Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 29/5/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası bakımından kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların ise kabul edilemez olduğuna ve ayrıca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmamıştır. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 11/8/2016 tarihli kararı ile -Sorgun Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta olan- başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına ve 31/8/2016 tarihinde meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevden uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı üzerine başvurucu, Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) talimatıyla 11/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu, 12/8/2016 tarihinde müdafii huzurunda Başsavcılıkta ifade vermiş, ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Başsavcılık, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu aynı tarihte Yozgat Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgusu Yozgat Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 12/8/2016 tarihinde yapılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle Savcılık beyanını tekrar ederek zamanında legal görünümlü olması ve Malatya'da başarılı faaliyetleri bulunması nedeni ile Hügem adlı dershaneye gittiğini, üniversiteyi kazandıktan sonra ailesinden ayrılması nedeniyle bir buçuk yıl kadar örgütün evlerinde kaldığını ve daha sonra bu evlerden ayrıldığını, evlerden tanıdığı kişilerle bazı fikir ayrılıkları yaşaması ve bu kişilerin toplantılarına, sohbetlerine katılmaması nedeniyle kendisini bir süre sonra dışladıklarını, bu kişilerden ayrılarak kiralamış oldukları evde kaldığını ve sonrasında kendi imkânlarıyla ailesinin yanında hâkimlik ve savcılık sınavına hazırlanarak bu sınavı kazandığını, HSYK seçiminde aday olduğundan oy kullanmadığını belirterek FETÖ/PDY'ye üye olmadığını ve amaçları doğrultusunda hiçbir şekilde hareket etmediğini beyan etmiştir. Başvurucunun müdafii, dosyada atılı suçları işlediğine dair bir delil bulunmaması nedeniyle müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:"... 10/8/2016 tarihli hakimlikten - savcılıktan açığa alma kararı bulunduğu, Ankara Başsavcılığının şüpheli hakkındaki ihbarı ile somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu üzerine atılı suçların katalog suçlardan olduğu, suç için kanunda ön görülen ceza miktarı ve suçun halen temadi olması gözönüne alındığında kaçma ihtimalinin olduğu ve bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı, tutukluluğun ölçülü olacağı gözönüne alınarak 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunun 94 maddesinin atfı ile CMK.nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca TUTUKLANMASINA ... [karar verildi.]" Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Sungurlu Sulh Ceza Hâkimliği 22/8/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başsavcılık 27/9/2016 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 29/4/2017 tarihli kararı ile tahliye edilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... üzerine yüklenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, soruşturmanın geldiği aşama ve şüphelinin tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alındığında tutuklama tedbirinin artık gereksiz olduğu, tutuklama tedbiri ile ulaşılmak istenen amaca adli kontrol hükümleri ile de ulaşılabileceği kanaatine varılarak şüphelinin tahliyesine... [karar verildi.]" Başvurucu 29/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 25/9/2018 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. FETÖ/PDY ve bu örgütün yargıdaki yapılanmasına ilişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede başvurucunun gerek organik olarak gerekse örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. İddianamede suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:i. Başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle HSYK'nın 31/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edildiği belirtilmiştir.ii. Başvurucunun kullanmakta olduğu cep telefonu üzerinde yapılan HTS analizi sonucu düzenlenen rapor içeriğine göre haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan soruşturma yürütülen kişilerle telefon irtibatının bulunduğu ve örgütün tepe yönetiminden F.