Başvuru, haksız gözaltı ve yakalama sırasında kötü muameleye maruz bırakılma nedenleriyle işkence ve kötü muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, haksız gözaltı ve yakalama sırasında kötü muameleye maruz bırakılma nedenleriyle işkence ve kötü muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 29/1/2014 tarihinde Antalya Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/4/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 23/12/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 22/1/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 2/2/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu ile Polis Memurları Arasında Gelişen Olaylar Başvurucu, Antalya Büyükşehir Belediyesinde işçi olarak çalışmakta olup 20/3/2013 tarihinde saat 20 sıralarında Antalya Lisesi önünde üç kişinin polisler tarafından durdurulduğunu ve kimlik kontrolü yapıldığını görmesi üzerine polislerin ne yapacaklarını merak ederek olayı izlemeye başlamıştır. Bu sırada başvurucunun elinde temizlik aracına ait olan yaklaşık 30 cm uzunluğunda metal bir çubuk bulunmaktadır. Polis memurları başvurucuya kendilerinin polis olduklarını ve ihbar üzerine anılan kişileri durdurduklarını belirtmiş ve başvurucudan olay yerinden ayrılmasını istemişlerdir. Başvurucunun olay yerinden ayrılmaması ve polis memurlarının durdurdukları kişilere yönelik işlem yapmalarına sözlü olarak müdahale etmesi üzerine gözaltına alınmak istenmiş, başvurucunun kelepçe taktırmamak için direnmesi ve elindeki metal çubuğu bırakmaması üzerine polis memurları tarafından kuvvet kullanılarak gözaltına alınmıştır. Başvurucunun gözaltı işlemine direnişi ve elindeki metal çubuğun alınmaya çalışılması sırasında bir polis memuru tarafından başvurucuya biber gazı sıkılmıştır. Başvurucu ile polis memurları arasında yaşanan olaylar sırasında başvurucu ve bir polis memuru yaralanmıştır. Başvurucuya gözaltı giriş işlemleri için adli muayene raporu aldırılmış, ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından 21/3/2013 tarihinde saat 06'da gözaltı çıkış muayenesi yaptırıldıktan sonra salıverilmiştir. Sağlık Raporları Başvurucu hakkında gözaltı giriş işlemleri için Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 20/3/2013 tarihli ve 34 saatli adli muayene raporunda, sağ el bileği iç kısmında ve üst kısımda iki adet doku kayıplı lezyon sıyrık, sol el üst kısımda yüzeysel bir adet sıyrık, ense sağ alt kısımda yüzeysel kızarıklık tespit edilmiştir. Başvurucu hakkında gözaltı çıkış işlemleri için aynı hastane tarafından düzenlenen 21/3/2013 tarihli ve 06 saatli adli muayene raporunda da gözaltı giriş raporuyla aynı bulgular tespit edilmiştir. Polis memuru A.Ü. hakkında olayın ardından düzenlenen adli muayene raporunda, sağ el , , parmaklar ve sol el 1 ve parmaklar üstünde 1x1 cm'lik doku kayıplı sıyrık, sol el parmakta ödem ve şişlik tespit edilmiştir. Başvurucu Hakkında Yürütülen Adli İşlemler Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/7044 esas sayılı iddianamesi ile başvurucu hakkında, görevi yaptırmamak için direnme suçundan kamu davası açılmıştır. Yargılamayı yürüten Antalya Asliye Ceza Mahkemesi 2/12/2013 tarihli ve E.2013/233, K.2013/770 sayılı kararıyla, başvurucunun beraatine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"...kolluk kuvvetlerinin başvurucunun uzaklaşmasını istemesine rağmen başvurucunun sözlü müdahalelere devam ederek olay yerinden uzaklaşmadığı, bu sırada kalabalığın toplandığı, ... , başvurucunun kolluk kuvvetlerine yönelik cebir ve şiddet göstermediği gibi tehdit içeren bir söz sarfetmediği, müştekinin zor kullanma yetkisi kapsamında sanığa müdahale ettiği esnada kendi eylemi sonucunda yaralandığı anlaşıldığından başvurucuya yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması gerekçesiyle beraatine [karar verilmiştir]." Anılan karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Başvurucunun Kötü Muameleme İddiaları Hakkında Yürütülen Adli İşlemler Başvurucunun, görevi yaptırmamak için direnme suçu isnadıyla hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan ifadesinde, polis memurları tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığına ilişkin şikâyette bulunması üzerine anılan iddiaya ilişkin soruşturma başlatılmıştır. