarda, taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların trafiğin düzenine aykırı bir şekilde davranmaları, hem kendilerinin hem de başkalarının can güvenliğini tehlikeye sokacak tavırlarda bulunmamaları kuralını ihlal etmesi sebebiyle kazanın meydana gelmesinde %75 oranında kusurlu olduğu ifade edilmiş ve hakem heyetince bu kusur oranları esas alınarak karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 266 ve takip eden maddeleri uyarınca, mahkemece, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşü alınarak karar verilmelidir. Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti için üniversite öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp, buna uygun şekilde hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.