İ. ile görüştüğü ileri sürülmüştür.iii. Başvurucu hakkında FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olduğu yönünde beyanların yer aldığı belirtilmiştir. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak aynı dönemlerde hukuk fakültesinde okudukları anlaşılan bazı tanıkların beyanlarına dayanılmıştır. Bu beyanların içerikleri özetle şöyledir: - Ç. beyanında "şüphelinin örgüte ait evlerde kaldığını" ifade etmiş ve başvurucuyu fotoğraftan teşhis etmiştir.- B.Y. ( Dönem adli yargı hâkim adayı) ifadesinde başvurucu hakkında " dönem Adli Yargı hâkim adayıdır. Sicili ..’dir. 2011 Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Cemaat evlerinde kalmıştır. Aktif görev alıp almadığını bilmiyorum. Cemaat bağlantısının devam edip etmediğini bilmiyorum. Şu an nereye atandığını bilmiyorum. FETÖ soruşturması kapsamında açığa alınmıştır. Okul bittikten sonra cemaatle bağlantısını kopardığını duymuştum" şeklinde beyanda bulunmuştur.- F.T. ifadesinde başvurucu için "yapıya ait evlerde kaldığını" beyan etmiştir. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"Şüpheli hakkında; FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle HSYK tarafından verilen meslekten çıkarma kararı, beyanlar, teşhis, kolluk tarafından düzenlenen raporlar ve tüm soruşturma kapsamında elde edilen deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; şüphelinin, Fetullahçı silahlı terör örgütünün ideolojisini, amaçlarını, faaliyetlerini benimsediği, kendi iradesini örgütün iradesine terk ettiği, örgüt hiyerarşisi içinde hareket ettiği, örgütle organik bağ kurduğu ve örgütün yargı yapılanması içinde yer aldığı ve anlatılan lehe/aleyhe tüm deliller ile savunması karşısında; şüphelinin, anılan silahlı terör örgütünün üyesi olduğuna dair kamu davasını açmaya yetecek derecede yeterli şüphenin bulunduğu anlaşılmıştır." Ankara Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 12/10/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/456 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkemece 19/2/2019 tarihinde yapılan ilk duruşmada başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında özetle isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Mahkemece başvurucu hakkında bilgi sahibi olan bir kısım tanık, talimat yoluyla dinlenilmiştir. Adı geçen tanıkların beyanlarının içerikleri şöyledir: - Ç. beyanında "sanık Zehra ile 2010-2011 yılında Erzincan da her ikimizde Hukuk fakültesinde öğrenci iken o dönem cemaat olarak bildiğimiz FETÖ/PDY yapısına ait öğrenci evinde 1 yıl beraber kaldık. O dönem ben sınıftaydım, Zehra ise son sınıf öğrencisiydi. Zehra mezun olduktan sonra memleketi Malatya'ya döndü ve bildiğim kadarıyla evinde Hakim-Savcılık sınavlarına hazırlandı. ..." şeklinde ifade vermiştir.- F.T. ifadesinde "Ben Erzincan Üniversitesi'nde Hukuk Fakültesi'nde 2007-2011 yılları arasında okudum. Çanakkale Başsavcılığı'nın 2/12/2016 tarihinde ayrıntılı olarak vermiş olduğum ifademde üniversitede bulunduğum süre içerisinde Fetö denilen yapılanmanın evlerinde kaldığımı, ancak daha sonradan bu yapılanma ile ters düşmem nedeniyle ayrıldığımı ayrıntılı olarak belirtmiştim. Mezun olduğumuz üniversitenin kontenjanının az olması, mezuniyet tarihinin de 17 Aralık'tan önce olması nedeniyle üniversitede kimin nerede kaldığı bilinirdi ayrıca bende bu yapılanmaya ait üniversitede evlerinde kalmam nedeniyle bu yapılanmanın evlerinde ya da yurtlarında kalan kişileri daha iyi bilirdim. Zehra Perk isimli kişiyi üniversiteden tanırım, yanlış hatırlamıyorsam kendisi benim aynı dönemim olurdu. Zehra Perk isimli şahsın üniversitede bu yapılanmaya ait evlerde kaldığını üniversitedeki arkadaşlarımdan duymuştum. Zehra Perk isimli şahsın bayan olması nedeniyle bu şahsın bu evlerde kaldığına dair görgüye dayalı bir bilgim yoktur. Sadece üniversitedeki arkadaşlarımdan Zehra Perk'in bu yapıya ait evlerde üniversitede kaldığını duymuştum. Dolayısıyla benim bilgim duyuma dayalıdır. Ayrıca Zehra Perk'in bu yapıdan ayrıldığını, bağlantısını kestiğini, bağlantısını kopardığını da duymuştum." şeklinde beyanda bulunmuştur.- B.H. beyanında "Ben sanığı 2010 yılından Erzincan üniversitesi hukuk fakültesinden tanıyorum. 