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/17951 sayılı dosyasına kayıtlı olarak yürütülen soruşturma kapsamında başvurucunun beyanı ve şüpheli polis memurlarının ifadeleri alınmış, adli muayene raporları ve tutanaklar değerlendirilmiştir. Savcılık tarafından ayrıca olay yerini gören iş yeri güvenlik kameraları bulunup bulunmadığına yönelik araştırma yapılmış, kamera kaydına rastlanmamıştır. Alınan beyanında başvurucu; olay günü Antalya Lisesinin bahçe duvarının yanındaki sokakta kullanmış olduğu aracın bir parçasını takmak üzere bulunduğu sırada bir motosikletli polis (Yunus) timinin geldiğini, sokakta bulunan 3-4 gence kimlik sorduklarını, bu gençleri tanımadığını, polisleri görünce durup ne yapacaklar diyebeklemeye başladığını, polislerin gençleri duvara yasladıklarını ve kimlik istediklerini, hakkınızda ihbar var dediklerini, kendisinin aynı zamanda sol görüşlü bir siyasi partinin yöneticisi olduğunu bu nedenle bir vatandaş olarak polislerin ne yapacağını beklemeye başladığını, polislerin kendisini görünce "sen git" dediklerini, kendisinin ise gitmeyeceğini ifade ettiğini, "git biz polis memuruyuz" dediklerini, kendisinin ise merak ettiğini ve görmek istediğini beyan ettiğini, bunun üzerine polis memurlarının kendisine "elini ver sana kelepçe takacağız" dediklerini, "ben bir suç işlemedim vermeyeceğim bu gençlerde bir suç işlemedi, bu şekilde davranamasınız" dediğini, polis memurlarından birinin bileğini kavrayarak kelepçenin bir tanesini koluna taktığını, kendisinin diğerini taktırmayacağını, doğru bir iş yapmadıklarını ifade ettiğini, defalarca da bunları tekrarladığını bunun üzerine kendisine biber gazı sıktıklarını belirtmiştir. Başvurucu verdiği beyanda ayrıca, ne polislerin kendisine ne de kendisinin polislere karşı herhangi bir fiziki müdahalede bulunmadığını, sadece kelepçe takıp takmama konusunda aralarında bir arbede yaşandığını, kendisini yere yatırarak kelepçelediklerini, polis memurunun elindeki biber gazına ait sprey yere düşünce tekrar sıkmamaları için yerden alıp uzak bir yere attığını, kendisini kelepçeledikten sonra ayağa kaldırdıklarını, bu sırada olay yerine başka polis memurlarının da geldiklerini, kendisini öğrencilerden biriyle aynı araca koyarak Sema Yazar Semt Polikliniğine götürerek rapor aldırdıklarını belirtmiş, herhangi bir suçu olmamasına rağmen kendisini zorla yere yatıran ve biber gazı sıkan polislerden bu uygulamaları nedeniyle şikâyetçi olduğunu ifade etmiştir. Şüpheli polis memuru A.Ö. ifadesinde, Muratpaşa Motorize Ekipler Amirliği'nde görev yaptığını, kaçak dergi ve gazete ihbari üzerine olay yerine gittiklerini ve kimseyi bulamadıklarını, Antalya Lisesi yakınlarında 20-25 yaşlarında çantalı 3 çocuk gördüklerini, yanlarına giderek çantalarında ne olduğunu sorduklarını, çantadan 14-15 adet dergi çıkardıklarını, gençlere dağıtma izinlerinin olup olmadıklarını sorduklarında, orada bulunan belediyenin temizlik görevlisinin "bırakın bu çocukları bu çocuklar esrar eroin satmıyor" dediğini, kendileri "biz olayı araştırıyoruz" dediklerinde, "kimlik kontrolü yapamazsınız, çocukların kimliklerine de bakamazsınız" diyerek çıkıştığını, "lütfen beyefendi görevimizi yapmamızı engellemeyin aksi takdirde hakkınıza işlem yaparız" diye uyardıklarını, bu şahsın ortalığı karıştırmak için yüksek sesle devrim içerikli farklı cümleler kullandığını,sonra şahsın yanınagiderek zor kullanmak suretiyle etkisiz hâle getirmek istediklerini ancak şahsın direndiğini, yere yatırıp şahsa kelepçe taktıklarını, ardından diğer şahıslarla birlikte