2010 yılında aynı evde kalmıştık. Ben sınıfken o sınıftaydı. Ben annemin rahatsızlığından dolayı sık sık Erzurum'a gidiyordum, zaten ailemde Erzurum'da ikamet ediyordu. Çok fazla Erzincan'da kalmıyordum. Kendisinin Malatyalı olduğunu hatırlıyorum. Kendisi evde kalan diğerlerine göre rahat profil çizen bir insandı. Öyle sohbet verdiğini hatırlamıyorum. Kılık kıyafeti bakımında da abla profiline uygun değildi. Rahat yaşayan bir insandı. O yıl zaten mezun oldu. Ben de kendisi ile en fazla 1 yıl aynı evde kaldık. Kendisi sohbet yapacak bir yapıya sahip değildi. Mezun olmaya çalışıyordu. Kendisi hakkında daha başka bir bilgim yoktur. Savcı olduğunu duydum. Bize ablalık yapan başka bölümden ablalardı. Kendisi kod adı kullanmıyordu. Bildiğim kadarı ile kod adı ablalara verilen bir ad idi. Arkadaş çevresi de bildiğim kadarı ile komutan kızı ya da ağır ceza reisi kızı gibi insanlardı. Kendisi de hakimlik için hazırlanacaktı." şeklinde ifade vermiştir. Mahkeme 10/4/2019 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Dosyada tanık beyanları ve araştırma tutanaklarındaki bir kısım şüpheli şahıslarla görüşme kaydı dışında aleyhe herhangi bir delil bulunmaması, tanık beyanlarının sanığın örgütsel faaliyetlerde bulunduğuna, örgüt içerisinde hareket ettiğine dair somut isnatlara dayanmaması, sanığın üniversite döneminde kendileriyle birlikte örgüt evinde kaldığını beyan etmelerinden ibaret olması, tanıkların beyanlarında sanığın örgütsel anlamda hiçbir faaliyetine şahit olmadıklarını, sanığın örgütte görev alacak bir yapıya sahip olmadığını, yapıyı pek sevmediğini beyan etmeleri, sanığın tanık beyanlarını doğrular yönde samimi bir şekilde mecburiyetten bu evde kaldığını ve bu evin örgüt evi olduğunu bilmediğini ikrar etmesi, sanığın haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle görüşme kaydının bulunması ancak bu kişilerin genellikle yargı mensubu olması, bu görüşme kayıtlarının sanığın meslektaşları olmaları hasebiyle hayatın olağan akışına uygun olma ihtimalinin değerlendirilmesi ve sanık hakkında yapılan araştırmalarda bylock kaydı bulunmaması, örgütle irtibatlı Bank Asya da örgüt liderinin talimatı ile mevduat artıranlar arasında isminin olmaması, örgütle irtibatlı Vakıf-Dernek-Sendika üyeliğinin bulunmaması, örgütün Tepe Yöneticileri ile irtibatının tespit edilememesi, örgütle iltisaklı şirketlerle Sgk kaydı olmaması, sanıktan elde edilen cd'lerde Fetö örgütüyle irtibatlı herhangi bir bulguya saptanamamış olması ile dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın 2005-2006 yıllarını kapsayan dönemde örgütle irtibatlı bir dershaneye gitmiş olması, üniversite öğrencisi olduğu dönemde olarak örgüte ait evde kalmış olması mahkememizde örgüt üyeliği kapsamında şüphe oluşturmuş olsa da; sanığın örgüte ait bir dershanede eğitim görmüş olması ve öğrenci olduğu dönemde örgüte ait evlerde kalması tek başına örgüt hiyerarşisi içinde hareket ettiği sonucunu doğurmayacağından mevcut deliller ışığında sanığın mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak yeterli, kesin ve açık delil elde edilememesi karşısında şüphe aşamasında kalan silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden CMK.nun 223/2-e maddesi uyarınca sanığın atılı suçtan Beraatine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Başvurucu hakkında verilen beraat hükmüne karşı Ankara cumhuriyet Başsavcılığı "başvurucunun ikrar içeren savunması, tanık beyanları ve dosyadaki diğer delillere göre mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraat kararı verildiği" gerekçesiyle istinaf talebinde bulunmuştur. Başvurucu müdafii de istinaf yoluna başvurmuştur. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Ankara Bölge Adliye Mahkemesinde derdesttir. A. İlgili Kanun Hükümleri İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-B. Yargıtay İçtihatları Silahlı terör örgütüne üye olma suçuyla ilgili olarak Yargıtay Ceza Dairesinin 30/9/2019 tarihli ve E.2019/2653, K.2019/5656 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "... sanığın örgütle iltisaklı olması nedeniyle kapatılan dershaneye gitmesinin, yurtlarda kalmasının ve çocuklarını göndermesinin örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;..."