işlem yapmak üzere polis merkezi amirliğine getirilerek tutanak tanzim ettiklerini, olayda kendisinin de yaralandığını, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Şüpheli K. Ö. ifadesinde, Muratpaşa Motorize Ekipler Amirliği'nde görev yaptığını, olay günü bir ihbar üzerine 78264 kod nolu ekip olarak olay yerine gittiklerini, Antalya Lisesi yakınlarında ihbar ile ilgili şüpheli üç genci durdurup çantalarına baktıklarını, çantadan 14-15 adet dergi çıktığını, gençlere dergi için dağıtım izni alıp almadıklarını sorduklarında, orada bulunan belediye temizlik görevlisinin "bırakın bu çocukları bu çocuklar esrar eroin satmıyor, kimlik kontrolü yapamazsınız, çocukların kimliklerine de bakamazsınız" demesi üzerine, görevlerini yaptıklarını ve engellememesini söylediklerini ancak şahsın devrimci kelimeler kullanarak konuşmalarına devam ettiğini, ekip arkadaşı A.Ü.'nün şahsın yanına yasal işlem yapmak üzeri gittiğinde şahsın direndiğini, bunun üzerine şahsa zor kullanma yetkisini çerçevesinde müdahale ettiğini ve yere yatırıp kelepçe taktığını, şahsın elinde 30 cm uzunluğunda araca ait metal bir aparatın bulunduğunu, şahsın uzun süre direndikten sonra A. Ü. tarafından etkisiz hâle getirildiğini, görev yapmalarına engel olduğu için şahsa işlem yapmak zorunda kaldıklarını, suçlamaları kabul etmediklerini beyan etmiştir. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 21/6/2013 tarihli ve 2013/21367 sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir: "... şüphelilerin zor kullanma yetkilerinin sınırlarını aşarak başvurucuya etkili eylemde bulunduklarına ve atılı suçu işlediklerine dair soyut iddia dışında kamu davası açılmasına yeterli delil bulunmadığı [anlaşılmıştır]." Başvurucu tarafından bu karara karşı yapılan itiraz, Manavgat Ağır Ceza Mahkemesinin 4/10/2013 tarih ve 2013/1750 Değişik İş sayılı kararıyla usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Anılan karar 2/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 29/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Polis,A) Suçüstü hâlinde veya gecikmesinde sakınca bulunan diğer hâllerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli iz, eser, emare veya delil bulunan şüphelileri,...E) Polisin kanunlara uygun olarak aldığı tedbirlere karşı gelenleri, direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri,...eylemin veya durumun niteliğine göre; koruma altına alır, uzaklaştırır ya da yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar.Yakalanan kişilerin kaçması veya saldırıda bulunmasının önlenmesi bakımından kişinin sağlığına zarar vermeyecek şekilde her türlü tedbir alınabilir.Yakalanan kişilere, yakalama sebebi herhalde yazılı ve bunun mümkün olmaması hâlinde sözlü olarak derhal; toplu suçlarda ise en geç bu kişiler hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir....Yakalanan kişilerden suç işlediği şüphesi altında olanlar adlî mercilere sevk edilir. ... Yakalama sebebi ortadan kalkanlar derhal serbest bırakılır." 2559 sayılı Kanun'un ek maddesi şöyledir:". Edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan polis, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için derhal gerekli tedbirleri alır. Bir suç işlendiği veya işlenmekte olduğu bilgisini edinen polis, olay yerinin korunması, delillerin tespiti, kaybolmaması ya da bozulmaması için acele tedbirleri aldıktan sonra el koyduğu olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri derhal Cumhuriyet savcısına bildirir ve Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapar....Olay yerinde görevine ait işlemlere başlayan polis, bunların yapılmasına engel olan veya yetkisi içinde aldığı tedbirlere aykırı davranan kişileri, işlemler sonuçlanıncaya kadar ve gerektiğinde zor kullanarak bundan men eder...." 5237 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. .." 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebilir."